şükela:  tümü | bugün
  • erkin korayin bir sarkisinin ismi.
  • gun ola harman ola albumunun gaz sarkisidir.solosu muthistir.

    solan yuzleri
    donan elleri
    bos gonulleri
    kollar mezarlik gulleri

    sonsuz duzeni
    ruhsuz bedeni
    ipek kefeni
    gozler mezarlik gulleri

    soguk taslarda
    yesil cimlerde
    kara toprakta
    acar mezarlik gulleri,acar mezarlik gulleri
  • electric funeraldan fazlasıyla etkilenerek yapılmış bir şarkı gibi gözüküyor.
  • erkin koray'ın alfa yayınları tarafından yayımlanan kitabının ismidir.

    http://www.ntvmsnbc.com/news/382265.asp
  • mezarların üzerinde, sevgisini, hasretini, unutmadığını, acısını içinde yatana, belki de bir umutla duyurabileceği düşüncesiyle, yaşayan ölümlülerin acısını hafifletmek ya da vicdanını rahatlatmak için diktiği güllerdir benim bildiğim. şarkısını bilmiyorum ama ben gerçeklerini gördüm, hem de onları suladım. sonra da düşündüm ki, bu sular gülün kökünden ona kadar gidebilir mi? ben artık ulaşamıyorum ama onlar ulaşabilir mi? benim burda olduğumu, onları aradığımı, sürekli atlamadan her bayram onları ziyarete geleceğimi söyleyebilir mi onlara? onlar benim çocukluk sevgililerim. kimi dedem, kimi babaannem, kimi amcalarım, kimi dostlarım. böyle sayınca ne kadar da çoklar. şu anda belki yoklar ama hayatımdaki etkileri o kadar çok ki. onlar şimdi ki benin ben olmasını sağlayan insanlar. insana dair, hayata dair o kadar çok şey verdiler ki bana. şimdi bende üzerime düşeni yapıyorum. onların bana kattıklarının yanında, ben sadece bayramlarda onların ellerini öpmeye gidip, rahat uyumaları için dua edip, bi de mezarlarının üzerindeki gülleri suluyorum. belkide mezarlık gülleri sayesinde hala onlara ulaşıyorum.
  • basında kendi hakkında yazılan, çizilen yalan yanlış haberleri örnekler vererek bu kitapta eleştiren erkin baba, internet ortamlarına da eleştiri göndermiş.

    --- spoiler ---
    ...söylediklerim onun veya patronunun görüşlerini tutmamış olacak ki, tutup internette adını vermekten korkup, yerine "höt zöt" filan gibi rumuzlar koyarak zırvalayan kişilerin benim hakkımda yazdıkları şeylerden okuyup, kendine göre bir tanesini seçip yazmış.
    --- spoiler ---

    --- spoiler ---
    ...internette gezinenlerinizin bir yerlerde gözüne çarpabilir; "şu şarkıyı aşırmış" filan gibi.. bilmeden etmeden bir şeyler yazan çok oluyor. okuyunca, normal olarak siz de kendinize göre bir yorum yaparsınız. adam "bir şey biliyor da söylüyor" zannedebilirsiniz. hiç bir şey bildikleri filan yoktur! cevap da vermem onlara dolayısıyla...
    bir kereye mahsus bir arkadaş vasıtasıyla cevap verdim, onun da "hangi site" olduğunu bile bilmem şu anda...
    bu internettekiler, genellikle adını vermekten korkan kişiler...cesaret sahibi olup, adını vermiş olanına cevap verdim ben de tabii...
    "tontoş", "ninnoş" filan gibi bir rümuz, saklan arkasına, salla gitsin sonra...meydan boş nasıl olsa...
    --- spoiler ---
  • baba erkin'in agustos 2006 itibariyle ilk basımı yapılan bir dökümanterle karışık hikaye kitabı. bu zamana kadar erkin'i anlamayanlar için son bir şans. halen okuyor da anlamıyorsanız ya öyle işinize geliyordur ya da matriksde kalmaya devam edecek bir kişiliksiniz.

    elimizde kalan son çınarlardan erkin günahıyla sevabıyla ve belki de şimdiye kadar fırsat bulamadığı şekilde güzel, öğretici, anlaşılabilir ve içten yazmış.
  • erkin baba'nin ferhan abi uslubuna* yakin bir sekilde yazdigi kendi hikayelerinden, ve aklina takilanlardan derledigi kitabi. sanki oturmus erkin baba'yla sohbet halindesiniz hissiyati verir. ayrica mezarlik gullerinin hikayesini de anlatmaktadir.
  • erkin koray'ın aynı isimli kitabından naklen:

    adamın biri vasiyet etmiş:

    "ben ölünce", demiş, "mezarımın üzerine gonca güller dikin. onları, açıp da olgun birer gül haline gelinceye kadar başından hiç ayrılmadan sulayın. sonra çekilin ve kendi hallerine, doğa'nın kucağına bırakın".

    sevenleri adamın bu vasiyetini tutmuşlar. öldükten sonra mezarının üzerine her renkten gonca gül dikmişler. ve bu gülleri de, gece gündüz başında sırayla nöbet tutarak sulamışlar.

    sonra vasiyetine uyarak, güller tamamen açıp olgunlaşınca sulamayı kesip, kendisine son bir "allahaısmarladık" deyip mezarının başından ayrılmışlar.

    gün geçmiş, mevsim gelmiş, yağmur yağmış, dökülen gül yaprakları sularla birlikte mezarın topraklarına karışmışlar. öyle ki, bu sular, güllerin yaprak ve köklerindeki bütün özleri derinlere taşımışlar, taa adamın vücudunu sarıp içine karışıncaya kadar.

    sonra, ilkbahar gelmiş.

    güller yavaş yavaş köklerinden doğru canlanmaya, dallarının uçlarına doğru filizlerini çıkarmaya başlamışlar. ama bir farkla: bu sefer, adamın canıyla, kanıyla karışık olarak…

    çok canlı ve güzel olmuşlar bu güller…

    sonra üzerlerine arılar konmuş. arılar bal yapmış, bu balı da çarşıda hamile bir turist kadın almış, yemiş.

    ülkesine dönünce bir erkek çocuk doğurmuş.

    bu çocuk büyümüş, bu dünyayı yaşayacağı kadar yaşamış. ve bir gün vakt-i zaman gelince, şöyle vasiyet etmiş:

    "ben ölünce", demiş, "mezarımın üzerine gonca güller dikin…"

    (bkz: #9321458)