şükela:  tümü | bugün
  • ruhsar'da mazhar'ın annesinin adı idi.
  • o alquimista* romanının çevirisinde -ki orijinalinde nasıldır bilemiyorum- "kişisel menkıbelerinin peşinden gitti", "bugün menkıbe gördü", "piramidin dibinde menkıbe buldu" şeklinde bık bık bık durmadan kullanılan sevimsiz sözcüktür.
  • gaye, amac.
  • olur mu öyle şey dedirten mesajlı hikayeler.

    bunlardan bir tanesini mesai arkadaşım sabah anlattı yine. bir arkadaşının başından geçen olay. buraya yazmak vacip oldu.

    iki kişi eyüp'te gezerler. birisi evliya kabri görür yanındaki arkadaşa işaret eder. diğer kişi burada sallasan evliyaya denk geliyorsun der. akşam bu kişiyi rüyasında makbul zat ziyaret eder. sallasana lan, sallasana lan şeklinde ikaz eder.

    korkudan kendine gelen şol kişi ertesi gün malum zatın kabrini ziyaret edip, etrafını süpürür.
  • sahaflarda bulup aldigim 1983 basimi kitabin basliginda cogul haliyle gecen kelime: "bektasi menakibnamelerinde islam oncesi inanc motifleri"
    yazari ahmet yasar ocak
  • 1. ed. din büyüklerinin veya tarihe geçmiş ünlü kimselerin yaşamları ve olağanüstü davranışlarıyla ilgili hikâye.
    2. olağanüstü olaylarla ilgili anlatı: “kemalettin bey, bize sağda ve solda, alçak, yüksek nihayetsiz tepelerin harp menkıbelerini anlatıyordu.” -h. e. adıvar.
    3. hikâye: “bu menkıbe onun hakikaten eski bir şair olduğunu ispat etmektedir.” -a. h. çelebi.

    (bkz: tdk)
  • arap ordularinin orta asyaya girmeleri sonucu ortaya cikan yeni bir edebiyat turudur.. dini sahsiyetlerin meziyetlerini ve din ugruna yaptiklari seyleri anlatan eserlerdir...
  • en meshur dogu anadolu menkıbelerinden birisi sudur:
    6 adet kürdan alinir. herbiri ortalarindan citlatilir, parcalari koparmadan v seklinde birakilir. 6 adet v seklindeki kirik kürdanlar v nin kirik ucu iceri gelerek daire olusturacak sekilde dizilir.
    menkıbe sudur: bu sekile hic bi sekilde dokunmadan 6 kürdan nasil yildiz haline gelir?
  • anlatı...

    denk geldiğim bir tanesini buraya bırakıyorum;

    --- menkıbe ---

    peygamber efendimiz sallallahü aleyhi ve sellem ve onun eshâb-ı kirâmı her canlıya karşı merhametliydiler. bizler de onların yolunda olmalıyız.

    ebû hüreyre (radıyallahü anh) hazretleri nakleder:

    bir gün peygamber efendimizin sohbetinde bulunuyorduk. bize şöyle bir hâdise anlattı:

    -yolculuğa çıkan birisi yolda su bulamayıp çok susadı. bir kuyuya rastladı. kuyunun suyu aşağıda idi. kova da olmadığı için, zorlukla kuyunun dibine indi. sudan iyice içip susuzluğunu giderdi. suyunu içtikten sonra yine zorluklarla kuyudan çıktı. dışarıda bir köpek ile karşılaştı. köpek susuzluktan dilini çıkarmış vaziyette durmadan soluyor, susuzluktan toprağı eşeleyip yalıyordu. adam köpeğin bu hâlini görünce kendi kendine "bu da tıpkı benim gibi susamış" dedi. köpeğin bu hâline dayanamayıp tekrar kuyuya indi. yanında su kabı da olmadığından, pabucuna su doldurdu, dişleri ile tutarak kuyudan çıkarttı ve bu su ile hayvancağızı suladı. onun, susamış bir köpeğe olan bu merhametinden dolayı, allahü teâlâ kendisinin günahlarını magfiret etti...

    dinleyenlerden birisi peygamber efendimize sordu:

    -yâ resûlallah, hayvanlara yaptığımız iyilik için de ecir, sevap var mıdır?

    peygamber efendimiz buyurdu ki:

    “evet. can taşıyan her mahluka yaptığınız iyilik karşılığında ecir vardır.”
    --- menkıbe ---
  • olağanüstü bir ismail tunçbilek albümü.