şükela:  tümü | bugün
  • bir ekşi sözlük yazarı. eski çıktığım olabilir.
  • sağlam bir tartışmacıdır. bi şey grubu vardı üniversitede, heh bildim, münazara, evet iyi münazaracıdır. onunla tartışırken ne hakkında tartıştığınızı unutabilirsiniz. ama iyidir, severim yani... o inanmasa da, severim.

    bi de heri potır'ın sounda voldemort ölüyor.

    not: buraya bi şiler eklicem.
  • (bkz: efemüselim)
  • şimdi ben bunu ufakken dükkana aldım. babası geldi, elleriynen teslim etti. dedi ki: "eti seniiin, kemiği benim." tamam dedik, zira babası sevdiğim arkadaşımdır.

    aradan iki-üç gün geçti, baktım hiç işle alakası yok. hadi dedik, ilk günlerin heyecanı olur öyle. ne bileyim belki ortama ısınamamıştır. gel zaman git zaman bakıyorum, bunda bi değişme olmadı. varsa yoksa aklı başka yerlerde. aldım bunu karşıma, dedim : "senin niyetin ne yavrum?" başını önüne eğip sustu bi önce. sonra sarsaladım ben bunu, "konuş!" diye bağırdım. fazla bağırmış olucam ki ağlamaya başladı. "tey allahım" diye iç geçirdim. üzüldüm de bi yandan. "temam yeavrum ağlama, yok bi'şey" dedim. yok. haala ağlıyo. "bak daha da ağlarsan yövmiyenden keserim" dememle sustu. ama tabi salya sümük akıyo. "usta mendilin var mı, hınkıracam da" dedi hıçkırıklı bi' ses tonuyla. ben de "a be yavrum, mendilim yok ki beyaa" demişim o an.

    neyse akşam oldu kapadık dükkanı falan. ertesi gün oldu bu işe gelmedi. babasını aradım dedim: "ufaklık nerede?". "onu" dedi "bugün yollayamaycaz". dedim ki "niye hayırdır?" meğersem o gün de mahalleden taşınmışlar. üzüldüm tabi, sonuçta o da bi can. hınzır da olsa, asi de olsa n'aparsın, insan işte.

    aradan yıllar geçti, tükkanda kundura çakıyorum. birisi geldi, karşıma dikildi. yüzüme bakıyo dik dik. "buyrun" dedim. "usta" dedi, "beni hatırladın mı?". yoo demişim. "ben" dedi, "yıllar evvel senin dükkanda çalışmayıp da kaytaran ufaklığım" dedi. "hani şu şemsi abi'nin çocuğu. senin bana son söylediğin laf yüreğime dokundu, ben de onu ömrümde mihenk taşı edindim, kendime bi' yol çizdim. şimdi de yazar oldum, sözlüklerde yazıyorum" dedi. abboovv demişim! hankı sözlük diye sormuşum. bana bissürü sözlük saydı. "eyi eyi" dedim, "geç bakam karşıma". "ben sana o lafı öylesine dediydim, mendil ne arar la kundura tükkanında keranacı" dedim. "sen benim lafı mihenk taşı değil baya mihenk kayası edinmişsin." güldü. oturduk uzuun uzuun dertleştik. bi çayımı içti. giderken de az para sıkıştırdı elime. yok olmaz desem de zorla verdi.

    velhasıl vefalı çıktı bizim eleman. eyi eyi. ama o gün sorsan hakkaten mendil yoktu be kardeşim. n'abam şimdi yani?
  • hiç tanımam. lakin gördüğüm en güzel kullanıcı adı.
  • marketteki naneli falım'ı bitirmiş yazar. adam resmen tükendi dedi. sakız tükenir mi lan?
  • kendisi tarkovski ve bergman filmleriyle ilgili eleştirilerde bulunabilecek kadar entelijansiyanın yılmaz neferlerindendir. naçizane fikrimi belirteyim; kieslowski ruh daraltır.

    not: höperim.

    not2: game of thrones'u izle la, ben biyendim.

    not3: amma çok "yabancı"ca kelime kullandım be, breh breh breh. * *
  • dün itibarı ile dinibütün müezzin lütfü efendi ile sözünü kestiğimizdir. lojmanı da kaptılar müftülükten, hayırlı uğurlu olsun.
  • "rivayet olur ki bir karnın çocuklarına bir ruh üleştirilirmiş. bu yüzden tek çocuklar hep açgözlü olurmuş, ruhu başkasını doyurmazmış çünkü. 3-5 kardeş olanlar da ölesiye tok olurlarmış, birileri birilerinden evvel yaşarmış, görürmüş, diğerine yer kalmazmış. bir ruh iki kişiye bölündüyse bu iki kişi de yaşamaya aç, öfkeye kırgınlığa tok olurmuş. ruhumun ilk sahibi, biricik şahanem, roniya çave min; ömrün uzun, sağlıklı, huzurlu olsun. 'iyi ki var'ımsın. iyi ki doğdun. =)"

    diye bir mesaj atarak doğumgünümü kutlamıştır. burnumun kökünden gelen tuzlu suyun bununla alakalı olması çok muhtemel de, neden hala hisleniyorum onu bilmiyorum bak.

    ben büyürken, onu büyüttüm; o büyürken, beni büyüttü. hiç kimse anlamasa da konuştuk biz. ki çoğu zaman, hala, ne dediğimizi anlamaz üçüncü kişi. tek kelimeyle söylediğini on beş dakika(sayıyla15) anlatamam, tek kelimeyle söylediğimi on beş dakika anlatamaz.

    hani derler ya, "birlikte mazimiz var onunla." ben de diyorum ki: "maziye bir bakıver, neler neler bıraktın?"

    not: sonunu bağlasaydım iyiydi ya, bu kadar çıktı temizlik üzerine.