şükela:  tümü | bugün
  • aşçıların sığınağı..
    yayınlanmış ilk türkçe yemek kitabı..
    ve fakat ne kadar güzel bir yemek kitabı ismidir...çift yönlü bir mecaz, doğunun ince dilinin mutfak-aşçı aşkına göndermeler filan.. 'ben kendimi gülün dibinde buldum' daki bülbül gibi, tabh etme eyleminin tabbahini sığınsa sığınsa nereye sığınır, değil mi sayın seyirciler..
  • bu arada kitabın yazarı mehmet kamil. 1884 de yayımlanmış.. tariflerde 3 kaşık, 100 gram filan yok.. herşey "murat olunduğu kadar" yada "matlubülmiktar" (talep edilen miktar), usullerde bunları aratmaz şekilde "adeten" (adet olduğu üzere) filan..

    gene de dönemin dilinin şol vakit bize eğlenceli görünmesinden ötürü, "sacın kubbelü tarafını cüzzi yağlayup" yemekleri tabh etmeyi denememek pek kabil değil..
  • bir dostumun yilbasi hediyesi olarak elime gecen bu tanzimat fermani zamanlarindan kalma yemek kitabini okumak,
    tarif olunan o muhtesem yemekler kadar bir lezzeti damakda birakiyormus meger.dimagda mi demeliydim yoksa.
    bir ornek vereyim;
    --- spoiler ---
    tas kebabi:
    leziz kebaptir.tariki tabhi:semizce koyun etinden kucuk ceviz miktari dograyip badet tathir ince sogan centip tuz ve biber ve tarcin ve kakule koyup iyice bir vafir el ile ogusturalar.iki saat miktari gectikce bir munasip corba tasi yahut toprak kase icine vaz edip bir kenarlica tepsinin orta yerine mezkur tasi yuzukoyun kapayip kor uzerine sacayak ile koyalar bir bucuk saat miktari dura.suyunu kouverip tekrar cektikce tepsi derununa biraz etsuyu koyup ve uzeriine yikanmis pirinci vaz edeler. suyunu cektikce eger pirinc dirice ise bir miktar dahi su serpeler, kararina geldikte atesten indirip ekl olnacak vakitd ortasindan tasi kaldirip buyuralar. meshur ve nefis bir taamdir. kenarda etsuyu bulunmadigi surette bayagi su konulur, pirinc konuldukta iki uc karistirmak lazimdir.
    --- spoiler ---

    tarifin pek anlasilamamasi gundelik dilin degismesinden cok mistik ve surreel olmasindan kaynakli.
    kulaga hafif azeri naifligini cagristiran, mamafih her sekilde ince ve latif ve akici bir lisan imis ayni zamanda bu osmanlica.
    (bkz: osmanlica da etkileyici tamlamalar)
  • dönemin *mekteb-i tıbbıye-i şahane hocalarından mehmet kamil'e ait bu kitaptan bir tarif de ben ekleyeyim dedim.

    "lüfer pilavı: tarik -i tabhı: miktar-ı vafi lüfer balığı tedarik birle usul üzre içini çıkarıp ba'te'd- tathir tuzlayıp hazır edeler. ba'dehu tencereye ala rugan-ı zeyt koyup yaktıkta ikili birli hesabıyla su koyup kaynamaya başladıkta tathir olunmuş pirinci salıp der-akap hazırlanan balıkları üzerine yatırıp tencerenin kapağını kapayalar. tamam çektikte indirip bir miktar meksten sonra pilavını tabağa vaz', balıkları dahi nizamiyle üzerine koyup tarçın ekildikte tenavül buyrula."
  • aşçıların sığınağı.
    1844 yılı basılı (lito: taş baskı) ilk yemek kitabımız. yazarı mehmed (muhammed) kamil.
  • orijinal taş baskılarına bin küsür lira fiyat biçilen ilk yemek kitabımız. almasanız da makalelerden veya incelemelerden birkaç tarif örneği okuyunca güncel konuşma dilimizin yalınlığını görüyorsunuz. tarifler, imperative-emir formunda özünde nezaket isteğe kayan kısa cümlelerle ve sade bir şekilde yazılır. kitaptaki tariflerde şahıs çekimleri o dönemki formlarındayken, o kısacık cümleler içerisinde bile arapça tamlama yapısına rastlamak mümkün.

    bazı -affedersiniz osmanlıcı- akademisyen bozuntuları, ısmarlama makalelerinde ''dilden arapça-farsça kelimeleri çıkardılar ammaaa batıdan gelen kelimelere bir şey yapmadılar.'' diye alttan alttan propaganda yapıyorlar bu konularda. aynen aynen. kaynakları taramasalardı, derlemeselerdi de türkçe karşılıkları var olduğu hâlde kavramların arapçalarını kullansaydık değil mi? güncel bilim dili de daima arapça olmuştur zaten biliyorsunuz ki. 1930'lardaki vizyonumuz, şimdikinden kat be kat ilerideymiş. bu ne kadar acı bir gerçek ya böyle. üniversitelerde tarih, edebiyat gibi sosyal bilimlerle uğraşan insanlar için bölümler birer siyasi arena gibi. makale dilinden, konusundan tutun da kullanılan kelimelere kadar. tarihin, dilin siyaset adına manipüle edilmesi ve de kullanılması bir ülke adına utanç verici bence.