şükela:  tümü | bugün soru sor
  • 45 gün önce 41 yaşında yaptığım eylem. en büyük hatam üniversite biter bitmez, ya da askerlik sonrası dönmemekmiş.
    istanbullu olmayan biri için üniversite eğitimi sonrası istanbul bence net hata, ve gerekçeleri illüzyon. (bkz: ip var)
  • uçaktan inişte coşkulu bir mutluluk ve küçük bir çocuğun heyecanı vardır. taksiye biner binmez, "yabancı olduğunuzu düşünüp kazıklamasın" diye düzgün türkçe konuşmamak için çabalamaya başlarsınız. günün sonunda kendine gelir zaten diliniz dönmeye başlar yine. aynen bıraktığınız gibi duran evinizde, anne ve babanız pek yalnız ve pek yaşlı gözükür gözünüze. için için üzülürsünüz. kimin evlendiğini, kimin okulu bitirdiğini ve kimin vefat ettiğini öğrenmişsinizdir zaten gelmeden pek önemsemezsiniz. istanbul'un dışında zamanın donması fenomenine hak verirsiniz zira sanki siz ilk gittiğiniz günkü yaşta ve ruh halindesinizdir ama çevrenizdeki insanlar ve diğer her şey yaşlanmıştır, değişmiştir. aynı yaşta olduğunuz kaç senelik arkadaşlarınız işlerinden veya evliliklerinden ötürü yaşlı gözükürler gözünüze. o geride bıraktığınız genç insanları, eğlence peşindeki, hiç yorulmayan insanları ararsınız ama nafiledir. arkadaşlarınızın yeni arkadaş çevrelerini garipsersiniz, uyum sağlayamazsınız pek, sonra farkına varırsınız ki sizin uyum sağlamakta zorluk çektiğiniz yeni insanlar değil, geri döndüğünüz memleketiniz. süpermarketteki kasiyerin konuşması tuhaf gelir. sokakta insanların şiveli bağırışmaları ve konuşmaları, gittiğiniz kafelerde yan masalardan gelen sesler, artık tamamen koptuğunuz memleketinizin gündemi, televizyonları, gazeteleri. kimi zaman eskiden hiç garipsemeyeceğiniz olaylara ağzınız açık bir şekilde bakarken bulursunuz kendinizi. değişen yollara, düzene adapte olmaya çalışırsınız. artık kapanmış mekanların önünden geçerken üzülürsünüz bazen. aradığınız çocukluk arkadaşlarınız size zaman ayırmak için defterlerine filan bakarlar, şu gün boşum derler. eskiden hadi bir saat sonra buluşalım dediğiniz insanlardır bunlar. içten içe üzülürsünüz. yeni mekanlar bir tuhaf gelir, insanların muhabbeti, tavırları bir garip gelir size. kimsede halinizden anlamaz. evinize gitmek istersiniz. eski fotoğraflara, kasetlerinize, doksanlı yıllardan kalma karikatür dergilerine bakıp keyiflenirsiniz ama en çok eski fotoğraflar keyiflendirir ve hüzünlendirir aynı zamanda. eskiden gittiğiniz mekanlara gidersiniz bir başınıza. oturur ve o eski günlerdeki gibi hissetmeye çalışırsınız ama başaramazsınız, aynı tadı alamazsınız. yine hüzünlenirsiniz hafiften. her gördüğünüz dost, tanıdık sizi gülümsetir içten, her akraba ziyareti o tanımlamayan sıcaklığı yaşatır. iyice yaşlanmış olan annenizin beyaz saçlarından öperken boğazınızda bir şeyler düğümlenir. konuşamazsınız. ait olma duygusunu ölesiye özlersiniz. yine de her dönülen köşe, yürünen her sokak, her gidilen yer insanı tarifsizce mutlu eder. karmakarışık hisler, yeni tanışılan insanlar, tadı bildik lezzetli yemekler, sokakta rastlanan eski tanıdıklar, kaldırımda size benzeyen insanlar, çocukluğun geçtiği mahalle, eski sevgilinin fotoğrafları, bakkala giderken bile giyinip kuşanan adamlar, renkler, kokular ve seslerin hepsi birbirine karışır iyice. ve ne olduğunu anlamadan siz yine yorgun argın kendinizi elinizde bavulunuz, kontuarın önünde bulursunuz. memleketinizin henüz aydınlanmamış sabahında taksiye binerken camdan size el sallayan anne ve baba aklınızda kalan son karedir..
  • çok uzun bir zamandır düşündüğüm ve bir şekilde talep ettiğimdir. geri döndüğümde hiçbir şey 9 yıl önceki gibi olmayacak. ben artık o heyecanlı çocuk olmayacağım.