şükela:  tümü | bugün
  • richi rich adı altında, sosyetik kız ve oğlanlara partiler düzenleyen bir çocuktur. izzet çapa'nın yanında yetişmiştir... biraz varoş bir tipi ve duruşu olsa da, idiialı haliyle sosyete ve cemiyete kabul ettirdi kendini. etrafı yalaka kaynıyor şu aralar... ama fena bir çocuk değildir, sempatik...
  • su aralar suluman ekibiyle partiden partiye kosmakta kendisi. kim lan bu..
  • bütün ünlülerin ortak arkadaşı.
    kpss ile bitlis'e atanmış rehber öğretmen tipi var bu adamda.
    ekürisi: (bkz: umut eker)
  • bütün tipsizliğiyle magazin sayfalarında sıkça görülen adam. nedir ne iş yapar neden orda yer alır asla bilinmeyen..
  • yandaşlığın nasıl bir psikolojik bozukluk olduğunun vesikası sayılabilecek bir yazı yazmış. linklemeyeceğim, tıklamayın. aşağı yapıştırıyorum. sabah gazetesindeki yazısının başlığı "seçim bitti, istikrar geldi, istanbul koptu". şaka etmiyorum. ciddi ciddi yazının başlığı bu. ve evet, tahmin ettiğiniz gibi gece hayatı temalı, seçimnden sonra insanların nasıl rahatlayıp eğlenmeye başladıklarını söylüyor. her şeyi yasaklayan, neredeyse nefes almamıza bile karışacak kadar ileri giden bir iktidarı övüyor. hem de neyle? gece hayatına seçimle gelen baharla. lan şaka mısın sen??? akp'nin ilk götünü keseceği gruplardan biri gece eğlenenler değil mi? yalakalığın bile kendi içinde bir mantığının olması gerekmez mi? bu kadar mı kaybettiniz kendinizi gerçekten... rakı festivali yasak, lgbti onur haftasına gaz, filmler, festivaller nanay, alkol yasası malum, sürekli zorla sigara bıraktırmaya çalışan new model orhan kural bi cumbaba, tv'de meme çatalı bile görünmüyor o derece... nden bahsediyorsun sen arkadaşım?

    kopmuşsun belli birader de bujiler gitmiş sende. akp o koptuğun mekanların kapılarına bir bir mühir vurduğunda göreceğim o pişmiş kelle gülüşünü senin. gerçekten sabah sabah (tsi öğleden sonra) sinirlerim bozuldu.

    siz de dellenmek istiyorsanız yazı burada:

    seçim bitti, istikrar geldi, istanbul koptu

    beş aydır bitkisel hayattaydık; ne sosyal hayatın tadı vardı, ne de iş hayatındaki- lerin kafasındaki sorular bitiyordu. herkes birbirine 'seçim sonuçları ne olacak?' diye soruyordu. neyse seçimi atlattık ve sandık etkisinden kurtulduk. siyasi iktidarın devam etmesi birçok insana derin bir oh çektirdi. seçim sonrasına bırakılan tüm davet-organizasyon, mekan açılışları hız kazandı, yeme-içme sektöründeki ivme ciddi bir artış göstermeye başladı. işte seçimin ardından yaşananlar...
    seçim sonrası sosyetenin amazon kadınlarının ilk durağı zorlu center'daki h&m mağazası oldu. fransız modaevi balmain'le hazırladığı koleksiyondan almak için ben de onların arasındaydım. beraber kolları sıvayıp adeta ringe çıktık! 'politik travmanın yan etkisindendir bu yaşananlar' deyip gülüp geçsem de, söz konusu koleksiyonu silip süpürdükten sonra, seçime kadar geçen sürede alışveriş yapmayı bırakan bir arkadaşımın sözleri kulağımda yankılandı: "şu seçim bir geçsin, kendimi alışverişe vereceğim. şimdilik çöp almak yok." önümüzdeki günlerde birçok mağazada aynı görüntülere şahit olabilirsiniz; ter, stres atıyor bizim sosyete...

    mekanlar tam gaz devam
    mekan açılışları ya ertelenmiş, ya da bazıları kapılarını sessiz sakin açmıştı. şimdi partiler tam gaz devam! işte uğur karabayır'ın pera'daki yenisi barbounia; yeni nesil meyhanelerden. barındaki rakılı, uzolu kokteyllerinden içip eğlenmeye başladı bile istanbul gezginleri.
    bir diğer mekan madeo da çeşme'den çıkıp karaköy'deki yeni mekanına konuşlandı ve dev açılış partisi ile karaköy gecelerine gaz verdi. perşembe gecesi tıka basa dolu olan mekanda kimi ararsanız vardı.
    karaköy goya, hafta içlerinin tozunu attırıyor. murat tokuz çalıyor, ünlü isimler dans ediyor. bir arka sokağındaki mitte'de de durumlar aynı. mekanın sahibi turgay yıldız, 'üç hafta sonraya zor yer bulunuyor, işler tıkırında' mesajı veriyor.
    pera'daki cecconi's, 'turistler istanbul'a gelmeye korkar oldu' diyenlere cevaben; her masasında turist ağırlıyor. ingiliz'i, fransız'ı, italyan'ıyla bir ara kendimi londra mayfair'deki yerinde hissettim.
    soho house'da masa tenisi oynarken müge boz'a denk geliyorum. o da "raw food akımına sardım bu ara, biraz da raw restoranlar açılsa" diyor. bir diğer masada maraton hazırlığında olan bir arkadaşımla karşılaşıyorum; "vodafone 37. istanbul maratonu'na hazırlanıyorum" diyor.
    masalardaki siyasi muhabbet son bulmuş anlayacağınız. bir yandan da seyahat planları yapılıyor. euro ve doların düşmesi buna sebep. özellikle benim gibi gezmeyi sevenlerin işine geliyor ve en yakın tarihe biletler kesiliyor. etraftaki gece kulüpleri erteledikleri partilere start vermeye başlamış.
    sahne şovları ertelenen dj'ler bir bir istanbul'a geliyor. önümüzdeki cuma ulus 29'da dünyaca ünlü dj sean finn çalacak. cumartesi gündüz partilerinde nopa, gündüz dans etmek isteyene kucak açarken, pazar brunchları spago'da, pizza east'te şampanya eşliğinde misafirlerini bekliyor. lucca, perşembe günü yeni mönüsünü görücüye çıkarıyor, yediklerinizi eritmeniz için müziğin sesini açıyor.
  • tupcuye benziyor, nasil gece hayati ile ilgili kose yazari oldugunu anlamiyorum.
  • snapchat hesabından anladığım kadarıyla "bakar mısınız?" dışında kelime bilmiyor.
    - bakar mısınız x'in şıklığına..
    - bakar mısınız arkadaşım ne güzel..
    - bakar mısınız kimler gelmiş eventimize..
    - bakar mısınız vıdı vıdı..
  • yeni nesil onur baştürk.

    allah herkese bu adamınki gibi bir iş nasip etsin.
  • mesela ben bu zat'in hangi isle istigal ettigini anlamadim.

    oyle de bir algim olmadigi icin asiri mutluyum.

    blogger olup kumas parcalari icin de methiyeler duzmedigim icin duydugum mutluluk gibi.

    dunyanin en bos isleri uzerine saatlerce konusan insan toplulugu nazarimda.
  • hani bazi insanlar vardir, bombostur ama allah yuru ya kulum demistir. iste bu adam onlardan biri, sans ya hep diyorum.