şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: mevlana)
  • "benim hayatımı yargılamadan önce, benim ayakkabılarımı giy ve benim geçtiğim yollardan, sokaklardan, dağ ve ovalardan geç. hüznü, acıyı ve neşeyi tat. benim geçtiğim senelerden geç, benim takıldığım taşlara takıl. yeniden ayağa kalk ve aynı yolu tekrar git, benim gittiğim gibi. ancak ondan sonra beni yargılayabilirsin."
  • "go find yourself first, than u can find me...."
    ....
    "if light is in your heart u will find your way home....."
    ....
    "the moon stays bright when it doesnt avoid the night...."
    ....
    "u are not a drop in the ocean, u are the entire ocean in a drop...."

    adamım. -gulucuk de gulucuk-
    konyalım.
  • (bkz: sadece nefes)
    (bkz: only breath)
  • "close your eyes. fall in love. stay there...."
    ....
    "what u seek is seeking u...."
    ....
    "dont grieve. anything u loose come in another form...."

    konyalım da konyalım.
    -gulucuk de gulucuk-
  • "üzülme; bir yandan korku, bir yandan ümit'in varsa iki kanatlı olursun, tek kanatla uçulmaz zaten. sopayla kilime vuranın gayesi kilimi dövmek değil, kilimin tozunu almaktır. allah sana sıkıntı vermekle tozunu, kirini alır. niye kederlenirsin? taş taşlıktan geçmedikçe parmaklara yüzük olamaz. yüzük olmak dileyen taş, ezilmeyi yontulmayı göze almalıdır."

    mumdur kendisi.
  • 13.yy'ın moğol istilası altında siyasi istikrardan uzak anadolusunda başına pek çok insan toplayarak tarikat şeyhi olmuş şahıs. moğol korkusu ya da yönlendirmesiyle sevgi şapkalı pasif mesajlar vermiştir. kendisine ve tasavvufa yönetilen eleştiriler karşısında elit bakış açısıyla "siz ne anlarsınız, batını biliyorum ben" gibi yorumlar yapmıştır. "ben yokum allah var sadece" gibi sözde çok dolu bir felsefe ile varlık açıklaması yapmaya çalışmıştır. adındaki "rumi" sıfatı rum olduğundan değil, anadolunun o dönemde rum toprağı olarak görünmesinden gelir. rumcaya ne kadar hakimdir bilinmez. kendisinin farstan göçtüğü rivayet edilir.

    kabileciliği, tarikatçılığı, kankacılığı, ruhbanlığı reddeden bir dinde tarikat kurup kendisini de ruhban eylemiştir. bireyselciliğin öne çıktığı günümüzde bu adamın adı neden hala "yüksek mevkilerde" görülür hiç anlamam. benim gözümde diğer tarikat şeyhlerinden hiç bir farkı yoktur. sevmem.

    bir de bu gün yaşasa kesin kişisel gelişim uzmanı olurdu. çok acayip bir titri olurdu bir de. öyle yaşadığı yerden almazdı adını, evrenin ışığının iz düşümü gibi bir sıfat takarlardı.

    siz insanlara önerim ne mevlanayı ne bir başkasını kendinize manevi koç tutmayın. kendi yolunuzu kendiniz bulun. kimse size yolu gösteremez. yollarımız da parmak izlerimiz gibi tamamen bize özel.
  • «kuşa, kafesi bırakıp uçmak nasıl hoş, tatlı gelirse, bana da ölmek ve bu yurttan göçmek öyle hoş, öyle tatlı geliyor.
    ben ölürsem, sakın bana “öldü!” demeyin. aslında ben ölü idim, dirildim; dost aldı, götürdü beni.
    bizim ölümümüz, ebedî bir düğündür. onun sırrı nedir? "o tek bir allah'tır." aslında ölüm, allah'ın nuru ile diri olan kişinin ruhuna, beden zindanından kurtuluş yardımıdır.
    ey ruh âleminden bu dünyaya doğup gelenler! ölüm gelince ürkmeyin, korkmayın! bu, ölüm değil, bu ikinci bir doğumdur; doğun, doğun!»

    celâleddîn-i rûmî
  • men bende-i kur'anem eger can darem
    men hâk-i reh-i muhammed muhtarem
    eger nakl kuned cüz in kes ez güftarem
    bizarem ez u vez an suhen bizarem

    hz. mevlâna muhammed celâl-ed-din rûmî

    (yani diyor ki
    "ben yaşadıkça kur'an'ın bendesiyim
    ben, hz. muhammed mustafa'nın yolunun tozuyum
    biri benden bundan başkasını naklederse
    ondan da şikayetçiyim, o sözden de şikayetçiyim")

    humanizmcileri falan görmüş hazretim ta o zamandan vermiş cevaplarını kurban olduğum..