şükela:  tümü | bugün
40 entry daha
  • annem öğretmendi, dedem öğretmendi, ailem de sgk'dan tarım bakanlığına kadar çalışmış emekliliğini almış insanlar mevcut o yüzden bu "memurlar çalışmıyo bla bla bla" diyenlere uyuz olurdum.. artık öyle düşünmüyorum 2 ay boyunca beraber yaşadığım memurdan yola çıkarak şimdikiler cidden direk yatış hocam salla başı al maaşı net.
  • tüm memurlar çalışmıyor diyemez kimse.biz pandeminin en cafcaflı döneminde tam kapanmada gece yarısına kadar çalıştık mesela.haftasonu da gittik ki bizde fazla çalışma ücreti yok.ama günü okey 101 oynayıp geçiren ya da borsada kağıtların içinde geçiren de çok memur var.
  • şu an memurlukta bi kişinin işini üç kişi yapmıyor, üç kişinin işini bir kişi yapıyor. işi yapılanlar da çay kahve içiyor. durum böyle.
  • memurlugun temel sorunu bu zaten yıllardır. 1 i deli gibi çalışır tüm işler ona yığılır 3 ü yatar. sağlık personeli ise hep çalışır
  • boşver bunları sen bize şeyi anlat hani bu sistem gidiyor ya nasıl oluyor o?
    öğlen gidip mesai bitimine kadar gelmeyen sistem yapmış adamlar.
  • hem hak verdiğim hem de hak vermediğim yazarlardır.

    gerçekten memur denilince akla ne gelir?

    - sağlıkçılar mı?
    - askerler mi?
    - polisler mi?
    - itfaiyeciler mi?
    - akademisyenler mi?
    - adliye personeli mi?
    - bankacılar mı?
    - bakanlıklarda veya bakanlıklara bağlı kurumlarda görev yapan memurlar mı?
    - belediye personeli mi?
    - elektrik ve su idareleri mi?

    önce memur kelimesinin tanımlanması lazım. bir yanda canını hiçe sayan insanlar, diğer tarafta yatışta olanlar.

    zamanında, işte geçmiş gün; servis ile mesaiye gidiyorum. şoför tarafı değil diğer tarafın en önünde koridor tarafında oturuyorum. hava soğuk. servis şoförü arkadaş 3-4 parmak camı açık unutmuş. hemen arkada oturan memur bir hanımefendiden bu sebeple özür diliyor ve camı kapatıyor. memure hanım bombayı patlatıyor;

    "aman aman açık kalsın. hasta olurum da rapor falan alırım; bir kaç gün tatil yaparım." diyor. genç bir kızdı. halen görevde olduğuna eminim.

    halkla ilişkisi olmayan bir görevde tecrübeli bir memursunuz. bir eksikliği gidermek veya bir işi kolaylaştırmak için bir fikir ürettiniz ve uygulamaya geçtiniz. işin sonunda da ciddi bir sorunu çözmüş oldunuz. takdir edilmek bir kenara o iş artık sizin mesuliyetinize girer. artık o işten siz sorumlusunuz ve aksama olursa yandınız. yani görev sorumluluğunuz artmış oldu. bunu bir veya iki kez yaparsınız ve ardından görev yükünüzü artırmamak için bir süre sonra inovatif fikir üretmeyi bırakırsınız. bırakmak zorundasınız. yetişemezsiniz çünkü.

    "takdir edilmek bir kenara" demiştim. elbette takdir edilmezsiniz. önemli mi? bana göre hayır. fakat o işi kendi işi gibi gösterip yukarıdan takdir edilen amirinizse bu biraz can sıkıcı olabilir.

    mesaiye gidiş gelişler amirler tarafından denetlenir. aksama olursa bir uyarı, iki uyarı derken kınama cezası alırsınız. fakat aynı amir mesai saatleri içinde ne yaptığınıza bakmaz. ayrıca sizin görev etkinliğinizi artırmak için yaptığınız istekleri de duymazdan gelir.

    bir memurun kariyerini yükseltecek cinsten bir görevlendirme emri gelir. amir o emri kendi kısımlarına yayımlamaz ve görevlendirme emrine cevaben kendi adını yazıyla yukarıya gönderir. sizin çok sonradan haberiniz olur. iş işten geçeli aylar olmuştur zaten.

    var da var yani. sorun memurlardan daha çok yönerge ve yönetmeliklerde. yani sistemde. düzelir mi? sanmıyorum. aynı kurumda çalışanla çalışmayan aynı maaşı alır ve çalışmayan çalışana enayi gözüyle bakarsa elbette düzelmez.

    edit : özel sektör ile karşılaştıran yazar sayısı çok. özel sektöre eşimden dolayı aşinayım. özel sektör çalışanlarına gerçekten kolaylıklar diliyorum. sadece eşimin değil bir çok personelin 2-3 aylık maaşını ödemedi patronları. devreye ben girdim ve mahkemeye vereceğimizi söyledim. aldığım cevap; "hadi oradan" şeklindeydi. bu cevabı alan ben elbette armut toplamadım ve sadece eşimi değil diğer çalışanları da organize ederek hepsinin mahkemeye başvurmasını sağladım. peki sonuçta ne oldu;

    aradan iki yıl geçse de yasal faiziyle beraber çatır çatır ödedi. hatta avukatımıza da "tüm bunlara ne gerek vardı; zamanında adam gibi ödeseydi şimdi eşşek gibi ödemek zorunda kalmazdı" dedim.
  • asla böyle bir şey söylemem. türkiye gibi bir ülkede çalışmamak mümkün değil çünkü.

    bununla birlikte özel sektör çalışanlarıyla memurların arasında tempo açısından büyük fark olduğunu kabul etmemiz gerek. özel sektörde işe gidebilmek için 4-5 gibi yola çıkıp, eve de gece yarısı dönen adamla sabah sekiz akşam beş çalışma temposunu lütfen karşılaştırmayalım.

    özel sektördeki mobbing konusuna girmek istemiyorum. elbette memurlar arasında da inanılmaz vardır fakat özel sektördeki tehditlerin çeyreği bile olamazlar.

    maaş konusundaki doyuruculuk da elbette ki karşılaştırma kabul etmez. özel sektörde bir memur maaşı için 15-16 saat çalışıyor insanlar.

    fakat tüm bunlar demek değil ki memurlar rahat çalışıyor. hayır, bu biz köle gibi çalışıyoruz anlamına gelir.
  • infaz koruma memurlarını çalışmayan memurlar listesinden çıkarın. akıllı olun, işinize bakın.
  • başlığı açan yazarın entry geçmişine baktım genelde 15-17 arası ve akşam 20-22 arası entry girmiş. yani kardeşim pişpirik oynamıyorsan bile çalışman gereken saatler ekşi sözlükte başlık okuyup entry giriyorsun.

    bende girer yazarım mesai saatlerinde ancak benim patronum 1 kişi. senin gibi 80 milyon değil. bana laptop vermiş ve siklemiyor işimi düzgün yaptığım sürece. akşam laptopu eve götürüp evden çalıştığım da oluyor. hatta yıllık izindeyim günümün hemen hemen 1 saati telefonda geçiyor.

    ancak senin iddia ettiğin üzere biz memurlar hep çalışıyoruz götümüzde ayı bağırıyor gibi bir durumun yok. mesai saatinde excell tablosunda maaş gider skalası ile elindeki parayla kaç taksitte ne alabilirsiniz hesabını yapan adamlarsınız.

    memur deyince akla dırek masa başı memuru gelsin. sahada, hastanede vs ter akıtan kardeşlerimi tenzih ederim.

    özel sektöre nazar memurlar yatıyor. bir özel sektör çalışanı olarak söylüyorum.
  • ilgili bakan büroya bir tane daha memur alin talimatı vermiş.

    başvuranlara bazı testler yapılmış. en yüksek puanlıyı çağırmışlar. eğer şartları sağlıyorsa işe alacaklarmış. başlamışlar mülakata. görevli demiş:
    - evet beyfendi. sizi eğer önemli bir problem görmezsek işe alacağız. herhangi bir hastalığınız var mı?
    adam cevaplamış:
    - ben suriye'de savaşa gitmiştim. maalesef aldığım bir hasar nedeniyle testislerimi kaybettim.

    - hmm anladım. peki başka bir rahatsızlıgınız var mı?

    - bir de kahveye karşı bir alerjim var. içtiğim takdirde ölecek gibi oluyorum. başka bir sıkıntım da yok.

    - bunlar engel değil. biz normalde 8.30'da işe geliyoruz. siz de 10.30'da gelirsiniz.

    adam saşkın bir şekilde:
    - ama ben neden 2 saat az çalışacağım.

    görevli cevaplamış:
    - çünkü biz 8.30'da işe gelip 10.30'a kadar kahve içip taşşaklarımı kaşıyoruz.
74 entry daha

hesabın var mı? giriş yap