şükela:  tümü | bugün
  • görmesini bilmek isteyen gözlere manidar işaret fişeklerini, kurgusuna dahil ettiği betimlemelerle beraber sunan köşe kadısı. sözlerini, düşüncelerini eğip bükmeden, birilerine yaranacağım,gocunduracağım derdi taşımadan, hep olduğu gibi salt, dolambaçsız gözlemlerini paylaşmasıyla da basının takip edilesi isimlerindendir. eleştirinin nasıl olması gerektiği, nasıl herkesin anlayabileceği bir seviyenin tutturulabileceği konusunda kendileri önemli bir örnek teşkil etmekte, kanımca.
  • tüm eksik ve hatalarina ragmen ülke topraklarinda inadina var olan sosyalist solu liberalizmle terbiye etmeye yeminli tarafin solaciginda yerini almis yazar. artik roni ve yagciyla aralarinda paslasirlar.
    bu adiminda iyiniyet arasam, aklima "cehenneme giden yolun taslari" gelirdi. ama aramiyorum, yolu acik olsun, basimiz sagolsun! devekusu kabare nin geceler oyununda uzayli bölümündeki denizlili aydin bir köylünün demesiyle "givircigi da gaybettik gari!"
  • birgün gazetesinden,taraf gazetesine geçişini kendisine döner ısmarlayarak kutlamak istediğim gazeteci. sadece döner ayran yok. ben fakirim sonuçta. kuzu çevirme falan isterse onu altan ağabeyi ısmarlar artık.

    kendisi birgün gazetesindeki yazılarında taraf gazetesine ağır eleştiriler yöneltirken, bu kez taraf gazetesindeki yazılarıyla birgün gazetesi çizgisini eleştirmektedir. melih altınok, küresel ekonomik krizle birlikte liberalizmin modası geçerken, üzerine giydiği demode liberal taraf elbisesiyle arzı endam etmeyi tercih ediverdi. aniden, birdenbire, zırt diye dün ne savunuyorsa bugün aksini savunmaya başladı.

    melih altınok'un tayyip erdoğan misali değişerek gelişmesine dair birgün gazetesinde barış ince tarafından kaleme alınan yazıya göz atmakta faide var.

    http://www.birgun.net/…41&year=2009&month=07&day=21
  • kendisini solcu diye yutturmuştu. meğer gizli taraftarmış. açığa çıktı sonunda. daha ocak ayında şöyle bir şeyler demiş muhterem:

    "bilinçli muhatapları karşısında ‘günah,’ ‘haram,’ ‘ilahi adalet’ gibi dayanakların yeterli olmadığını gören genç sivillerimizin yardımına, çongarların, kütahyalıların, oğurların, mahçupyanların gazetesi yetişiyor elbette. yola getirilmesi gereken solcu gençlerle, satırlar devreye girene kadar yaptıkları demokratik tartışmalarda bu gazeteyi sallıyorlar havada. mesela ‘mahallemde baskı var! alın size toprak’ın bilimsel araştırması’ diyen olursa. açıyorlar çağdaş mizanpajlı kutsal gazetelerini. besmele niyetine mahçupyan’ın yazısını okuyorlar günahkârın suratına."
    http://www.birgun.net/…41&year=2009&month=07&day=21

    taraf'a layık biriymiş meğer. "kenan evren'e kurban olurum" diyen polis amirleri ile paslaşırlar artık.
  • yazılarını okuyunca şu hissiyat uyanıyor bende: "ıyyyyyyyyyy"

    http://www.taraf.com.tr/makale/6591.htm

    histerik muhalefetin yeni örneği. yıllardır mücadele veren ve şehitlerinin kanı kurumamış bir örgüte "kılınızı bile kıpırdatmadınız" diyebilecek kadar düzene sadık ve kendini bilmez. ben diyorum, taraf gazetesi yazarları muhtemelen başka bir evrende yaşıyorlar, kendi kıllarının kıpır kıpır olduğu, devrimcilerin ise kıllarını kıpırdatmadıkları bir evren bu.

    al melihçiğim, çevir çevir oku, bilgilen:

    http://www.yuruyus.com/…ish/news.php?h_newsid=6161&

    ek 1: birgün gazetesinde kendisine ilişkin bir yazı çıkmış: "dönekliğin adabı üzerine"
    okunsun, paranın sıcak yüzü öğrenilsin:
    http://www.birgun.net/…41&year=2009&month=07&day=21
  • hakkında yazılanları metin altıok diye okuyarak beni şaşkınlığa sürüklemiş olan kişi. bir ad bir ada bu kadar benzemeye yakışamayabilir mi?
  • ulan... uzunca bir süredir takip etmiyordum kendisini. bir bakayım ne var ne yok dememle ciddi bir şaşkınlıkla taraf gazetesine geçtiğini öğrenmiş oldum. şimdi mesela yakın bir zamanda benzer bir şekilde mithat sancar da taraf'a geçmişti ve lakin ideolojik çizgi ve duruşu özelinde olağan bir gözle bakabiliyorduk buna.

    evet, bu yüzden, melih altınok'un taraf'a geçişi belki eleştirilebilecek son şey olmalıdır. iki yazısından birinde taraf eleştirisi görebileceğiniz bir insandaki taraf gazetesinde yazmış olduğu şu 5-6 yazıya sığmış koskoca farklılıktır eleştiri konusu olması gereken. zaten bir kere "solaçık" olarak tabir ettiği noktada rasim ozan kütahyalı ve hocası etyen mahçupyan müthiş bir görev bilinciyle sola hızlı kontra ataklarla saldırmakla mükellef iken, kendisine ne hacet duyulmuş anlamadım.

    yazılarına şöyle bir bakınca, sol eleştirisinden öte, işe yeni kabul edilmiş birinin kendini beğendirip sınavdan geçme çabası tedirginliğinin var olduğunu görebiliyoruz: ilk ele aldığı noktalar, liberallerin amentüsü olan ergenekon, avrupa birliği güzellemesi, türban, mütedeyyin özgürlükçülüğü vs.

    bunu kendisi özelinde söyleyecek olmam talihsizlik belki ama, türkiye solunun geçmişine yönelik eleştirileri daniel bensaid'in "tarih iktidar gibidir. görmezden gelinemez. iktidarı almayı reddederseniz iktidar sizi alır. tarihi kapıdan kovarsanız, o bacadan girer." deyişindeki "iktidar"ı andırıyor ne yazık ki.
  • taraf'ın kendinden menkul "solaçık" yazarı. taraf'a geçtiğinden beridir bulunduğu gazeteye zarar verdiği kanaatini taşıyorum. yani en azından, işten çıkarılan sendika temsilcileri haberini köşesine taşıması talep edilen ümit kıvanç'ın "yazamama" gerekçesini[1], adnan keskin'in express'teki röportajında taraf'ın muktedir tarafına yaptığı vurguyu vs. ister istemez haklı çıkartıyor kendisi.

    geçen hafta yazdığı "sol ve islâm" başlıklı yazısında ürettiği yepisyeni kanaatlere, daha bir buçuk yıl önce şu başlıkta alıntıladığımız yazısıyla monolog oluşturacak düzeydeki tepetaklak dönüşünden bunu anlıyoruz. bakın, solun şerrinden kendini arındırıp billurlarmış melih altınok şimdi ne diyor:

    "türkiye’deki solun islâm’la ilişkisinden ötürü maça 1–0 yenik başladığı yönündeki tespite katılıyorum. ancak bu durumun solun varoluşu gereği karşı karşıya olduğu kronik bir araz değil, cehaletimizden kaynaklanan aşılabilir bir problem olduğunu düşünüyorum."[2]

    duralım şurada, bir buçuk yıl önceki melih altınok ne de güzel cevap vermiş buna:

    "ülkede yayınlanan gazetelerin genel tavrına bakıp, tüm sorunların temelinde solun ezberlerinin yattığını düşünmek işten bile değil. bozulması gereken ezberler neler mi? halkı faşist saldırılara karşı koruyan örgütlülük pratiği bunlardan bir mesela. grevler, boykotlar, bağımsızlık talebi, enternasyonalizm de pekâlâ ezber. 6. filoyu denize dökenlere karşı cihat çağrıları yapanlarla, ‘aleviler cami bombaladı’ deyip kentlerde çoluk çocuk demeden katledenlerle mücadele etmekse ezberciliğin dik alası. tez elden bozulmalılar. vesaire vesaire…

    gündemdeki konular vesilesiyle şahit olduğum bu riyakârlığın altında, yalnızca akçeli ilişkilerin yattığına inanmıyorum artık. sorunun daha ciddi bir patolojik vakaya işaret ettiğine düşünüyorum. zira ciddi bir mantık tutulması söz konusu."[3]

    eheh, yeni melih altınok devam etmiş:

    "bir müslüman’ın demokrasi talebinin takiyeden başka bir anlam ifade etmeyeceği, hassasiyetlere saygının taviz anlamına geleceği ya da saygı göstermenin yegâne yolunun kişilikten taviz vermek olduğu türünden önyargıları çıkartıp seyahat çantasını hafifletmek de elzem tabii ki."

    her salı günü sırf kendisi için gidip birgün aldığımız melih altınok'tan bir karşı atak daha:

    "darü’l-harb’den söz eden, cihadı savunan, kadınları ikinci sınıf insan olarak nitelendiren, eşcinselleri, feministleri ya da ateistleri sapkın ilan eden, alevileri, yezidileri, ermenileri düşman sayan bir sisteme, dine karşı olduğunu söyleyenleri ezberci ilan etmek, ezber bozuculuk oluyor öyle mi? vah ki vah!..
    velhasılıkelam, ezber bozman söyleminin kendisi bir ezbere dönüşmüş durumda. görün artık, kimse aslı varken suretine yönelmiyor. sizler demokrasi ve özgürlük adına solun ilkelerine saldırdıkça, milliyetçi -muhafazakâr partilerin oyu artıyor; ülke gericileşiyor."

    melih altınok'daki akçeli ilişki mi, patolojik vaka mı, mantık tutulması mı yoksa ansızın yaşadığı bir epistemolojik kopuş mu, belirsiz. lakin yine, yeniden: "dönekliğin adabı üzerine"
    http://www.birgun.net/…41&year=2009&month=07&day=21

    [1] http://www.birgun.net/…08&day=16&month=09&year=2009
    [2] http://taraf.com.tr/makale/7489.htm
    [3] #12876107
  • çok değil daha 1-2 yıl önce en ağır şekilde eleştirdiği gazeteye gidip köşe açmıştır. "fethullahçı", "neoliberal" "holigan" vs dediği yazarlarla kolkola, onları köşelerinin altında yazmaktadır. artık ne denir bilmiyorum, biri "omurgasızlık", "döneklik" der, diğeri "meşrebi geniş" der.
    ama birgün gazetesinde, taraf için yazdıklarının bir kısmı aşağıdadır, bir okuyun kendiniz karar verin. şahsen "sol açık" ilan edilmesi bende sadece gülme etkisi yaratıyor, bir de herkesi gerizekalı yerine koymaları anlamına geliyor.
    eee, tarafın "sol açığı" anca böyle olur!

    *26-08-08 taraf’in holiganlari
    http://www.birgun.net/…80&year=2008&month=08&day=26
    neo-liberaller solu hedef tahtasına oturttular desenize şuna.

    ***http://www.birgun.net/…58&year=2008&month=12&day=10
    gerek önder aytaç’ın gerekse köşesinin ortağı emre uslu’nun emniyet içerisindeki fethullahçı örgütlenmeyle olan ilişkilerini bilmeyen yok. bu ikilinin söz konusu ilişkileri hakkında yazılıp çizilmeyen kalmadı. kaldı ki taraf’ta yazmaya başladıkları günden beri her makalelerinde bu misyonlarını açık ediyorlar.
    …taraf’ın yayın hayatına başladığı günden beri şahit olduğumuz yayın politikası da iddialarımı doğrular nitelikte. gazete polisin uygulamalarına dair eleştirilerinde yoğun olarak ‘teknik kusur’ vurgusu yaparken, askerin en ufak teknik kusurunun altında bile sistematik bir amacın bulunduğu iddiasını dillendiriyor.

    …aynı gazeteden rasim ozan kütahyalı’nın yukarıda alıntıladığım sözlerine rağmen “özgürlükçü ve demokrat” bir aydın olarak gördüğü arkadaşı aytaç’ı yalnızca ‘vicdanlı davranmamakla’ eleştirmesi de düşündürücü. ki bilirsiniz, devrimcilerin ya da askerlerin her sözlerinin ve edimlerinin altında buzağı aramayı kendine iş edinmiştir yazarımız.

    ***http://www.birgun.net/…33&year=2009&month=02&day=24 yıldıray oğur
    …ez cümle solu ‘demokrasiden nasibini almamış elistist aydınlamacılıkla’ yaftalamayı nerdeyse yayın politikası haline getirmiş bir mecrada rastlayınca görmezlikten gelemiyor insan.

    ***http://www.birgun.net/…30&year=2009&month=01&day=27
    r.o.kütahyalı 27-01-09
    günü geliyor köşesinde, tarihe elini daldırıp deniz gezmiş’i çıkartıyor, ırkçı faşist yaftasını yapıştırıveriyor; ertesi gün de sırasıyla sanatçıları, sinemacıları, yazarları, gazetecileri…
    bu provokatif tarz kütahyalı’nın alâmetifarikası, var oluş nedeni. şu an yazmakta olduğu gazetede de bu yüzden var zaten….
    hatırlayacaksınız, gazetenin forum sayfasında yazdığı deniz gezmiş yazılarıyla entelijansiyamızın nazarı dikkatini celbetmiş ve köşe kadısı mertebesine yükselivermişti kendileri. bu önlemez yükselişte, kütahyalı’nın güneyvari tespitlerini ciddiye alıp cevap makaleleri kaleme alan isimlerin büyük katkısı oldu kuşkusuz. ahrette de ellerim yakalarında olacak, buradan durulur.
    …kütahyalı’nın yarattığı holiganlık atmosferinde

    *** http://www.birgun.net/…09&year=2009&month=01&day=06
    bilinçli muhatapları karşısında ‘günah,’ ‘haram,’ ‘ ilahi adalet’ gibi dayanakların yeterli olmadığını gören genç sivillerimizin yardımına, çongarların, kütahyalıların, oğurların, mahçupyanların gazetesi yetişiyor elbette. yola getirilmesi gereken solcu gençlerle, satırlar devreye girene kadar yaptıkları demokratik tartışmalarda bu gazeteyi sallıyorlar havada. mesela ‘mahallemde baskı var! alın size toprak’ın bilimsel araştırması’ diyen olursa. açıyorlar çağdaş mizanpajlı kutsal gazetelerini. besmele niyetine mahçupyan’ın yazısını okuyorlar günahkârın suratına: “(araştırmaya) verilen yanıtlar buram buram öznellik kokuyor ve doğrusu bilimsel açıdan çok tahrik edici bir malzemeye işaret ediyor.

    *8-07-08
    zira sayın halil berktay’ın ‘liberalizm ve cehalet üzerine’ adlı yazısı tekrar tekrar geliyor gözümün önüne. hocamızın, liberalizmin, öyle bizim gibi “çoluk çocuğun bir kalemde silip atacağı bir şey” olmadığını niçin dillendirdiğini anlamaya çalışıyorum. “allahtan ki 1215’te, güya emekçi halk adına ‘birbirlerini yesinler, bizi ilgilendirmez’ diyecek halis türk zekâları”nın olmamasına dua etmesi için ne terbiyesizlik yaptığımızı bulmaya çalışıyorum. sizce sevgili hocamız bu konuya nereden geldi? liberalizmin her sözlükten rahatça ulaşacağımız tanımını bir kez daha yapma ihtiyacını niçin duydu? bizi ilgilendirmez dediğimizi nerden çıkardı? peki ya manga carta?.. ilahi sayın berktay.
    öğrencilerinizin yazılı sözlü sınavlarınızda neler çektiğini şimdi daha iyi anlıyorum. kim bilir sorduğunuz soruları doğru yanıtlayan kaç öğrencinizi sınıfta bıraktınız? az çok sorularınızı tahmin ediyorum hani:
    “bir kar tanesi olsaydınız nereye düşerdiniz? son ergenekon operasyonu çerçevesinde yorumlayınız. not: yanıtınızı fransız ihtilali’nin başarıysa ulaşmasında türkiye solunun olmamasının takdiri ilahi mi yoksa bir strateji gereği mi olduğunu düşünerek genişletebilirsiniz. hayatta başarılar.”

    bu alıntılar gibi çok var, bunlar sadece birkaçı... demek ki "solaçık"ımızın azcık omurga problemi var anlaşılan! hakkında bunları yazdığı kişilerle kolkola girip iki ay önce yazdığı gazeteye(birgün) saldırması da kendince tutarlı. yarın taraf'ı bırakıp zaman'a, yenişafak'a, yeniçağ'a, cumhuriyet'e ya da star'a geçmemesi için hiçbir sebep yok. çünkü ortada bir ilke, bir duruş, bir pencere yok.
    söyledikleri doğrudur yanlıştır ayrı konu; ama çok açık bir tutarsızlık, ilkesizlik olduğu çok net.
    başarılarının devamını diliyorum.
  • "gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki kendini solda tarif eden biri olarak, berlin duvarı’nın yıkılması beni ancak mutlu edebilir. çünkü hiçbir şekilde, doğu almanya yurttaşlarını askerle, polisle, yasayla ve türlü ajitasyonla konservasyona tabi tutup, yetmiyormuş gibi bir de ülkenin orta yerine duvar ören o faşist rejimi sahiplenmiyorum. "

    demis ve antikomünizmini "sol aciginda" kusmus liberal karsidevrimci. öylede bir solcu ki bu arkadas demokratik almanya yi fasist ilan edebiliyor. daha ne olsun? sanirim o da devrimcilerin sabrini test ediyor kendince, bu aralar yesile boyanarak ünlü olmak moda ya. melihim bosuna kendini paralama, bu saatten sonra solda tek bir kisi bile seni kaale almaz. cik ortaya cem karaca gibi "döndüm ulan, döndüm iste!" de, kurtul! ne diye demagoji? ne diye bu kadar yalan?
    meraklisina not: bu arada shell in gecen sene almanya daki genclik arastirmasina göre dogu alman gencliginin (yani duvar sonrasi kusak bu) %65 i dogu almanya yi batiya göre daha insancil ve sosyal buluyorlarmis. almanya nin her iki tarafinda da duvari geri isteyenlerin orani %25 mis. hava artik liberalizmden yana esmiyor, insanlar yasadiklari toplumu daha cok sorgulamaya basladilar, sikindirik totalitarizm argümanlariyla solculuk oynamak eskisi kadar kolay degil yani!