şükela:  tümü | bugün
  • kadıköyde bulunan en iyi kokoreç yapan mekandır benim için. ayrıca arkadaşlar arasında buluşma noktası bile olabilir, mercanın sokağındayız gibilerinden.
  • midye dolmaları şahane. mardinli abilerin tezgahlarında yediğimiz midyelerden çok farklı.
    sanıyorum biber dolması yaparken kullanılan hazır baharat çeşnilerinden kullanıyorlar.

    tezgah midyesinin yeri ayrı tabi ama mercan'dakini de deneyin derim.
  • haftasonu gezmesi amaçlı istanbul seyahatimde gerek beyoğlu ve gerekse kadıköy şubelerinde midyeleri löp löp yuttum.şimdi içimde fırtınalar kopuyor, zehirlendim zaar.
    gerçi galatanın dibinde yere tüneyip içtiydik, taş da çekmiş olabilir*. günahlarını almayalım durduk yerde.
  • kadıköydeki şubesinde ilk defa böylesine küstah bir garsona denk geldiğimizi söylemeliyim. 15 dakika kokoreçi bekledik, dostum bakar mısın bizim kokoreç vardı diye sordum, istersen iptal edelim dedi. tavır takdire şayan gerçekten, iptal edip kalktık haliyle, böyle esnaflık mı olur merak ediyorum.
  • kadıköy'de geçen gün iki yarım balık istememizle başladı garson olacak ayarsızın tavırlarına tanık olma maceramız.
    iki yarım kokoreç geldi, "bunlar ne biz kokoreç istemedik, balık istedik" dedim bu gevşek de "yok hayır iki yarım dediniz balık diye belirtmediniz" dedi. e bu durumda kokoreç diye de belirtmemişiz di mi. yok ama neymiş iki yarım dedin mi kokoreç olurmuş o, balık diye belirtmemiz gerekiyormuş. o zaman iki yarım isteyen müşteriye kokoreç mi balık mı diye sormanız gerekiyor di mi kardeşim? ilk gidişim de değil iki balık derim hep kokoreçini sevmem. ama balık demiştim yahu diye diretmenin manasızlığını, adamın hal hareketini görünce anlamıştım.
    evet olabilirmiş ama balık diye belirtmemişim. bak şimdi ilk cümleden sonra geri götürmesi gerekirken tepende dikilmiş cevap yetiştiriyor. hani bekliyor ki tamam neyse ver deyip kabul edicez getirdiğini. etmedik tabi.
    ondan sonra inadına yapar gibi bizden sonra gelenler balık alabilmelerine rağmen 15dk.dan fazla süre bekledik iki yarım yiyebilmek için. resmen gözümün içine baka baka her işaret ettiğimde, ha tamam pardon getiriyorum işaretleriyle oyaladı aymaz herif.

    bir de kokoreçi itelemeye çalışırkenki üslubu için ne bu azarlar gibi konuşmalar dediğimde "yaa yok tabi olur mu öyle şey efendim" diyor ama suratta ki siklemez ifadeyi görecen. ağzından çıkanla, ses tonu ve surat ifadesi tam bir oksimoron örneği.
    haftada bir iki uğrardım ona da gerek kalmadı.
  • yediğim en köyü kokoreçi bana yediren dükkan. nevizade'de şubelerinde de alt katta tuvalette kapıya kadının biri koymuşlar, kolonya tutuyor, peçete tutuyor ee tabi para alıyor.
  • kadıköy'deki için konuşmak gerekirse, ne kokoreçi ne de midye dolması bir şeye benzemeyen, neden bu kadar beğenildiğini anlamadığım mekan.
    kadıköy'de kokoreççi adem usta gibi bir şaheser varken kokoreç yemek için buraya gidenler ya damak tadından yoksunlar, ya da adem ustanın kokoreçi ile tanışmadılar.

    ikincisine inanmak istiyorum tabii.
  • kötü.
  • gece gece aklima duserek kokorec buhrani gecirmeme sebep olan mekan. olsa da yesek.
  • yalnız gidebileceğin gibi , istanbul dışından gelen misafirlerini de götürebileceğin yer . biranı iç , rakını iç , balığını - midyeni - kokorecini ye . sonra çık dolaş istiklal' de .