şükela:  tümü | bugün
  • grup yorum 1989 yılında çıkan cemo albümünden itibaren şarkılarının altına kollektif bir imza atmaya karar vermiş ve söz-müzik herhangi bir yorum üyesine aitse bu imza grup yorum şeklinde atılmıştır.

    grup yorum'un kurucularındandır. sıyrılıp gelen, cemo, munzur, isyan olsun, berivan, gel ki şafaklar tutuşsun gibi yorum'un tarihine yön veren şarkıları yapmıştır. 1990 yılında çıkan gel ki şafaklar tutuşsun albümünden sonra da grup yorum'dan ayrılmıştır.
  • fanatiklik den öteye geçemeyen bir kısım kişiler şu açıklamayı yapmışlar :
    --- spoiler ---
    metin kahraman’ın yapmaya çalıştığı yavuz hırsızlıktır. kahraman’ın başına gelenlerden dolayı üzgün falan değiliz. o daha kötüsünü yapmıştır. kınamıyoruz, kınamayacağız. çünkü yapmaya çalıştığı düpedüz reklamdır. meclis önünde soyunup, meşhur olmaya çalışan insanlardan farkı kalmamıştır
    --- spoiler ---
    bu çirkin saldırıyı gerçekleştirenlerin de faşist lerden farkı kalmamıştır...
    kendisine geçmiş olsun diyorum.
  • (bkz: #8257844)
  • kendisini anlamak, geldigi yeri konumlandirmak icin basin aciklamasinda gecen bir cümle yeterlidir. grup yorum'un efkan sesen, tuncay akdogan,aysegül ile birlikte kurucu üyesi olan metin kahraman, belirli bir kitlenin eserler üzerinde emegini görmezden gelip soyle buyurmus;

    "bir yıl önce bize ait eserlerin telif haklarının daha iyi korunması ve eserlerimizin etkin bir şekilde projelere pazarlanması için bir edisyon şirketi ile anlaşma yaptık."

    daha baska ne soylenebilir, üzerine hangi anlami eklersek utanctan kurtulabiliriz bilmiyorum. siyrilip gelen ile baslayan yolculugun noktalandigi yer iste burasidir. siyrilip gelen'i nereye pazarlayacakti da yapamadi merak ediyorum. yer yer haber bültenlerinin anlamsizca cemo'yu sagda solda melodik olarak yer vermesi dahi pek cok insani rahatsiz ederken pazarlama sonucu yorumu belirli bir düsünce üzerinden kabullenmis- ki bu sekilde olmasi icin kendisi de zamaninda emek vermis- iken, nasil bir ihanettir bu, nasil bir kendinibilmez, paraseviciliktir bilinmez.

    herseye ragmen siddete hayir derken gecmis olsun; hem kendisine uygulanan ve ayni zamanda emek verdigine anlam koyan kitle üzerinde uyguladigi gönül siddetine maruz kalanlara..
  • metin kahraman'a uygulanan şiddeti tasvip etmek mümkün değil. lakin bu olay üzerinden analiz de yapmak gerek.

    metin kahraman olayı, solculara, solcu olduğunu düşündükleri insanların aslında sol düşünceye ne kadar uzak olduğunu, sadece solun sağladığı şemsiye altında kendi davalarının peşinde gittiklerini ispatlayan yeni bir olaydır.

    ayrıca metin kahraman'ı döven adamlar yani parti cephe, falanca yere gidip bomba koysa* kınamayacak adamlar, şimdi tutmuş sırf metin kahraman'ın etnik kökeni yüzünden şiddete hayır sloganları atıyorlar.

    ulan, parti cephe tarihindeki en masum hareket metin kahraman'ın dövülmesi, şimdi mi şiddete hayırcılığınız tuttu ? dhkp c çapada bomba patlatıp 8 kişinin canını alınca çıt yok, metin kahraman'ı dövünce sırf kürt olduğu için velvele, tantana.
  • onca sessiz gecen yildan sonra merhaba televole tadinda bir olayin icerisinde bulunmus bir muzisyendir.
  • metin kahraman bu sefer kardeşiyle birlikte bir basın açıklaması daha yayınladı. tartışmanın devamını izlemek isteyenler için aşağıdadır.

    metin ve kemal kahraman'ın basın açıklaması tarih: 2 ekim 2005

    dinleyicilerimize ve kamuoyuna (2 ekim 2005)

    "çalışmanın tapınağına gir ve arın"
    m. cevdet anday

    son haftalarda tartışıldığı şekliyle kamuoyunda bilinen ve en doğru sıfatını ancak herkesin kendi vicdanında bulacak saldırının tartışma zeminine bakıldığında bize yöneltilen bir soru olarak haklı gibi görünen bir tek nokta vardır: neden bugün?

    bizler, özellikle görsel medya kuruluşlarında eserlerimizin hak etmediği şekilde malzeme yapılmasına karşı etkin olabilmek için bir yıl önce bir "edisyon şirketiyle" anlaşma yaptık; tıpkı yorum ya da başka her hangi bir müzik grubunun yıllardır zaten sahip oldukları anlaşmalar gibi... bu anlaşma bugüne kadar adımıza yayınlanmış bütün eserleri bildirmemizi de gerektiriyordu. biz de bu çerçevede daha önce zaten adımıza kayıt edildiğini bildiğimiz grup yorum dönemindeki eserlerimizi de bildirdik. çünkü adımızın, albüm kapaklarından çıkarılsa da "mesam" adlı müzisyenler birliğindeki kayıtlardan da silindiğini bilmiyorduk. dahası bunların önce, o zamanki albüm kapaklarında olduğu gibi gerçek künyeleriyle kayıt edildiği halde sonra yorum tarafından degiştirildiğini/bu şekilde şarkılarla ilgili iki ayrı işlem olduğunu ilk kez son bir yıl içinde öğrendik. ve bize ait şarkıların en azından resmi kayıtlarda, başlangıçta da olduğu gibi gerçek künyeleriyle yazılmasını talep ettik. mesele budur.

    bu çerçevede birkaç kez yorumcular´la görüştük. başlangıçta eser hakkıyla ilgili teliflerin zaten ihmal edilebilir bir şey olduğu, meseleyi bu şekilde algılamanın doğru olmadığı yorum´dan gelenlere anlatılmaya çalışılmıştır. ancak olayın bu sekilde algılandığı görüldüğünde bunu engellemek için, bizzat yorum´dan gelen arkadaşlara olduğu gibi bizi temsil eden pozitif edisyon şirketi aracılığıyla kalan müzik temsilcisine de "sanatçıların hiçbir maddi talebi olmadığı, şarkıların nasıl kullanılacağına dönük her hangi bir hak taleblerinin de olmadığı, ayrıca bu konuda gerekli her türlü hukuki ve özel belgenin de sanatçıları temsil eden taraflar olarak iki firma arasında düzenlenebileceği" açıklıkla iletilmiştir. bu konuda başta neler söylediğimizin tanıkları ise 14 eylül tarihinde, evrensel ve özgür gündem gazetelerinde de yayınlanan basın bildirimizdir. dolayısıyla bu meselede, kamuoyuna daha önce de yansıdığı şekliyle metin´in hiçbir maddi talebi olmamıştır; adının albüm kapaklarına yansıması gibi bir ısrarı da olmamıştır. halk kendi sanatçılarını adıyla, sanıyla sahiplenmiştir, hiçbir zaman isimlerini silerek değil. bu anadolu´da bir halk kültürü geleneğidir.

    ancak bunu, bu şekliyle anlaşılır kılmak da mümkün olmamıştır. bir müzisyen olarak, herşeyden önce kendi tarihinin arkasında duran bir yaklaşımla 25 yıllık meslek hayatı boyunca verdiği emeklerin ürünlerine sahip çıkmak istemek en hafif deyimle lüks bulunmuş, senin değil bizim tarihimizdir gibi bir zeminde, ısrarla "maddiyatçılık", "bireycilik" ve ağıza dahi alınamayacak küfür ve sıfatlarla tartışılmıştır. grup yorum 84´de kurulmuştur ve 87-88´lere kadar da farklı fikirlerden insanlardan kuruludur; hatta denilebilir ki yaratıcılığını ve dinamikliğini de bu özelliğinden alır. birden bire değil bir süreç sonunda bugün tarif edilen kimliğine gelmiştir.

    grup yorum´la ayrılma ve sonrası süreçte neler yaşandığını ise en iyi kalan müzik yetkilisi bilir; kendilerine sadece 93 yılında ilk önce birlikte çalışmaya başladığımız ancak daha sonra yayınlanma aşamasında vaz geçtiği deniz koydum adını albüm sürecini hatırlatmak isteriz; soranlara da doğru anlatmasını rica ederiz.

    bizler metin-kemal kahraman olarak, değil grup yorum döneminde yayınlanmış eserlerin telif hakları on yılı aşkın zamandır kendi adımıza yayınladığımız albümlerin "pazarlamasıyla" dahi uğraşmayı kendine külfet bilen bir yaklaşıma sahibiz. 25 yıllık meslek geçmişimize rağmen 1 yıllık bir „editörlük anlaşması“ ve 3-5 yıllık meslek birliği üyeliğimiz de bunun en açık göstergesidir. özellikle son beş yıl içinde görsel medya kuruluşlarının albümlerimizi talan eden yaklaşımındaki acıtıcılık karşısında dahi çaresiz kaldık. çünkü bizim bu işlere ayıracak ne zamanımız ne de hevesimiz olmuştur, bu konuda bireysel olarak bazı başvurularımız ve şikayetlerimiz ise en azından hala talanı dahi engelleyecek bir sonuç yaratamamıştır.

    bizi "üç kuruşun" ardında tanımlamaya kimsenin hakkı yoktur; çünkü böyle bir pratiğimiz olmamıştır. geçmişte de bugün de yaptığımız hiçbir iş para ya da reklam amacıyla yapılmamıştır. bunun da en yakın şahidi bugüne kadar yaptığımız bütün işler ve çıktığımız etkinlikler dolayısıyla muhatap olduğumuz onlarca, belki yüzlerce farklı kişi veya sosyalist, devrimci-demokrat kitle örgütü temsilcisidir.
    bu konuda, sırf karalamak için, bizi hiç alakamız olmayan isimlerle anmayı dahi mübah sayanlara yine bugüne kadar birlikte çalıştığımız, hep yan yana göründüğümüz müzisyen, sanatçı dostlarımızı ve kurumlarımızı gösteriyoruz. anadolu-mezopotamya kültür coğrafyasını, zamanın derinliklerine uzanan kökleriyle bir ulu ağaç ve varlığına işaret ettiğimiz dili ve kültürü de bu ağacın dallarından biri olarak gördüğümüz için, bir bir dalları kesilerek zaman içinde bir kütük haline getirilmiş bu ağacın kadim dillerinden, hasbelkader bildiğimiz kırmancki-zazaca´nın hala yeşil olduğuna herkesi şahit edebilmek için, bu yolda özellikle piyasa yapımcılarının dayatmalarına boyun eğmeden kendi bildiğimiz işlerle hizmet edebilmek için ve tabii ki renklerde yaşamak için, lızgé müzik atölyesi olarak birçok sanatçı dostumuzla birlikte yaptığımız işleri, yayınladığımız ürünleri hatırlatıyoruz.

    bu niyetle dersim otantik müziğinin yaşayan büyük ismi 75 yaşındaki zeynel kahraman´ın (çokca sanıldığının aksine hiçbir akrabalığımız yoktur) zazaca, kürtçe ve türkçe üç dilde geleneksel örnekler içeren albümünü ve müzisyen ailesinden torunları ercan kahraman ve deniz yıldırım´ın klarinet-davul albümlerini yaptık. yine kürtçe güzel şarkılarıyla emek veren genç müzisyen mehmet atlı´nın albümünü birlikte çalıştık ve yayınladık... yıllardır birlikte çalıştığımız müzisyen dostumuz serdar keskin´in kendi şarkılarından oluşan albümünü yaptık. en son birçok dilde kadın şarkıları söyleyen ve çalışmalarını berlin ve istanbul´da yürüten lilith kadın müzik grubunun altı dilden şarkılar içeren albümünü yayınladık. yine aynı yaklaşımla, son iki yıldır lızgé müzik atölyesi olarak anadolu´nun birçok farklı dilini örnekleme içeriğiyle seyr-i mesel tiyatro sanat emekçileriyle çalışıyoruz; bizim kendimizi yanlarına yakıştırdığımız isimler bunlardır.
    iki yıl önce, evrensel kültür merkezi öncülüğünde, "herkesin kendi diliyle, kültürüyle, fikriyle yan yana yaşayabileceği bir demokratik türkiye için 1000 aydın" imzasıyla başlatılan etkinlikler kapsamında birçok farklı kültürden araştırmacı, sanatçı arkadaşımızla beraber sekiz hafta boyunca, sekiz ayrı dilde "masalların düğünü" projesini gerçekleştirdik.

    belki son yılların en güzel ve etkili projelerinden biri olarak, tamamen tek tek kişilerin özverili çabalarıyla yönlendirdiği ve bütün dersimliler´in desteklediği dersim´e engelliler için rehabilitasyon merkezi projesine almanya´da ve türkiye´deki birçok etkinliğe katılarak destek verdik.

    bizler onlarca arkadaşımızla beraber siyanürsüz, barajsız, savaşsız bir dersim, bir türkiye, bir dünya için "munzur aydınlar platformunda" yer aldık kimin ne olduğunu bilmekten ve söylemekten utanmadığı, herkesin kendi dili ve inancıyla yan yana yaşayabildiği bir anadolu- mezopotamya düşüyle emek veriyoruz. ve bunun referanslarını da doğu´dan ya da batı´dan ithal edilmiş ezbere hurafeler ya da "bilimsel dogmalar"dan önce kendimizde ve herkesin çok iyi bildiği şekliyle, kadim diller, kültürler, inançlar beşiği yaşadığımız topraklarda aramanın/bulmanın zorunluluğuna inanıyoruz; tek dil, tek kültür söylemleriyle bugün batık kültürler mezarlığına çevrilmiş bu coğrafyanın üstü toprakla, betonla, çamurla örtülü de olsa birlikte yaşama adabının en derin kültürel izleri ve deneyimleriyle dopdolu olduğunu da biliyoruz; böyle düşünüyoruz. bu niyetle yaptıklarımız ve yapacaklarımız da kamuoyu tarafından bilinmektedir.

    barış istemek suç olamaz; barışın yolu da kapitalizm/faşisizm ezberlerinden önce yaşanan tarih ve bellek kirlenmesi karşısında herkesin, hepimizin arınmasından geçer. er kırandi´nin hayatı için uğraşmak mı kirlenmektir; linçlerin sonuç alıcı siyasi eylem ya da adalet adına meşrulaştırıldığı bir dönemde, bir insan´ın sağ-salim ailesine, hayatına dönmesi için uğraş vermek mi bohemlik´tir. devrimciler bir tek kişi de olsa insanla ve hayatla meşguldürler. bize göre son yıllarda yaşanan en güzel, en pozitif sonuçlar yaratan olaylardan biri bu olaydır. er kırandi´nin ailesi ve kasabasındaki insanlara bakılabilir.

    bunun dışında cezaevlerinde yaşanan vahşetler vb. olaylara duyarsız kaldığımız da doğru değildir. daha 7-8 ay önce kocaeli´nde yapılan "tutsaklarla dayanışma gecesi"nde, başka sanatçılarla birlikte yer aldığımız bilinmektedir; yine yorum´un her önemli konserinde ya da kendilerine yönelik baskıları protosto etkinliklerinde de yanında yer aldığımız, şarkılarına eşlik ettiğimiz bilinmektedir. yine 5-6 ay önce yorum´la dayanışma gecesi için muammer karaca tiyatrosunda olduğumuz gibi... ancak bugüne kadarki etkinliklerde bizler hep görüntüyle orda olmamız dışında bir değer yaratmak ya da paylaşmak için çağrılmadık. bir müzik grubunun birkaç şarkı için bile olsa birlikte sahneye çıkmak istediği bir eski üyesiyle yapabileceği sahici işler için hiç çağrılmadık. bu konudaki iyi niyetli eleştirilerimiz dahi bize karşı kullanılmak istenmiştir.

    yaptığımız, söylediğimiz herşeyin kendince bir temeli, bir anlamı ve nasıl anlaşılırsa anlaşılsın bir kültür emekçisi sorumluluğuyla temellenen amaçları vardır. buna rağmen bunların, temelde belki de dayandığı dil ve beslendigi kültür cografyası´nın özgünlüğü sebebiyle de kimseye yaramadığının, hatta bilinen siyasal-tarihsel gerekçelerle kendi dilinde söylemenin en devrimci eylem olduğu koşullarda bile özellikle "devrimci çevrelerde", "rant için yapılmış etnik müzik" dışında bir derinliğe layık görülmediğinin de farkındayız. etnik müzik modasına dahil olup çeşitli sonuçlar almak isteyenleri türkiye´nin bu konudaki popüler uzmanlarına sormak gerekir. ancak bizim yaptığımız iş kökleri ve dallarıyla canlı damarları olan bir dil, bir kültür kaynağına şahitlik yapmaktır, hiçbir modayla ilişkisi yoktur. ve temelde de bir mana arayışının sorumluluğuna ve uzun yıllara dayanan araştırma, belgeleme emeğine dayanır. bu yüzden kendi haklılığını yaratan işlerimiz sayesinde bir takım çıkarlar elde etmek şöyle dursun bugüne kadar "ayrı" bile değil "gayrı" muamelesine reva görülüp, dokuz köyden kovulanlardanız. zaten devrimcilik ezbere nutuklar atmak dışında, bilmeyi, öğrenmeyi lüks sayan bir kördöğüşü olarak meşrulaştırıldığından beridir biz kendimize devrimci diyemiyorduk. ancak kendinden başka devrimci tanımayanların, zaten değer vermediği bir akla, izana, bilgiye ve yüreğe dayanarak da kendi kendimizi en iyi devrimcilerden sayıyoruz.

    bunun dışında, dersim festivali kapsamında, sanat sokağı açılışı dinletisinde yapılan bir uyarı ileri sürülerek de yürüyüş dergisi´nde (7 eylül-sy 12) hakkımda bazı ithamlarda bulunulmuş bu şekilde olay farklı bir mecraya da çekilmek istenmiştir. yaşanan olayın şahitleri herşeyden önce festivalin organizesinden de sorumlu dersim belediyesi yetkilileri ve demokratik kitle örgütleri temsilcileridir. söylenenler ise kimsenin kimseyi dinlemediği bir slogan kaosu ortamında birçok farklı devrimci-demokrat gece ya da ortamda, zaman zaman yaptığımız uyarılardan başka birşey değildir; "arkadaşlar dersim´deyiz, burada herkes sosyalisttir, demokrattır, bir birimize propaganda yapmayalım." bu söylenenlerin, genel olarak ortama değil de sadece kendilerine yönelik bir tepki olarak algılanması ve lanse edilmesi de şaşırtıcıdır.

    ancak muhataplarımızca gerek daha baştan meselenin tehdit ve aleni şiddet yöntemleriyle çözülmeye çalışılması gerekse de son yaptıkları açıklamalarla hala bize yönelik şiddet tehditlerini meşrulaştırıcı ifadeler kullanılması meseleyi bugün herkesin gördüğü şekliyle farklı çevrelerin provokatif kullanımına açık zeminlere taşımıştır. böylesi basit bir meseleyi dahi bu türden yöntemlerle halletmeye çalışmak kime-neye yaradığı belli olmayan sorumsuzca hareketlerdir. bu bilinçle yaklaşıyoruz.

    sonuç olarak açıkladıkları bildirilerle, başından beri „tek çözüm“ dışında hiçbir yol bırakmadıklarını ilan ettikleri halde bizi sorunun çözümsüzlüğüne sebep gösterenleri iddiaları ve fikirleriyle baş başa bırakıyoruz; mesele meşru tartışma zemini ve muhataplarını kaybetmiştir. nasıl lanse edilirse edilsin yukarıda anlatmaya çalıştığımız şekilde şarkıların adımıza kaydedilmesi dışında, başka hiçbir içeriği olmayan talebimizden vaz geçiyoruz. bu konuda gerekli kurumlar da haberdar edilmiştir.

    bizler kendi halinde, kendi imkanlarıyla, bildiği, anladığı şekli ile işini en iyi şekilde yapmak isteyen ve söylediği her şeyin sorumluluğunu taşıyabilecek bir emekle idealleri için uğraşan insanlarız. kürt halkı başta olmak üzere toplumun bütün muhalif kesimlerinin en temel demokratik taleplerinin dahi provokatif linç girişimleriyle bastırıldığı, üstelik bu yöntemin adalet adına toplum nezdinde meşrulaştırıldığı bir dönemde halkların kardeşliğine ve farklılıklarıyla birlikte yaşayabileceği düşüne değer veren tüm devrimci-demokrat güçlerin ortak hareket etmesi gerektiğine inanıyoruz. insanlık ölçülerinin en büyük adalet merciî herşeyden önce herkesin kendi vicdanıdır. biz kendi vicdanımızda meseleyi çözdük, herkesi kendi vicdanıyla baş başa bırakıyoruz.

    bu vesileyle, bu zeminde son sözümüzü söylerken yıllardır bütün devrimci-demokrat, sosyalist muhalefet kesimlerinin etkinliklerinde ve mücadelelerinde yer almış sanatçılar olarak sol muhalif duruşun sanat anlayışı ve politik tecrübeleri hakkında söyleyecek sözümüzün olabileceği de kabul edilmelidir. bu çerçevede meseleyi bir kişi ya da bir çevre´ye ait sorunlar ekseninden çıkarıp genelde sol muhalif güçlerin tecrübeleri ve uygulamaları ekseninde bir anlayış tartışmasına vesile yapmak belki de tek hayırlı sonuç olacaktır. bizim de, küfür literatürüne katkı olacak söylemler yerine aklın rehberliğindeki tartışmaları grup yorum da dahil herkesle yapmaya açık olduğumuz bilinmelidir.

    saygılarımızla…

    metin ve kemal kahraman
  • dün itibariyle hybridus ile babylondaki konserine giderek ilk kez dinlediğim; bilhassa ilk parçanın a capella introsu başta olmak üzere gerek aranje, gerek söz, gerek müzik bazında beğendiğim müzisyendir efenim kendileri...
    buradan başta kemancısı ahmet tırgıl olmak üzere tüm grubuna da selam etmek isterim...
  • turkiye'de yetisen buyuk bestecilerden bir tanesidir metin kahraman. gerek grup yorum'daki, gerekse kardesiyle yaptigi calismalarda kalitesini goruyoruz. bu kadar buyuk bir bestecinin, kendi sarkilarinin altina imzasini atmak istemesi normaldir. o eserler kolay uretilmiyor beyler. ayrica, kendisi de beyan etmistir ki, eserlerin telif hakki kendisine gecse bile, grup yorum'un bu eserleri eskiden oldugu gibi kullanabilecegi, soyleyebilecegini belirtmistir. daha ne yapsin??