şükela:  tümü | bugün
  • eski mısır'da firavunlara uygulanan emeklilik yöntemi. firavunlar emekli olduktan sonra adlarına yapılan piramidin içindeki odalarında emekliliklerini nil nehrinin karşı kıyısına kayıklarla geçmeye çalışarak, balıkçılıkla uğraşarak geçirirler..
  • mafya sektöründeki emeklilik kavramı.
  • emeklilik yaşının o kadar ileri yaşlara alınmasi ki insanın ancak öldükten sonra emeklilik yaşının gelmesi.
  • vatandaslarina ancak bunu sunabilecek kadar güclü oldugunu gösterir devletin. yani ne kadar gücsüz oldugunun ironik bir ifadesi.
  • bunu daha baska bir yerde de yazmistik, unuttum neresiydi, cogu zaman populist bir slogan bu. zira ortalama yasam suresi muhim degil. muhim olan, calisma hayatina atilmis insanlarin ortalama yasam suresi (cocuk olumleri cikarilinca o yasam suresi epey artiyor), bunlarin kacta kacinin emekliligi hakedebilecekleri ve ortalama kac yil emeklilik yasayabilecekleridir. ornegin 65 yasina gelmis insanlarin ortalama yasam sureleri 69 degildir, 80 kusurdur, yani emeklilikte gecirilen surenin calisma suresine oranidir bakilmasi gereken.

    istatistik dedigin atla deve degil, yazmadan evvel iki dakka kafada denklem kur, carp bol, vur kir parcala, kos pres yap, dunya daha guzel bir yer olacak.
  • ısrarla ve inatla yanlış anlatılan ve anlaşılan bir konuyu hafızlara kazımak uğruna üretilmiş doğru bir slogandır. evet çalışılan süre ile emekli kalınan süre arasında makas az olmalıdır, doğrudur; türkiye'de yaş ortlaması x'dir, o da doğrudur. insanlar yıllarca genç emekli olmuşlardır, o da doğrudur. sonuçta bu konuda pek çok doğru vardır ama bunlar çoğunlukla işin yaşa yönelik kısmını hedef almaktadır. halbuki bu emeklilik hadisesinin ikinci ayağı olan prim gün sayısı yaştan çok daha önemli bir mekanizmadır. mezarda emeklilik söyleminin ana temeli de aslında prim gün sayısının normal bir çalışma hayatı ile doldurulamayacağı eksenindedir. yani 9000 gün prim demek 25 yıl aralıksız çalışma demektir. siz öyle bir işyerinde çalışacaksınız ki işvereniniz 25 yıl boyunca hiç aksatmadan 30 gün esasına göre prim ödeyecek. yani her yıl için 360 gün priminiz yatacak. ve sizde bu süre boyunca hiç işsiz kalmayacaksınız. işiniz, ücretiniz garanti olacak. bunu türkiye şartlarında devlet dışında yapabilecek iki yada üç özel sektör kuruluşu vardır. ülkemizde 25 yıl faaliyet gösteren şirket sayısı bile en iyimser tahminle yüzlü rakamları geçmez. yani sonuç olarak kendi işinde yada herhangi bir özel sektör işvereninde tam gün çalışan bir insanın 25 yıl aralıksız prim ödemesi hayaldir. buna bir de dönemsel/mevsimlik çalışanları, partime çalışanları, çağrı üzerine çalışanları, evden çalışanları ve sair her türünden atipik çalışanları eklediğinizde, bu insanların, bu prim gün sayısını doldurmaları olanaksızdır. mesela mevsimlik çalışan bir kişi (orman işçisi, şeker işçisi, pamuk işçisi, yangın işçisi, turizm sektörünün bir kısmı vs. vs.) diyelim ki bir yıl içinde 4 ay çalışıyor. sonra köyüne, evine dönüyor. ertesi yılı bekliyor. bu kişinin, bu hesapla emekli olması için aralıksız 75 yıl çalışması lazım. hele hele 3 ay çalışılan bir iş kolunda ise 100 yıl çalışması gerek. yani mezarda emeklilik söylemi içi boş bir slogan değildir. bu insanlar biziz. kimi dayın, kimi abin, kimi yengen, kimi kardeşin, kimi oğlun, kızın, anan, baban. bu memleket ne çekiyorsa masa başında oturup cin fikir üreten, sırça köşkünde yaşanyanından çekiyor. sormuşlar; kişiyi nasıl bilirsin diye? kendim gibi demiş. hayır kardeşim kendin gibi değil, sen atmışın kapağı devlete, salla başını gidiyosun. sen 25 yıl değil 35 yılda, 40 yılda prim ödersin. senin tuzun kuru ama herkesin değil.
  • devlet memurlarına reva görülendir.
  • türkiye'de ortalama insan ömrü 75 ila 77 arasında imiş. buna göre ayrılan emeklilik süresi de 10 seneye tekabül etmekte. 63 yaşında emeklilik bekleyen çayocağı çalışanına * imkan tanıyan süper düzenlemedir.
  • ben şu 360 gün prim ödeme meselesini merak ediyorum.

    bir yıl 365 gün değil mi canlar... 25 yıl bilfiil çalışan bi' adamın, 1 yılda 5 günden yaklaşık 125 günü (yani 4 aylık çalışma süresi) güme mi gidiyor merak ediyorum...

    (burada fena gaza gelip gelişme bölümünü giriş bölümünden alakasız olarak şekillendiriyorum)

    % 40 bedensel özürü olan ve kesinlikle iş garantisi veremediği bir engelliden 19 yıl sigortalılık süresi ve yaklaşık 4500 gün prim ödemesini isteyen yüce sosyal devlet yıllık 5 gün 6 saati neresine monte diyor acaba diye taklalar atıyorum bi' süredir...

    engeli % 35 olan bir insanı sağlıklı insanlarla aynı kefeye koyan zihniyet, benim 65 yaşıma kadar yaşayacağımı varsayıp beni sigortalıyor ve kazandığım kuruş paradan da kesinti yapıyor... teşekkür ederim...

    ancak elime geçecek maaşın yaklaşık 4'te 1'i (yanılıyorsam düzeltin) belki de hiç erişemeyeceğim yıllarda bana geri ödenmek koşuluyla elimden alınıyor...

    acaba diyorum;

    devletin bile ücretli öğretmenlik adı altında çalışanlarına yarım sigorta ödeyerek devranını döndürdüğü şu dönemde, evet evet, 1 sene çalışıp 3 ay sigortası yatırılan milyonlarca emekçinin olduğu kimsenin hakkını tam olarak alamadığı şu nadide dönemde, daha ben elimi süremeden uçup giden o parayı bana faydası olmayan devlete ödeyeceğime, özel bi' bankaya ödesem beni ne kadar sürede emekli ederler? emekli olduğumda bana ne kadar para verirler? mezarıma çiçek de yollarlar mı?

    bir milletvekili kaç yıl görev yapınca emekli olurdu sahi?

    sizi mezar bile paklamasın inşallah... mezarda dahi emekli olamayasınız...

    mezarda emeklilik, beddua sebebi...
  • krizin faturasını işçi sınıfına ödetmek isteyenlerin tüm dünyada dolaşıma sokmak istedikleri insanlık düşmanı uygulama. avrupa birliği de bayağı yoğun çaba sarf ediyor bu iş için:
    http://www.marksist.org/…asinin-70-olmasini-istiyor