şükela:  tümü | bugün
  • ankara'daki en lezzetli iskender kebabın yenildiği lokanta. çeyrek asırı aşkın bir süredir (1984'ten beri) paris caddesindedir. daha önce de kızılay'ı mesken tutarmış.

    eski moda, beyaz renk ve bakır-ahşap ağırlıklı kitsch bir dekorasyonu vardır. lokanta sadece yemek salonundan ibaret gibi görünür zira mutfak gizemli bir kapının ardındadır. ne döner kokusu, ne alet edevat gürültüsü, ne ustaların konuşması duyulur. huzurlu, retro bir ortamı vardır. garsonları genç ama tecrübelidir çünkü hepsi delikanlılıklarından beri, yıllardır burada çalışmaktadır. iskendercide tabii ki iskender yenildiğinden mönü yoktur görünürde. ancak mönüye kutsal kitap muamelesi yapan yabancı konuklar ve ille de isteyenler için bir kaç adet mönü bulundururlar. emin olunması gerekir ki, fiyat-kalite oranını ankara'da en iyi tutturan bir kaç lokantadan biridir burası.

    kaç porsiyon yiyeceğinizi söylersiniz önce. bu yarım porsiyon da olabilir, dev bir tabakta duble porsiyon da. (daha büyük porsiyonları da olduğu rivayetini duymuştum, deneyi namevcut) genellikle bir ya da bir buçuk istenir. bir porsiyon bile, bir etsever için, eğer açlıktan ölmüyorsa yeterli gelir. eskiden hep bir buçuk yerdim (iyi hatırlıyorum, iki öğlen duble yemiş, o günler akşam yemeği yememiştim) ama otuz yaşımdan sonra bir porsiyona indim.

    iskenderi beklerken her kişiye küçük bir tabakta taptaze karışık salata getirirler. hem iştahınız daha da açılır böylece, hem de daha dengeli bir yemek yemiş olursunuz. bir süre sonra da içeceğinizle beraber porselen tabakta nefis döneriniz gelir. üstüne az bir miktar domates sosu gezdirilmiştir, tabağın kenarında bursa'dan ithal, bolkepçe nefis bir kaymaklı yoğurt, dönerin üstünde birer adet lezzetli şiş köfte, ızgara domates ve sivribiber vardır. tabağın önünüze konulmasından en fazla on saniye sonra iki garson yaklaşır yanınıza. birincisi o güzelim sıcacık domates sosundan biraz daha gezdirir tabağınıza, ikincisinin elinde ise kocaman bakır bir tavada, adeta taşacakmış gibi fokur kokur kaynayan, enfes kokusu salona yayılıp herkesi mest eden tanrısal saf tereyağı vardır. bu nokta önemli ey sözlükçü: eğer damarlarınız kolesterolle korkunç derecede tıkalı değilse ya da kalp hastası değilseniz gönül rahatlığıyla yapacağınız şey çok açıktır: yağ üstünüze sıçramasın diye hafifçe geri çekilip, o muhteşem şeyden istediğiniz kadarının tabağınıza dökülmesini zevkle seyretmek. herhalde ''neden yaşıyoruz'' sorunsalının en net cevabı bu anda verilir.

    neyse.. burada döner, ankara döneri'nin (bkz: ankara döneri/@zaman sokaklarda kayboluyordu) aksine iskender usulüne uygun olarak kıyma, ama aynı onun gibi kuzu eti ağırlıklıdır. böylece uzun ve lezzetli döner dilimleri elde edilir. pideler kıvamında kıtır ve çok lezzetlidir. başlarsınız yemeğe. yemek sırasında masanız çok sessizleşir çünkü herkes tabağındaki az, normal veya çok miktardaki nefis yemeğiyle hemhal olmuştur. eğer hızınızı alamazsanız, biraz daha ilave istersiniz ama yemeğin ardından, yazın kaymaklı dondurmayla kışın manda kaymağıyla beraber servis edilen künefeyi unutmamak gerekir. demir emilimi problemi yaşamıyorsanız üstüne bir de çay içersiniz ve bu zevke oranla çok makul bir fatura ödeyip çıkar gidersiniz, karışırsınız gri ankara'ya.

    ben yirmi yedi yıldır böyle yapıyorum.
  • ankara'da ben kendimi bildim bileli eski trt binasına komşu, paris caddesi üzerinde bulunan kebapçı.. kendimi son 20-25 senedir bildiğimide eklemek isterim ki ne kadar uzun süredir orada olduğu anlaşılsın.. girişinde manasız fıskiyeli ufak bir havuz vardır, bu sebepten dolayı hep için için kıllanmışımdır sahibi melih gökçek midir buranın acaba deyü deyü..
  • etli yaprak sarması şiddetle tavsiye edilebilecek bir restorandır aynı zamanda.
  • ankara paris caddesi'ndeki olani zannedersem ankara'daki en iyi iskenderi yapan yer. uludag kebapcisindan kat kat daha iyi.
  • paris caddesi'ndeki şubesi kapanmış. yıkıldım, mahvoldum.
  • sadece ankara'nin degil, butun turkiye'nin en guzel iskenderini yapan yer idi. 10 yil once istisnasiz her gece musterisi olan, haftasonlari agizina kadar tiklim tiklim dolu olan lokantanin son birkac yildir haftasonlari bile en fazla 3-5 masasinin dolu olmasi uzuntu vericiydi. ne yazik ki dayanamayip kapatmislar. turkiye'de iskender kalmadi...
  • biri buyuk iskender, digeri ise kucuk iskender'dir. ikisi de meshurdur baya.
  • bursa'nın içinde, etlerin eski sahibi olan koyunların kekik yediğinin, lezzetli olduğunun broşürlerinde yazdığı, süper atmosferli, harika şırası olan bir yemekçi (bkz: restorant) meşhur kelimesi işletmenin adına dahil olmamakla beraber, işletme öyledir.
  • tostcu mehmet amca ile rekabet icinde olan dukkan. cumhuriyet meydaninda meydan muharebesi.
    ancak mehmet amca, gelen geceni rahatsiz etmez.
    oysa buradaki me$hur iskenderci abiler.
    - buyriiiiinnnn efffenniimmmmm biyruuuunnnnnn.
    - buğğğğğruuuuiiinnn, buyru buyru buyru buyrrruuuuuuun.
    diye geleni geceni rahatsiz ederler. oturunca 10 dakikada cikar derler, o 10 dakika hic gecmez. sure olarak mu$teriye hep yalan soylerler...

    amma velakin o iskender gelince, o lezzet alinmaya ba$layinca her $ey unutulur.
    turkiye'deki en iyi iskender tanimi abartili degildir. olsa olsa bursa dahil ancak e$degeri yapiliyor, kesinlikle bir ust sinirdir.
    guvenin.
    (bkz: me$$ur iskender efeniim buyruuuuğ)