şükela:  tümü | bugün soru sor
  • hepimizin aklıma gelen soru madem meyve, sebze fiyatlarını yükselten komisyoncular, aracılar diğer isimleri ile kabzımallar bu iş kolu neden kaldırılmıyor veya denetlenmiyor?

    size sistem hakkında biraz bilgi vereyim zihninizde canlandırın belki biraz anlamanıza katkı sağlar.

    cevap aslında çok basit çünkü devlet tarafından destekleniyor. devlet tarafından gerek paranın ve tüketime yönelik malların izlenmesi için ve en önemlisi devletin hazinesine hatırı sayılır vergi getirdiği için destekleniyor.

    örnek vermek gerekirse; siz izmir kemalpaşa üreticisiniz dünyanın en kaliteli kirazını ürettiniz. bu ürüettiğiniz ürünü satmaniz lazım ki geçiminizi sağlayabilin. ancak kime satarsınız? kime güvenirsiniz ? tohurcu, toptancı, tüccar adı ile gelen malınızı dalından alan insanlar vardır. onlara satayım derseniz bir kamyon mal alır paranızı verir. ikinci parti malı alır, satar, kaçar, gider diğerleri için para vermez çek verir senet verir karşılığı yoktur. karşılığı almak için adamı bulmaya gidersiniz seni tehdit ederler, vururlar hatta öldürürler. bunlar yaşanan şeyler interneti araştırırsanız haberlere rastlarsınız. ülkede en ucuz şey insan hayatı.

    peki zaten ufak üreticisin o kazandığın ile bütün yıl aileni geçindirmen lazım, çocuk okutacaksın (ki bu çileyi çekmesin okusun adam olsun diyeceksin), araziye yatırım yapacaksın(bakım, su çıkarma yeni arazi alımı, elektrik alma vs.) ne yaparsın?

    güvenli bir liman ararsın. güvenli liman komisyoncu, halcidir.
    neden mi ?
    siz halciye malınızı satması için teslim edersiniz. halci malınızı satar (bazen de satamaz malımız belediye çöplüğüne gider) malınızı sattıktan sonra o sattığı kişiden parayı alamasa bile size paranızı vermek zorunda iflas edebilir ancak bu işi uzun yıllardır yapan insanlar ve geçimlerini buradan sağladıkları için ve ticari itibarı için arazisini, evini satar yine size paranızı öder.

    devlet bu sistemi destekler çünkü hale giren ve çıkan her maldan hem üreticiden hem komisyoncudan, hem alıcıdan hepsinde ayrı ayrı adlarda vergi alır. rusum, stopaj, kdv, sigorta(ssk,bağkur)...vs aklıma gelmeyen daha neler var.

    buraya kadar herşey güzel değil mi?
    size göre herkes memnun güvenli ticaret var. sıkıntı burada başlıyor. kemalpaşadan malı alan tüccar halci ise kendi gittiği yerde tekrar satar tüccar ise halciye halci pazarcıya. tabi bu arada mal her el değiştirdiği anda el değişimi yapan iki taraftan adımda tekrar vergi alınır ne güzel düzen değil mi? arada nakliye masrafını da bir yerlere ekleyin canım.

    şimdi çiftinin 50 kuruşa ürettiği domates, kiraz size böylece 5 liraya gelir. çiftçi 50 kuruştan zarar eder toplanmaz tarlada kalır. bu sene benim yaptığım amele yevmiyesi 70 lira işçi günde 100 kilo mal toplamıyor. bu ürünü üretmek için yıl boyu bakıyorum. sulama, ilaçlama, gübreleme, budama, toprak işleme, yakıt, işçilik gibi birçok kalem masrafım var. bir don, dolu vurduğu zaman hiçbir ürün alamam bir yıl kazandığımla iki yıl yaşamam gerekir o da gelecek yıl ürün alabilirsem. ege ikliminde bir araziden 3 ürüne kadar çıkrsın ancak diğer bölgelerde zor çoğunlukla tek ürün alırsın. bu sistemde tek kazanan ticaret yapan ve çift kazanan devlet. kazanan gücünü kaybetmek istemiyor. bu yüzden devlet hiçbir zaman komisyoncular ile ilgili bir adım atmaz çünkü kazanç kapısıdır.

    aslında sıkıntı komisyoncular da değil sıkıntı her aşamada vergi alan ve piyasada satışı düzenlemeyen devlet de. ek bilgi komisyoncu sattığı maldan %9 komisyonu üreticiden alır.

    serbest piyasa isteyen istediği fiyata satar derseniz çiftçi ve doğrudan tüketici sömürülmeye daha çok mahkum olur.

    peki çiftçi direkt tüketiciye satamaz mı. satar.
    üretici maliyeden kağıt alıp kendi ürününü sattığını ibra ederse her yerde pazarlarda satabilir de o pazara sizi sokmazlar onun da mafyası var. ille de pazarda satıcam dedin zabıta günlük boş tezgahı kiralar veya sen pazar tezgah aldın dünya para.
    üretici bölgesinde herkes üretici kime neyi satarsın. büyük pazarlara istanbul'a ankara'ya gitmek oralarda satmak lazım. orası ayrı kurtlar sofrası hadi bir kere gittin oraya malzeme götürecek aracın veya elemanın var mı yok. ne kazanıyorsun ki kamyonet alacaksın bir alet alman gerekirse ilk olarak devamlı arıza yapan eski traktörü değiştirirsin. paralı çiftçi çok az yan geliri varsa bazı şeyleri yapması kolay ancak tek işi çiftçilik olan birey sömürünün en acımasızını tatmaktadır.

    tek başına tek işi olan bir çiftçi yapamaz dedik eee birleşsin bu çiftçiler kullandırmasın kendisi.

    kooperatif kursun değil mi?

    değil işte o kooperatif denilen yer ayrı bir sömürü sistemi. kuruluş mantığı mantıklı ancak bizim ülkemizde yürümeyen sistem. neden mi? çünkü çakalı çok, sorsan elhamdülillah müslüman hepsi. en büyük kooperatiflerden birisi tariş her yıl zarar eder hiç kar ettiğini görmedim. bir kişilik iş için 10 adam çalıştırır. bizim orada bir örnek bir süt kooperatifi vardı. komşu ne yaptı ne etti kooperatif başkanı oldu şahinle girdi mercedes ile çıktı. bu olay yeni değil nerden baksan 20 sene vardır.

    çok düzeltilecek şey var ülkede de. keskin caydırıcı şeyler yapılırsa belki 20 sene sonra yoluna gireriz.

    not: bazı sivri arkadaşlar ticarete, komisyoncunun kazanmasına karşı yazdığımı düşünmüş anlaşılan. ne yazık ki beni eksik anlamışlar sorun bu kişilerde değil. bir mal üretildiği yerden satışı olmaz farklı pazarlara iletilmesi gerekir normal olan budur. ancak sistemin kontrolü önemlidir. bizde devlet ben paramı alayım da kim ne yaparsa yapsın dediği için sıkıntı vardır. sıkıntı burada ticaret yapan da değildir.
  • neden para basıp borcumuzu ödemiyoruz?
  • kabzımal rerörerö.

    şu "abi gidiceksin köyden alıcaksın taze taze, hem daha da ucuz, aracıya ne gerek var" romantizmi bir bitmedi. domates için çanakkale'ye, et için bursa'ya, muz için antalya'ya giderken herkes kamyoncu olacak bu kafayla.
  • komisyoncuları komple kaldırıp yerine kayyum ya da benzeri bir şey koysak bir nebze çözülebilir.
  • yukaridaki sozlerin paragraflara ayrilmis, devrik cumlelere ve noktalama isaretlerine uyulmus hali ilgili ciftcilere, koylulere, burokratlara ve tuketicilere ulasirsa, yuzyillardir yapilamayan ve gercek kurtulus recetesi olan toprak reformuna kadar halka faydasi olacaktir.
  • rant olduğundan dolayıdır. zamanında ali coşkun hal sistemini düzenlemek istediğinden bahsetmişti, sonraki seçimde aday bile olamadı.

    bir örnek vereyim de durumun vahametini anlayın.

    yukarıda birisi patatesi tarladan 1.5 liraya alarak hesap yapmış. ben size malatya'dan örnek vereceğim. kuru kayısı bazı zamanlar kilosu 2-3 liraya alıcı buluyor. malatya'nın kuru kayısı piyasası bir iki baronun elindedir ve onlar ne belirlerlerse o fiyata gider kuru kayısılar. üretici onlara ve onun altındaki ufak balıklara satar ürününü. onlar da büyükşehirlerdeki toptancılara satarlar veya kendileri getirirler. sen, üreticinin binbir emekle üretip kilosu 2-3 liraya sattığı kayısıyı markette kilosu 20-30 liraya, kuruyemişçide 40-50 liraya alırsın. zannedersin ki kayısı üreticisi para basmıştır ama onlar geçimlerini sağlamak için belediyede temizlik işçisi olarak çalışıp akşamları ve hafta sonları da bu kayısı işini yaparlar veya şanlıurfalı işçi tutarlar. sonuç olarak da ellerine ufacık paralar geçer.

    rant var kardeşim. 1.5 liraya patatesi satamaz çiftçi, 50 kuruşa satar. komisyoncu da deli paralar kazanır ve hepsi de siyasette sözü geçen adamlardır.
  • baba parası yiyen ekşicilere dokunmuş anlaşılan . keşke bir elma üreticisi olsan da emek emek 12 ayda yetiştridiğin 1 liraya tüccara verdiğin malın pazarda 6 lira oldğunu görsen , ya da dikenleri eline bata bata topladığın ve bin zorlukla yetiştirip kilosu 1.5 liradan sattığın limonu pazarda 10 liradan satıldığını görsen ne düşünürsün ya da nihai tüketici olarak tarladan en az 5 kat pahalıya sana ulaştığını.geçin bakalım dalganızı ama bunlar gerçektir.
    tanim:doğru bir tespit.
  • her fiyat artışında suçlanan kesime yapılması istenen eylem.

    hep fiyatları aracılar yükseltiyor deniliyor. belki de doğru ancak senelerdir halde çalışan komşumuzun anlattığı şekilde aktarmak isterim. onların tarafından da bakılsın olaya. doğruluğunu teyit edemem ne halde yerim var, ne de çiftçilik yaptım.

    neyse komşumuz konuyu şöyle özetliyor.

    "ben gidip sebzeyi, meyveyi çiftçiden kilosu 1 liradan alıyorum, kamyon aldım diyelim taksidi var yada çok eskirse yenilemem lazım, kamyonun bakım masrafı, yağı, suyu, lastiği, poliçesi vs giderim var. o 1 liraya bu saçma ama yüksek maliyetli masrafı eklemem lazım, kimi zamanlar 2 tane şöför çalıştırıyorum, şöförler maaşı (yemekli/yemeksiz, sigortalı/sigortasız giderler), mazot, halde ödenen kira, vergi vs.
    herşey mükemmel giderse, lastik patlamazsa, kaza olmazsa, ürünü satmam lazım satamadım çürümeye başlıyor, alan olmazsa zararından satıyorum."

    inanıp inanmamak size kalmış.
  • çare kooperatifçiliktir. özellikle avrupa'da büyük işler yapan çok başarılı örnekleri var.
    "kooperatifler çakal sofrası olmuş" bakışının, mevcut durumu anlatmak bakımından kısmen haklılık payı olabilir lakin kooperatifler kollektif aklın ürünleridir ve kimsenin tekelinde değildir. yeter ki sen gidip ilgilen, genel kurullara katıl, insanları inandır ve organize et.
    kooperatifler sen sahip çımadığında başarısız olur.
    bilinç işidir kooperatif, ortak çıkarlar doğrultusunda birlikte hareket edebilme, uzlaşabilme, hak hukuk bilme sanatıdır. bunu beceremiyorsan tüccara ütülmeye mahkumsun kardeşim, devlet burada bir yere kadar koruyabilir seni. eninde sonunda düşersin kötünün eline. emeğine de ürününe de çökerler ya da çürür gider.
    2018 yılındayız biraz gayret artık.
  • haklı sorudur. ve yerine konabilecek iki yapı tüketici kooperatifi veya gıda topluluklarıdır. araştırın görün dünyada ne kadar ileride böyle aracısız modeller. (bkz: gıda toplulukları)