şükela:  tümü | bugün soru sor
  • milletin aşağı yukarı bir %80'inin kahrolduğu, 'başörtüden ne istiyorlar' diye kara kara düşünmeye başladığı o gün.
  • laik cumhuriyete meydan okunduğu gündür. başörtüsüyle türkiye büyük millet meclisine gelen merve kavakçı, açıkça atatürk ilke ve devrimlerine ve cumhuriyetimize o gün meydan okumuştur.

    o gün meclisin açılışını ailecek biz de televizyondan izliyorduk. merve kavakçı başındaki örtüyle türkiye büyük millet meclisine girince gözümden yaşlar akmaya başladı. birden kurtuluş savaşı geldi aklıma, o verilen mücadeleler, atatürk'ün cumhuriyeti kurarken yaşadığı binbir zorluk. bir anda hepsi ama hepsi sanki boşa gitmiş gibi hissettim. ulu önder atatürk bu ülkeyi bunun için mi kurmuştu? bu muydu yani cumhuriyetimizin kurulduktan seksen sene sonra türkiye büyük millet meclisinin alacağı hal? bunun için mi samsun'a çıkmıştı ulu önder, bunun için miydi verilen o milli mücadele? bunun için mi? bu günleri de mi görecektik diye ağlıyordum. sonra baktım ağlayan sadece ben değilim. evdeki herkes ağlıyordu. cama çıktım baktım sokaktan geçen herkes son derece tedirgindi.

    ışıklar içinde yatsın sosyal demokrat başbakanımız bülent ecevit daha önceden hazırladığı bir metinle atatürk ilke ve devrimlerine, laik cumhuriyete yapılan bu meydan okumaya gerekli cevabı vermişti. daha sonra dsp milletvekilleri hep bir ağızdan "dışarı... dışarı... dışarı..." diye slogan atıyorlar ve alkışlıyorlardı. biz de ailecek evde "dışarı...dışarı...dışarı..." diye bağırmaya başladık. çok zevkliydi gerçekten. ulu önder atatürk'ün kurduğu laik cumhuriyete sahip çıkıyorduk.

    ve sosyal demokrat başbakanımız bülent ecevit'in "lütfen bu hanıma haddini bildiriniz" sözünden sonra yapılan protestolar sonuç vermişti. merve kavakçı dışarı çıkmak zorunda kalmıştı. ve üzüntüden sel gibi akan gözyaşlarımız sevinç gözyaşlarına dönüşmüştü bir anda.

    ve bu sonuçtan sonra hep birlikte; türkiye laiktir laik kalacak sloganı attık. atatürk'ün çocukları atatürk'ün cumhuriyetine yapılan saldırılara karşı ülkemizi muhafaza ve müdaha etmişlerdi. bizler mutluyduk artık...

    zamanın ötesinden edit: len ne istediniz cumhuryietten, cumhriyetin temel ilkelerinden, atatürk ilke ve devrimlerinden siz de mi rahatsızsınız? iki dakkada zamanın ötesine gitmiş. hayret bir şeysiniz ya.

    tamamdır zamanın ötesinden döndermeyi başardık. herkese teşekkürler.
  • bu cumhuriyetin bilmem kaçıncı kez gayrimeşru olduğunun ilan edildiği gündür.

    çünkü bu cumhuriyet hâlâ ertuğrul özköklerin, aydın doğanların, deniz baykalların, kenan evrenlerin, esat oktay yıldıranların, vehbi koçların, nur serterlerin, ayseli göksoyların, orhan taşanların cumhuriyetidir.

    merve kavakçıların, metin göktepelerin, uğur kaymazların, erdal erenlerin değil.
  • nasıl bir gün ise birilerine merve kavakçı adlı amerikan vatandaşı ile 30 yıl önce katlettikleri erdal eren'i aynı kefeye koydurmuştur.

    yuh olsun...
  • bir kadina, ki o zamanlar asagi yukari 30 yasindaydi, yapilan inanilmaz bir zulumu, beraberinde 17 agustos'un yasandigi bir yili bizlere armagan eden bazi sapsiz insanlarin, ne kadar serefsiz olabileceklerini, hep beraber dunyaya rezil olarak anladigimiz bir gun.

    eco; simdi ellerini masaya vurdugundan pismansin eminim, ayrica o sarfettigin sozlerden de, artik cok gec olmus olmasina ragmen, utaniyorsun.
    (bkz: too late bro)
  • o gün günlerden pazardı. aynı gün öss soruları çalındığı için yapılması planlanan sınav da iptal edilmişti.

    (bkz: 2 mayıs 1999)

    bu bir ekşi sözlük arkeoloji çalışmasıdır.
  • hatırlıyorum o günü. hatırlıyorum. yaklaşık 130 küsür kişi, 130 küsür eğitimle yaratılmış cehalet kurbanı bir kumpanya tertipliyorlardı. elleriyle tempo tutuyorlar, 'dışarı, dışarı' diye bağırıyorlardı. sözde 'inançlara saygılı laiklik' söylemine sahip birisi ise kürsüye çıkıp, 'burası devlete meydan okunacak yer değildir' diye haykırıyordu. o devletin kendisini 80'de zincirbozan'da nasıl 'misafir ettiğini' 20 senede ne de kolay unutmuştu.

    bağırıyorlardı. kadınlı erkekli 130 kişilik bir grup insan ayağa kalkmışlar, 'dışarı, dışarı' diye bağırıyorlardı, genç bir hanım sağa sola bakıp şaşkın halde 'bunlar benden ne istiyor?' diye bakınırken etrafına.

    bağırıyorlardı, 'dışarı, dışarı..'
  • kutlu bir gündür. salaklığın en büyük işaretlerinden biri de herkesi kendinden salak saymaktır. demokrasi mervenin ipek başörtüsüne takılmış da efil efil esmekte sanıyoruz di mi? inanç hürriyetiiiiiimi elliyürler. ikiyüzlülüğünüzü bir kenara bırakıp adam gibi konuştuğunuz gün, her inanca gerçekten saygı duyduğunuza, fırsat bulduğunuzda başımızı ezmeyeceğinize ikna ettiğinizde isterseniz başınızı kapatın istersenizi kıçınızı açın abilerim ablalarım. zitimde değil koni kafalarınız da koca kıçlarınız da. sadece son derece insani biçimde sizin arkasına saklandığınız demokrasi kavramını benim götümde patlatmaya niyetlenmeyeceğiniz konusunda ikna olmak istiyorum. zira bugüne kadar her fırsat bulduğunuzda kanlı mı kansız mı sorularınız ve benzer imalarınızla başımıza çok fena iş acacagınız yolunda sinyaller verdiniz ve haliyle ben ve benim gibiler de bunun için önlem almak istiyoruz.
    yoksa yemişim mervenin başörtüsünü. isterse burka giysin isterse bikiniyle otursun mecliste zerrece umurumda değil.

    ha not:
    genç hanımın dünyasında yaşanan çalkantılara atıfta bulunan arkadaşlara binayen;
    yıl 90'lar fatih kız meslek lisesi bando takımı bir yere provaya gitmeye kalkmış.. küçücük kızlar gençliğin başında. suratlarına tükürülmüş, irili ufaklı taşlar atılmış orosspulaaaaarr, cehennemlik orospulaaarrr çığlıkları eşliğinde. kız eve gelmiş hüngür hüngür ağlıyor annesine bile durumu zor izah edebilmiş ağlamaktan konuşamıyor. suratına tükürüldüğünü söyleyip, 'çok korktum anne öldüreceklerdi bizi' diye. bu kız benim çocukluk arkadaşım olay günü konuştuğumuzda hala ağlamaya devam ederek, 'çok utandım çok korktum' diyordu. bu genç hanımın travmasına ya da oruç tuttuğu için köprüden atılıp hayatını kaybeden arkadaşa ne diyeceksiniz? bi de rica ederim genç hanımların duyarlılıklarını bırakın genç hanımlar izah etsin, artık badem bıyıklı abiler değil.