şükela:  tümü | bugün soru sor
  • 16. kattaki iskelenin çökmesi nedeniyle 3 işçinin yere çakılarak öldürüldüğü inşaat projesi. projenin arkasındaki metsan inşaat'ın sahipleri ise, abdullah gül'ün akrabası olan satoğlu ailesi.

    (bkz: işçi kanıyla harcı karılan yapılar)

    gelen bazı cevaplarla ilgili bir ekleme...

    anladığım kadarıyla konununun direkt olarak metsan'a bağlanmasına içerleyen bir grup olmuş, bir kısım da abdullah gül'ün adının anılmasına içerlemiş. ikincisiyle başlayayım, ne abdullah gül umurumda ne de diğer siyasetçiler. ki satoğlu ailesiyle akrabalığına gelen kadar, bu zatın kendi günahları ona yeter. burada "ohh birilerini suçlayacak bir şey çıktı" gibi kötü bir düşünceyi aklına getirecek kadar kötü insanlarla muhatap olduğum için üzgünüm. bu "acabaları" genelde havuz medyasının yarattığı paranoyalar sanıyordum ama insanoğlu gerçekten de bu derece kalleş varsayımlarda bulunabiliyormuş.

    oysa ki ben, çalışma güvenliği bağlamında inşaat işçilerinin durumuna özel bir ilgim olduğu için, akp ile ilgili ya da ilgisiz, son zamanlarda rastladığım tüm iş cinayetlerini sözlüğe not düşüyorum. sermayeye dair bakış açım, birilerinin politika fetişizmi (hele de siyasi parti indirgemeciliği) ile algılayabileceği sığlıkta değil. bu nedenle taşeron üzerinden, ana firmanın sorumsuzluğunu savunabilecek denli gözü dönmüş insanların, sınıf temelli bir problematiği anlayabileceğini sanmıyorum.

    kısa bir süre önce, tuzla tersanesinde bir yakınımı kaybettim. firma çalışanlarının tek ilgilendiği şey hukuki prosedürlerdi. "firmanın" demiyorum dikkat ederseniz, "firma çalışanlarının" diyorum. en nihayetinde iş cinayetleri pahasına birikim yapan kişiler de daha kötüsü bu birikimi aklamaya çalışanlar da sizin, benim gibi insanlar. kapitalizmin kendi açısından en büyük başarısı, toplumsal bağları koparılmış şizofrenik bir soyutlamayı, "ekonomik rasyonalite" diye savunan bu insanları yetiştirebilmesi sanırım.

    üstelik etnik düşmanlık ve mezhep çatışması üzerinden yoğrulmuş bir harcın, son 10-15 yıldır bu insanları birbirlerine daha da yakınlaştırdığını görmek çok üzücü. şu an türkiye'de tanık olduğumuz hızlandırılmış sermaye birikim turları, bu zemin üzerinde yükseliyor. emek piyasasındaki katmanlaşma, her yıl harcı binlerce işçinin kanıyla yoğrulan bir inşaat ekonomisi yaratıyor. ve birileri de çıkıp, anlamsız kurumsal aidiyetlerle yatırım aklama işine soyunuyor.

    bazen kendime diyorum ki "ya belki mühendislik eğitimi almak soyutlama niteliklerini körertmiştir, belki neoklasik iktisat eğitimi almak toplumsal alanı yorumlama kabiliyetlerini çürütmüştür, belki içinden geldikleri dini kültür eleştirel yaklaşabilme yeteneklerini yasaklamıştır" vs vs... binbir çeşit ihtimaller zinciri üzerinde duruyorum ama yine de bir empati geliştiremiyorum. iyi ki de geliştiremiyorum.
  • abdullah gül'ün bir akrabasına ait olduğu iddia edilen şirketin inşaat projesidir.
  • geçen rıdvan akar soma kazası ile ilgili programınının bitiminde söylemişti. çin'de kominist partiye yakın olan maden ocaklarındaki kaza oranı diğerlerine göre 5 kat daha fazla. yani bu kazayı duyunca kime inşaat sahibinin kimlere yakın olduğunu tahmin etmiştim ama bu kadar yakın olduklarını beklemiyordum. denetimi yaptırtma, işçiyi onlarca metre yükseltide ölüme çıkar sonra kaza oldu mu ne alakası var yea. ölenin ailesine biraz sus parası sonra kıyma makinesinin merdanesini çevirmeye devam.

    geçtiğimiz yıllarda açılışını başbakanın yaptığı bir sucuk-sosis markasıyla olan bütün alış verişimi kestim. . biliyorum ki bu zihniyet denetimi ancak muhaliflere karşı bir silah olarak kullanıyor.
  • üst işveren sorumluluğu nedir ne değildir bilmeyen sik kafalıların yorum yapmaması gereken hadiseye konu firma.

    yok öyle ben işi taşerona verdim, tedbirini almamışsa bana ne, ben sorumlu olmam hikayeleri anlatmak.

    insanlara zeka kontrolünü salık vermeden önce açıp iş kanununa bakmak, bilenin karşısında rezil olmamak gerek.

    hadi yine iyisiniz size google keywordleri de veriyorum, kopyala yapıştır yapıp arayın:

    4857 sayılı iş kanunu
    üst işveren
    asıl işveren
    alt işveren
    alt taşeron
  • arada yüklenici firma olsa dahil (yüklenici firma ne amk bildiğin taşeron) inşaat güvenliğinin sorumlusu her zaman proje sahibidir. atıyorum x belediye temizlik görevlisi, yol bakım ekibi taşeron üzerinden hizmet alımıdır, lakin güvenliğinden malzemelerinden, çalışma koşullarından belediye sorumludur.

    daha basit örneği, bir apartmanda dış yalıtım yapılıyorsa, çalışan işçilerin güvenliği, baretini takıp takmadığı, iskeleyi sağlam kurup kurmadığını denetlemek ve denetlettirmek öncelikle apartman yönetiminin sorumluluğundadır, yalıtım işini yapan firmanın sorumluluğu 2. sıradadır. asıl işveren kimse işçiye dair bütün sorumluluklar ondadır.

    inşaatın dış kaplamasında senin firmanın adı yazıyorsa, projeyi çizen sensen, rantını yiyecek olan sensen çalışanların güvenliğinin de sorumlusu sensindir. paralı troller biraz iş güvenliği hukuku okusun.

    bu iş cinayetini doğrudan abdullah gül'e bağlamanın alemi yok, istanbul'da belki de bütün türkiye'de inşaat güvenliği minimum seviyede ilerliyor. işçilere bazı güvenlik önlemlerini aldırmak, baret, eldiven kullanmak dahil, zor olabilir, ama çoğu şantiyede iş güvenliği uzmanı kağıt üzerinde bulunuyor, çok az işçi basit iş güvenliği eğitimi alabiliyor. elbette bir sorumlu arayacaksak, önce soma faciasında bile zeytinyağı gibi üste çıkmaya çalışan ve neredeyse hiçbir iş kolunda hiçbir güvenlik denetimi yapılması için çabalamayan çalışma ve sosyal güvenlik bakanı'ndan başlayabiliriz.
  • bu işin sorumlusu akp veya metsan değildir, o konutlarda vicdanı sızlamadan oturacak olanlardır. insanlarımız, vicdanının sesini dinleyerek paralarıyla bu kıyıma ortak olmayı reddettikleri anda o zaman gerçek sorumlular da sorumlu olur.
  • 1475 sayılı yasanın 1. maddesinin son paragrafı

    "bir işverenden belirli bir işin bir bölümünde veya eklentilerinde iş alan ve işçilerini münhasıran o işyerinde ve eklentilerinde çalıştıran diğer bir işverenin kendi işçilerine karşı o işyeri ile ilgili ve bu kanundan veya hizmet akdinden doğan yüklemlerinden asıl işveren de birlikte sorumludur."

    kim kimin eniştesi, kim kimin dayısı bilmem de metsan bu işyerinde yaşanan iş cinayetlerinden bal gibi sorumludur.
  • üç işçinin ölümüne neden olan projedir ve bu projenin adını haber kanalları ve gazeteler neden ısrarla sakladılar ve vermek istemediler. asıl üstünde durmamız gereken konu budur.
  • yukarıda arkadaşlar çok güzel anlatmış. bir işi ben taşerona verdim kurtuldum deyip bu işin içinden çıkmazsınız. misal ben çalıştığım firmaya data kablosu çekilmesi için başka firma ile anlaşıyorum. adamlar geliyor kendi elimle hse sorumlusuna teslim edip eğitimlerini aldırıyorum. eğer yok veya eksik ise adamların iş güvenliği malzemelerini tamamlıyorum ve kullandıklarına emin oluyorum. adamlar benim işyerime gelmeden ssk dökümlerini talep edip primlerinin yatıp yatmadığına bakıyorum neden? çünkü herif düşüp ölse iş kanununa göre üst işveren olarak ben sorumluyum. hayatında böyle işlerin içine girmeyip kanunları bilmeyenler bir zahmet işkembeden sallamasınlar.

    (bkz: müteselsil sorumluluk)