şükela:  tümü | bugün
  • hukuka uygun olanin kamu tarafindan da desteklenmesi, kabul edilmesi.
  • me$ruiyet, genel ve kaba bir weberci anlayisla, yonetilen halkin yonetici sinifin yaptiklarinin kabullenilebilir ve desteklenebilir olmasina inanmasidir. dolayisiyla bir ic politika konusudur. toplum sozlesmesi kavrami cercevesinde her iki tarafin da yer ve haddini bilecegi dusunulur. kavram, sonralari, ba$ta jeremy beetham olmak uzere pek cok siyasetbilimci tarafindan incelenmis, max weber'in zayif mesruluk temelleri zamanla gelistirilmistir, ancak temel prensip, yani iktidarda olan siyasi rejimin onaylanmasi kavrami, degismemistir.
    bati dunyasindaki gelisime tarih acisindan bakinca, mesruiyet kavraminin yoneticinin mesruluguna kimin karar vereceginin farklilasmasiyla degistigi gorulebilir. ilk basta papa ve guclu baronlar, ardindan daha genislemis bulunan aristokrasi, ardindan zengin ama soylu olmayan siniflar, ardindan ust-orta sinif, ardindan orta sinifin devami, ardindan i$ciler, ve son olarak da kadinlar ve 18 yasin uzerindeki hemen herkes, mesruluga karar verenler grubuna dahil olmu$tur. soguk savas doneminde bu duruma abd ve sscb yonetimlerinin bakis acilari da katilmistir. yeni dunya duzeni'ndeyse, birlesmis milletler'in destegi aranmis ve uluslararasi mesruiyet kavrami ortaya atilmistir.
    sosyalist sistemde, mesruiyet, burokrasinin politburoyu ve partiyi, parti ve politburonun da burokrasiyi mesru algilamasi uzerine kurulu olup, zaten ust duzey burokratlar ve ust duzey parti yoneticileri ayni kisiler olduklarindan ortaya bir sorun cikmadan, "duzenimiz mesrudur" denilebilmistir.
    kaldi ki, mesruluk sadece hukuka uygunluga dayanmaz. yonetilenlerin, onemli kurumlarin, bazen di$ faktorlerin yasal olup olmadigina bakmadan bir duzenin (veya kurumun, kararin) mesruiyetine inanmasi yasalligin onundedir. ayrica, sadece bir rejimin degil, cekoslovakya'nin cek ve slovak cumhuriyetlerine ayrilmasi veya eta'nin inatla bir bask devleti istemesi orneklerinde gorulebilecegi gibi, ve haliyle tum ayrilikci (separatist) gruplarin iddia ettikleri gibi, bir devletin varligi ve egemenliginin mesrulugu da tartisilabilir.
  • bir yetkenin eylemlerinin meşru kabul edilmesi, ancak başka yetkelerin o eylemleri onaylamasıyla mümkündür. yani hiçbir eylem kendiliğinden meşru yahut gayri-meşru ilan edilemez. başka yetkelerin onayının alınması ise eylemde bulunan yetkenin güç kullanım biçimlerini ne ölçüde sağlayabildiğiyle doğru orantılıdır. bu veçhile, misal, hegemonik bir gücün her eylemi meşrudur.

    bize göre "terörist", onlara göre "özgürlük savaşçısı" ikileminin mantığı burada açıktır. bizim yetkemiz (devletimiz) pkk hareketini onaylamadığı için (ki onaylaması mümkün değildir) pkk'nın eylemleri gayri-meşru,, çerkes direnişini onayladığı için çerkes savaşçılar nazarımızda birer özgürlük mücahididir. örnekler çoğaltılabilir.

    tanımı itibariyle muğlak olan bu kavram, hangi yetkeye atıfta bulunularak bir karar verileceği sorununu kaçınılmaz olarak beraberinde getirir. tarihsel şartlar itibariyle hangi iktidar yetkesini bir diğerinin nazarında kurumsallaştırabilmişse atıf o olur. yani meşruiyetin belirleyicisi olacak yetkenin meşruiyetinin, eylemde bulunan yetkenin nazarında tanınmış olması gerekir. al gülüm ver gülüm meselesi yani..

    şurada da konuyla ilgili bir şeyler var,, bir bakın isterseniz:
    (bkz: #8659847)
  • (bkz: legitimacy)
  • bir eylemin başka bir yetke tarafından onaylanması meşruiyet demektir. ancak o eylem bizzat eyleyenler tarafından onaylanıyorsa, eyleyenler kendisilerini bu konudaki en üst yetke olarak görüyorsa, başka bir onaya ihtiyaç duymuyorsa, kimseye zarar vermeseler bile devlet ya da başka iktidarlarla çatışmaya girmeleri kaçınılmazdır.

    çatışmayı kazanana kadar eyleyenin eylemleri gayr-i meşrudur, zaferden sonra ise hukuğu tekrardan yazacakları için meşru eylemlerin tarifi tekrar değişir.
  • öz türkçesi yasallıktır.
  • nuray mert'in akp'nin meşruiyeti üzerinden başlattığı tartışmaya gökhan özgün'ün getirdiği farklı bakış açısıyla; partiler üzerinden iki farklı yazar gözüyle değerlendirilmesi yapılmıştır.
    gökhan özgün'ün getirdiği eleştiriyi tek taraflı yapmama becerisi, bakış açısı da beğenilmeyecek gibi değildir.

    nuray mert'in yazısı için- http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=246776
    gökhan özgün'ün yazısı için- http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=247020
  • yönetici kesimin eylemleri iyi sonuç vermişse, misal kazanılan bir kurtuluş savaşı, çözüm bulunmuş işsizlik, güçlendirilen bir endüstri veya artan refah seviyesi halkın gözünde bir meşruiyet yaratabilir.
    bundan başka, uzun süren bir yönetim dönemi yani alışkanlık da bir meşruiyet kaynağıdır. burada yönetici veya yöneticilerin tecrübesi meşru olduklarına dair bir imaj bırakır halkın kafasında.
    din, ırk ve hatta cinsiyet dahi bir meşruiyet kaynağıdır. güney afrikalı beyazlar için zamanın ulusal partisi etnisite üzerinden meşrudur. daha güncel bir örnek barack obama'nın başkanlığı'nın bazı güneyli yobazlarda yarattığı endişedir. hıristiyan ve beyaz ülkeye müslüman (?), zenci başkan.
    son olarak en yaygını ise prosedüre dayalı meşruiyet. demokratik seçimlerle iktidar olmuş bir parti, tahtını babasından miras almış bir kral veya merkez komitenin belirlediği komünist parti genel sekreteri tamamı bürokratik bir meşruiyete dayandırır kendini.
  • siyaset biliminde bireyin ve yöneticilerin otoritenin haklılığına duydukları inanç veya siyasi itaati alışkanlıklara dayalı bir rutin olmaktan çıkarıp etik/normatif bir gerekçeye dayandıran ilkedir. meşruiyet denilince akla max weber gelir ki yazarın geleneksel, karizmatik ve yasal/ussal meşruiyet sınıflandırması sıklıkla kullanılır.