şükela:  tümü | bugün
  • ölmü$ müslüman kadin
  • geçenlerde hafizami kaybettim hukumsuzdur arkadaşla laflarken murat uyurkulak'ın nefretinin, kininin güzelliğinden bahsediyordum. edebiyatını güzel kılanın da bu olduğunu hırlayarak ve salyalar saçarak anlatmaya çalışıyordum. bugün taraf'ta röportajı çıktı:

    "bir üçüncü kitap yazıyorum, ama ne zaman biter, biter mi bitmez mi bilmiyorum. adı şimdilik “merhume”. ağır ilerliyor, geçinmek için çalışmak zaman alıyor. olsun, böylesi daha iyi, öfkeyi diri, kini mümbit kılıyor.

    tam ağzıma layık bir uyurkulak romanı yolda demek ki.

    http://taraf.com.tr/…er/onlar-yapar-biz-bakariz.htm
  • şöyle bi toplu para geçse elime diyor, çeviri meviri gibi siktiriboktan şeylerle uğraşmak zorunda olmasam, 3-4 aya bitirirdim diyor kitabı. yazarının yazamama sendromundan bahsetmiştik tahminen, hakkaten de öyleymiş. tabii elimahkum uğraştığı başka şeyler de eklenince, uzuyor da uzuyor bu süreç.

    bu abinin bu kadar samimi olabilmesinin önkoşulu da bu zaten. ben öyle para kazananlardan yiyenlerden haz etmeyen insan değilim, kim napıyosa yapsın. ama bu abi, kazanamayan abi. sen gibi, ben gibi bi şey. bu roman tamamlanırsa eğer, gelirse önümüze, belki her satırında olmaz ama, üç-beş satırda bir, o uzayan süreci ve sebebini göreceğizdir. öyle bi beklentim var. göresim var o öfkeyi gene. çünkü bu öfke, insanı korkutan bi öfke değil. öfkelendikçe güzellenen insanların öfkelerinden. umutlanıyor insan, bi yandan küfrediyor, bi yandan gülümsüyor.

    öyle ya da böyle, kaç yıl geçerse geçsin fark etmez, bitsin bu roman, çıksın karşımıza.
  • "ne şeytan bekler bir günahı ne de genç ölüyü mezar..."
    bu kitabı bekliyor, bekliyor, bekliyorum.
    şubat 2011 diye okudum bir yerlerde..

    hadi çıksın da bir gecede kitap bitirmenin, bir kitabı çok sevmenin tadına varalım.

    mazoşist bir zevkle, suratımıza dünyanın tükürülmesinden ancak bazılarının alabildiği o ince zevki alabilelim.. kitap sarılsın sonra, sonra kitaba sarılalım. sözcükler ne olursa olsun sözcükler hala "var" diyelim falan...
    öyle bir ruh halindeyim bugün. çıkmamış hatta yazılmamış bir kitabı özlüyorum.
  • bir yıla kadar elimizde olacak olan, yazarın sonunu gördüğü, sabırsızlıkla beklenen eser.

    ilk kısmını defalarca okudum... okudum... doyum olmuyor arkadaş. murat uyurkulak'ın yazdıklarını okumaya doyum olmuyor.
  • ayrıca yeni bir yazar. hoşgelmiş.
  • ben kürtlere bir şey demedim, sadece hakkarilileri ötekileştiriyorum diyerek kendini savunan insan.

    ben de kürtler hakkında daha önce ırkçı şakalar yaptım bu platformda.
    hakkari'de on bin kişinin özgecan için yürümesi başlığını gördüğümde yine birkaç ırkçı şaka dışında kötü bir şey görmeyi beklemiyordum. ama başlığı açtım şakası falan yok bu işin. başını bu yazarın çektiği birkaç yazar cidden bozulmuş yürüyüşe. bölgeyle ilgili ezberlerini bozmuş yürüyüş. yürüyüşe katılanların zaten bu konuları çözmeye çalıştığını düşünmeden sallıyorlar, yok önce çocuk gelinleri çözün kadını arkanızda değil yanınızda yürütmeyi öğrenin. çıkmış şehrin ortasında yürüyor kadınlar işte, görmüyor musun.

    sonuç olarak bu kişinin yazdığı entryler ve daha da çok sonrasında girdiği edit'ler fena halde canımı sıkıyor. neyse ben gidip de türkiye'den siktir olup gitmek başlığına gireyim en iyisi. bu zihniyetle birlikte yaşamak zor.
  • girdiği malum giriden beri gereksiz linçe maruz kalan yazar bozuntusu.

    ne çok kin varmış içinizde, ne çok nefret. sadece yazdığım tek bir giriyle beni ipe götürmek ne kadar kolaymış. mesaj attınız; cevap vermedim, sözlü tacizde bulundunuz; sustum, hakaret ettiniz; gıkımı çıkarmadım. ben sustukça, sustum, siz ben sustukça daha çok kudurdunuz. beni, çok sevgili bir yazar mesajla uyararak şikayet et sana hakaret edenleri dediğinde, uğraşmaya değmez, farklılıklara açık olmak lazım deyip nazikçe geri çevirdiğimde şimdi o yazarın ne kadar haklı olduğunu anlıyorum. bana özel mesaj yoluyla edilen küfürlerin haddi hesabı kalmadı artık geceden beri, sendeanlat mevzusuyla okuduğunuz tacizlere kanınız donuyorduya hani, bana atılan mesajlarla edilen tacizleri görseniz, oh olsun diyeceksiniz eminim. ben malum giride tekrar tekrar söylüyorum, sırf olay hakkari'de geçtiği için yazmamdan sebep bu kadar tepki topladım ama dikkatli okumayanlar ne yazık ki beni defalarca linç etmekten geri durmuyorlar, girinin sonunda ne demişim ben? tüm türkiye takındığı tavırla o kadar iki yüzlü ki iğreniyorum hepinizden demişim. beni haksız çıkarmadığınız için size binlerce selam olsun sayın çok bilmiş ekşi sözlük tayfası. keşke, daha önceden yazdığım girileri de okuyarak beni ırkçı ve orospu olarak nitelendirseydiniz, ırkçı olan biri aylar öncesinden (bkz: kemalistsiz pkk'sız bir türkiye) başlığına " renksiz bir gök kuşağı gibidir." yazar mı; amacı sadece hakkari'de yaşayan kürt halkını töhmet altında bırakmak olan bir insan şöyle bir giri yazarak tüm insanları ikiyüzlülükle suçlar mı?

    yapmayın arkadaşlar, bu kadar kindar olmayın, malum giride bile eşek kadar tüm türkiye yazmasına rağmen sırf başlıkta hakkari geçiyor diye beni linç etmek doğru değil, kaldı ki başlığı açan kişi bile ülkenin birçok yerinde yürüyüş olmasına rağmen özellikle hakkari'yi belirterek başlığını açmasında bile ben bir art niyet ararım.

    yine malum giriye atıfta bulunarak son bir şey söylemek istiyorum; edit olarak düştüğüm notta yazanlar konusunda tekrar aynaya bakın ve bir düşünün, gerçekten benim de başıma gelse tüm ikiyüzlülüğünüzle oturup ağlar mısınız yoksa oh olsun mu çekersiniz? insanlığınızdan ve ikiyüzlülüğünüzden utanın biraz, hiç birinizin o kız için döktüğü gözyaşına inanmıyorum ben çünkü samimiyetsiz insanların tekisiniz hepiniz.
  • hala ırkçılık yaptığını kavrayamamış yazardır. söylediği şey insan hakları için yürüyen afrikalılara: "siz önce insan yememeyi öğrenin, sonra insan hakları için yürürsünüz." demekle aynı şeydir ama hala başkalarını ikiyüzlülükle suçlamaktadır. kin kimde peki bu durumda sende mi bizde mi?