şükela:  tümü | bugün
  • "kurt postundaki kuzu"dur. ve “teknoloji ve gelenekler nasıl bir arada yaşayabilir?” sorusuna güzel bir cevaptır.

    kuzu postunda kurt otomobillere hayran kaldım hep. hem sayıca az olmaları, hem de sade ve sıradan (!) görünümlerinin altında inanılmaz teknik özellikler gizlemeleri onları benim gözümde fazlasıyla özel yapar: audi rs4, bmw m3, bmw m5 gibi…

    amg paketli mercedes a180 cdi’da ise durum tam tersi: amg paketli bir mercedes ve bu mercedes’in kaputu altında 1.5 dci common rail dizel renault motoru.

    mercedes a serisi hep “tuhaf” bir otomobil oldu. 1997 yılında yollara çıkan w168 kodlu ilk kuşak, kompakt bir hatchback’den çok “sandviç” formatlı karoseri ve yüksek sürüş pozisyonu ile bir mpv’yi andırıyordu. başka bir “ilk” daha vardı: mercedes ilk kez önden çekişli bir otomobil üretiyordu (daha önce mercedes ticari araçlarında da önden çekişi kullanmıştı)

    (bu “sandviç” karoser formatı bir “aktif güvenlik” önlemiydi. kaza anında önde bulunan motorun kabin altında kalan boşluğa girmesini sağlayacak ve kaza durumunda kabindekilerin daha az hasar almasına yardım edecekti. parlak bir fikir!)

    ama bu ilklerle ve parlak fikirlerle dolu ilk mercedes a serisi’nde bir sorun vardı: yüksek formlu tasarım, otomobilin ağırlık merkezini zeminden çok uzaklaştırmıştı. yapılan bir geyik testinde otomobilin çok kolay takla atabildiği ortaya çıkınca, güvenlik donanımları ile ünlü mercedes bir kriz yaşadı, otomobilde esp standart donanım haline getirildi.

    mercedes a serisi’nin 2. kuşağı (w176) 2004 yılında yollara çıktı. aynı yıl bmw 1 serisi’nin üretimi başlamıştı (e87) ve bir önceki yıl da audi a3’ün 2. kuşağı (8p) pazara sunulmuştu. bu 2 kompakt hatchback’den farklı olarak, ilk kuşağın formatına sadık kalan 2. kuşak mercedes a serisi’nin üretimi 2012 yılına kadar sürdü. konsepti gereği de bu otomobilin müşteri kitlesi hiçbir zaman audi a3 ve bmw 1 serisini “isteyen” kitle ile kesişmedi.

    2012 yılında otomobil yenilendi ve bu 3. kuşak ilk 2 kuşaktan farklı olarak kompakt bir hatchback karoser ile üretilmeye başlandı. bu mercedes için de biri olumlu diğeri olumsuz 2 bakımdan dönüm noktası oldu: bu yeni formu ve tasarımı ile audi a3 ve bmw 1 serisi karşısına artık mercedes’ten bir rakip çıkmış oluyordu. diğer taraftan, bu kompakt mercedes de önceki kuşaklar gibi önden çekişli olarak üretiliyordu. yani maliyet kaygıları nedeniyle, bundan sonra da kompakt mercedes’lerin “gerçek bir mercedes” gibi olamayacağı anlaşılmıştı ve bu bazılarında hayal kırıklığı yarattı. maliyet kaygıları sadece önden çekiş ile sınırlı değildi. maliyet düşürmek için başka yöntemlere de başvurulmuştu. baz motorlar bunlardan biriydi.

    mercedes yönetimi bu karar ile birbirinden farklı 2 kitleyi cezalandırdı: “sınırlı bütçesi ile mercedes’e erişmek isteyenler” ve “kompakt karoserli bir mercedes sahibi olmak isteyenler”

    diğer taraftan maliyet kaygıları sadece içsel nedenlerden de kaynaklanmıyordu. volkswagen grubu’nun, çatısı altındaki markalar ile küçük ve ucuz volkswagen up’dan bugatti veyron’a kadar “her segmentte otomobil üretme planı” ve her sınıfa “saldırması”, bmw’nin mini sahipliği ve psa ile yaptığı geliştirmeler devam ederken mercedes, artık “maliyet”in ve işbirliklerinin önemli olduğu bu “alt” segmentte yalnız kalmıştı. o da renault’a sarıldı.

    (tüm karoseri, motoru ve aktarma organlarıyla, elden geçirilen ve iyileştirilen bir renault kangoo, mercedes citan’a dönüşebiliyorsa, renault megane da kompakt bir mercedes’e dönüşebilirdi. neden olmasındı?)

    w176 mercedes a serisi, tasarımı ve amg kiti ile “mükemmel” görünse de, tüm bunların arkasında alman dokunuşlarına sahip bir fransız otomobili olarak duruyor. otomobilin alman-fransız genleri gibi üretim yerleri de artık global: ilk 2 kuşak (w168 ve w169) almanya’da (rastatt’da) üretilmişti. güncel w176, almanya‘daki tesisin yanısıra finlandiya’da, macaristan’da ve meksika’da da üretilmektedir.

    iç mekan ve kullanım
    3 mercedes geleneği” bu otomobilde de yaşıyor, mercedes “geçmişe sadakat” kuralını dikkatli bir şekilde uyguluyor ve bu özelliği ile hayranlık uyandırıyor:

    1. aydınlatma, sinyal ve silecek kontrolleri: bu kontrollerin tamamı direksiyon simidinin sol tarafında tek kumanda kolu üzerinde toplanmış. hız sabitleyici de yine sol tarafta. bu geleneksel özellik, aynı zamanda, sağ tarafa vites kolunun yerleştirilmesine izin vermiş (bu vites kolundan aşağıda bahsedeceğim)

    2. ayak kontrollü el freni: ayak kontrollü el freni aslında artık yok ama “geçmişe sadakat” şöyle devam ediyor: el frenini serbest bırakma kolu ise olması gerektiği yerde, çekildiğinde el freni serbest kalıyor. el frenini aktive etmek için ise, geleneksel mercedes’lerde olduğu gibi sol ayak ile a sütununun sonundaki küçük pedala basmak yerine, bu el freni bırakma kolunu içeriye doğru itiyorsunuz. aslında bu bir elektromekanik park freni (güzel buluş. “teknoloji ve gelenekler birarada yaşayabilir”)

    3. çalışırken “m” çizen silecekler: bir zamanlar (w124 mercedes e serisi ve w202 mercedes c serisi zamanlarında), yani 1980’lerde ve 1990’larda, mercedes’lerin ön camında tek bir silecek süpürgesi vardı ve bu tek silecek camın daha büyük bir alanını süpürebilmek için, en yukarı konuma geldiğinde dalgalı bir iniş çıkış hareketi yapardı. mercedes a serisi’nde artık 2 silecek süpürgesi görev yapıyor ancak aynı hareket “hala” devam ediyor.

    iç mekanda her şey mercedes geleneklerine sadık, otomobil gerçek bir mercedes.

    bazı şeyler hariç!

    mesela, bir başka mercedes karakteristiği olan “dipten menteşeli gaz pedalı” (ters bağlantılı gaz pedalı) bu otomobilde yok. burada bir şeyler kırılmaya başlıyor. görülen ve dokunulabilen yerlerden, altyapıya ve mekaniğe geçildikçe otomobil mercedes olmaktan uzaklaşmaya başlıyor.

    otomobilin depo kapağı da sol tarafta. biz mercedes’lerin depo kapaklarının sağ tarafta olmasına alışmıştık.

    işte buralarda bir şeyler “mercedes olmak”tan uzaklaşmaya başlıyor.

    kaput açılıp, motor üzerindeki mercedes yıldızlı plastik kapak kaldırıldığında motoru tanımak mümkün. hatta, kaputu açmaya da gerek yok. hassas kulaklara sahip olanlar, sesinden de bunun 1.5 dci olduğunu anlayabilir.

    ancak “otomobilin karoserinin ve altyapısının ne kadarı renault?” diye de sormak gerekiyor. burada her şey “görülür” değil ve gizli, ama bir ipucu var: biraz eğilip, mercedes a serisi’nin şık pedal setinin arkasına bakıldığı zaman, burada içerisinden mil geçen bir boşluk olduğu ve bu boşluğun plastik bir kapak ile gizlendiği dikkat çekiyor. aynı parça, aynı boşluk ve kapak, renault megane’da ve renault fluence’de de aynı yerde duruyor (?)

    otomobilde kullanılan baz (1.5 litre) dizel motorun renault’dan alındığı herkesçe bilinen bir durum. motorun tersine, platform ile ilgili olarak, bugüne kadar hiçbir yerde renault’dan alındığı konusunda bir açıklamaya, teyide ya da bilgiye rastlamadım. ancak sadece motor değil, otomobilin platformu da renault megane 3’den.

    yani audi a3 ve volkswagen golf arasında ya da volvo v40 ve ford focus arasında nasıl bir kardeşlik var ise mercedes a serisi ile renault megane arasında da aynı “kardeşlik” var.

    2010 yılında daimler ile renault arasında yapılan ve platformlar ile “drivetrain”lerin paylaşımını amaçlayan anlaşmanın sonuçları burada da ortaya çıkmış oluyor. bu, sadece mercedes citan ve renault kangoo ile sınırlı değil.

    altyapı ve teknik konular bir tarafa (bunlara birazdan döneceğim), kokpite geçtiğinizde her şey bir mercedes’de olması gerektiği gibi. yola çıkıldığında da otomobil mercedes gibi hissettirmeye devam ediyor.

    ilk farkettiğiniz şey “direksiyondan kumandalı” otomatik şanzıman oluyor. direksiyonun sağına entegre edilen vites kolu çok kullanışlı. yukarı itildiğinde şanzımanı geri vitese (r), aşağı çekildiğinde d’ye alıyor, üzerinde dış tarafta bulunan tuşa basılınca da otomobili park’a (p) almış oluyorsunuz. şanzıman çift kavramalı ve 7 ileri vitesli

    “orta konsolda ne var?” diye soruluyor burada: orta konsolda vites kolundan tasarruf edilen alan kapaklı ve derin bir saklama alanına dönüştürülerek değerlendirilmiş. buraya büyük bir şişe bile koymak mümkün.

    gösterge tablosunda, sol tarafta bulunan hız göstergesi ile sağ tarafta konumlandırılmış devir saati arasında kalan “bilgilendirme ekranı”nda şanzımanın konumu (d) yanında ayrıca aracın kaçıncı viteste olduğu da gösteriliyor. vites konumu bilgisinin hemen sağında ise sürüş modu bilgisi (e, s, m) gösteriliyor. sürüş modları orta konsol üzerindeki tuş ile kontrol ediliyor.

    hız göstergesinde ise bir “oyun” var: göstergede sıfır rakamı, alfa romeo’larda, seat modellerinde ve şimdi de audi’lerde olduğu gibi saat 6 poziyonundan başlıyor. ancak 60 km/h’ye kadar 10’ar 10’ar, 60 km/h’den sonra 20’şer 20’şer ilerliyor ve rakamlar arasında eşit aralıklar var. bu yüzden ilk kalkışta gösterge “aniden” fırlıyor ve otomobil çok hızlı kalkıyormuş hissi yaratıyor.

    burada bahsedilmesi gereken bir şey daha var:

    hız göstergesi içerisinde kırmızı renkli bir üçgen uyarı işareti dikkat çekiyor, içerisinde de bir otomobil sembolü bulunuyor. önce bunun bir arıza ışığı olduğunu düşünüyorsunuz. bu, radyatör ızgarasındaki mercedes yıldızının arkasına gizlenmiş olan mesafe takip radarının ikaz ışığı ve önde bulunan otomobile tehlikeli bir hız ile yaklaşıldığında üçgen kırmızı ışık yanarken güçlü bir ikaz sesi duyuluyor. sistem hava şartlarına da duyarlı ve ıslak zeminde daha erken uyarı veriyor.

    mercedes a serisi’nde bulunan park sensörü de orta konsolda bulunan bir tuş ile aktive edilip devre dışı bırakılabiliyor.

    motor hakkında
    iç mekan ne kadar kaliteli ve elit ise ve “mercedes” gibi duruyorsa, mekanik altyapı da böyle olmaktan o kadar uzak. ilk farkedilen örnek: otomobilde kaput amortisörü bulunmuyor. kaputu açınca, “sabit duracak” diye beklerken, uzun kaputun ağırlığı elinizde kalıyor. sabitlemek için ise sabitleme çubuğunu yerinden çıkarıp kaputa takmanız gerekiyor.

    motor, mercedes yıldızlı basit bir plastik kapak altına gizlenmiş, kapağı çıkarınca “bilenen” gerçek ortaya çıkıyor. mercedes bu 1.5 litrelik dizel motora om 607 de 15 la kodunu vermiş (renault tarafında motor k9k 846 koduyla anılıyor. silindir çapı 76 mm, strok 80.5 mm) silindir başına 2 subaplı ve üstten tek egzantrikli bu motor mercedes a180 cdı’da 109 hp ve 260 nm tork üretiyor.

    motorun, renault modellerinde bulunan daha düşük güçlü 75 hp’lik ve 90 hp’lik versiyonlarından farklı olarak, 110 hp’ye ulaşması için değişken geometrili turbo kullanılmış. turbo borg warner üretimi. motorun bir diğer farkı da, mercedes’in titreşimleri ve gürültüyü önlemek için motor üzerinde çalışmış olması.

    şanzıman hakkında
    motor, 7g-dct isimli çift kavramalı 7 ileri bir şanzıman ile kombine edilmiş. motor ne kadar eleştiri alıyorsa, şanzımanın da o kadar övülmesi gerekiyor:

    7g-dct önceki kuşak a serisi’nde kullanılan cvt şanzımana göre birkaç gömlek üstün. stuttgart’ta (mercedes’in başkentinde) üretilen bu şanzıman sadece 37 cm uzunluğunda ve 86 kg ağırlığında. bu sayede enlemesine motor konfigürasyonuna sahip mercedes a serisi’nin kaputunun altına sığdırılabiliyor. şanzımana destek olan 2 adet yağ pompası var. bunlardan biri mekanik, diğeri elektrikli. elektrikli olan pompa, start / stop fonksiyonu devreye girdiğinde ve motor durduğunda, şanzımandaki yağ basıncını devam ettiriyor ve bu sayede motor tekrar çalıştırıldığında, şanzıman motorun hareket talebine gecikme olmadan cevap verebiliyor.

    şanzıman 3 sürüş moduna sahip:economy (e), sport (s) ve manual (m). economy modunda vitesler düşük devirde ve yumuşak olarak geçerken, sport modda vitesler daha yüksek devirlerde değişmeye başlıyor ve değişim süresi kısalıyor, manual modda ise direksiyon simidinin arkasındaki kulakçıklar ile vitesleri manuel olarak değiştirmek mümkün oluyor. otomobil economy ya da sport modda iken, kulakçıklara dokunursanız şanzıman manuel moda geçiyor, ancak yol şartlarına bağlı olarak sürücü uygun vitese geçmez ise kendisini tekrar önceden seçili olan otomatik moda alıyor.

    aslında 7g-dct, mercedes a serisi için geliştirilmiş ve zorunlu olarak kullanılan bir şanzıman. mercedes, c serisi’nde, e serisi’nde ve s serisi’nde 7g tronic isimli tork konvertörlü bir otomatik şanzıman kullanıyordu. 7g tronic, ağırlık tasarrufu için magnezyumdan üretilmişti ve şanzımanda 2 adet geri vites oranı bulunuyordu. comfort modda kullanıldığında, araç 2. vites ile kalkıyor ve geri gidişlerde de daha uzun olan 2. geri vitesi kullanıyordu. şanzıman ayrıca vites düşürmeler sırasında vites atlama kapasitesine de sahipti. bu şanzımanın boyutları ve ağırlığı, enlemesine motor konfigürasyonuna sahip mercedes a serisi’nde kullanılmasını engellemiştir.

    motor, hacmi ve karakteriyle zaten tasarruf üzerine kurulu. bir de tasarruflu sürüş için özel bir eco sürüş modu var. bu durum, 7 ileri otomatik şanzımanın, uzun oranlı 7. vitesi ile birleşince, uzun otoyol sürüşlerinde “mükemmel ekonomi” ortaya çıkıyor. otomobil 7. viteste 1.500 devirde 90 km/h, 2.000 devirde 120 km/h yapıyor. eco mod’dan çıkılmadığında, ortalama tüketim hızlı otoyol kullanımlarında bile 6.0 litre / 100 km ile sınırlanıyor. bu rakam şehir trafiğinde de bu seviyede. sakin ve dikkatli kullanımda ise 5.0 litre / 100 km’ye düşüyor.

    "eco" modu gerçekten çok iyi çalışıyor ve hem şehir içerisinde hem de tam gaz otoyol kullanımlarında işe yarıyor, ancak mercedes’in “blue efficiency” önlemleri, kapsamı ve teknolojileri ile “efficient dynamics”in gerisinde kalıyor.

    bu motor, mercedes kaputu altındaki ayarlarıyla audi a3 1.6 tdı’de kullanılan 1.6 litrelik ea827 motor ile ve bmw 116d efficientdynamics’de bulunan 1.6 litre n47d16 motor ile denk/yakın güç çıkışına sahip. burada bu modelleri karşılaştırmayacağım.

    bir ipucu olarak: böyle bir değerlendirme yaparken, sadece motorları değil, şanzımanları da dikkate alın.

    lastikler hakkında
    bu yazıyı yazmadan önce bana 2 farklı a180 cdı verildi ve mercedes a serisi’ni “anlamak” için bu 2 araç ile toplam 2.000 km yol yaptım. araçlar arasındaki tek fark lastikleriydi.

    ilk otomobilde 225 / 40 r 18 ölçüsünde pirelli p zero lastik takılıydı. 2. otomobilde ise yine 225 / 40 r 18 ölçüsünde bridgestone potenza re050 yüksek performans lastiği bulunuyordu. otomobil amg paketi ile zaten 18 inch jantlara, yüksek sertliğe ve stabiliteye sahip. pirelli p zero lastikler daha ideal ve yumuşak, bridgestone potenza ise otomobilde az olan konforu tamamen yok ediyor.

    ve amg paketi
    amg kiti otomobili “daha fazla mercedes” yapıyor. amg paket ile antrasit tavan kaplaması, amg direksiyon simidi, 18 inch 14 kollu amg logolu jantlar, 225 / 40 r 18 ölçüsünde lastikler, mercedes benz yazılı fren kaliperleri, güderi ve deri karışımı koltuklar, amg logolu paspaslar ve beyaz aydınlatmalı kapı eşikleri geliyor.

    bu donanımlar içerisinde özellikle, koyu renkli antrasit tavan kaplaması ve amg koltuklar otomobilin içerisine farklı bir hava getiriyor. bmw de bu renk tavan kaplamasını m paketli modelleri ile sunuyor.

    teknik aynılaşma”nın bu kadar fazla olduğu günümüz otomobillerinde, saf “marka kimliği”ni korumak çok zor. bu durum, yeni şartlara en fazla dik duran bmw gibi bir üreticinin “bile” arkadan itişten vazgeçmesine neden oldu (bkz: bmw 2 serisi active tourer). mercedes a serisi de bu şartların ürettiği bir otomobil. tüm bu detaylara rağmen gerçek bir mercedes gibi hissettiriyor ve mercedes, bu otomobil ile “sihirli dokunuşlarla dünyadaki her otomobili bir mercedes’e çevirebilirim” mesajını veriyor.

    --------

    edit: calvin klein’den bir ekleme geldi, teşekkürler. (bkz: #43042424) entry’sinde bahsettiği durumu buraya eklemekte fayda var: mercedes, a serisi’nin ve cla’nın amg modellerinde yine çift kavramalı ve 7 ileri oranlı amg speedshift dct isimli bir şanzıman kullanıyor. bu şanzıman farklı özelliklere sahip: ilave olarak bir race start modu (rc) geliyor. bu mod, bmw’nin m modellerinde sunduğu “launch control” benzeri şekilde çalışıyor. bu şanzımanda da yine 3 sürüş modu var ve 7g-dct’den farklı olarak tasarruflu sürüş moduna “economy” yerine “controlled efficiency” adı verilmiş. diğer taraftan, a serisi’nin ve cla’nın standart modellerinde kullanılan 7 ileri 7g-dct şanzıman ile renault’un getrag üretimi 6 ileri edc şanzımanı da aynı elden çıkmışsa, bu a serisi’ni ve renault megane / fluence'yi baz motorları, altyapıları ve platformları yanında şanzımanlarıyla da ortak duruma getiriyor.
  • güzel seri. ama amblemi sök megana tak anlamayı geç kıllanmam bile. neden? çünki araba değil yol severim. yol güzel olsun, sevdiğim yere gitsin de altımda bırodvey olsun anasını satayım. ama yol çirkin ve mecburen gittiğim bir yolsa merzo isterim. orta karar yolda audi, karlı havada ssyanyong, baharda bmw, kaynanamla otobüs tercihimdir.
  • bir kaç sene içerisinde bundan bir tane alırsam, "ya bunda renault motoru var ya" diyen ilk arkadaşımı öldürürüm diye çok korkuyorum.
  • gençler, içeriden bilgi veriyorum; bmw, mercedes e sınıfına 5 serisine kadarki tüm araçlarını gizli gizli dacia'ya tata'ya falan yaptırıyor. bugüne kadar bindiğiniz bütün c'ler a'lar falan tamamen traş. tranga yani... koltuklarına falan da hep attırıp öyle monte ediyorlar. değil motoru başka firmadan çakıp geçmek, şasiye sıçan adam gördüm lan sıçan adam gördüm! yani bakın daha da konuşturmayın beni... motoru dandik firmadan alıp geçmesi falan hikaye kalır yanında gördüklerimin.

    neyse hadi son bilgi olsun bu da; bmw 1 serilerinin iç plastiği komple istanbul'da bi leğen fabrikasına yaptırılıyor. ama isim veremem. kusura bakmayın.
  • 1 seneden fazladir kullandigim arabadir kendisi. 10 bin kmde satin alip 17 bin km civarinda yol yaptim, cogunlugu sehirler arasi olmak üzere, yakit tüketimi yaklasik 6.5l /100 km diyebilirim, otobanda 140 km/saatle gidince bile 6.5 litreyi pek gecmiyorum. tabi araba 180 cdi, ama otomatik vites. acikcasi tipsiz olsa da ben oldukca memnunum arabadan, ses sistemi koltuk isitmasi falan güzel, aynalar ve görüs acilari oldukca iyi, arka koltuklari yatirinca bir sürü esya tasinabiliyor-almanya'da yasayan biri icin oldukca önemli bir konu bu-.arabada herhangi bir sikinti yok bu güne kadar, yol bilgisayarinin yag ve teker hava basinci konusunda uyarmasi da oldukca isime yaradi. türkiye'de pek tutulmasa da avrupa'da yasayanlara bu tür özellikleriyle tavsiye edecegim bir arabadir. gelecek sene sonunda cikacak yeni nesli ile oldukca sportif bir görüntüye kavusup audi a3 ve bmw 1 serisi ile kapisip mercedesin geride kaldigi bu sinifta acigi kapatmasi bekleniyor.
    edit: bininci entryim sen ol istedim sevgili arabam:)
  • şimdi formula 1 ne alaka amk o zaman aynı reno motoru formula 1'de 12 tane takımlar 11 tane de pilotlar şampiyonluğu kazandırmış. hatta ve hatta şunu da ekleyelim mercedes benz motorları da 12 pilotlar 8 adet de takımlar şampiyonluğu kazanmış. e reno daha iyi yani?

    tanım: yeni versiyonları çok yakışıklı otomobil. 1.5 renault motoruna ben de çok kırgınım.

    not: mercedes c serisi spor
  • yeni kasasının a-200 amg donanımına 2 aydır sahip olduğum araba. satın alma aşamasında fikir edinmek için gerçek kullanıcıların yorumlarını internette hayli aradığım fakat bulamadığım için bir kaç kelime yazma ihtiyacı duydum ki almayı düşünenler biraz fikir sahibi olsunlar.

    öncelikle bir önceki arabam 2011 model civic hatchback 1.4 i-shift modeliydi. kendisiyle 6 yıl gibi uzun bir birlikteliğimiz oldu bunu da dipnot olarak belirteyim. daha öncesinde ise focus hatchback kullanmıştım uzun süre yani araba zevki konusunda hatchback klanına dahilim.

    öncelikle buradaki görüşlerim şahsi zevkime göre fikirlerimdir onun için audiciler bmwciler saldırmasınlar gidip kendi fikirlerini o marka başlık altında belirtsinler.

    neyse efenim, uzun yıllar civic kullandım artık değiştirme zamanı geldi dedikten sonra da bmw 4 serisi ile mercedes gla arasında araştırmaya başladım. bu esnada sıfır araba fiyatlarındaki uçuştan dolayı (2020 editi: o bahsettiğim fiyat uçuşu şu anki fiyatlar için çok komik kaldı. insan hatırlayıp hatırlayıp küfür ediyor. daha bir yıl dolmadan fiyat nasıl %50 artar! neyse konuya dönelim) kendi adıma henüz yollarda görme fırsatım olmayan mercedesin yeni a serisini bayide görme fırsatım oldu. içine oturduğum anda kendi kendime dedim ki; arkadaş yıl olmuş 2019, kullandığımız kol saatinden buzdolabına diğer herşey dijital, dokunmatik, led ekran gibi buram buram teknoloji iken neden arabaların iç mekanları hala 10-15 yıl önceki görünümle aynı. işte mercedes sonunda bunu değiştirmiş, bu nasıl bir kokpittir bu nasıl konsoldur.

    nitekim daha 1 saat öncesinde de bayide bmw 4 serisini incelemek için gitmiştim. tamam arabanın dış görünüşü özellikle mavi rengi kendisine aşık etmeye yeter fakat içine oturunca bmw 1,3,4 serisi olmuş hiç de öyle büyük farklılıklarla sizi kendine bağlamıyor. iç dizayn konusunda beni kendi safına katamadı bmw açıkçası. keza aynı şey audinin serileri için de geçerli. tamam gidişi konforu yol tutuşu iç hacmi çok farklı olabilir birbirinden ama gösellik de ayrı bir sanattır bana göre. arabalarla çok haşır neşir olmayan birisi için uzaktan gördüğü bir sedan audinin hangi seri olduğunu anlamak çok kolay olmayabilir örneğin. bence bmw ve audi özellikle son yıllarda birbirine yakın seriler arasında iç dizayn konusunda daha zahmetsiz takılıyorlar.

    neyse efenim lafı uzatmadan gelelim tekrar yeni a 200 e.

    -dışarıdan görünüm olarak ön kısmını (arkaya nazaran) daha fazla beğeniyorum. önden oldukça agresif bir bakışı var. arka tarafı da güzel fakat öndeki o agresif bakış arka tarafta daha yumuşatılmış, sakin bir görünüme bürünmüş.

    -öndeki ve arkadaki led farlar fazlasıyla başarılı.

    -kasa olarak bazılarına göre negatif olabilecek bir tarafı, ön tarafın oldukça alçak oluşu. kasislerin az yüksek olduğu yerlerde veya misal feribota inip binerken ön tampon yere sürtebilir. ilk zamanlarda bir kaç defa hızlı girdiğim kasiste o iç burkan sürtme sesini duydum şahsen.

    -önceki kasaya göre ebatlar büyümüş. yan yana parkedince eski kasası, golfün yanında duran polo gibi kalıyor. dolayısıyla bagaj hacminde gelişme olmuş. civic hatchback'den sonra bana yine de küçük geldi. çocuğu olmayanlar için yeterli ölçüere sahip yine de.

    -iç tasarım ve kalitesi gayet güzel. muadillerinin önüne geçtiğini hatta segmentine göre çok daha üst kalitede olduğunu görüyorsunuz. yani mercedes aldım ama en düşük segmentine biniyorum veya bmw'nin kalitesi 5'ten sonra başlar gibi bir hisse kapılmıyorsunuz. ilk defa oturunca mercedes e serisine oturmuş hissi yaşatıyor size.

    -dizeli bilmiyorum fakat sahip olduğum benzinlisi 163 beygir güç veriyor ve 1.4 motor civic'ten sonra bana çok çok güzel geldi. insanın o hızlanmayı yaşamak için gaza yüklenesi geliyor sürekli :) şehirlerarası yolda 7 ileri vites ile hız sabitleyici aktifken yokuşlarda bile 6'ncı vitesin altına çok nadir düşüyor. ne çekmişim yıllarca civic'ten dedirtti bana :(

    -yakıt tüketimi (yol bilgisayarı verisi) şehir içi 7-7,5 şehirler arası (110-120 sabit sürat ile) 5,3-5,8 lt.

    -içeri yol ve rüzgar sesini standart lastiklerine rağmen çok çok az alıyor. düşük süratlerde güzel ve tok bir motor sesi var insana keyif veriyor.

    -süspansiyonlar bana başarılı geldi. yoldaki bozuklukları gayet güzel sönümlüyor. (belkide bu konuda taş gibi süspansiyonu olan civic'den geçmiş olmamın katkısı vardır).

    -çarpışma önleme sistemini gayet işlevsel buldum. dalgın olduğum birkaç sefer kendisi fren yaparak müdahale etti.

    -tekrar yazayım motor verimi çok güzel. bu yakıt tüketiminden böyle güç alabilmek şahane.

    biraz da benim beğenmediğim özelliklerinden bahsedeyim.

    -arkadaş bir arabaya anahtarsız çalıştırma özelliği koyarsın da neden anahtarsız giriş koymazsın. tamamen ek paket satma gayesiyle yapılmış büyük eksiklik. sıfır alırken bu paketi kesinlikle eklemek lazım bana göre.

    -reklamını bolca yaptıkları, mbux sesli komut sisteminin geliştirilmesi gerek. yapay zekasındaki kayıtlı kalıp cümleleri kullanmanız gerek. aksi halde anlaşmanız hayli zor.

    -viraj ve yol tutuşu konusunda beklediğimi karşılamadı açıkçası. (bu girdiden sonra detaylı araştırdım geyik testinde birçok muadili ile yakın değerler almış fakat sanırım civic bu konuda fazlasıyla başarılı sonuçlar aldığı için bu imajı oluşturdu bende) kasanın oldukça alçak olmasına rağmen hafif hızlı girdiğim virajlarda özellikle önden kayma eğilimi var. araba gayet yere yakın olmasına rağmen sanki ağırlık merkezi daha yukarıdaymış gibi hissettiriyor. (uzun dönem kullanım düzeltmesi: evet yazdığım gibi önden bırakma eğilimini hissettiriyor ancak şimdiye kadar o hissiyatın ötesine geçmedi. denemek için zorladığım zamanlar dahil gerçek anlamda yol tutuşunu bırakıp kaymaya başladığı bir an olmadı. yol tutuşu uzun dönem kullanım sonunda başarılı diyebilirim).

    -şerit takip sistemini devreden çıkartabiliyorsunuz fakat susturup tekrar çalıştırdığınızda tekrar deveye giriyor. bence faydadan çok zararı var. şöyle ki, yoldaki şerit çizgileri düz çizgi olduğu zamanlarda sinyal vermeden şerit değiştirmeye kalktığınızda müdahale ederek şeridinizi korumaya çalışıyor. kötü tarafı, uzun yolda bazı yumuşak kıvrımlı virajlarda apeks yapmaya kalktığınızda veya sollamaya çıkmaya çalıştığınız zaman sinyal kullanmazsanız sizi şeritte tutmaya çalışması tedirgin edebiliyor.

    -dokunmatik ekran ve touchpad gayet güzel ve verimli çalışıyor. fakat özellikle ilk zamanlarda kurcalayacağım derken dikkatiniz fazlasıyla içeriye yoğunlaşıyor. yeni alacak olanlar özelliklerini araba park halindeyken öğrenmeliler. yoksa yeni aldığınız telefonu araba kullanırken kurcalayıp öğrenmeye çalışmaktan bir farkı yok. dikkatinizin dağılıp kaza yapmanız işten bile değil.

    kullandığım 2 aylık süre boyunca özellikle performansı ve tasarımı konusunda beni kendisine bağladı. ufak tefek eksikleri olmasaydı çok daha güzel olurdu tabi ki.

    şimdilik aklıma gelenler bunlar sonrasında ihtiyaç durumunda yine editlerim.

    ek-1: 2018 model aracın start-stop bataryası bittiği için 2020 itibariyle garantiden değişti. ücretli değişim olsaydı 2500 tl gibi bir ücret talep edeceklerdi. ikinci el alacaklar daha önce değişip değişmediğini dikkate alsalar iyi olur.

    edit: ekleme
  • mercedes muzesini gezen turk bir erasmus ogrencisinin, gottlieb daimler'in vasiyetindeki kimsenin anlam veremedigi cumlenin turkce 'mercedes e serisinden baslar' oldugunu fark edip almanlara soylemesinin ardindan alinan torba kararla beraber b, c ve sonu a-b-c ile biten bilimum sl'li gl'li modelle beraber onumuzdeki sene uretimden kaldirilacaktir.

    bu gizemi cozen ogrenciyede bir adet e 180 verilecekmis, turkiyeye donunce vergiden sorun falan yasamasin diye.
  • babasının kıllı götünü pazarlasa bile 400bin tl biriktirip alamayacak kekolar tarafından saldırıya uğrayan aşağlık kompleksi belirteçi araba.
  • fiyatı bakımından türkiye'de mantıksız bir otomobil olsa da avrupa'da bu arabaya çok farklı bir gözle bakılıyormuş. honestjohn'da şöyle anlatılıyor: hayatı boyunca şirket arabası olarak mercedes kullanmış, emekliliğinde büyük otomobillerle boğuşmak istemeyen ama alıştığı mercedes kalitesini arayanlar, çözümü a serisinde buluyormuş. birinci değil ama ikinci nesli, diğer mercedes modelleriyle aynı hissi veriyormuş. yazanın yalancısı olduğumdan mişli muşlu anlatıyorum.