şükela:  tümü | bugün
  • kendisi ideal erkeğin vücut bulmuş halidir. parti kursun oy vereyim, din kursun müridi olayım. öyle hoşuma gidiyor, öyle güzel bir adam...
  • zirvesi atlıkarınca dır. kolay değil türkiyede kötü karakter oynamak
  • adı ve görüntüsüyle ilk defa az önce karşılaştığım adam oldu kendisi.

    oy ve ötesi platformunun gönüllü müşavirlere az önce gönderdiği e-postadaki videoda konuşan kişiydi.

    video için
  • oynadığı (bkz: #özgecan yasası) videosu ile ceza indirimlerine dikkat çektiği için tebrik ederim. change.org'da gördüm az önce. kimbilir belki ellerini çabuk tutsaydı birileri, cansu kaya da aramızda olacaktı bugün.

    https://www.youtube.com/watch?v=tknbbguxzwya

    çizgiromanların, süperkahramanların ortaya çıkma sebebine baktığımızda hep devletin ve yasaların insanları hayal kırıklığına uğrattığını, adaleti sağlamakta yetersiz olduğunu görürüz. az önce arkadaşımla konuşuyorduk, bizde de keşke aptal saptal diziler yerine belki de böyle her hafta sosyal mesaj verecek, kadın mağdurları kurtaracak bir süper kadın kahraman dizisi lazımdır diye. şu anki adamların eğitilemeyeceğini anladım, belki diyorum gelecek nesillerin bilinçaltına işler kim bilir... saçmalıyorum kusura bakmayın, bu yasa çıkar ve işe yarar umarım...
  • bu adamı oldum olası gülerek izlerim. çünkü o oynarken gözlerinin içi gülüyor, ağlarken bile gözlerinin için gülüyor. nedense kafamda hep mütevazi, hep ulaşılabilir, kaprislerinden arınmış biri imajı çiziyor. rüyamda gördüm kendisini geçenlerde, rüyada bile gülüşüne aşık oluyordum adamın.
  • kendisine meylimi taa binbir gece zamanında aile meclisinde dile getirmiş, ağır zevksizlikle suçlanmıştım. annem dik dik bakmış, "şu kıvırcıktan bahsediyorsun değil mi" demişti. babamsa anneme dönerek "yarın öbür gün evleneceğim adam diye koluna takıp getireceği lavuk kim olacak acaba bu kızın" diyerek hayıflanmıştı.

    halt etsinler.

    kendisini hala çok beğenirim. hem de ergenliğin verdiği coşkuyla ve "madem ergenim, öyleyse herkese hayran olmalıyım" kafasıyla değil, gayet bilinçli şekilde. tüm kalbimle seviyor, beynimdeki her bir hücreyle de bu sevgiyi onaylıyorum. anlatabildim mi, o derece. keh keh.

    bir kere bu adamın toplumsal konulardaki hassasiyeti hat safhada. hem de boru değil, "dostlar duyar yaparken görsün" diye değil. ciddi ciddi duyarlı bir adam bu. yaşadığı toplumun sosyolojik ve kültürel durumunun farkında ve bir sanatçı olarak elinden geleni yapıyor bir adım öteye gidebilmek adına.

    oyunculuğu bana kalırsa başka dilde aşk'ta pik yapmıştır. atlıkarınca da sırf kendisinin o güzel oyunculuğu için 3 4 defa başa sarılarak izlenebilir. beni unutma, katiyyen sevebileceğim türde bir film olmamasına rağmen özellikle birkaç sahnedeki ayakta alkışlanası bakışları için bir kez daha izlerdim. nurgül yeşilçay ile birlikte rol aldığı gece'yi izlemedim henüz. yakın zamanda izleyeceğim.

    kendisini sıradan bulanlara gelecek olursak da (hadi tipini beğenmedin de nasıl sıradan bulabildin, nerede yaşıyorsun sen) çağatay ulusoy ve türevi adonis tanrılarına tapanlar, bir ihtimal mert fırat'ı beğenmeyeceklerdir. geçiniz.

    ilksen başarır ile aralarındaki aşktan öte, aşklar üstü arkadaşlığa sinerjiye de bayılıyorum. bir tane fotoğrafları var ya, işte şu fotoğraf, şey demek istiyorlar sanırım bize "tükete tükete hiç ettiniz siz aşkları, bizi anlayamazsınız" ne bileyim onları böyle görünce mutlu oluyorum sebepsiz. herkesin hayatında olmalı böyle aşktan öte bağlı olduğu biri.

    mert, hep böyle kal. efendi çocuk. çok seviyoruz seni.
  • gözdelerimden birine entry girmişken diğerinin boynunu bükük bırakmak olmaz dedim ve hemen bu mecraya atladım. mert fırat'ın bu ülke üzerinde var olan en muazzam oyunculardan olduğunu söylemeye dahi gerek yok, toplumsal konulardaki duyarlılığından hayranlarla olan iletişimine, doğallığından oyunculuğuna kadar herşeyi ile muazzam bir adam. kendisini (bkz: antonius ve kleopatra)'da canlı izleme şansına eriştiğim için her daim şanslı hissedeceğim, hele o tekmil verip bir anda beliren ani sırıtışı haluk bilginer gibi bir efsaneyi izlediğimi unutturmuştu.

    (bkz: iş bankası camlarına yapışma nedeni olan adam)
  • fil dergisi'nin eylül sayısında yazısı var. "eski sevgiliye gönderilmemiş mektup" yazısının başlığı.

    eski sevgilisine mektup yazmış. göndermemiş ama ulusal dergide yayınlatmış.

    (kurgu da olabilir tabi, ama bu gönderilmemiş bir mektubun, herkesin ve dolayısıyla muhatabının da görebileceği bir mecrada yayınlanmasının komikliğini ortadan kaldırmıyor.)
  • kendisini son olarak ihtiyaç haritası projesini anlattığı sosyal fayda zirvesi istanbul buluşmasında dinleme fırsatı buldum. duyarlılıkları takdire şayan bir kişi olması yanında oldukça nazik, heyecanlı ve çekici bir bey. salondaki yaklaşık 200 kişinin neredeyse her biriyle tek tek selfie çekerken öyle sabırlıydı ki izlerken ben illallah ettim o gık demedi.

    ilksen başarır`ın egemenliğinden kurtulduğu ve kendi filmlerini çektiği günleri görmek dileğiyle.
  • 5 sene önce lise mezuniyet balosunun ertesi sabahı dershaneye gidicem malum üniversite hazırlıkları, feci de akşamdan kalmayım bakkala uğrayıp içecek bişeyler alayım dedim. olay ankara'da geçiyor bu arada. tam kapıdan giricem biriyle karşılaştım gözüm de bi yerden ısırır gibi ama emin olamadım. adam da farketmiş olacak ki çok içten bir günaydın :) dedi. günaydııın dedim sadece ama çok şaşkınım mal gibi baktım öyle ve yollarımız orada ayrıldı. sonradan üzerine çok düşündüm ya bu adam mert fırat'tı herhalde diye. emin olamamamın sebebi de çok fazla tv izlemiyodum bi kaç kere görmüşlüğüm vardı. olay bu şekilde kapandı. sonrasında acayip bir hayranlığım başladı kendisine. en yakın arkadaşımla sinemaya gideceğimiz zaman kadroda kim var diye sorduğumda mert fırat var demeye kalmadan tamam gidiyoruz demiştim. öyle bir sevgi işte. herneyse tanımı da verelim; mahalle arası bakkalda karşılaşıp selamlaştığım ve salak gibi pek de pas vermediğim başarılı bir oyuncudur.