• doğum: yandan çarklı bir şirket-i hayriye vapuruydu. 1893 iskoçya, glasgow doğumludur. bir benzeri de resanet adını taşıyordu.

    hayat: metanet vapuru üsküdar ile galata köprüsü arasında sefer yapıyordu. birinci dünya savaşında askerlerin emrine verildi.

    ölüm: metanet vapuru, 18 eylül 1916 günü zonguldak'tan yüklediği kömürü istanbul'a getirirken ereğli limanı'nda bir rus savaş gemisi marifetiyle batırıldı.
  • güçlü, sakin, vakur, sabırlı duruş, oluş. bu m ile başlayan arapça, farsça kelimelerin böyle bir büyüsü var. koskoca metanet kelimesine sadece dayanıklılık deyip geçemiyorsunuz. içinde çok fazla anlamı birden taşıyor çünkü. örnek vermek gerekirse: çeliğin dayanıklılığından bahsedilebilir, oğlu savaşta, cephede olan bir annenin ise metanetle bekleyişinden.
  • üstün bir güç bazen insanla taşşak geçerekten onun vizyonunu geliştirmesine ayıktırmaktadır.ama bu güç aynı zamanda, bütünüyle bizim vücudumuzun temel yapısı olduğundan bizim ona ulaşmamızın mümkün olduğu, su götürmez bi gerçektir(su zaten kendi gider, götürmen gerekmez.). "peki bu ulaşımın gerçekleşmesi için elde edilmesi gereken şey zaman mıdır?.eğer öyle bi durum varsa zaman en kıymetli değer midir?" dersen. "öyle de yaşanabilir ölmezsin ama çok daha eğlenceli bir durum varken, niye terciğim zaman olsun derim".metaneti elden bırakmamak lazım.
  • "kalbimde lüzumundan fazla metanet var" diye örnek bir cümle vermiş dil kurumu sitesinde. metanet öyledir ki her zaman lazım değildir. metanetin kullanılacağı zamanlar farklıdır. zor zamanlarda metanet istenir. ve öyle ki metaneti ne kadar yüreğe yerleştirmeye çalışsa da insan, yürek ağrısı başka türlü ağrımaya devam eder. her ne kadar faydası çok olsa da.
  • soğuk tabutun altından tutup, merhumun mezarına toprak atarken kalbi delip geçerek beyine ulaşan his.. metanet sahibi olmak kolay değil..hele hele 1 hafta içinde 4 tane ölüm haberi alınca metanetiniz inanın ki çok kırılıyor.. ama elden ne gelir ki? cenazenin erkeği olarak her bir cenazede metanetli,dik olup merhum yakınlarına dirayetli oldugunuzu göstermek zorundasınızdır çünkü sıfırın altındaki moralleri daha fazla bozmamak için dirençli durmak gerekir..bu direnci aslında ölüm olduğu gece saatlerce ağlayarak kazanırsın..ertesi güne dökecek gözyaşın kalmaz..merhumun mezarına toprak atarken kolların uyuşur ama o kollar sevdiğin insan için son görevini yapar..