şükela:  tümü | bugün
  • yüksek müsadenize sığınarak bu konuda naçizane fikrimi, tüm iyi niyetimle ortaya atmak istiyorum.

    öncelikle şu an muhtemelen yeni romanı üzerinde çalışmakta olan seylann arkadaşımıza alıntıladığım bu konsept için teşekkür etmek istiyorum, bunu bir arak değil esinlenme olarak görmesi temennilerimle.

    ben beni bildim bileli sözlükte zaman geçiririm, bu hanım avukat arkadaşımızla ilgili başlıkları ve silme-sildirme maceralarını yakından takip etmek durumunda kaldım.

    kendisini merak edip google'dan aramışlığım bile yok, ancak konuya fazlasıyla hakimim. öncelikle, herkesin, hepimizin ayakkabıcı, kimyager, torbacı, öğrenci, öğretmen, doktor... ayırt etmeksizin birer insan olduğumuzu kabul etmekle başlayalım ve karşılıklı mutabakatla bu işi sonlandıralım.

    belli ki meltem banko arkadaşımız sözlükte yazılanlar konusunda bir takıntı sahibi.

    olabilir.

    hepimizin yerine ve zamanına göre sahip olduğu takıntılar oluyor, kendisine ezik demiyorum bilakis, hepimizin kendini ezik hissettiği zamanlar oluyor. hakkında edindiğimiz bilgilere bakılırsa kendisi "iyiler erken ölür" kıstasını yerine getirebilecek bir insan da değil, bir çoğumuz gibi. e sözlük de bir kaç nesil daha ayakta duracağa benziyor. bu durumda bu işi karşılıklı hoşgörü ve fedakarlıkla paradoks halinden kurtarmamız gerekiyor.

    mahkeme kararıyla entry sildirmeler vs. her ne kadar kişisel bir hak olsa da, yaşadığımız çağın ve ülkenin hassasiyetlerini de göz önünde bulundurmak zorundayız. biz ezik, takıntılı, anti-demokrat bir hanım avukat istemiyoruz bu ülkede. aynı zamanda bu zaaflar üzerine saldıran bir kesim de istemiyoruz.

    peace diyorum. peace.

    barış.

    sözlük yönetimi bu konuda bir girişimde bulunmalı ve sayın meltem banko'yu, tıpkı seçim öncesi kılıjdarı yaptığı gibi sözlüğe davet etmeli, orada herkes her istediğini sormalı, söylemeli, meltem hanım da istediğine istediği cevabı vermeli, istemezse görmezden gelmeli, ama karşılıklı müzakerelerle bu iş sonlandırılmalı.
    her ne kadar ısrarla geyiğini sürdürsek de bu ciddi bir problemdir. sözlük ahalisi yerden yere vurmayı sever, ancak kim yerden yere vurulan bir halının tertemiz olduğuna şahit olmamıştır? sözlük ahalisi yerine göre haklıya hakkını teslim etmesini de bilir.

    günlerce yazabilirim ancak daha fazla uzatmak istemiyorum, mesele açık, karşılıklı müzakere ve barış!

    bu, hem sözlük ve türkiye tarihine geçecek bir iyi niyet nişanesi olacaktır, hem de ilkel yöntemlerle insanları susturmanın ya da haksız yere bel altı darbeler yemenin sonunu getirecektir.

    hepimiz insanız, kimse kimseden üstün değil, kimse kimseden aşağıda değil. yeter ki dengeyi düzgün sağlayabilecek platformlara sahip olalım.

    kötü bir başlangıç olmuş, belki bize göre sadece geyik, kendisine karşı travmalar silsilesi, bizim de eksiğimiz, yanlışımız olmuştur, kendisinin de olmuştur. halledilmeyecek meseleler değil.

    bu, karşılıklı despotluktan taviz vermeyi gerektirir. belki de bu sayede, hem kendisiyle, jenerasyonuyla, hem de muhalifleriyle barışık bir avukat kazandırırız ülkemize, hem de diyalog yöntemini benimseyen bir genç kitlenin varlığına şahit oluruz.

    bunca laf kalabalığını bir kaç satır özlü sözle bitirmek istiyorum:
    "ya birlikte kardeş gibi yaşamayı öğreneceğiz ya da aptallar gibi hep beraber yok olacağız.” martin luther king

    biz kimsenin yok olmasını istemeyiz, aksine, herkesin, kendi varlığını doyasıya ortaya koymasını isteriz.

    seks konusuna gelecek olursak, herkesin seksi kendine, bu konuyla ilgisi yok, hurriyet.com.tr ekolü yansıması, maksat tık arttırsın.

    geyik bir yana, halis niyetim, ben çocuğuma böyle bir atmosferi açıklayamam, ancak böyle bir barış serüvenini günlerce anlatabilirim.
  • lan o değil de banko diye soyad mı olur amk sakljdsklajfa.

    meltem bankomat gibi, atm gibi hahahaha.
  • açtığı başlığı kendisi canlandıran yazar ezikliğini göze alarak fikirlerimi ve ideallerimi daha fazla kişiye ulaştırabilmek adına tekrar desteklemeye geldiğim çözüm planı.