şükela:  tümü | bugün
  • delos’lu bir delikanlı. kıbrıs’a gitti. kıbrıs kralı kinyras’ın oğlu. adonis’iin melos ile arkadaş olmasını istedi. bu iyi kalpli delikanılyı orada evlendirdi. pelia adındaki kızdan melos’un bir oğlu oldu. ona da melos adını verdiler. adonis’i seven aphrodite, onun arkadaşı baba melos’u da koruyordu. adonis’i bir domuz öldürdü, melos üzüntüden kendisini bir ağaca astı; o ağaca rumca elma ağacı anlamına gelen melos adını verdiler.
  • melis isminde olan insanlara soylenen takma ad *..
  • şişli terakki lisesi mezunu melihcan isimli alkolik şahsiyet. şu anda kıbrıs'ta okumakta kendisi.
  • meliha isimini taşıyan ve bir o kadar da sevimli olan insanlara sesleniş biçimi. meloş.
  • ismi meltem olanlar icin de kullanilan bir lakaptir. yillardir ablama dedigim gibi. meloş.
  • soyadını bilmediğim ama yedi ceddine üç gündür sövüp, kalan ömrümce de söveceğim kişidir.

    haftasonu ilk kez ahmet kaya'nın mezarını ziyaret ettim ve başına varmam ile birlikte şok olmam bir oldu. kapalı ve beyaz mermer ile kaplı mezarın her yerine ziyaretçiler isimlerini yazmayı uygun görmüşler. sağına, soluna, üstüne, altına, kimi tarihli, kimi imzalı. sanırsınız kolu kırılmış bir küçük çocuğun alçısını imzalıyorsunuz, bu ne görgüsüzlük, nasıl saygısızlık, ne büyük bir gerizekalılık.

    başlığa adını veren meloş ise bunlardan en vahimi, en zirvesi. keza rahmetlinin isminin yazılı olduğu yerde, ahmet ile kaya sözcüklerinin ortasında dikine yazılmış bir meloş var. başın göğe mi erdi meloş? senin şahsından başlayarak alayınızın mezarları daha beter hakarete uğrasın diye beddua ediyorum
  • la. uyum, ahenk, melodi
  • ben düşünen tek bir bedenin uzvuyum anlamına gelir.
  • eski yunan'da önceleri üye, aza, organ anlamına gelirdi; homeros'tan sonra da melodi, belirli bir lirik şiir üzerine şarkı sunumu haline geldi anlamı. böylece etimolojik olarak "organlaşmış ezgi" oldu.