şükela:  tümü | bugün
  • oldcity comedy clubda perşembe akşamları sahneye çıkan stand-upcı komik.
  • gerek sabah problemi olsun gerek stendapı olsun insanı güldüren ve yanık yanık kahkahaları olan şeker gibi insan.
  • k-rock'da sabah problemi programı yayınlanırken aynı anda karmaturk'de onur yar'ın programında da bulunabilen dj, stand up'çı. kendi ifadesiyle nitelikli komedici.
    ilk önce k-rock'da reklama girdiğinde aynı binada * bulunan karmaturke geçip orada da geyik yapıyor diye düşünmüştüm ama reklam sonrası iki kanalda da sesi gelince iki programdan birisinin daha önce yapılan kayıtlardan yayınlandığı anlaşılıyor.
    onur ile yaptığı geyik ezgi ile yaptığından daha dinlenebilir bir seviyede oluyor. bir süre sonra ikisini birlikte yaptıkları bir programda dinleyeceğiz gibi görünüyor.
    ayrıca bu çocuğa dikkat edin derim yakında yıldızı parlar, televizyonlarda görmeye başlarız.
  • stand-upı oldukça başarısız olan kişi. bayat espirileri, çok ve gereksiz konuşması, doğal gürültülü gülme efektiyle birleştiğinde çok da antipatik oluyor. dinlemedim ama muhtemelen radyoda daha başarılıdır, orada kalmasını tavsiye ediyorum.
  • mesut süre, sabahları 07-10 saatleri arasında rock fm'de yayın yapan ödüllü dj, aynı zamanda stand-up sanatçısıdır. 2metre boyundadır.

    bugün itibariyle 94.5 de rabarba isimli sabah programına başlamıştır kendisi. fena da olmadı hani.

    edit: daha detay bilgi varken.
  • sabah probleminden sutlanmamistir. nar grubu k rock i kapattigi (veya devrettigi [herneyse iste]) ve playlist formatina dondugu icin programi diger tum programlarla birlikte kaldirilmistir. hatta o zamanlar soyledigine gore kendisi programina sponsor bile bulmustur. tekrar eski rock fm olup programlar yavas yavas baslamaya baslamis. o da geri donmustur. sabah problemindeki ezgi ve onun kahkalari ile daha iyi bir program yaptigini dusunuyorum ve programina ezgiyide dahil etmesini umuyorum.
  • en belki de tek komik tarafı şüphesiz ki kahkalarıdır.
  • yeteneksiz komedyen, kötü radyocu. ayrıca bu başlık altındaki bazı entryleri sildirmesinden feci alıngan olduğunu da öğrenmiş olduk. komedyen olma heveslisi bir genç için makbul bir haslet değil.

    mesut süre’nin neden kötü bir dj ve yeteneksiz bir komedyen olduğu hususunda daha somut şeyler söylemek için bugün sabredip, programını imkanlarım elverdiği ölçüde dinledim. bu uyanıp evden işe gittiğim süre olan 07:30 ile 09:00 arasındaki süreyi kapsamaktadır.

    öncelikle kötü dj kısmından başlayalım. mesut süre’nin neden kötü bir dj olduğunu düşünüyorum? bir radyo programcısının yapması gereken en basit şey programda çalacağı şarkıları seçip düzenleyip sunmaktır. şarkıların sunumu yapılan işin %50’sidir. hatta dinleyici için %90’ıdır. çünkü listelerin hazırlanması, şarkı seçimi gibi konular benim kulaklarımın ötesinde yapılır ve bana sunulmadıkça benim haberim olmaz. bilmeyenler olabilir, mesut süre, ingilizce ağırlıklı yayın yapan bir radyoda çalışıyor olmasına rağmen ingilizcesi pek de iyi değildir. sunduğu şarkıların adını ve söyleyen sanatçıların isimlerini telafuz edemez. ilk başlarda telafuz hataları yaptığı vakit. “ bıdıbıdı, aman işte her ne haltsa, bilmem kimden geliyor, dinleyin, eğlenin” gibi şeyler söyleyip beni iyice çileden çıkarıyordu. şimdi bu huyundan vazgeçmiş. artık böyle saçma sapan işler yapmıyor. pekiyi, kendini geliştirmiş mi? hayır! mesut süre artık programda çaldığı şarkıları sunmuyor. bulduğu çözüm bu. yani bir dinleyici olarak benim için işin %90’ı olan kısmı yapmıyor. sağlık olsun, saçmalayıp sinir bozmasından iyidir. şarkıları seçme işinde de başkalarından yardım aldığını düşünüyorum. hani sürekli dinlediğin, bildiğin şarkıların isimlerini de gayret eder öğrenirsin, değil mi? yanılıyor da olabilirim, yanılıyorsam düzeltin.

    eh işinin, hadi iyilik yapalım, %50’sini yapmayan bir dj olarak mesut süre’nin elinde ne kaldı? komedyenlik iddiası. üzülerek söylüyorum ki, mesut süre’nin komedyenlik iddiası çok da güçlü değil. ha kendisi açısından güçlü. bugün programda bir kaç kez “kimsenin radyoculuğuna ve komedyenliğine laf edemeyeceği” konusunun altını çizdi. çizdi de söylemekle oluyor mu? olmuyor. mesut süre’nin komedi olduğunu iddia ettiği şey, gereksiz bir hazır cevaplık ve yersiz esprilerle dolu cümleler. neredeyse her cümleyi espri ile sonuçlandırmaya çalışıyor. her lafa bir kapak oturtmaya uğraşıyor. ama o kadar çok denemeden, bugünkü programı temel alırsak, bir tane bile başarılı ve adamı kopartan bir şey çıkmadı. “lafını balla kestim, ee ıtır balı” gibi ifadeler espri değildir. devamına getirdiği sponsorluk açıklaması ise daha beter yapmıştır. birde 80’ler esprileri, çocukluğa referanslar var. programda 80’lerin konu edildiği külüstür bölümüyle sınırlıymış gibi gözükse de bu 80’ler geyiği mesut süre’nin her şeyi. hatta her gün sms’ler için seçtiği konular da çocukluğa referanslar içeriyor. en azından benim bugün denk geldiğim konu buna uygundu: “küçükken ne olmak isterdiniz, şimdi ne oldunuz?” çok yaratıcı... eh.... evet... neyse... eğer oyunları da bu kahve sohbeti teması üzerineyse vay haline mesut’un. tahminim, konservatuar geçmişi yok. bildiğim kadarıyla boyu 2 metre’nin üzerinde ki, bu da sahnede biraz problem oluşturabilir. cem özer’in boyunun uzun olması yüzünden defalarca ali poyrazoğlu tarafından reddedildiğini biliyoruz. e bu boyutlardaki mesut'un sahnede hareket komedisini de layığıyla yapamayacağını tahmin ediyorum. zaten stand up formatında hereket de o kadar vurgulu değildir. nedenini niyesini uzmanları açıklar.

    bir de mesut durmaksızın ve daha da önemlisi düşümeksizin konuşuyor. düşünmüyor ve konuşuyor. çok tehlikeli bir ikili. hele hele canlı yayındayken. çok fazla konuşuyor olması sebebiyle de programda zamanlamalar iyi değil. ayrıca sürekli konuşan bir mesut, bazen konuğuna fırsat vermeden konuyla ilgili bir şey söyleme zamanını kendisi tüketiyor. dolayısıyla malzemeyi de tüketiyor. bir süre sonra da konuşacak bir şey kalmıyor. ama sürekli bir laf kalabalığı hep ortalıkta. bir de mesut’un bitmeyen kahkahaları... ağzından her laf kahkahalarla çıkıyor dolayısıyla ne söylediği anlaşılmıyor bile. bir süre sonra da gürültüden başka bir şey ifade etmiyor. aslında mesut’u takdir etmek lazım programın adını iyi bulmuş, “rabarba”!

    yine programda kullandığı malzeme konusunda bir şey daha söylemek istiyorum. 80’lere bu kadar sarılmış olmasına rağmen konuyla ilgili genel kültürü de çok zayıf. sadece 80’ler değil her konuda zayıf. zayıf olduğu neredeyse dinlediğim her programda konuklar tarafından yüzünüe vurulmuş olsa bile mesut kabullenmiyor. bugün bir espri olarak bu genel kültür eksikliğini itiraf etti aslında. “en son orta bir’de kitap okudum" diyerek. o bir espri yaptı ama ben bunda gerçek payı olmasından şüpheleniyorum. başka türlü olmaz çünkü bu kadar sığ bir bilgi seviyesi.
    yine bugüne dönersek metehan’la yaşadığı “krem karamel mi, beze mi?” iddialaşmasında mesut, yumurta akı ve şekerden yapılan, küçük beyaz kurabiyemsi tatlının krem karamel olduğunu iddia etti. hatta sms istediler. smslerde de beze olduğu ortaya çıkınca, “bizim mahallede krem karamel denirdi” diye kestirip attı. valla krem karamel de beze de öyle süper lüks tatlılar olmayıp, hepimizin bir şekilde gördüğü şeyler. o an hatırlamadın diyelim, yine de iddialaşmak sadece içi boş bir kendine güven örneği ve ukalalıktır. komik de değildi. çünkü mesut konuyu sündürdükçe sündürdü ve ben dinlerken gerildim. metehan ve pınar bulut’da artık oha dediler. ama beze meselesinden öncesi de olduğu için bu ohayı haklı buluyorum. bun iddiadan bi 5-10 dakika önce mesut bildiğimiz beyaz gazozun türkiye’ye özgü olabileceğini iddia etti. metehan sprite ve seven-up diyince de onların bölgesel markalar olduğunu iddia edebildi. yani mesut sırf bilgisizliğini kabul edemediği için komik durumlara düştü.

    bunun gözlemlediğim kadarıyla bir kaç sebebi var. birincisi mesut esprilerini de programlarını da belli bir hazırlığa ihtiyaç duymadan yapıyor. komik olduğuna ve ağzının iyi laf yaptığına inancı o kadar fazla ki, komik durumlara düştüğünün farkına varamıyor. lafları çeviremiyor, zeytinyağı yöntemiyle üste çıkmaya çalışıyor, çıkamıyor ve kestirip atıyor. işine saygı duyan bir adamın çaba sarfetmesini beklerim. hele hele işine laf edildiği için sinirlenip entry sildiren bir adamdan daha fazlasını beklerim. ikincisi, mesut’un genel olarak türk gençliğini saran ortalamalıktan muzdarip olması. ortalamadan farklı bir kesime hitap etme iddiasında olan bir radyoda program yaptığı için de bunu daha fazla gözümüzün içine sokuyor. ayrıca “emek sarfediyorum, yıllarımı verdim ben bu işe, demek ki iyiyim” gibi bir yanılgının içine düşmüş. bir işe sarfedilen emeğe saygı duyulabilir. ama ortaya çıkan ürün bir şeye benzemiyorsa da o emeğe yazık denir. mesut’un durumunda da onca emeğe rağmen elimizde kalan, benim fikrimce tabi, yeteneksiz bir komedyen ve kötü bir dj’dir.

    son olarak şunu belirtmekte fayda görüyorum. mesut süre ile hiç bir tanışıklığımız yok. hiç bir şahsi meselemiz de yok. bir çok bilgi de çıkarımlarımdır. dolayısıyla eğer yanlış ise ayar vermeden önce mesaj atın, düzelteyim. son olarak kendisine ortak arkadaşımızla telefonumu gönderdim. istediği vakit arar kendini ifade eder.

    bu entryinin tek sebebi iyi bir radyo dinleyicisi olarak, sabahları işe giderken geçirdiğim 1,5 saatte radyo dinlemek, özellikle de rock fm dinlemek istememe rağmen mesut süre orada sabah programı yaptığı sürece bu isteğimi yerine getirememekten ötürü duyduğum rahatsızlıktır.
  • sabahlari ise gitmeyi katlanilabilir kilan insan. *
  • beni paranoyak eden adam. sabah radyoyu açıyorum "rabarba devam ediyor" bu adam gülüyor, akşam işten dönerken radyoyu açıyorum "arka koltuk devam ediyor" bu adam yine gülüyor. pazar günü sakin birgün geçirmek dileğiyle sakin bir yere bruncha gidiyorum adamın biri mesut süre gibi gülüyor yoksa rabarba devam mı ediyor diyorum. çık hayatımızdan mesut süre. müzik dinleyemez oldum sayende...