şükela:  tümü | bugün
  • metro çok ilginç bir yer. valla!

    o gün 2 tane üniversiteli genç yanı başımda üzgün olduklarında ne yaptıklarını soruyorlardı birbirlerine. biri "abi ben yürüyüşe çıkıyorum. hatta çok üzgünsem koşuyorum" dedi. diğeri de "hımm" diye karşılık verdi. sonra koşan "sen de koşsana olm" diye tavsiyede bulundu. hımm diyen "yok ya ben koşmayı sevmiyorum" dedi. tavsiye veren "doğru sen şişkosun nasıl koşucan aq ahuhahha" dedi ve deliler gibi güldüler. ben de güldüm. ilginç işte.

    neyse, geçenlerde ben de kalabalık olmasına rağmen güzelinden bir yer bulmuş, götcağzımı bir yere koymuş, metrodaki komiksli kedili medili videolara bakıyordum. en entelinden ve yalnızından güzel kızlara ayıp olmasın diye de bu videolara gülümsüyordum. biçare bir adam olmak kolay değil! sonra yanımda ve karşımda birer yer boşaldı. ayaktaki bir karı koca bu yerlere yerleştiler. teyze yanıma otururken kocası karşıya oturdu. sonra da bir sonraki durakta yaşlı bir amca göründü kapıda. bana doğru bakınca da, ben de nedendir bilinmez içimde henüz insani duygular olduğundan amcaya "gel pamuk amcam verem sana yerimi" bakışı attım. amcam bana doğru yavaş adımlarla insanları yara yara gelmeye çalışırken ben de narin götümü yerimden kaldırdım ve amcayı yakalayıp çekeyim diye de bir iki adım ona doğru attım ve yerimi terk etmiş oldum bir şekilde. işte nolduysa burada oldu ve kayış koptu. insanlar deli amunoğm!

    ben bu yeri boşa çıkarınca amcayla paralel mesafede olan orta yaşlı bir adam uçarak hamle yaptı. adamın hamlesini "amcaya veriyorum ama o yeri" diye savuşturmaya çalışırken, en başta anlattığım yanımda oturan teyze karşısındaki kocasını yanına çekmek için "hamdi hamdii hamdii" diye ortalığı inletiyordu. hamdi kısık gözlerle "ya boşver sktiret" derken karısının akıl almaz ısrarı sebebiyle yerinden kalkmış bulundu. hamdi beye de amcayı gösterme çabası içine girdim. hamdi bana şaşkın gözlerle bakarken ve mevzuyu anlamaya çalışırken, hamdi'nin yerine görümcesi ile yan yana gitmek isteyen domestos teyze atakta bulundu. domestos teyzenin yerine de ayaktaki bir eleman koştu. hamdi'nin karısı hamdi'yi kolundan çekiştire çekiştire yanına oturması için darlıyordu. hamdi kızgın gözlerle domestos teyzeye bakıyor, domestos teyze sevinçten görümcesinin baldırını tokatlıyor, pamuk amca hepimize "yağacağınız işi skim" der gibi bakıyordu. ortam resmen kaynıyordu, ortalık çorbaya dönmüştü. daha sayamadığım ve takip edemediğim bir sürü insan sandalye kapmaca oynuyorlarmış gibi bir o yana bir bu yana koşturuyorlardı. ulen kim nerede oturuyordu, ben burada ne bok yiyor, yanımdaki bu yaşlı adamın kolunu neden tutmuş ve bu denli sert sıkıyordum, aklım dimağım uçtu gitti.

    tüm bu olanlar olurken ayakta bekleyen ve kargaşada unuttuğum arkadaşım ensemden tutup "ulen yine hayatın normal akışını bozdun, yürü gidiyoruz" deyip beni metrodan çıkardı. "hacı yer veriy..." diyecekken "len sus hadi kebap yemeye gidelim. sonra da iki tane de frederik içeriz misler gibi. sktirtme şimdi olmayan insaniyetini" dedi. "ağzının tadını biliyon valla lan" dedim. "eheheh" diye karşılıklı gülüştük, kebaba gittik.
  • (bkz: game of thrones)

    al sana bildiğin taht oyunları... ha metroda oturacak yer ha taht, bir istanbuler için hepsi aynı.
  • az sermaye ile metrolarda dolaşıp abuk subuk videolar çekerek youtuber olası geliyor insanın; ama bu üşengeçlik başa bela.
  • genelde yaşlı insanlar koşuyor o koltuğun peşine de.
    ne koltuk sevdasıymış be kardeşim, yıllardır oturmaktan sıkılmadılar.