şükela:  tümü | bugün
  • ba$ka bir insanın ürettiği nesneye tapınma modeli.

    kimi arabasına,kimi kağıt helvasına,kimi kadın bacağına tapınır der ve kafa karı$tırma mevzuatında kısırdöngüsel atılımlar yaparım.ruhunuz duymaz.
  • alisveris merkezlerinde (mall culture) cokca gorulen bir olay. igrenc bir kazagi sirf ustunde armani yaziyor diye almak. zevksizligi markayla bastirmak da denebilir. genellikle commodity fetishistler akmerkez civarinda gorulur. dunyada hergecen gun sayilari artan bir topluluk adi.
  • ürün ya da servisleri, gereginden fazla ve onlara anlamlar yüklemeden ya da yüklenen anlamların derinine inmeden meta olarak "ele geçirme; sahip olma" zorunlulugu hissetme durumu... tüketim bagımlılıgı
  • borsacilar icin devamli malda olmaliyim modu.
  • (bkz: fight club)
  • marx'in kapitalizmin ama daha dogrusu ozel mulkiyetin ozune ve onun, insani kendi yarattigi metalara bagimli ve tapar hale getirmesini elestirmek ve bu bagimliligin altini cizmek icin ortaya attigi olgu.

    (bkz: insan dogasi/@alimdayi)
  • (bkz: meta fetisti)
  • das kapital'in 1. cildi olan ekonomi politigin elestirisine katki nin 1. bölümü meta da karl marxın bahsettiği kavram.

    marxa göre bir ürün "değişim" amacıyla üretildiği zaman onu üreten ve meta haline getiren emeğin "özel toplumsal" yönü ortaya çıkar emeğin bu özel toplumsal niteliği insana sanki metaya nesnel bir özellik yapıştırmış gibi görünür.
    ve ünlü örneğini vererek açar; bir ton demir ile iki ons altının "doğal" olarak insana eşitmiş gibi gözükür, ürünlerin birbirlerinin karşısına değer olarak çıkmaları tekrarlandıkça bu iyice yerleşir ve "bilimsel" bir kanı halini alır.
    insanlar arasındaki toplumsal ilişki yavaş yavaş insanlara "şeyler" arasındaki ilişkilermiş gibi görünmeye başlar. işte marx, emek ürünlerine "meta" olarak üretildikleri andan itibaren yapışan bu şeye "meta fetişizmi" der
  • marx ın capital de ortaya attığı bir kavramdır. excange valuenun use valueden büyük olduğu durumda ortaya çıkar. yani arabayı bir yerden bir yere gitmek icin satın alırız bu onun use value sudur ama volvo yu exchange value su icin alırız, volvo alırken sadece araba değil, statü alırız. volvo nun gücü onu üretenin gücünün üstünde bir temsil sağlar. insanlar metaları fetiş haline getirirler. bu kavram frankfurt school a geçerken kültüre de taşınmıştır. ve real needs ve false needs olarak bölmüşlerdir. sistem kulağımıza false needs leri fısıldar, gerçek ihtiyaçlarımızı yani konuşma, düşünme, farklı olma, özgür olma, yaratma gibi ihtiyaçlarımızı unutturur. culture industry commodity fetishismi pompalar. tabii bu çok daha uzun bir konu.
  • öznenin , nesne haline gelmesi, yani yarattığımız benliklerin ,kişiliğimizin, nesneler tarafından yönetilmesi. sosyal ilişkilerde nesnenin büyük rol oynamasına bağlı olarak, kapitalizmin metanın hızlı tüketimi içinde kendini gerçekleştirmesi.
    (bkz: commodity fetishism)