şükela:  tümü | bugün
  • sabah 9 akşam 6 arası gönüllü kölelik
  • kişinin bütün farklı, sivrilen yönlerini alıp onu diğerleriyle aynılaştıran, dümdüz bir hale getiren, algısını zayıflatan, onu kabalaştıran, hoşgörüsünü yok eden, memur olana kadar biriktirdiği tüm kültürel ve sosyal yanlarını zamanla yok eden yani insanı bozan bir meslek türü. bakınız gittiğiniz bir sağlık kuruluşundaki memura, bir de başka bir devlet dairesindeki memura..bir fark göremeyeceksiniz büyük ihtimalle. yüzünde aynı ifadeyle size "bacım bu evrak eksik, git tamamla da gel" ya da buna benzer birşeyler söyleyecektir. öğretmen olanları da dahil çoğunlukla yıllarca çalışır ve biriktirdikleri paralarla ya ev ya da araba satın almak isterler emekliliklerine yakın. tek amacı budur memuriyeti meslek seçenin (en azından çok büyük bir çoğunluğunun).

    insanın kendinden vazgeçmeye karar verdiği anda yapabileceği bir meslek türüdür. değişmezseniz, yani memuriyete ayak uydurmazsanız acı çeker, "onlar" gibi olmadığınız için depresyona girebilirsiniz. ya onlar gibi olursunuz, ya da havanın çok güzel olduğu bir gün, birdenbire aklınıza orhan veli'nin "beni bu güzel havalar mahvetti" sözleri gelir, daha önce birçok kere okuduğunuz bu şiirin ne demek istediğini o an anlarsınız ve üzerinizdeki iğrenç memur kıyafetini o güzel havayla bağdaştıramayıp ayrılırsınız evkaftaki memuriyetinizden. yani ya kendiniz gibi olmayı seçersiniz, ya da diğerleri gibi.
  • almanca karşılığı asla, hiçbir şekilde, katiyen ableisten olmayan kelime. aksini iddia eden cümle içinde kullansın.

    kusura bakmayın, almanca bilmeyen birileri güya tematik sözlük çalışması yapıyor da. chicken translatevari almanca cümleler kurmanıza gönlüm elvermiyor.
  • zamanında mürekkep yalamışların garanti emeklilik vaadiyle eli yüzü düzgün biriyle evlenip kendi yağında kavrulabileceği iyi bir iş koluyken şimdi tamamen tepe takla olan müessesedir. memuriyet, liseyi zar zor bitirip bir baltaya da sap olamayacağını anlayan, belli bir meslek edinmeye kafası basmayan / buna kafa yormayan, dışarıda eşşek gibi çalışma, azim ve dayanıklılık isteyen azgın piyasada varolma savaşı verecek göte sahip olmayıp yüksek yerlerde ahbap çavuş, hemşehri ilişkileri bulunanların can simididir. boş kafalı her genç kızın hayalidir artık bir memuriyet masasında sırada bekleşen halkın gözünün içine baka baka sezen aksu'nun nuhu nebiden kalma şarkılarına eşlik ederek sabah çayını içmek, sevgilisinden azarı yiyip kendinin de pek hakim olmadığı karışık bürokratik işlerde kaybolan birilerini azarlayıp yada yanlış yönlendirip hıncını çıkarmak.. kazandığından fazlasını vergi olarak verip maaşını ödeyen patronunu istediği gibi paylamak, küfretmek, keyfiyetinden süründürmek lüksüdür memuriyet artık. bu yüzden memurlar sokağa dökülüp maaş zammı isterken beş kez, on kez düşünmelidir. bu paraya bu kadar çalışılır derken işini gördüğü insanların kendinden çok daha zor koşullarda hafta sonu, geceyarısı demeden çalıştığını, kendi gibi dört buçuk dedi mi kepengi kapatma lüksüne sahip olmadığını aklına getirmelidir, hıncını kendinden olanlardan çıkarmamalıdır*
  • asıl işini unutmadan yapanların "iyi memleketi".
    (bkz: kaltaklık)
  • (bkz: memurum ben)
  • 5 aylık özel sektör deneyiminden sonra uygulamak için doğduğumu anladığım çalışma şekli.
    (bkz: bana sen lazımsın)
  • eşşeğin kuyruğu, ne uzar ne kısalır.
  • eğre dürüst bir memur olarak çalışmayı düşünüyorsanız. bir ömür boyu sürüneceğiniz bir meslek. 25 yıllık öğretmen olan babamın hala oturacak başını sokacak kendine ait bir evi olmaması buna en büyük örneklerden biridir. 22 yaşında başladığım iş hayatında ilk aylığımın 47 yaşında ve 25 yıllık memur olan babamın maaşının ( ek ders ücretleri de dahil) 3 katı olması buna en güzel örnektir.
    hatta anlatırlar, köyün birinde bir tilki varmış. köyde tavuk bırakmamış, köylü illallah etmiş. en son karar almışlar başlamışlar herkes her gece nöbete ve en sonunda yakalamışlar tilkiyi. ceza olarak biri asalım, biri derisini yüzelim, kısacası herkes bişi demiş. yaşlılardan biri;
    - ne tartışıyoruz, bu köyün en tahsillisi kim?
    - öğretmen. demişler hep bir ağızdan.
    - öyle ise varın ona gidelim. demiş ve gitmişler
    meselden önce haberdar olan öğretmene son konuşmaları da anlatmışlar ve fikrini sormuşlar. öğretmen:
    - bir dakika bekleyin geliyorum. demiş ve biraz sonra elinde bir kıravat çıka gelmiş. ve elinde ki kravatı tilkinin boynuna geçirmiş boğazına iyice oturttuktan sonra.
    - onu 657 ye bağlı devlet memuru yapalım, en büyük ceza budur. demiş,