şükela:  tümü | bugün
  • 2007 yilinda gerceklesen turkiye-abd savasini kurgulayan roman.
  • --- spoiler ---
    oldukça karamsar bir kurguya sahip bir roman. üslup oldukça etkileyici, insan okurken gözünde canlanıyor anıtkabrin yerle bir oluşu, istiklal caddesinin mahvoluşu ve boğaz köprüsünün bombalanması. yine de türk ordusunun gücü çok zayıf olarak gösterilmiş. savaşın ilk gününde tüm deniz kuvvetleri imha edilirken hava kuvvetlerinin ve hava savunma sistemlerinin en fazla bir gün daha dayanabilmesi biraz mubalağa olmuş. ikinci ırak savaşında bile birinci savaşta imha edilmiş bir ordu 20 gün çatışmıştır. oysa kitapta anlatıldığı şekliyle türk ordusu 2-3 gün içinde yok olmuştur. dolayısıyla pek de gerçekçi olmayan bir senaryodur.
    --- spoiler ---
  • gercekci bir atmosferde-ki kurgu oldugundan kimi aksaklıklar,abartilar var kuskusuz- sunulmus, bir film karesini izler gibi akici, kimi yerlerde heyecanli kurgu kitap...ee, hep amerikalilar komplo teorisi uretecek degil ya dedirten cinsten...bu arada yazarlar ne sis yansin ne kebap demisler...
  • bir murathan mungan siirinden firlamis gibi duran soz obegi.
  • ilginç bir kitap aslında, ilk sayfalarında yakalamış olduğu heyecanı ne yazık ki ilerki sayfalarda kaybediyor, sanki yazarlar kitabı nasıl bitireceklerine karar verememişte çabuk çabuk yazmışlar gibi.
    çeşitli kurgu ve mantık hatalarını geçersek beni en çok rahatsız eden savaşların çoğunun amerikan askerleri tarafından anlatılması. sanki bizim askerlerimiz tarafından anlatılsa daha dokunaklı olurmuş gibime geldi benim.
    gökhan kardeşimizin yaptıklarındaki kopukluklardan ise ayrıca bahsetmiyorum.
    güzel bir deneme olmuş ama sanki daha ayrıntılı yazıp iki kitap olarak çıksa daha iyi olurmuş
  • ciddi mantık hatalarına ve atatürk'ün naaşının akıbeti mevzusunun muallakta kalmış olmasına rağmen akıcı,zevkli ve iyi bir roman. bir de ankara'nın işgali hikayesinde mantıksal kopukluklar var gibi,yazarların başkenti pek iyi bilmedikleri belli..
  • abd'nin uluslararası hukuku çiğneyerek ırak'ı işgal etmesi sonucu kamuoyunda (haklı olarak) oluşan "sırada kim var?" sorusundan enerji aldığını düşündüğüm kitap. genel olarak inceleme fırsatım oldu, beyin fırtınası yapmak için ilginç. ancak ilk etapta şu soruları sordum kendime:

    1) abd'nin şu anda veya gelecek 5 - 10 yıllık projeksiyonuna göre harbe hazır tam donanımlı tümen sayısı kaçtır?

    2) bu tümenlerin kaçı irak'tadır?

    3) bu tümenlerin ve söz gelimi avrupa'daki, kore'deki, japonya'daki vs tümenlerden hazır olanların olası bir harekat bölgesine kaydırılmaları ne kadar sürer? bu güç kaydırmasının taktik ve stratejik etkileri neler olur?

    4) türkiye'nin iletişim ve komuta kontrol altyapısının özellikleri nelerdir? tafics, tasmus nedir? fiber optik haberleşme altyapımız ne durumdadır? türkiye'nin hava savunma erken ihbar altyapısının özellikleri nelerdir?

    5) abd'nin türkiye'ye karşı yapacağı büyük ölçekli bir harekat için hazırlaması gereken lojistik altyapının boyutları nelerdir? bu altyapıyı kurmak için ne kadar süreye, maddi kaynağa ve personele ihtiyacı olacaktır?

    6) en temel stratejilerden biri olan enerji yollarının güvenliği kapsamında işgal edilen irak'tan sonra türkiye'nin işgal edilmesi enerji* yollarının güvenliğine ne gibi bir etki yapacaktır? türkiye gibi kendine has bir sosyo kültürel yapıya sahip ve iç dinamikleri çok farklı bir ülkenin işgal harekatı sonrası sindirilmesi ve stabilize edilmesi ne kadar sürecektir? bu geçiş aşamasında oluşacak kaos ortamı kafkaslar, balkanlar, ortadoğu, doğu akdeniz'deki abd ve liberal* çıkarları nasıl etkileyecektir?

    7) soğuk savaş sonrası dönemde orta asya'nın hakimiyeti için mücadele etmeyi hedefleyen abd, bu bölgeye sosyal, kültürel, ekonomik ve siyasi açıdan açılacak kapı olan türkiye'yi işgal ve sonrasında kaos ortamına sürükleyip kapıyı kapatmayı mı tercih eder, işbirliği yaparak devamlı açık tutmayı mı?

    8) abd gerek orta asya gerekse ortadoğu'daki çıkarları açısından kritik önemi haiz kafkasya üzerinde büyük etki sahibi olan türkiye'yi nötralize etmeye uğraşıp, bu bölge (artı bölge halkları) üzerindeki etkisini* kaybetmeyi göze alır mı? bölgede çıkarlarının çoğu yerde uyuştuğu türkiye ile ortak hareket etmek yerine bölgeyi rusya'ya terketmeyi göze alır mı? burada tekrar türkiye'yi tam hakimiyet altına almak, stabilizasyona kavuşturmak için harcaması gereken insan, para ve zamanı göz önünde bulundurmak gerekir.

    bugün türkiye'nin altında isterse trilyon kere trilyon dolar değerinde kripton madeni olsun. türkiye kör topal da olsa demokratik, batı tipi bir hukuk devleti olduğu için, serbest piyasa ekonomisine sahip olduğu için uluslararası sisteme karşı tehdit arz etmez. "kontrol edilmesi" için işgal edilmesi değil, doğrudan ya da dolaylı ekonomik yaptırımlar uygulanması yeterlidir. bugün imf "kestik kardeşim biz size krediyi, başka kapıya" dese bu, 1000 tomahawk'la yapılacak bombardımandan daha etkili bir darbe olur. en son 2001 krizinin sadece ekonomi değil, sosyal yapımız ve psikolojimiz üzerinde de nasıl bir etki yarattığını hatırlayalım. kuzey kore'ye istediğiniz kadar ambargo uygulansın, ne elde edilebilir?

    devamlı duvarın köşesine sinmiş, gardını almış saldırıyı savuşturmak için tetikte bekleyen ülke olmaktansa, aktif ülke olup etkin politika izlemek, amaçlarla araçları birleştirmek daha akılcı bir yoldur. artık soğuk savaş'ın çift kutuplu dünyası yoktur. yani bir tarafta olmayan ülke otomatikman diğer tarafa kaymaz. çıkarlar doğrultusunda işbirlikleri ve çıkar çatışmaları vardır. tüm siyasetler belli kaynakların kontrolü üzerine yoğunlaşmıştır, serbest piyasa ekonomisi, liberalizmin güvenliği gibi kaygılar ön plandadır ve terörizm, diktatörlük*, kayıt dışı ekonomi, kaçakçılık gibi olgular bu dengeleri en başta tehdit eden unsurlardır. uluslararası sisteme entegre olmuş devletler, adı üstünde, entegre oldukları için sisteme karşı tehdit arz etmezler.

    ulusal politikalar belirlenirken tamamen analitik düşünülmeli, çıkarlar iyice belirlenmeli ve fayda analizleri yapılmalıdır. günümüz uluslararası arenasında artık çıkar çatışmaları ve ittifaklar iç içe girmiş durumdadır. bir bölgede a ülkesi ile işbirliği yaparken başka bir bölgede b ülkesi ile a'ya karşı mücadele verebilirsiniz. bu denklemler bütününde türkiye tarihi ve jeostratejik konumundan kaynaklanan doğal misyonu çerçevesinde, kendine yakışır bir siyaset gütmelidir. kabuğuna çekilmiş, imkansız komplo teorilerini projeksiyon olarak kabul eden yorumlar, kanımca, bizi kısır döngüye sokar. her duruma karşı b, c, d... planlarımız olmalıdır elbet, ancak realiteyi sıkı biçimde kontrol altında tutmak şartıyla....
  • bir komplo teorisinden ote olasilik teorisi isledigini savunan kitap. ayrica
    yazarlari, su an (7 ocak 2005 saat 12.46 am), show tv de canli yayinda sorulari cevaplamaktadir.
  • başlayıp bitirilmesi gereken kitap. ara verilmeden. soluk soluğa.
    ayrıca (bkz: abd türkiye ye saldırırsa olabilecekler)
  • hayatimda ikinci kere elimden birakamadan bir gecede bitirdigim kitaptir. cok dogru konu secimi, surukleyici anlatimi ile insana kendisini zorla okutuyor. insani bazi yerlerde bunalima surukleyecek kadar da karamsar (ki ben gelin kaynana programinda bile empati yaparak utanan ve kanal degistiren bir adamim buradaki empati katsayisi oyle boyle anlatilacak gibi degil.)

    velakin bir kac adet cok onemli olmasa da havada kalan konular var bunlar da
    1- savaşın çıkış sebebi. maillerimizde dolaşan bir konunun birebir alıntılanmış olması insanin aklina biraz ozentisizlik ve kolaya kacilmis diye kurt dusuruyor. iyi niyetle yaklasilirsa kendi kendimize "olmus iste durruk ne bekliyodum turkiye yeni element mi kesfedecekti" diyebiliriz.

    2- bazi fantastik ogeler havada kaliyor. dusmana bile gorunen bu ulkeye ozgu bazi seylerden umitleniyorsunuz "aha neler geliyor" diye. bir sey oldugu yok aslinda. oyuncakci dukkaninin onundeki kirmizi arabaya hallenen taze yetim gibi boynunuz bukuk kaliyor.

    3- sebep ne kadar biraz sallantida gozukuyorsa sonuc da o kadar sallantili gibi gorunuyor. bu kadar kolay bitmesi biraz boslukta kaliyor sanki.

    yine de gercekten cok basarili bir kitap bence. tanidiginiz bildiginiz yerlerde gecmesi ve kahramanlarina yakinliginiz bazen tuylerinizi diken diken ediyor, bazen icinizi burkuyor. bana da iki yazari tebrik etmek dusuyor.