şükela:  tümü | bugün
  • bazi fizikçilerce dahi varligi israrla iddia olunmasina ragmen aslinda varolmayan bir kuvvet. sabit bir noktanin çevresinde sabit hizla dönmekte olan bir cisme etkiyen tek kuvvet merkezcil kuvvettir, o da cismi sürekli çemberin merkezine dogru ittirir. merkezkaç da ne oluyor ki?
  • merkezkaç kuvveti gerçekten de yoktur,bizim merkez kaç diye tanımladığımız şey "eylemsizlik"tir.otobüs fren yapınca ileri gitmemiz eylemsizlik de sola dönünce sağa gitmemiz neden merkezkaç olsun o da eylemsizlik işte,alla alla ya
  • eylemsizlik daha cok otobusun fren yapmadan onceki halinde bizim duraganligimiza verilen addir.fren yapildiktan sonra eylemsizlik soz konusu degildir cunku otobuse gore olan hizimiz degi$mi$tir ve otobuse gore yeni bir haraket ba$lami$tir..
  • merkezkac ise donmenin vermi$ oldugu kuvvettir ki dairenin di$ina savurur adami.netekim virajlari merkeze dogru egik yaparlar ki araba savrulmasin..
  • otobüsün ani freni sonucu ileri uçmamiz pek de güzel bir eylemsizlik örnegidir. disaridan bakan birisi için otobüsün hizi sifirlanmistir, ama bizim vücudumuz, eylemsizligi yüzünden, hala eski hizinda ileri dogru hareket etmek istemektedir.

    merkezcil kuvvet, dönen cismin eylemsizligine karsi koyarak cismi sürekli merkeze dogru çeker. mesela bir ipin ucuna bagladigimiz bir yüzügü havada çevirip durdugumuzu düsünürsek, ipteki gerginlik, yüzügü sürekli elimize (merkeze) dogru çeker. oysa ki yüzük, ilk verdigimiz hizin gaziyla, ve eylemsizlik yüzünden, dümdüz ilerlemek istemektedir. bu yüzdendir ki eger aniden ipi kesersek, yüzük merkezden disariya dogru degil, deminden biri çizmekte oldugu daireye teget bir çizgi üzerinde uçup gidecektir. baska bir örnek, dünya çevresinde dönen ay'dir. ay için merkezcil kuvvet dünya'nin kütleçekimidir. o kuvvet aniden yokolsa, ay simdiki yörüngesine teget dümdüz bi çizgi üzerinde sabit bi hizla ilerlemeye baslar.

    kisaca, merkezcil kuvvet, dönen cismi sürekli merkeze dogru ivmelendirir. fakat buradaki ivme, cismin hizinin büyüklügünü degil, yönünü degistirir mütemadiyen. açikça görülmektedir ki, merkezkaç kuvveti bu resme hiç ama hiç uymamaktadir.

    (bkz: newtonun hareket yasalari)
  • bunlari ogreneli cok zaman oldu ama biraz daha kasayim bakayim:
    otobusun freni sonucu one dogru ucmamiz eylemsizligin kendisinden degil eylemsizlik sonucu otobuse gore degi$en bagil hizimizdandan kaynaklanir.otobus hareket halindeyken otobusle ayni hiza sahip oldugumuz icin o noktada otobuse gore eylemsizligimiz vardir.ayni hiz ve ortamda oldugumuz icin hissetmeyiz bunu(sabit hizda).fakat otobus hizini sifirladiginda artik otobuse gore bir eylemsizlik soz konusu degildir,di$aridan bakan birine gore hic degildir.

    merkezcil kuvvetin cemberin merkezine dogru cektigi dogrudur fakat ipteki gerginligi yapan merkezkac kuvvetidir.merkezcil kuvvet=ipteki gerginlik yuzugu merkeze dogru ceker,ayni anda merkezkac kuvvet de di$ari dogru ceker yuzugu.boylece etki tepki geyiginden dolayi yuzuge uygulanan kuvvet sifirlanir ve ipi aniden kesersek sadece dogrusal hareketi saglayan kuvvetle beraber daireye teget bir $ekilde hareketini surdurur yuzuk.
    ayni $ekilde dunyanin kutlecekimi ay icin bir merkezcil kuvvettir ve bu da ayi dunyaya dogru ceker fakat burada merkezkac kuvveti yani ayin donmesinden dolayi di$ari dogru olan kuvvet olmasaydi ay gelip dunyaya carpardi.boyle bir olay olmadigina gore merkezcil kuvveti dengeleyen bir merkezkac kuvvet mutlaka olmalidir..
  • referans çerçevesi olarak otobüsü alirsak, fren sonucu ileri uçmamiz eylemsizlikten degil, aniden beliriveren gizemli bir kuvetten kaynaklanir. (zaten otobüsteyken bize öyle gelir hep.) ama bunu yapamayiz. yani referans çerçevemiz (ya da koordinat sistemimiz) ivmelenen bir çerçeve olamaz. yoksa bizi ileri firlatan "gizemli kuvvet"i açiklayamayiz, ve newtonun hareket yasalari geçerliligini yitirir. bu yüzden olaya disaridan bakmak zorundayiz. o zaman da aslinda bizi ileri firlatan bir kuvvetin olmadigini, bizim pasa pasa sabit hizda yolumuza devam ettigimizi görürüz. bizi, duran otobüsün içinde "ileri firlatan" da budur, yani eylemsizlik.

    merkezkaç kuvveti iddia edildigi gibi merkezcil kuvveti dengeleseydi, cisim çembersel hareket yapamazdi. çünkü çembersel hareket bir tür daimi ivmelenmedir (çünkü hareketin yönü sürekli degismektedir). ve ivmelenen cismin üzerine net bir kuvvet etki ediyor demektir (newton'un ikinci yasasi). merkezkaç ve merkezcil kuvvetler birbirini götürseydi cisim ivmelenemez, düz bir çizgi üzerinde sabit hizla ilerlerdi. etki-tepki yasasi geregi, ip yüzügü çektikçe, yüzük de ipi çeker. ayni sekilde, dünya ay'i kendine çektikçe, ay da dünya'yi çeker. ama her iki durumda da, dönen cisme etkiyen bir tek kuvvet vardir, o da merkezcil kuvvettir.

    ay'in dünya'ya çarpmama sebebine gelince... istanbul'da yüzü batiya dönük duran bi insan hayal edelim. bu insan batiya dogru, yere paralel bi sekilde, tüm gücüyle bir tas savuruyor. tas genis bir yay çizerek yere düsecektir. ve elbette, tas ne kadar güçlü savrulursa yere düsmesi o kadar zaman alacaktir. simdi biraz zoom out yapip dünyaya disaridan bakalim. adamimiz tasi öyle bir kuvvetle savuruyor ki tas atlantik'i asip amerika'ya düsüyor. yani tas neredeyse dünya yüzüne paralel gidiyor, çok çok yavas bi sekilde yere yaklasiyor, en sonunda taa amerika'da yere degiyor. tasi biraz daha kuvvetli firlatirsak, tas amerika'yi da geçip asya'da yere düsebilir, hatta dünya çevresinde bir tur atip adamin kafasina arkadan çarpabilir. iste bu durumda tas yörüngeye oturmustur. yani adam tasi kritik bir hizla firlatirsa, tas bir türlü yere degemeden dünya çevresinde dolanir durur. ay'in basina gelmis olan da böyle bir seydir, ve tipki örnekteki tas gibi, ay'in üzerine etkiyen tek kuvvet de yerçekimidir. merkezkaç falan yoktur.

    ayrica, yüzük örneginde, merkezcil kuvveti yaratan ipin gerginligidir, peki ya merkezkaç kuvvetini ne yaratir? ya da ay'i dünya'ya çeken kütleçekimidir, dünya'dan iten nedir?
  • bir araba içerisinde viraj alırken, dönme yönünün aksine savrulmanız, merkezkaç kuvvetinin gerçek bir kuvvet olduğunu sanmanıza neden olabilir. fakat, eylemsiz bir referans sisteminde(dünyayı eylemsiz kabul ettiğimizde!) -yani yoldaki bir gözlemciye göre- bu olay, eylemsizlik prensibine göre önceki doğrusal hızınızla devam etme eğiliminiz olarak yorumlanır. dönen otomobil içerisinde, doğrusal hızınızı koruma eğiliminizden dolayı, otomobille aynı yörüngeyi paylaşmakta zorlanırsınız. bu eğilimi açıklamak için de merkezkaç kuvvetini yada adına her ne diyorsanız uydurmak zorunda kalırsınız. yani kısaca bu kuvvet her pseudoforce gibi eylemsizlikten kaynaklanır. sonuçta merkezkaç kuvveti yoktur diyen dombilidir, taocudur. ingilizcede centrifugal force denir bu merkezkaça. bundan yararlanarak fizikçiler çoğunlukla kimyada kullanılan centifuges(hatta bunların şişe,tüp,disk,sepet,vakum modelleri mevcuttur, taksitli satışlarımız vardır) diye bir alet peydahlamışlardır(güzel türkçemize bu aletin yaptığı işe sentrifüjleme denmiştir). bu psikomerkezkaçlama olayı gaz halindeki uf6'ya(uranyum heksafluorür) doğal uranyumun 235 ve 238 sayılı izotoplarından oluşan bir karışımı parçalanabilir 235 sayılı izotopu bakımından zenginleştirmek amacıyla uygulanabilir.ilgili bir hikaye için (bkz: feynman)
  • görelilik kuramında ifade ediliyor ki üzerimizde hissettiğimiz ivmenin hız değişiminden mi yoksa kütle çekiminden mi kaynaklandığnı sırf bu kuvveti hissetmekle anlamamız mümkün değildir. yani otobüsün pencereleri kapalıysa ve dışarıyı göremiyorsak otobüsün durmakta mı yoksa sabit bir hızla ilerlemekte mi olduğunu bilemeyiz. aniden öne doğru savrulduğumuzda da otobüsün gitmekteyken yavaşladığını mı (ya da durmatkayken geri mi gittiğini) yoksa ön taraftan bir gezegen mi geçtiğini bilebilmemiz imkansızdır. iki durum arasında hiç bir fark yoktur. dönen cisme gelecek olursak, sorun, merkezcil kuvvetin varlığı aşikar olduğuna göre, cismin merkeze yapışmama nedenini, yani merkezcil kuvvetin aksi yöndeki kuvveti tanımlamakta. bu kuvvet cismin eylemsizliği, merkezkaç kuvveti, ya da allahın hikmeti olabilir, hiç birinin diğerinden farkı yoktur, farkı tanımlanamaz. önemli olan bizim cisimle ilgili nasıl bir problem çözeceğimiz, nasıl bir bakış açısına ve formüle ihtiyacımız olduğudur.
    problem 1: hocam, otobüs virajı alırken neden cama yapıştım ve dik açıyla cama bastırdım?
    - çünkü virajı dönerken merkezkaç kuvveti seni cama yapıştırdı yavrum.
    problem 2: peki hocam, tam o sırada otobüs karşıdan gelen kamyona çarpınca neden cama paralel olarak ileri uçtum?
    - çünkü sen düz yolunda gitmek istiyordun, otobüs duruverince düz yolunda ilerledin yavrum.
    problem 3: peki hocam, nasıl oldu da ölmedim?
    - allahın hikmeti yavrum.