şükela:  tümü | bugün
  • ösym ve milli eğitim bakanlığı'nın 2010'dan sonra zirve yapan usulsüzlük ve yolsuzluklarının ardındaki gerçek hedef olduğunu düşündüğüm ülkü iken, erdoğan'ın "teog kaldırılmalı" açıklaması ile perçinlenmiş bir liberal-muhafazakar/ genç sivil/bop eşbaşkanlık uktesi. adeta bir yeni türkiye kızılelması...

    bu emel tamamına erdiğinde; merkezi sınav ve eğitim sistemleri lağvedilip, seçme yerleştirme yetkisi denetlenemez-sorgulanamaz yerel-bölgesel kurumlara devredildiğinde, kamuoyu ve ekşi sözlük'te zannedildiği gibi sadece ulusalcı veya muhalif tosuncuklar değil, bir cemaatin veya partinin dışında kalan ve kalacak tüm bireyler için de yaşamsal sonuçlar doğuracaktır.

    bu süreçle mücadele ise bu tür iç halkalara dahil olmayacak ve olamayacak olan ülke nüfusunun neredeyse %99'luk kesimi için bir "var oluş veya yok oluş" mücadelesi olmalıdır.

    hakkaniyet ve adalet duygusunu-birbirlerine inançlarını kaybetmiş türk ve anadolu halklarının ancak öbek öbek gömüldükleri toplu mezarlarda yeniden bir araya gelebildikleri, orta asya'daki taş yazıtlardan, balkan savaşı tanıklarının hatıralarına kadar her yerde kayıtlı olduğundan, toplumsal eşitlik ve sosyal ulus devlet anlayışına vurulmak istenen bu nihai darbe eğer gerçekten başarılı olursa ülke bütünlüğünü hiçbir rejim değişikliği ile sağlamanın mümkün olmadığını tarih ve sosyoloji biliminin en sıradan kaynaklarından bile teyid etmek hayli kolay olsa gerek.

    velhasıl, şu anda sahip olduğum dünyevi çoğu şeyi borçlu olduğum, "yaşadığımız ülke ve ekonomik düzende" en hakkaniyetli çözüm olduğunu düşündüğüm merkezi ölçme değerlendirme sistemi'nin çöküşü, tarihsel verilere baktığımız zaman, türkiye cumhuriyeti açısından türk silahlı kuvvetleri'nin iğdiş edilmesi ve tbmm'nin fiilen hükümsüz kalmasından çok daha korkunç bir tehdittir.

    hayatımın hiçbir döneminde ailemin veya akrabalarımın siyasi veya ekonomik hiçbir yaptırım gücü olmadı. son 5 kuşaktır devlet memuru (öğretmen, hekim, mühendis, sanatçı vs) olan, iki koyun gütmemiş, tek bir tüccar veya geniş sermaye sahibi kişi içermeyen bir aileye mensubum.

    babamın görevi nedeniyle taşra büyükşehirlerinde büyüdüm. "başarılı olmaktan başka şansım yoktu" demiyorum zira hep üst orta sınıf diyebileceğim bir gelir düzeyine ve yaşam tarzına sahiptik. hayatım boyunca "ulan sınavlarda çakarsam ne halt ederim" diye düşünmedim ancak hasbelkader iyi bir öğrenci oldum. galiba bunun da tek sebebi ne bulursam okumayı sevmemdi. zamanında "istanbul lisesi'ne sınavsız yerleştirilen öğrenci" konusunu tartışırken bazı arkadaşların devamlı söyledigi gibi dersane sistemine paralar falan bayılmadık hiç. ilkokulda aldığımız meb temel eğitimi, hiçbirisi daha önce büyükşehir görmemiş her ekonomik ve toplumsal gruptan onlarca arkadaşıma ve bana türkiye'nin köklü anadolu liseleri'nin, sıralamada türkiye derecelerinin kapısını açmaya yeterli olmuştu.
    dersaneye ilk defa lisede gittim ve yapılan sınavlarda dereceye girdiğim için (evet 90'ların sonu 2000'lerin başında dandik dersane sınavları bile güvenilir ve hakkaniyetli idi) maddi durumumuz yeterli olmasına rağmen, üniversite hazırlık dersanesine tam burslu devam ettim.

    merkezi sınav sistemi sayesinde ebeveynlerimin herhangi bir çabası, maddi yatırımı veya birilerine mihneti olmadan, ihsan doğramacı efendi hazretleri'nin eseri, ankara'da konuşlu bir tıp fakültesi'nden mezun oldum. üstüne yine ösym sayesinde, cemaatçi "tıpta uzmanlık sınavı/tus" dersanelerine zırnık koklatmadan, dünyanın en pahalı eğitimlerinden biri olan tıpta uzmanlık eğitimini para vererek değil, üzerine maaş alarak istanbul'daki köklü bir üniversite'de tamamladım.

    diyeceğim şudur dostlar:

    son yıllarda olan bitene baktığımda birkaç yıl sonra ekonomik ve çevresel/siyasi destek olmadan, isterseniz allame-i cihan olun bu fırsatlara sahip olunamaz hale geleceğimizi görebiliyorum. harvard'ın ön sıralarını süsleyen yarım akıllı devlet başkanı döllerinden, suudi prenseslerin london school of economics sıralarına, oradan dubai dışişleri bakanlığı'na çizilen çizgiler kadar olacak ufkumuz.

    hayatım boyunca işini bilen memur olamayacağımı bildiğim, bu durumun çoluk çocuğum büyüyünce de değişmeyeceğini gördüğüm için objektif merkezi sinav sistemleri ailemin geleceği ve benzer ailelerin geleceği açısından yaşamsaldır.

    zira akp bürokratik vahşetinin kurallarına göre oynayacak nesiller yetiştirecek genlere, bağlantılara ve ekonomik güce sahip değilim. hiçbir zaman da sahip olamayacağım...

    ösym'nin sorunlarını, sınavların kalitesinin nasıl yükseltilebileceğini tartışalım. araştırmalar yapalım, yapılmışların analizlerine bakalım. en hassas testlerin bile özgüllük ve hassasiyetleri %100 olamazken bunu yine de bir ölçme değerlendirme sisteminde gerçekleştirmeye çalışalım. sistem mağduru tek bir arkadaşımız ortaya çıktığında bunu kendi meselemiz bilelim. ancak ösym'nin hataları üzerinden kendi ayağımıza da kurşun sıktırmayalım.

    kendi kinimiz, kısa vadeli hesaplar veya geçmişle hesaplaşma uğruna bir moğol istilasına rönesans muamelesi çekmemizin bedelini bir gün en sevdiklerimizin ödeyeceğinin farkına varalım.
    türk milleti tarih boyu çeşitli isimlerde ordular, devletler ve hanedanlar çıkarmıştır. gerekirse yine çıkarır. ancak böyle kahramanlık destanlarının hangi tarafında ve hangi rolle durduğunuzdur mesele. rolleriniz de tarih ve halkın kalbinde öyle bir berlirlenir ki, yüzbinlik besleme basınınız bile on yıllarca uğraşıp sizi türk milleti var oldukça o tarihi rolden azade kılamaz.
    haydi hayırlı bop minut'lar....
  • anayasa'sında sosyal devlet olduğu yazan türkiye cumhuriyeti'nin hiç mi hiç sosyal olmadığını bir kez daha vahim sonuçlarla gösterecek olay.

    bazı siyasilerin ağzından düşürmediği üst akılın önemli isimlerinden george soros'un bile teyit ettiği bir gerçeği, harp akademileri'ni mahvederek bitirdiler. neydi soros'un söylediği gerçek ?

    "türkiye'nin kayda değer tek markası ordusudur"

    milli ordu, mahvedildi ve geleceği de mahvediliyor.

    anadolu'nun zeki çocuklarına fırsat eşitliği sağlayabilecek merkezi sınav sistemi lağvediliyor.

    milli iradenin tecelli edeceği meclis, işlevsizleştirildi.

    bayır aşağa son hız gidiyoruz. aynı yugoslavya parçalanırken yugoslav halkının söylediği gibi:

    vatanımız parçalanırken biz evlerimizde dizi izliyoruz.
  • emin ve paralel adımlarla tüm kurum ve okullar için ulaşılmak üzere olan kadim ve kutlu nato-fetö-mi6 düşü...

    (bkz: mahalli yerleştirme sistemi)