şükela:  tümü | bugün
  • war of the bucket(ing.).
    ilginç ve ismiyle tamamen (eh tamamen değilse de neredeyse) alakasız bir savaştır. bizim okullarımızda ortaçağ avrupa dinamikleri öğretilmediği için duyulmamış olması olağan. önce biraz geri gidip özet şeklinde arkaplana bakalım. bakalım ama bunu ikiye ayıralım,
    kutsal roma imparatorluğuhakında aslında çok da uzun olmayan ama illa da gerekli olmayan tarihsel arka planı atlamak isteyenler 1176* ya gidebilirler, zaten oradan sonra da tarihsel arka plan bi süre devam edecek, onu da atlamak isteyen 1296 ya geçebilirler:

    en başta her şey gaz ve toz bulutuydu *, roma yıkılmış (kavimler göçüyle yıkıldı demiyoruz, nitekim bu tek parametre değildi, imparatorluk zaten hır çıksa da siktir olup gitsek diye bi gözü toprağa bakar durumdaydı), kavimler göçüyle yeni yeni ulusları avrupaya taşımış, feodalite tesis edilmişti, özellikle orta avrupa yerel lordlarla dolup taşıyordu. yine bir adam ki biz onu şarlman olarak biliriz, ecnebiler charlemagne veya carolus magnus olarak bilir, şimdilik özet olarak karl diyelim. karl abimiz janti bi abimizdi, giyinmesini bilirdi, frank kralıydı, roma imparatorluğunu kurmak isterdi.

    frankları tanıyalım: temelde fransa' ya yerleşmiş halkın kurduğu merovenj hanedanı, gittikçe büyüyüp önce karolenj devletine dönüştü sonra yine büyüyerek frank krallığına dönüştü. frank krallığı karl abimizin döneminde pirenelerden (dahil olacak şekilde) britonya hariç fransa'nın tamamını ve napoliyi dışlayacak derecede italya' yı kapsayacak şekilde, almanya federal cumhuriyeti (batı)'nin doğu sınırlarına ve avusturya + slovenya ya kadar uzanan bir imparatorluk olmuştu. hatta haritayı verelim gözler yamulmasın, vikipediden geliyor: frank imparatorluğu
    haritada gördüğünüz açık yeşil alanlar vassal olarak düşünülebilir. bizim eflak
    ve boğdan için sahip olduğumuz durumun bir benzeri.

    tabii bu imparatorluk dediysek, bi bütün halinde değil. içinde yukarıda belirttiğimiz gibi zilyon adet lord, kont, vikont, markiz, übermarkiz * kendi göt kadar toprağını yönetiyor. neyse azizim, bu karl dayı roma imparatoru olmak istiyor. papa üçüncü leo, papa seçildiği zaman karl dayıya cennetin anahtarlarını yolluyor, karl da buna sağol kanka bundan sonra sana dalaşan olursa haberim olsun babında bir teşekkür/tebrik mektubu (ve kayda değer bir miktar hazine) yollayıp koruyuculuğunu belli ediyor. gelgelelim papamızı sevmiyorlar, çekemiyorlar romada. bir cuma çıkışı papaya saldırıyorlar. olay yerine karl üstadın missi dominici leri varıyor, papayı paderborndaki kampa götürüyorlar, karl' ın yanına (bunun da şerefine karolus magnus et leo papaadlı bir epik yazılıyor). karl da kim küstürdü lan seni diye komple romaya gidiyor, papayı da alıp. orada bir takım yeminler falan ediliyor, papa da elbette haşmetmeablarını * roma imparatoru ilan ediyor. o sırada imparatoriçe irene (bizans) üvvzz diyerek yan yan bakıyor bunlara.

    evet tebrikler karl, bir roma imparatoru derecesinde, esasında kutsal roma imparatorluğu da aynı tacı giyecek. karl dayı öldükten daha sonra (ludwig adlı takip eden bir imparatorun ölümü) sonra frank imparatorluğu üçe bölünüyor: batı, orta ve doğu frank krallığı şeklinde, evet yaratıcı. haritada şöyle: bölünme
    aralarında savaşıp duran bu krallıklardan doğu ve orta olanı birleşiyor, dahi olmaya gerek yok, almanya bu zaten. batıdaki krallık da fransa. bir daha hiç birleşmiyorlar, eh işte belki harita üstünde napolyon ve hitler bi kaç yıllığına aynı entite içine sokmuştur ama onun dışında artık modern avrupa ülkelerinin şekillendiği bir olaya bakıyorsunuz. orta ve doğu krallığı birleştiren yine bir alman, otto, otto the birinci ya da otto der grosse. dikkatli okuyucuların gözünden kaçmayacak, grosse büyük demek. neden büyük bu otto? çünkü kutsal roma imparatorluğunu kuruyor, esasında bir avuç alman, voltairei hatırlayın.
    şimdi önce bi şu haritaya (sınırlar önemsiz, iç yapısını görmek maksatlı bunu paylaşıyorum) bakın ve sorgulayın burda herhangi bir şey yolunda gidebilir mi? yo dostum yo. öncelikle karl öldüğünden beri imparatorlar ve papalar artık o kadar da iyi anlaşmıyorlar.

    şimdi burada çok karmaşık bir ortaçağ dinamiği var. genel olarak, anti-pope lar, işte heretik dediğimiz aykırı tipler, belediye tipi yapılar, hak iddiaları, yine yukarıda belittiğimiz zilyon adet lord, ayrıca bu ruhban sınıfında da bishopric (piskoposluk) dediğimiz toprak sahibi yapılar ortaya çıkıyor, üstelik bunlar soylu olmadığı için imparator kendi ailesinden, çevresinden ya da istediği herhangi insanları yerleştirme şansına sahip. doğal olarak hır çıkıyor aga. rant var, deli gibi güç kavgası var.

    1176
    evet üstteki bloğu es geçen arkadaşlar için tekrar geçiyoruz, kutsal roma imparatorlarıyla papalık arasında belli bir güç kavgası var.
    bizim başka bir almanımız ve yine tarihin tanıdık simalarından friedrich barbarossaadlı bir dayı italya' ya başlığın belirttiği savaşın olduğu coğrafyaya sefer düzenliyor, çünkü kuzey italya imparatorluğun geri kalanından alp dağlarıyla ayrıldığı için daha bir relax takılıyor, sallamıyor hatta yeri geliyor siktir çekiyor, papalığın itliği de cabası. mevzubahis savaş bu seferde vuku bulmuyor*. fakat önemli kısım şu, dönemin papası üçüncü alexander bu kızılsakala tilt olduğu için kuzey italyada toplanan lombard ligini/kliğini/koalisyonunu destekliyor. ve yeniyorlar da 1176 da frederik, legnano savaşında yenilip götüne baka baka dönüyor. ne var ki, zaferi kazanan italyan şehir devletleri tek yumruk değil. bunların içinde de bir kamplaşma var. papayı, ruhbanları tutan guelphler ile imparatorun iradesini, seküler iradeyi destekleyen ghibellineler.

    1296 war of the bucket
    işte iplerin koptuğu aşamaya geldik. italyan şehir devletlerinden modena ghibelline iken, yani seküler iken, bologna guelph yani papa taraftarı idi. birbirine komşu bu iki şehir genelde anlaşamıyor, hatta geçmişte savaşıyorlar bu kamplaşma sebebiyle. 1296 da bologna ilk taşı atıyor ve bazzano ile savigno' yu modena' dan koparıyor. bununla kalmıyor ilerleyen yıllarda (1325) yağma hareketi gösteriyorlar, tabiri caizse anasını sikip yakıp yırtıp atıyorlar ortalığın. modena altta kalmıyor, gidip monteveglio' yu kuşatıyor, monteveglio ya taraf değiştirip teslim oluyor ya da taraf değiştirmiyor ama monteveglio, her halükarda modena eline geçiyor. bolognalılar da bir sonraki hamleyi sayı çoğunluklarıyla yapıyorlar, montevegliyo' yu kuşatıp panaronehri boyunca da savunma hattı çekmeyi tasarlıyorlar. nitekim monteveglio, nehrin bologna tarafında. modenalılar sayıca az olmalarına rağmen şaşırtıcı manevralarla nehrin karşına geçiyorlar, monteveglio' nun savunmasına gitmek yerine ona yakın olan zappolino' yu kuşatmaya geçiyorlar. bunun üzerine sayı üstünlüğüne sahip bolognalılar (sayı vermek gerekirse, 7 bin vs 32 bin durumu söz konusu), doğrudan modenalıların üstüne yürüyor. fakat heyhat, dayağı yiyenler bolognalılar oluyor. nitekim çılgın modenalılar döneme aykırı bir iş yaparak gece taarruzunda bulunuyorlar, bolognalıları hazırlıksız yakalıyorlar. bunları bolognaya kadar kovalıyorlar. bolognayı kuşatmıyorlar, ortalığı yakıyorlar, bir de bir kuyudan kova alıyorlar. evet baya kova. şöyle bir kuyudan, şu mevzubahis kovayı alıyorlar. ve gidiyorlar. savaş bitiyor her şey status quo ya dönüyor, tek şey hariç. evet kova modenalılarda kalıyor. savaşın adı da bu yüzden meşe kova savaşı oluyor. kova da meşedenmiş yani. tabii bir de savaşın sebebinin modenalıların ta en başta bolognalıların kovasını çaldığı için çıktığı yönünde iddialar var. ki bu iddialar yanlıştır. savaşın sebebi yukarıda belirtildiği şekildedir.