şükela:  tümü | bugün
  • sezen aksu'dan pek hazetmiyor anladıgımız kadarıyla boyle gorduk. cok sigara iciyor asiri, sigarası samsun 216. hic sondurmuyor sigarasını, 55 dakika icinde 9 tane iciyor. hep umay umay'ın klibindeki gibi kalacak hali yok biraz yaslanmış, daha cok cizgi var yuzunde.. hep guluyor, cok konusuyor, cok anlamlı konusuyor, hızlı düşünüyor, derin hissediyor, gülüyor konusuyor, güldürüyor konusuyor. ukala değil, burnu havada hiç değil. her sey cok dogal gibi sohbet ediyor, vakti olsa bıkmadan anlatır gibi, karşısındakinin afallamasına hiç izin vermiyor cunku, herhangi biri gibi konusuyor.
    (bkz: cok etkilenmek)
  • teoman'ın müziği bırakması ardından aşağıdaki dizeleri yazmış kişi. yazısından anlaşılıyor ki candan erçetin ile hala konuşmuyorlar. yazık. konuşsalardı daha nice müthiş besteler çıkardı ortaya.(tamam adam teoman'a yazmış ama napıyim çok ilgimi çekti).

    sevgili teoman

    teoman hey

    ben mete

    babanın öldüğü yaşı geçmiş de olabilirsin,

    17'lerle arandaki mesafe açılmış da olabilir.

    olur. olur işte. olmak böyle bir şey.

    bi daha düşün.

    ben de 27 yaşımda öleceğime emin biri olarak, 22 yıldır bedavayım.

    kızdım sana bil.

    sırf sen bil isteseydim, bulurdum telefonunu bi yerden, arardım, söylenirdim.

    ''anne'' diye şarkı yazıp, başka birine verip, söyletmek gibi değil.

    ciddi olduğumu bil diye, bizbizede erimesin diye, burdan söyleniyorum işte.

    benden bil diye.

    ve bi daha düşün.

    ben daha ısınamadım bile, sen nasıl kızdın ki piyasaya.

    17 yıl olmuş, şarkılarımı söylüyor biri.

    basıp, çoğaltıyor ötesi-berisi.

    ne adımı anar, ne halimi bilir, ne beş kuruş öder, ne teşekkür eder.

    diyecek bişey kalmadığında, dost dost diye tenezzül indirir.

    demek dosta benzermiş o birisi.

    ben 11 yıldır şarkılarımı söyleyen dinleyicilerimi duyamadım.

    seyre gelenlere kızmak da mümkün tabi.

    bi daha düşün.

    kayahan gibi yasaklasa mıymışım ben de(hey gidi türkçe).

    sanki nilüfer'e mi bestelenmişti herbiri.

    kimden çıkaracağız hıncımızı biz, bizi sevenlerden mi.

    bizi dinleyenlerden mi. kaldı ki'' her kes sevdiğini öldürür'' lafı da elif şafak'ın değil, fassbinder'in ''querelle'' filminin tema müziği olan, yaşlanmaktan hicap duymak ne kelime, sanki yaşlansın diye beklenen güzeller güzeli jeanne moreau tarafından seslendirilmişti. bizim güzel yaş-aldığını göreceğimiz, alnı-burnu yılana isteyerek ısırtılmamış kaç yılanımız, pardon starımız kaldıysa...

    bi daha düşün.

    bu bir meslek değil ki istediğinde terkedesin.

    o seni terketmeden, sen o'nu terkedemezsin.

    kızayım mı şimdi yapımcılara. neresini yapmışsa, yapılanın.

    kız tabii ki reklamcıya ama, fazla da muhatap olma.

    yoksa soğursun kendinden, hem de müziğe kızıyorken.

    saçıma mı kızayım ağardı diye, 27'imden beridir öyle.

    sen de boyatmayıver olsun, bitsin. zordur insanın kendini öyle görmesi, aynada, herhalde.

    yeni yeni benzemeye başlamadı mı yüzümüz ruhumuza, takma gerisini, boş ver ötesini.

    ama iyi yaptın, zora soktun işini.

    şimdi kendini adama şansın var.

    şimdi sevilmeyi, geri ödeme şansın bol.

    bi daha düşün ve de ki, (bu sadece bi dilek)

    kızdım ya, anlayın ya. bozulmuştum, düzeldim yaa.

    sana mı kaldı bile diyebilirsin bana. bu ne zenginlik di mi.

    bak tam da tersinden doğru, nasıl da gençleşiyoruz hepimiz.

    bir daha düşün.

    gel-gelelim sanatçının farazi ve marazi olduğu konusunda; rock ve pop kadar benzeyebiliriz.

    bilirsin.

    sınıf tarafından rededilirken kendini temize çeken ''rock'', ''pop'' karşısında sınıfsal kalmaya avlanmaktan, kurtaramadı kendini.

    eurovision birincisi bestemiz ''pentagram''dan. teoman.

    bi daha düşün.

    yaş-alsa da ''rock'' olmayı, senin düşündüğün yoldan duymak isteyecek akranların var. gani gani. sevmedikleri şeyleri, duymak istiyorlardır senden, bugünün aklıyla.

    kimi, doğru bulduğunu herkese anlatmak adına sıfatını hiç önemsemez,

    kimi söylediği lafın gittiği adresi kollarken, seçkinciliğinden habersiz, seçer de seçer.

    öyle ya da böyle.

    ''sanat'' bu ikisinden de bağımsız olarak;

    doğru olduğuna inandiğin ''gerçeği'' rededilemez halde sunmaktir.

    başka bir tanım yapan varsa anlını karışlarım.

    bi daha düşün. düşünmek iyidir.

    aması maması yok bunun.

    hepimiz yapabildiklerimizi yapalım ki, yeni kuşak ne yapmaması gerektiğini iyi bilsin.

    kesinlikle sevgilerimle.

    mete özgencil.

    link için:https://www.facebook.com/…-teoman/10150261667394562
  • nasıl bir adamsan sen.
    nasıl zor şimdiyi hangi kafayla yazdıysan.

    22 yıldır bedavasın demek. sevdim bunu. ben de 5 yıldır bedavayım.

    en sevdiğin film hangisi?en sevdiğin şarkı?
    tükenmiş bir kalem inadında kalacak izi.
    boşver...
  • sirf su dizeler icin bile takdir edilesi insan:

    "gözüm ayni göz, ruhum eski
    sözüm ayni söz, susmam yeni
    günüm ayni gün, geceler eski
    tenim ayni ten, üsüyorum simdi"

    ruhsal deformasyon, eski sevgiliden arda kalanlar, yorgunluk... artik hangisi icin alirsaniz.
  • ya böyle üç harfli mi desem ne desem, çok değişik böyle tövbe est. bi durum var bu insanda. insan dediysem lafın gelişi, eli kolu böbreği mesanesi olan ve sen ben gibi soluk alıp veren bir canlı hem
    ''ayaz vur vuracaksan
    hic utanmadan
    kiyamet sende
    kop kopacaksan''
    falan deyip hem de bunu http://www.youtube.com/watch?v=1pu2xtinfeq yapamasa mı sanki? biraz fazla değil mi?
    ya da hadi fazlasın, bir edepsiz ol, tacizci tecavüzcü ol, ne bileyim fazla piyasada ol, tiksinelim değil mi? o da yok.
    garip.
    iyi ki var.
    ama çok garip.
  • mümkün olsa kafasının içinde ufak bir gezinti yapmak isterdim. ne zaman bir şarkıyı çok beğensem altından bu giz dolu adam çıkıyor.

    ömrü uzun olsun. olsun ki kaliteli şeylere maruz kalalım.
  • "yazın çıkan orman yangını gibi
    yazın yakmadığı çok belli"

    az önce radyoda çalarken dinledim, hande yener'in yorumladığı aşkın ateşi şarkısında yazdığı bu sözler dikkatimi çekti. adam resmen şarkının içinde siyasi ve rantsal bir gönderme yapıp bunu bir de hükümet yalakası hande yener'e söyletmiş. güzel iş. seviyoruz kendisini.
  • kendimizi pazarlamak için yaşıyoruz. neredeyse yaptığımız her şey. bir yerlere üyeliğimiz mesela ve üye olduğumuz her yerde. twitter, facebook, ekşi sözlük, vimeo, gazeteler, dergiler... gösteri toplumu. bunda kötülük? bilmiyorum. bazen iğreniyorum buna, bazen de insan zaman geçirmeli diyorum. sevdiği şeylerle, meşgalelerle tüketmesi daha iyi, hele ki kendine katabiliyorsa (gibi). aksindeyse hiçbir şey yapmayıp kıçımız üstüne hiçlikle oturalım? ara ara hissettiğim baş ağrısı işte. milyonlarca dertten bunu mu seçtim: olanla olunmaz, derdim bu olsun. evren bozuyor.

    yaa işte mete özgencil. 'nasıl zor şimdi'leri, 'gel, öğret ve git'leri, çektiğin klipleri hep izledim. çok özeller ve güzel. ama bir noktadan sonra bu da tuhaf. nasılsan; derinsen bile, nasıl derinim pazarlamasına dönmüyor mu? mesela bu satırlar. sen de düşündüklerimi düşünmüşsündür ama mutlu olmanın yolu bu değil bence. hani evde oturmaktansa, dışarı çıkmak en iyisi. yaşama inanmalı. öbür türlü bayık, sıkkın nereye kadar. sana iki bira kapmak isterdim. sen eğlenir gibi yapanlardansın başta. ama inandığında eğleniyorsun. nereden biliyorum? yanlışsam, aksini ispat et. zorunda mısın? çok saçma. hani mutluluğun yalnızca içimizde olduğu ve başkalarının onu alamayacağı/bozamayacağı/etki edemeyeceği bir felsefe var ya; keşke gerçek bu asosyallik olsaydı. bu yanlış çok farklı (oysa, harbi).
  • yazdığı bütün şarkılar gibi bir iz gerek de muhteşemdir. kalp kırıklığı, gurur ve ayrılık bundan daha güzel anlatılamazdı.

    akamayan sözlerini
    buz kesmiş gözlerini
    acımasızca üstüme
    salıyorsun, susuyorsun

    yağamayan yağmur gibi
    uğuldayan sessizliği
    hatıranın hatırına
    bozmuyorsun, susuyorsun

    'her güzel şey biter' deyip
    çağırdığın bu matemin
    iki yorgun şahidiyiz
    uğurluyoruz biz bizi

    susar bu dil susar evet tadım bitti
    solar bu yüz solar evet adın bitti
    akmaz ki kan donar evet acım dindi
    bana seni inandıran bir iz gerek
  • 90'lı yılların pop şarkılarına baktığımda, içlerinde beğendiğim, bende derin izler bırakmış hangi şarkı varsa işin içinde bir şekilde bu adamın eli olduğunu görüyorum. öyle garip bir elektrik tutması var aramızda, kendisinin bundan hiç haberi olmasa da. bir de söylemeden geçemeyeceğim, olmalı pek bir nefis.