şükela:  tümü | bugün soru sor
  • 16 mart 1969 - 29 ağustos 1972 tarihleri arasında genelkurmay başkanlığı görevini yürütmüş olan paşa.
  • 12 mart muhtirasinda da imzası bulunur
  • babamın hayatının kurtulmasına neden olan paşa. babam sivas'ta askerlik yaparken, birgün paşa yanında nato generalleri ile gelir. tağmaç ve beraberindekiler sivas'ta kahvaltı yapıp daha doğuya gideceklerdir. kahvaltı sonrasında ingiliz general fenalık geçirir, tağmaç paşa kudurur, koca taburu toplar, ingilizce bilen olup olmadığını, biraz da sesini yükselterek, sorar. önlerde bulunan babamın korku ile irkilmesinden durumu hemen fark edilir, paşanın yanına getirilir. hemen revirde ingiliz generalin yanına gidilir, sorunun ne olduğu anlaşılır. general bacon istemiştir yumurtasının yanında, tercüman pastırma diye çevirmiştir. üzerinize afiyet, pastırmaları höpürdeten general öğürmektedir. babam paşaya durumu anlatır. paşanın ettiği küfrü burada belirtmeye gerek yok herhâlde. sonrasında paşa babama yolculuk boyunca onlara eşlik edeceğini söyler. aradan birkaç gün geçtikten sonra bu sefer de fransızca krizi yaşanır. sadece fransızca bilen general ki bir başka yüksek rütbeli subay sayesinde kendisi ile iletişim kurulmakta imiş, tek başına kaldığı bir anda derdini anlatamazken babam hızır gibi yetişmiş imdada. paşa, babaannemi sevgi ile andıktan sonra babama sivas'a dönmeyeceğini ve kendisi ile birlikte ankara'ya gideceğini belirtmiş. babam da ankara'da tatildeymiş kalan süresinde, sadece paşanın yabancılarla gayrıresmi görüşmelerinde "askerlik" yapmış...
  • orgeneral tağmaç; 1904 yılında erzurum'da doğdu. 1926 yılında kuleli askeri lisesi'ni, 1928 yılında topçu asteğmen rütbesi ile harp okulu'nu, 1930 yılında topçu sınıf okulu'nu bitirdi. 1935 yılına kadar çeşitli topçu birliklerinde batarya takım komutanlığı yaptı. 1935 yılında girdiği harp akademisi'ni 1938 yılında bitirerek kurmay oldu. 1956 yılına kadar çeşitli karargah ve birliklerde görev yaptı. 1956 yılında tuğgeneral , 1959 yılında tümgeneral, 1962 yılında korgeneral ve 1964 yılında orgeneralliğe yükseldi. tuğgeneral rütbesi ile jandarma subay tatbikat ve astsubay okul komutanlığı, 23 ncü tümen komutan yardımcılığı, 3 ncü jandarma tugay komutanlığı ve 1 nci ordu kurmay başkan vekilliği. tümgeneral rütbesi ile kara kuvvetleri kurmay başkanlığı ve genelkurmay ii nci başkan vekilliği, korgeneral rütbesi ile aynı göreve devam ederek takiben 3 ncü ordu komutan vekilliği yaptı. orgeneral rütbesinde 1 nci ordu komutanı iken, 23 ağustos 1968 tarihinde kara kuvvetleri komutanlığı'na atandı. 16 mart 1969 tarihinde atandığı genelkurmay başkanlığı görevinden 29 ağustos 1972 tarihinde kendi isteği ile emekli oldu.

    fransızca bilir. evli iki çocukludur.

    30 mart 1978'de vefat etti. istanbul zincirlikuyu mezarlığı'nda toprağa verildi

    kaynak: www.tsk.mil.tr
  • 12 mart'ın 27 mayıs gibi bir darbeye dönüşmeyip muhtıra seviyesinde kalmasında en büyük pay sahibi olan zamanın genelkurmay başkanı, iktidarı eline almak için çılgınca bir hırsa kapılmış kuvvet komutanlarına söz geçirmek pek de kolay olmasa gerek
  • vehbi koç 'un çok "takdir ettiği"12 mart'ın kudretli genelkurmay başkanı. tağmaç emekli olmuştur. koç, tağmaç'a -"memlekete hizmetlerinden dolayı"- bir araba hediye etmek istediğini söyler. 25 ağustos 1972'de oğlu rahmi koç'u otomobil katalogları ile birlikte tağmaç'a "gönderir" (kendi deyişi.)... tağmaç evini yaptırmaktadır, daha sonra babası vehbi koç'u arayacağını söyler rahmi koç'a. 15 kasım 1972'de vehbi koç, tağmaç'la buluşur.

    tağmaç, araba kullanmayı bilmediğini, bu hediyeyi kabul ederse, oğullarının kullanacağını, bunun da kendisine bir fayda sağlamayacağını, dolayısıyla hediyeyi kabul etmeyeceğini söyler. bununla birlikte otobüse dolmuşa binmekten de rahtsız olduğunu belirtir. koç da ona şöförüyle birlikte bir araba tahsis etmeyi önerir.

    vehbi koç, anılarında paşanın bu durumuna üzüldüğünü yazar.

    kaynak: özel arşivinden belgeler ve anılarıyla vehbi koç (haz. can dündar), 2. cilt: 1961-1976, yky, s. 138-140.
  • " ...(12 mart sonrası muhtıra yönetimini belirterek) memduh tağmaç bu demokratik tutumuyla iş çevrelerinin gözüne çarparak emekli olunca, sanayi ve kalkınma bankası yönetim kurulu üyeliğine getirildi.

    (...)

    türkiye'de zaman zaman ortaya çıkıp, "yüz kırk bir ve yüz kırk ikinci maddeler varken demokrasiden, özgürlükten söz edilmez diyoruz.

    amma da ediyoruz.

    bakın tağmaç, yüz kırk altıncı madde varken nasıl ihtilal yönetmiş? ne de olsa zeki adam. zeki olmasa, bankanın başına geçirilir miydi?

    banka toplantılarını da böyle mi yönetiyor acaba? yani böyle "demokratik yolla!..." "

    (uğur mumcu - sakıncalı piyade, s. 21)
  • 15-16 haziran işçi direnişi sonrası "sosyal uyanış ekonomik gelişmeyi aştı. bunu durdurmak gerekir" diyen darbeci eski genelkurmay başkanıdır.
  • cemal tural'dan sonra genelkurmay başkanlığı yapmış olan (1969 - 1972) türkiye cumhuriyeti'nin 14. genelkurmay başkanı. hakkında pek entry girilmemiş olsa da türkiye'nin yakın tarihinde oldukça önemli etkileri bulunan bir paşadır.

    1960 darbesinden sonra orduda irili ufaklı birçok cunta belirmiştir. cuntalar, 27 mayıs'ın hedefine ulaşamadığını, ülkede yapılması gerekenlerin yapılmadan askerin yönetimi siyasilere bıraktığını düşünmektedirler. darbeden sonra ismet inönü liderliğindeki koalisyonlarla geçen bir süreden sonra yapılan seçimlerde süleyman demirel'in adalet partisi birinci çıkmıştır. adalet partisi'nin demokrat parti'nin mirasçısı olarak görülmesi ve bazı adalet partisi milletvekillerinin darbe sonrasında hapis cezası almış eski demokrat partililer için af çıkarılmasına yönelik baskılara başlanması zaten durumdan rahatsız olan orduyu iyice rahatsız etmiştir.

    60'lı yıllarda hava kuvvetleri komutanı muhsin batur ve kara kuvvetleri komutanı faruk gürler'in başını çektiği cuntalar, en etkili olan cuntalar olarak görülmektedir. (muhsin batur aynı zamanda 60 darbesi sırasında adnan menderes'i eskişehir'de tutuklayan askerdir.) bu iki kuvvet komutanı adalet partisi'nin iktidarda olmasından rahatsızlık duyuyorlar ve iktidara karşı bir darbe yapmayı planlıyorlardı. ancak darbenin emir komuta zinciri içerisinde gerçekleşmesini istiyorlar ve dönemin genelkurmay başkanı olan memduh tağmaç'tan hareketin başına geçmesini istiyorlardı. ancak memduh tağmaç, ordunun siyasete karışmasını istemeyen bir komutandı ve bu teklifleri sürekli reddediyordu. geçen zamanla birlikte muhsin batur'un ve faruk gürler'in harekatı kendilerinin yapmaya karar vermesi hatta muhsin batur'un olası darbeden sonra ülkenin yönetim sistemini değiştirmeye yönelik tutumu memduh tağmaç'ı rahatsız etmiştir. memduh tağmaç, komutanların darbe yapmaması, 60 darbesi sonucunda yaşanan süreçlerin tekrar yaşanmaması için dönemin kuvvet komutanlarıyla birlikte meşhur 12 mart muhtırası'nı imzalamış ve bunu dönemin başbakanı süleyman demirel'e göndermiştir. süleyman demirel bu gelişmeler sonrasında istifasını dönemin cumhurbaşkanı cevdet sunay'a göndermiştir.

    sonuç itibariyle darbe olmamış, memduh tağmaç olası bir darbenin önüne geçmiştir diyebiliriz. ancak verilen muhtıranın seçilmiş siyasilere yapılan bir darbe olduğunu ve tağmaç'ın da bir darbeci olduğunu söylemek yanlış olmaz.
  • yaptığım yakın tarih araştırmalarında, ordunun yönetime "neden" müdahele ettiğini en iyi özetleyen, fikrimce şu kısa tarihte yaşanan onca kaosu en iyi tahlil eden cümleyi söylemiş, 12 mart harekatının mimarı, eski genel kurmay başkanı kişi.

    "türkiye'de sosyal gelişim, iktisadi gelişimin önüne geçmiştir."

    işte ben bu sözden o 70'li yıllarda yaşanan kargaşanın nedenini iyi anlıyor ve bazen devleti koruma refleksi ile hareket eden orduya kendimi hak verirken buluyorum.

    doğrudur, 60'lı yıllarda yapılmış über demokratik anayasa ile topluma örgütlenme, grev, yürüyüş, protesto vs gibi haklar tıpkı cumhuriyetin ilk yıllarında olduğu gibi yukardan verilmiş, toplum bu hakların getirdiği özgürlük ortamında hızla ilerleyerek sosyal gelişim yönünde yol almıştır. yani düşünmeye başlamış bunun sonucu olarak verilene razı olmak yerine daha çok maddi ve manevi anlamda hak talep etmiştir. alamayınca grev, protesto, boykot vs gibi yollara başvurmuş bir nevi brokrasinin, bir nevi devlet düzeninin, bir nevi fabrikalarda, tarlalarda üretimin işleyişini tıkayan, duraksatan hareketlerde bulunmuştur. fakat devletin, toplumdaki bu sosyal gelişime, bu daha fazla maddi talebe verecek yeteri kadar iktisadi gücü yoktur. neticede elektriğin bir kısmını bulgaristan'dan, petrolü ırak'tan dövizle alan devlet her sabah "bu gün bir milyon doları nasıl buluruz?" sorusuna cevap arayarak güne başlamaktadır. dolayısıyla talebi karşılanmayan sosyolojik olarak gelişmiş ama iktisadi refahı yakalayamamış halk yığınları greve, protestoya, boykota, iş bırakmaya vb eylemlere başlamış, bunun sonucu olarak ülkedeki faşist gruplarında kendi üzerlerine salınmasıyla eylemler çatışmaya dönüşmüş, ülkede kaos günden güne artarak devam etmiştir.

    işte memduh tağmaç bu durumu özetleyen o cümleyi söyleyip 12 martla birlikte 9 martı yapacak sol grupları tasfiye etmiş, ülkede başlayan kaos ortamını baskı ile önlemeye çalışmış başarılı olamadığı ise kendinden sonraki süreçte anlaşılmıştır.

    sonrasını biliyorsunuz 70'li yılların sonuna doğru aynı sebeplerden çıkan olaylar ve akabinde yine belli bir refleksle hareket eden 12 eyül'ün postal sesi...