şükela:  tümü | bugün
  • merkantilizm iktisadi bir terim olmakla beraber, ayrıca bir devlet politikasıdır. devletlerin ülke limanlarında ve ticaret merkezlerindeki ticarete hâkim olabilmesi esası taşır. merkantilist politikalar dünya tarihinde sadece iktisadi olarak değil, dünya çapında da büyük değişiklikler yapmıştır. devletin çıkarları konusundaki politikalar genellikle aynı kalmış, ancak bu politikayı uygulamak için yapılan ittifaklar ve savaşılan ülkeler sürekli değişmiştir.

    merkantilizmin başlangıç sebebi olarak, çin ve hindistan’da üretilen ürünlerin, avrupaya gelene kadar inanılmaz pahalanması gösterilebilir. ipek yolu boyunca transit geçişlerden alınan paylarla beraber; müslümanların elinde olan doğu akdeniz limanları ve venedik-cenova hakimiyetinde olan akdeniz ticareti eklenince, aşırı pahalanan ürünler; avrupalı devletleri yeni ticaret yolları bulmaya itti.

    ilk merkantilist politikalar 15. yy başlarında görülmüştür. o zamanlar donanması yeterince güçlü olmayan osmanlı devleti, bizansı yıkana kadar venedik-cenova devletlerine ticaret konusunda imtiyazlar tanımış; ancak istanbul ele geçirildiği gibi, bu devletlerin imtiyazları iptal edilmiş; kırımdaki cenova kolonileri, yunan adalarındaki venedik kolonileri fethedilmiştir. memlüklülerin yıkılması ile iskenderiye ticareti de osmanlıların kontrolüne geçmiştir. osmanlı devleti iç ticaretinde tam anlamıyla bir hakimiyet kurmuştur bu yüzyılda diğer avrupa devletleri ise bu şartlar altında hindistan ve çine giden kendilerine ait ticaret yolları bulmak için denizciliğe önem vermeye başlamıştır. eğer ülke ülke merkantilizmin başlangıcını incelemek gerekirse:

    portekiz: avrupanın güneybatı ucundaki bu ufak ülke, artan aşırı nüfus sonucu, yeni yerleşim yerleri aramak zorunda kalmıştır. tabi kara yoluyla yeni topraklar elde etmek için tek çare komşu ispanya ile savaşmak olunca, portekiz denizciliğe ağırlık vermiştir. vasco de gamanın ümit burnunu bulması, afrikanın güneyinden dolaşarak hindistana ulaşması ile, portekiz kendine ait ticaret yolunu sağlamıştır. papadan alınan onayla yapılan tordesillas anlaşması bu hakimiyeti perçinlemiştir. bu yol üzerinde sorun çıkartabilecek tek devlet ise, zanzibar ve socotra adalarında koloni kurmuş umman olmuştur, maskatın işgali ile bu tehlikede ortadan kalkınca bu yolun hakimiyetini 150 yıl kadar koruyacaklardır.

    ispanya: amerikanın keşfedilmesi ile aztek ve inka medeniyetleri ortadan kaldırılması sonucu ispanya inanılmaz altın rezervine sahip olmuştur, ancak bu kadar altın elde edilmesinin en kötü sonucu ülkede enflasyon oluşmuştur. akdenizde osmanlılar, karayiplerde ingilizlerle uğraşan ispanyollar, hollandanın bağımsızlığı ve din savaşları sonucu yapılan aşırı harcamalar sonucu elde edilen altınları gerisin geriye paralı askerlere, donanmaya harcamış, hazinesi tamtakır kuru bakır olmuştur.

    ingiltere: bu ülke için denebilecek tek şey azmin zaferidir bu çağda. önce gül savaşları, sonra anglikanizm, daha sonra bloody mary ve protestan avı derken, ada ülkesi kraliçe elizabeth zamanında ülkede düzeni sağlamış, ve 170 yıl boyunca sürekli savaşacağı ispanyollar ile mücadeleye başlamıştır.

    fransa: burgundy hanedanı topraklarının önce avusturya, sonra ispanyaya katılması sonucu hem güneyden, hem de belçika ve franche-comte bölgesinden olmak üzere ispanyanın kıskacında kalan fransa, bu çağın başlarında oldukça geride kalmış, osmanlı devletinden yardım istemek zorunda kalmıştır. oysaki verrazano komutasındaki fransız donanması kuzey amerikanın kıyılarını keşfetmiştir. üstüne üstlük huguenotlar ve din savaşları derken ülke nerdeyse 14. louis dönemine kadar sorunlarla boğuşmuştur.

    osmanlı devleti: akdeniz limanlarının önemini kaybetmesi ve kapitülasyonlar sonucu bu çağın başında osmanlılar geri kalacaklarının sinyalini vermişlerdir. hint okyanusunda portekizlilere karşı verilen başarısız mücadele ve akdenizde ispanyollara karşı mücadeleler haricinde diğer ülkeler üzerinde baskı unsuru kurulamamıştır.

    rusya: henüz altınordu hâkimiyetinde yeni yeni çıkmaya başlayan devlet önce novgorod düklüğünü ilhak etmiş daha sonra baltık denizi için polonya ve isveç ile mücadele etmeye başlamıştır.

    -----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

    şartlar böyle iken her ülke kendi ticaret yolunu bulmaya, kendi ürünlerini kendi satmaya, altın için başka ülkeler ile korsanlık yoluyla mücadele etmeye başlamıştır. ispanyollar ilk zamanlarda amerikadan yüklüce altınla dönmüştür, hatta o kadar fazladır ki, türk korsanlarının ele geçirdiği altın dahi, cezayir vilayetinde altının gümüşten daha değersiz olmasına yetmiştir. portekiz ise, 1500 lerin sonuna doğru ispanyanın himayesine girmiş, bunun sonucunda ispanya en zengin ülke durumuna gelmiştir. ancak tordesillas anlaşması, protestanlarla savaş, müslümanlarla savaş derken papanın gözdesi olan bu ülke; ülkeden sürülen protestanlar, museviler, müslümanlar derken, gitgide güçten düşmüş, en sonunda iflas bayrağını çekmiştir ki; artan aşırı vergiler hollandalı soyluların isyanına sebep olmuş, ingilizlerin ve fransızların da desteği ile hollanda arras anlaşması sonucu bağımsızlığını kazanmıştır. ingilizler ise francis drake komutasındaki donanma ile, ispanyolların yenilmez armadasını cadiz deplasmanında yenmiş, ispanyaya sağlam bir darbe oturtmuştur.

    1600 lere gelindiğinde avrupada durumlar değişmeye başlamıştır. hollanda protestanların göçü ile oldukça büyümüş ve yeni kıta amerikaya yerleşmeye başlamıştır. ilk toprakları ise nieuw amsterdam yani bugünün new yorku olmuştur. peter minuit manhattan adasını yerlilerden sadece 22 altına satın almıştır hem de. ispanyanın himayesine giren portekizlilerin, ticari ambargosunu sonucu, ticaret mallarını taşımakta zorlanan hollanda, portekiz ticaretine savaş açış, hindistana yerleşmiş, endonezyada koloniler kurmuştur. çinden ticaret üssü olarak macao yu alan portekiz ise, goa ve macao daki ticaret merkezlerinin, batavia ve malaccadaki hollanda ticaret merkezleri ile baş edememesi üzerine büyük güç kaybetmiştir. ayrıca hollanda güney afrikaya ve brezilyanın kuzeyine, recife dolaylarına saldırmış bu bölgeleri de portekizden almıştır. 1618–1648 yılları arasında süren mezhep savaşlarında protestanların zafer kazanması en çok hollandaya yaramıştır. kurulan hollanda hindistan ticaret şirketi * 1650 lerde dünyanın ekonomik olarak en güçlü şirketi durumundadır. protestanların zaferi sonucu, katolik ispanya büyük nüfuz kaybetmiş, portekiz üzerindeki himayesi sona ermiştir; ancak ingilizlerin korsan faaliyetlerinin azalması sonucu sömürgelerini korumuştur. fransa ise katolik olmasına rağmen, protestanlara destek vererek savaşın belirleyici unsuru olmuş; 14. louis nin uzunca süren hükümdarlığı süresince amerikada koloniler kurmaya başlamıştır. bu koloniler quebec bölgesinden, huron toprakları, göller bölgesi ve missisippi boyunca güneye inmek üzere, louisiana olarak anılmıştır. bugün afro-amerikanlıların kökeni aslında fransızların pamuk tarlalarında çalışmak için senegal bölgesinden getirdiği siyah kölelere dayanmaktadır.

    ingiltere ise ispanyol ve portekizliler yüzünden hindistan ticaret yollarına uzak kalması üzerine, yeni yollar aramaya başlamıştır. henüz o zamanlar kuzey kutbunun buzlarla kapalı olduğu bilinmediği için kuzey bölgelere keşifler yapılmış, kanadanın kuzeyindeki hudson körfezi, rusyanın kuzeyindeki archangelsk bulunmuş ama hindistana yol bulunamamıştır. bunun üzerine kuzey amerikada koloniler kurulması karar verilmiş, ilk olarak 1609 da plymouth kurulmuştur. ne zamanki sürekli ispanyollara karşı sürekli destekledikleri hollanda serpilir, kuvvetlenir, ingilizler dellenir. önce fransaya karşı isveçle beraber ittifak kurmuş olan hollandalılara aragaz verir ingilizler, arkanızdayız, yürüyün diye sonrada gidip fransızlarlar ortak olurlar. nieuw amsterdamı ele geçirirler, hollanda gemilerini ingiliz limanlarına almazlar, artık zaman doğu hindistan ticaret şirketinin zamanıdır. sırada hindistan vardır, ingilizler bombaya yerleşirler. kuzey amerika ve kanadada daha büyük toprakları ele geçirirler. fransa ise 14. louis zamanında ingilizlere kıl kapmaya başlamakla beraber, son derece agresif bir politika gütmektedir, artois luxembourgh derken bugünkü belçikanın olduğu bölgeyi ele geçirirler. ingiltere ve hollanda ile çekişmke için hindistanda pondicherry de koloni kurarlar.

    1700 lerin başında ise ispanyol kralı oğlu olmadan ölür, ve veraset savaşları başlar. fransa bu savaştan mağlup çıkar, ilerleyen yıllar içinde ingilizler fransızların amerikadaki topraklarına da göz koyar. derken 1756-1763 yılları arasındaki yedi yıl savaşları sonucu ingilizler fransızların kolonilerinin çoğunu ele geçirir. kanada karayip adaları florida derken ispanyollarda kayıplar alır. artık tüm avrupa ingilizlere diş bilemektedir. ama ingilizlerin o zamanki müttefiği prusya kara ordusunda o zamanların en iyi ülkesidir. derken beklenen fırsat amerikadaki 13 eyaletin bağımsızlığını ilan etmesi ile çıkar; fransa ve ispanya bu devlete tam destek verir, 170 yıldır ingilizler tarafından yıpratılan ispanyollar floridayı geri alırlar.

    merkantilist politikaların sonu ise wealth of nationsın yayınlanması oldu denebilir. 19. yy la beraber gelen sanayi devrimi sonucu, artık mal karşılığında altın kavramının yanı sıra, hammadde ve işlenmiş madde gibi kavramlar ortaya çıkınca altın ve gümüşe olan bağımlılık azaldı. bu politika ise yerini serbest ticarete bıraktı.

    not: bu kadar bilgi verdin, nerden baksan 2/3 ü iktisat ile alakası yok diyeceksiniz *, bu entry de merkantilizm çağı olsun, canlar sağolsun.
  • iki temel ilkesi wardır;

    1. bir ulusun zenginliği ve buna bağlı olarak gücü, o ülkenin sahip olduğu değerli madenlerin stoğu ile belirlenir.
    2. kapitalist sistemin gelişebilmesi için devletin de ekonomik yaşama katılması gerekir.

    çok doğru tespitlerdir bunnar, oysa karşıtı olan fizyokrat düşünce de sağlamdır ilk bakışta.
  • ülkelerin hazinelerinin altın ve gümüş mevcutlarını artırmak için (ki o zamanlar dolar yerine bu madenler baz alınır idi) ihracata ağırlık vermesini ve devletin ekonomiye müdahale etmesini savunan bir düşünce akımıdır. 17. ve 18. yüzyıllarda var olan ülkelerce benimsenmiş ve uygulanmıştır. sanayi devrimi ile geçerliliğini kaybetmiştir.
  • iktisat alanındaki ilk sistematik düşüncedir bu. 16. – 17. yy başlarında cana gelen bu akımın uygulayıcıları “merkantilistler” olarak bilinirler. merkantilizmin uğraştığı sahalar; kıymetli, bir pahası olan madenler, ticareti ve kralı daha da güçlendirmek için ülkeye altın-gümüş sağlamak, buna dair yollar aramaktır. merchandise kelimesinden gelmektedir diye de bi sav atarım ortaya, du baqalım.
  • merkantilistlerin sahip olduğu düşünülen 4 varsayım vardır:
    1- ekonomik aktivitelerde karşılıklı kazanç yoktur, biri kazanırsa diğeri kaybeder
    2- insanların bir doyum noktası vardır, istekleri sınırlıdır
    3- uluslararası ticarette inelastik talep vardır
    4- parasal teşvikler sanıldığından az işe yarar, insanlar yeteri kadar kazanıyorlarsa fazla çalışıp daha fazla kazanmak yerine işi bırakıp dinlenmeye vakit ayırırlar.
  • dünyanın en büyük ekonomisindeki değişim, yani donald trump'ın abd başkanı olması ile birlikte, conservative zihniyetteki hükümetlerin artık bir 21.yüzyıl gerçeği olduğunu kabul etmiş oluyoruz sanırım.

    muhtemelen sırada fransa, yani le pen var. ingilizler zaten... brexit. güzide ülkemiz türkiye'yi de söylemeye gerek yok. *

    olaya uzun uzun yazacak bir enerjim yok şu an, daha sonra istatistik ve tarih ile ayrıntılı girmeyi düşünüyorum ancak şimdilik özet geçersek:
    merkantilizm zaman içinde terk edilmişti. çünkü adam smith'in dediği gibi sadece kaynakları elinde tutup dışarıya satıp birikim yapmak yetmiyor, tüketim de gerekiyordu. ekonomi tarih boyunca her zaman değişecek, hiçbir zaman tek ve sonsuza kadar geçerli bir kural olmayacak, bulunamayacak. oyunun da güzelliği bu, hep bir değişime ayak uydurmak, o değişimi keşfetmek olayın keyifli yanı aslında.

    peki şu an ne oluyor?

    tüm ülkeler içe kapanmaya başlıyor. zaten endüstri içinde olan biri olarak gümrük tarifeleri&çin vs. derken son yıllarda her ülke küreselleşmeden yavaş yavaş kopup kendi ekonomisini korumaya almaya başlamıştı. şimdi popülist, sol kokulu ama sağ şovenistliğiyle bezenmiş ekonomik politikalar sağ görüşlerin kozu olmaya başladı.

    yani ülkeler ellerinde kaynakları dışarıya vermeden, kendi içlerinde kullanmak, hayrını ülke dışına çıkarmadan kullanmak isteyecekler. merkantilizmin yaşandığı dönemlerde bu kaynaklar altın gibi madenlerdi daha çok.

    şimdi ise, insan (beyin, fikir), teknoloji, arge, eğitim, yazılım...
    bunları dışarıya kaptırmanın bedelini en çok gelişmekte olan ülkeler görüyor. gelişmiş ülkelerdeki bilim adına iyi buluşları yapan birçok göçmen var. gelişmiş ekonomiler de beyinlerin terk ettiği ülkelerde ucuz üretim yapmak adına know-how'larını kaptırıyorlar. direkt olmasa da herkes kendi kaynaklarını (bkz: asset) içeriye çekip öyle savaşmak istiyor.

    bu sebeple neo-merkantilizm dönemi de geçti, ne diye isimlendirirler bilemiyorum; belki merkantilizm 2.0 gibi saçma bir ismi olabilir (endüstri 4.0 gibi). ama yaşamaya başladığımız, şu an ufukta gözüken şey merkantilizm'den uzak bir şey değil. tarih enteresan, tarih tekerrürden ibarettir lafı pek de yanlış değil. insanlık dönüp dolaşıp benzer senaryoları farklı tatlar ile yaşıyor. sanki eski filmlerin yeniden çevrilmesi gibi.
  • çeşitli kişiler tarafından eleştirilmiştir.
    adam smith: rekabeti kısıtlamaya dayalı olduğunu söylemiştir. merkantilizm, ticarette tekelleşmeye ve franchisinge dayalıdır, ticaret hakkı bazı firmalara verilmiştir (mesela east india company gibi)
    ayrıca ülkelerin gerçek zenginliklerinin üretim elemanları olduğunu, merkantilistlerin zenginliği yanlış bir şekilde altın ve gümüşle bağdaştırdığını söylemiştir.
    david hume: merkantilist düşüncenin kendi içinde tutarsız olduğunu, sürekli fazla ihraca sahip olup altın ve gümüşün ülkeye girmesine devam etmenin imkansız olduğunu söylemiştir. çünkü bir ülkeye değerli metaller girince o ülkede para arzı (yani altın&gümüş) artmış oluyor ve bu da ülke içindeki fiyatların artmasına neden oluyor. fiyatların artmasıyla beraber sizin diğer ülkelere karşı rekabet avantajınız yok olmuş oluyor ve sonunda ithal ve ihracınız eşitlenene kadar ihracatınız azalıyor.*
  • batı avrupa ülkeleriyle, smith tarafından, ingiltere’de 16. yüzyıl ve 18. yüzyıl arasında söz konusu olan iktisat politikasını tanımlamak üzere kullanılan terimdir. başka bir deyişle, amerika’da altın ve gümüş madenlerinin bulunmasının ardından devletlerin esas veya asıl zenginliklerinin değerli madenlerden meydana geldiğini savunan ve korumacı bir politakadan yana olan öğretidir. merkantalizmin uygulanış biçimi ise mutlak monarşidir.
  • abd'nin devlet politikasının lina'nin söyledigi haliyle merkantilist öğretiyle uyuşuyor olduğunu iddia etmek mümkün değildir:

    1-) petrol her şeyden evvel, 'değerli maden' değildir, çünkü ecnebilerin 'precious metals' dedikleri altın, gümüş vs. bir mübadele aracıdır*, petrolse bir erke kaynağıdır*. illla bir koşutluk kurulmak isteniyorsa, petrolle, onaltıncı yüzyıl yeldeğirmenleriyle yahut on sekizinci yüzyılda kullanılan kömür arasında bir karşılaştırma yapılabilir.
    altın dün ne idiyse, bugün hala daha odur.
    2-) merkantilistlerin temel saiki değerli madenleri ellerinde tutmak değil, karşılaştırmalı maliyetleri** menfaatlerine olmadığı için uluslararası ticaretlerinin hacmini mümkün olduğunca düşürerek yurtiçi üretimi* teşvik etmektir.

    abd'nin şu anda orta doğu'da ve hazar denizi havzasında yapmağa çalıştığı dünya petrol rezervleri eline geçirmektir, bu hususta ihtilafa düşmüyoruz lakin bunun merkantilizmle tarihsel ve kuramsal açıdan bir alakası yoktur.
  • çağının ticaret burjuvazisinin çıkarlarını temsil eden merkantilizm sanayi kapitalizminden önceki döneme adını vermiştir. sistem, parasal zenginlikle özdeşleşmiştir. merkantilistlere göre zenginliğin temel kaynağı, maddi değer kaynaklarının üretimi alanında değil, ihracat ve iç ticaretin düzenlenmesiyle paranın ve eşyanın dolanımı alanındaydı.