şükela:  tümü | bugün soru sor
  • modern dünyanın kalkınmışlık algısının mendil satan ya da evsiz insanların sayısıyla ilgili olmadığını bilmeyince varlıkları ülkenin fakirlik göstergesi zannedilir.
    tamam gidip görme imkanın olmayabilir ama internette bir aç bak bakalım kaç tane evsiz insan var amerika'da ingiltere'de. en alttakiler her yerde en altta. onları kimse görmüyor ve görmek istemiyor. bu dünyanın her yerinde böyle. türkiye'nin 16. büyük ekonomi olmasında bir problem yok.
  • kökü dışarda yoksullardandır;
    hükümete gıcık;
    imansızdırlar mutlaka.
    (bkz: levent metro girişinde mendil satan yaşlı adam)
  • çe$it olsun diye yanında sakız da satarlar.
  • önceden memurluk yapmış, bugünlerde hayatı boyunca ayakta durmaktan bacağında siyatik, topuk dikeni vb hastalıkların peydah olmuş amma velakin aldığı üç aylık maaşı yetmediği için, artık çalışma yaşında da sayılmadığı için bir tutunma geliri olarak böyle bir işe başvurmuş kişiler de mevcut aralarında. yenibosna metrobüs ve otobüs durakları civarındaki amcayı uzunca bir süre göremeyince telaşlanıp, ölmüş olmasından ürktüğümü ve sonra kendisini gördüğümde boynuna sarılmamak için kendimi zor tuttuğum ama "neredeydin amca sen, merak ettim seni" demekten kendimi alamadığımda yüzünde bir mutluluk "kızım bacağımdan rahatsızım, iyileşmeyi bekledim sokağa çıkmak için, pttden emekliyim ama kızım var bizimle yaşayan, paramız yetmiyor, ne yaparsın" yanıtını veren güzel yüzlü, mavi gözlü amcamı da kayıtlara geçirip sohbet etmekten, hal hatır sormaktan geri durmamak gerektiğini de belirteyim.
    hoş, kimin "samimi" kimin sektörel yaklaştığını da artık koca koca şehirlerde yaşayanlar anlayabiliyor. günün işlek saatlerinde çocuklarla yollara dökülen, "annene, teyzene, bebeğime" diye başlayan cümleler sarfeden kadıncağızlara zerre kadar sempati beslemiyor oluşum, allah'ın rızası için yap ne yapacaksına getirişlerine duyduğum kızgınlık da benim kusurum olsa gerek..
  • bir tanesi altunizade'den boğaz köprüsü'ne giriş yolunda yıllardır görülmektedir.
    yüzünde her daim gülümseme olan bir teyzedir. kar yağarken bile orada ayakta, arabaların egzos dumanlarının arasındadır.
  • bazen bunlardan mendil alırken fiyatını sorduğumda; "gönlünden ne koparsa" diyorlar ya, mendili bırakıp gidiyorum.

    ekmeğini kazanmaya çalışana lafımız yok ama, bazılarının yaptığı dilencilik malesef...
  • bu beni belki en çok üzen şeydi. bir amca vardı ankara kızılayda yaşı tahminim 80'in üzerindedir. önünde mendiller, yerde bir baston, oturmuş ağlıyor. yaşlı bir insanın ağlamasını canlı olarak görmek tv'dekinden , internettekinden çok daha etkili ve çok daha üzücü bir şey. kahroldum, gittim yanına "ne oldu amca" dedim. cevap vermedi ağlamaya devam etti. para koydum önüne kendimden utanarak, sanki oydu bütün derdi ama elimden başka bir şey gelmedi. koyarken istediğin bir şey var mı amca dedim. yapabileceğim? yok evladım dedi , gözleri kan çanağı. unutamam o günü. bu insanlar neler yaşamış , neler görmüş, 80 yaşında kimin hakkı olabilirdi ki onu ağlatmaya? sokakta , ankara soğuğunda mendil sattırmaya?
  • her rastlayışımda mutlaka mendil, yarabandı vb. aldığım yaşlılardır. varsın evdeki çekmeceler paket paket yarabantlarıyla dolsun, onların yüzündeki sevinç ifadesi yeter.

    (bkz: duygusallaşıyorum muntazaman)
  • insanı durduk yere üzen insanlardır. mendil dışında çakmak anahtarlık vs den oluşan bir tezgahları da olur. benim kafama takılansa o ürün yelpazesini neye göre oluşturduklarıdır. toptancıdan mı alırlar, marketten mi? stoklar ne sıklıklıkta boşalır? dalga falan geçmek değil niyetim, gerçekten bunları düşünüyorum.
  • en azından muhtaçlığının gerçek olduğundan emin olabildiğimiz insanlar. kimse yaşlılık taklidi yapamaz sonuçta. her gördüğümde bir şey alıyorum ben de onlardan. bir gün ben yaşlanınca ahvalim ne olacak diye düşünmekten de alamıyorum kendimi. kim bilir neler yaşadı, neler gördü bu insanlar. belki gençken çok güzel bir hayat yaşadılar, belki ömürleri boyunca hep sıkıntı çektiler. acınacak bir şey yok, alın teriyle kazanıyorlar ekmeklerini. acıdığım onları bu hale düşürenler, acıdığım biziz.