şükela:  tümü | bugün
  • ülkemizde kamu sektöründe performans yönetimi henüz tam oturtulamadığı için dahilinde bulunan insanların neredeyse bir milletvekili gibi dokunulmaz olduğu alan. ancak son 25 yıldır da yeni kamu işletmeciği ve yönetişim olguları çerçevesinde reforma gidilen ve bu sayede esneklik, etkilik, etkinlik ve verimlilik kazandırılmaya çalışılan alandır. yine de gavurun ürettiği bilim ülkemizdeki torpilci geleneğin üzerinde pek işe yaramamaktadır. ancak bu politikalar **bir yandan da kamu hizmetine bağlanmanın şeklini değiştirdiği ve güvencesini azalttığı için anayasa madde 70. ile de çelişmektedir kimi noktalarda.

    bunun dışında, memurluk, sadece her iktidarın önem verdiği noktalardan biri değil, uluslararası arenada da önemlidir. 657 sayılı dmk oluşturulurken memurluk rejiminin nasıl olması gerektiği hakkında yaşanan tartışmalar** aslında türkiye'nin abd'yi mi, yoksa avrupa'yı mı benimseyeceğinin tartışmasaydı. çünkü bu bir politika transferidir ve dünyaya hakim olmak için kendi ürettiğiniz bilgiyi, bilimi, kültürü diğer ülkelere aktarabilmek önem arz eder emperyalist devletler açısından.
    velhasıl şahsımın da bir ömür kafasının kısmen rahat olabilmesi için bir sene boyunca kpss ve yds'ye kendimi adayarak dahil olmaya çabalayacağım alandır.
  • amirlerin, emirlerin peşinde soluksuz bir macera.
    (bkz: üçüncü kişilere emir vermek)
  • (bkz: memuriyet)
  • yasemin adlı kadın arkadaşımdan: "aslında aşksız yaşamak* memurluk yapmak gibi birşey. az kazanıyorsun falan ama kafalar rahat."
  • cok kotu meslek adi lan. emir alan demek aq boyle sey olur mu. acil alternatif bi meslek adi lazim.
  • bir memurun anılarından alınan bir derleme ile devam edilebilir;

    yol yapmak işinden sıkıldığım zamanlarda ofisimde yazı yazmayı tercih ederim. kara yollarında mühendisim. evliyim. iki çocuğum var. biri on iki, diğeri on dört yaşında iki tane kız. onlarla zaman geçirmeye bayılırım. bu büyük bir sır belki ama söyleyeceğim. küçük kızımı daha çok seviyorum. çünkü ben eğer şu an ölürsem büyük, ertesi günü köprü altlarına düşer. ama küçük kızım kıvrak zekası ve akılcı hareket etmesi hasebiyle kendini kurtarabilir. neticede salaklığa pek tahammülüm yok. büyük kızım da ziyadesiyle salak. eşimle pek konuşmayız. gün içinde ara ara bir şeyler sormak için arar. akşam ise ben bir şeyler okurken ya da dinlerken soru sormak için rahatsız eder. yani hayatımda cevapladığım soruların büyük kısmının sebebi bu kadındır. bu açıklamamdan eşimi sevmediğim de anlaşılmasın. muhakkak severim. sevmediğim şey yüz göz olmaktır.

    gördüğünüz gibi sıradan bir hayatım olduğu aşikar. ama ben de hayatım içerisinde eğlenebileceğim şeyler bulmuyor değilim. sırf can sıkıntısından mesela, puroya başladım. içmesem olmuyor, içsem hanım çocuklardan sebep şikayet ediyor. anlayacağınız hayatıma bir hareket katmama bile izin verilmiyor. ben de çok sıkıldığım zamanlar çizdiğim yolları izlemeye, yollara düşüyorum. gidiyorum, uzaktan uzağa bakıyorum yola. “vay be, ne yol yapmışım” diyorum. hayatta sadece görebildiğim ve üzerinde yolculuk edebildiğim yollar yapıyorum zira. bu konuda hanımla ayrılıyoruz. onun işi biraz daha manevi yollarla. mesela annesinin bize gelip iki ay kalacağının yolunu yapıyor tıpkı kızları koleje göndermenin yolunu yaptığı gibi. neyse kolej mevzusunu da araya sıkıştırdım sonuçta. bin dokuz yüz yetmiş ikide ne koleji allasen? sünger beyinli değil ki benim çocuklarım. en azından küçük devlet okulunda gayet tabii okuyabilirdi.

    neyse, size yeni tanıştığımız insanların olduğu bir akşam gezmesinde konuşulan konulardan bir demet sundum. sağlıcakla kalın.
  • yavaştan aklıma yatırmaya çalıştığım meslek türü. 3 4 aylık kpss kasarak iyi sonuç elde edilir mi, eden olmuş mu merak ediyorum.