şükela:  tümü | bugün
  • mezar taşları arasında uzun uzun gezmek beni hep rahatlatmıştır. bu tuhaf eylemin sonunda kendimi daha güçlü ve daha şanslı hissederim. toprağın altındakilerinin dünyasını hayal ederim. sessiz, yalnız, umutsuz, amaçsızca orada beklerler. beklemek aslında yanlış kelime. duruyorlar demek daha doğru olabilir.çünkü beklemek için bir şeyin geliyor olması gereklidir.
    oysa onlar için gelecek hiç bir şey yoktur. sadece hiçliğin tam ortasında öylece dururlar.bir gün hepimizin duracağı gibi.

    mezarlıktayken tek tek bütün mezartaşı yazılarını okurum. şiirler, anılar, resimler, güzel sözlerle dolu binlerce soğuk mermer blok. hakkında kitaplar yazılabilecek onlarca insan.onlarca bitmeyen aşk. bir sürü acı tecrübe ve kalpler dolusu mutluluk.
    fakat hepsi bitmiştir işte. şimdi üstlerinde duran mermerlerden farkları yoktur. hiçtirler. koca birer hiç.

    mermerlerin kimisi kalp şeklinde, kimisi fotoğraflı, kimisi heybetli, kimisi sararmış.
    en bakımsız mezarlar genelde çok eskiden gidenlerin ki. muhtemelen geride kalanları da yanına almış rahmetliler. yani belli ki onları tanıyan akrabalar da hayatta değil.

    en çok zamanımı en yakın tarihte gömülenlerde harcarım. henüz toprağın altında kalan tahtaları çürüyüp kırılmamış ve haliyle üzerlerindeki toprakları da çökmemiştir. önündeki tahta banka oturup hakkında uzun uzun düşünülmesi gereken kusursuz tablolar gibidir yeni gömülenlerin mezarları. dikkat çekmemek için başlarında dua eder gibi durup , kim
    olduklarını bilmediğim bu insanları düşünürüm. hatıralarını, mutluluklarını, sevdiklerini, korkularını, hayallerini alıp yeryüzünün karanlık tarafına geçen bu insanlardan ne farkımız var derim kendime?
    sonra , hala hayatta olduğum için bencilce bir mutluluk içimi kaplar, gülümserim.
    mezarlıklar benim tarlalarım gibidir, hasat ettikçe onlardan hayat toplarım ve beni fena halde yaşamaya tahrik ederler.