şükela:  tümü | bugün soru sor
  • amerika birlesik devletlerinin pensilvanya eyaletinde kurulu bulunan leigh universitesinde bir biyokimya profesoru olan zat. bu beyefendi, amerikanya topraklarindaki ununu biyokimya'ya yaptigi katkilarla degil, ortaya attigi indirgenemez karmasiklik kavrami vasitasi ile darwinizm'i yikmis oldugunu iddia etmesi ve canlilarin evriminin ancak "akilli" bir tasarimcinin varligiyla aciklanabilecegini savunmasi ile elde etmistir(bkz: darwin s black box).

    muhteremin benim de bulundugum bir konusmasinda ortaya koydugu ve akilli tasarim "teorisini" kanitladigini ileri surdugu argumani 5 noktadan tesekkul etmekte idi (konusmasinin basindaki slaytlardan birisinde aynen yazdigi uzere):
    1) akilli tasarim mistik bir sey degildir, fiziksel verilerden yola cikar
    2) akli basinda herkes canlilarin sanki tasarlanmis gibi gozuktuklerinde hemfikirdir
    3) darwin in teorisinin calismasinin onunde yapisal engeller vardir (ingirgenemez karmasiklik meselesinden bahsediyor)
    4) bu yapisal engellere ragmen (ya da onlar yuzunden) darwinist evrim hayalgucune dayali buyuk cikarimlar yapar.
    5) bu yuzden akilli tasarim icin olan kanit, darwinist evrime gore daha fazladir.

    simdi sayin sozluk okurlari, bu biraz gevsek mantik silsilesini irdelemeye baslayalim:

    1 ve 2, akilli tasarim teorisinin nasil ortaya ciktigi ile ilgili tamamen oznel yargilar. zaten 1. maddenin soylenmesi bile gereksiz diye dusunulebilir, zira bilimsel bir teoriden bahsediyorsak zaten bi zahmet mistik olmasin. o yuzden behe amcamizin bunu soylemesinin konumuzla ilgisi yok, fiziksel verileri gosteriverirse zaten bu noktanin lafi bile olmaz.

    2. maddenin oznelligi ise, bakan herkesin ne gordugunun yine tamamen konuyla ilgisiz olmasi: ornek olarak, biz bir cicege baktigimiz zaman cogu zaman tek renk tac yapraklari oldugunu goruruz. ancak bir ari baktigi zaman, morotesi isinlari algilayabilme kabiliyetinden dolayi, aslinda cicegin tek renk olmadigini, ortasi ile kenarlari arasinda ton farki oldugunu ayirdedebilir. bu da gosteriyor ki, insan olarak algimiz cogu zaman ise yarasa ve aklimiza fikirler gelmesini kolaylastirsa bile bir bilimsel teorinin dogrulugu konusunda gecer akce sayilmaz. aksi halde gormedigimiz olgulari ihmal ederek ya da gordugumuzu sandigimiz seylerle kendimizi yaniltarak yanlis cikarimlarda bulunabiliriz. bu yuzden yukaridaki 2. nokta ancak behe amcamizin bu teorisini kurma fikrini nasil elde ettigi konusunda bize bilgi verebilir, teorinin dogrulugu ya da yanlisligi konusunda degil.

    evet sayin sozluk okuyuculari, 5 maddeyle basladigimiz mantik silsilemizden geriye 3 tane kaldi. bakalim bu 3 tane akilli tasarim konusunda bizi ikna edebilecek mi?

    simdilik madde 3'u (buyuk bir saygiyla) bir kenara birakip madde 4'e atlayalim. simdi, bariz bir sekilde goruluyor ki bu madde akilli tasarim teorisi hakkinda bir sey soylemiyor. dedigi darwinist evrim teorisinin hayalgucune dayali cikarsamalar yaptigi. bu onerme hakkinda soylenebilecek tek bir sey var, o da dogru olup olmadigi. bunu kontrol etmenin de yolu evrim literaturune bakip temelinde veri olmayan, ya da verilere ragmen kabul edilen bir cikarim olup olmadigidir. eger bu yapilirsa gorulecektir ki 150 senelik darwinist evrim tarihinde bu tarife uyan cikarimlar gercekten de vardir. ancak yine gorulecektir ki bunlarin basina iki sey gelir: ya veriler birisinin kafasindan uydurdugu bu hipotezleri destekler, ya da hipotez cope gider.

    desteklenen hipotezlerden birisine ornek olarak tetrapodlarin (tetrapod dort ayakli demek, bunlar butun kara omurgalilarini iceren bir kategori) baliklardan nasil evrimlestigi verilebilir. eldeki evrimsel ve jeolojik teorilere gore boyle bir gecis formunun hangi yasam ortaminda ve hangi jeolojik katmanda bulunmasi gerektigini tahmin eden bilimadamlari, bu yasam ortaminin belirtilen zamanda bulundugu yere gidip (kanada'da bir yer) tam da bulmayi bekledikleri katmanda bir gecis formunun fosillerine ulasiyorlar. bunun gibi vakalar (bunlardan cok var) evrim teorisinin test edilemez oldugu gibi talihsiz iddialari da curutuyor ayrica. eldeki verilerden destek gormeyen hipotezler icin deornek bulmak cok kolay, aklima gecen ay (temmuz 2006) kadife kurdu (velvet worm) denen bir bocegin, ki yasayan neredeyse butun hayvan turlerinin atasi olan cok eski bir gruba dahil oldugu dusunuluyordu bu turun, sinir sistemine bakilinca o kadar da temel bir grupta olmadigi goruntusu verdigi ortaya cikti. simdi evrimsel biyologlar bu yeni veriler isiginda bu hayvancagizin kimin atasi oldugu konusunda tartisip duruyorlar.

    demem o ki gunumuz evrim teorisinde veriye dayanmayan parca yoktur. verilere az dayanan ya da cok dayananlari vardir, ayni veriye dayanan karsit teoriler vardir, ancak bunlarin -istisnasiz- hepsi uzerinde calisan bir ton hirsli bilimadami surekli yeni veriler uretmekte ve teorileri revize etmekte ya da cope atmaktadir. dolayisiyla behe beyefendinin bahsettigi hayalgucune dayali cikarsamalar evrim biliminde mevcut degildir, dolayisiyla behe beyimizin 4.maddesi hatalidir.

    kaldi mi 2 madde? 5. madde zaten bir sonuc onermesi, yani onceki onermelere dayali. oncekilerden de kala kala garibim 3.onerme, indirgenemez karmasiklik meselesi kaldi. ona da bir bakalim madem: (bu kavramin kendi entrisi de varmis*)

    indirgenemez karmasiklik kavramini soyle tanimlamis behe:

    a single system composed of several well-matched, interacting parts that contribute to the basic function of the system, wherein the removal of any one of the parts causes the system to effectively cease functioning. (darwin's black box, 39)

    meali ilen:

    bir sistemin indirgenemez karmasik olmasi icin bir cok uyum icinde etkilesen parcadan olusmasi, bu parcalarin her birinin sistemin temel islevine katkida bulunmasi ve parcalardan bir tanesinin bile cikmasinin sistemin calismasini engellemesi gerekir.

    diger bir tanimini da soyle buyurmuslar doktor behe:

    an irreducibly complex evolutionary pathway is one that contains one or more unselected steps (that is, one or more necessary-but-unselected mutations). the degree of irreducible complexity is the number of unselected steps in the pathway.

    yine meali ilen:
    indirgemenez karmasik bir evrimlesme mekanizmasi, bir ya da birden fazla gerekli ancak secilime tabi olmayan mutasyon icerir. karmasikligin derecesi bu mutasyonlarin sayisidir.

    biraz acmak gerekir ise, behe burda diyor ki: birseyin evrimlesmesi icin takip etmesi gerek yol uzerinde eger bazi adimlar secilime ugramiyorlarsa (yani organizmaya bir faydalari yoksa) bu evrimlesme yolu indirgenemez karmasiktir. bu tanimla diger tanim arasindaki baglanti da soyle tezahur ediyor: eger bir sistem indirgenemez karmasiksa o sistemin evrimlesmesi icin butun parcalar yerine oturmadikca bir secilim olmayacaktir.

    once ikinci tanima bir goz atalim: diyor ki indirgenemez karmasik olmasi icin, arada bir yerde secilim baskisi nin olmamasi gerek. yani indirgenemez karmasik bir seyin evrimlesmesi, tanim geregi, mumkun degildir demek istiyor. yukaridaki 3. maddede de demeye getiriyordu ki, bircok sey indirgenemez karmasik oldugu icin evrimlesmis olamaz. e ama bu zaten ik'nin (sikildim her seferinde yazmaktan, kisaltmasiyla idare ediverin) tanimi degil mi? dolayisiyla bu onermenin dogrulugu ik gercekten var mi sorusunun yanitina bagli.

    yani 3.maddenin dogru oldugunu gostermek icin bir tane ik sistem bulmak yeterli. kisa tutmak icin, iki cok kullanilan ornegi ele alalim. bunlardan birisi cok kullanilirdi eskiden, ama asagida gorecegimiz sebepten onu pek kullanmaz oldular. eskiden kullanilani insan gozu. bu kadar karmasik ve iyi isleyen bir organin kucuk adimlarla evrimlesmesi gercekten de pek akla yakin gelmiyor. gelin gorun ki bazi hinzir biyologlar tam da bu isin nasil olacagini aciklayan mekanizmalar ileri surmusler, ve ellerinde bazi kanitlar da var. dolayisiyla, insan gozu ik bir sisteme benzese de, ik bir evrimsel yol izlemise benzemiyor. dolayisiyla onu kanit olarak kulanamiyoruz. gercekten de behe benim dinledigim konusmasinda gozumuze dokunmadi. bu arada goz orneginin ilk defa bir ingiliz din adami olan william paley tarafindan ortaya atildigini da ekleyelim. bu muhterem zat, behe'nin dediklerinin hemen hemen aynisini ta 1820 lerde (darwinden de once) soylemis, hatta richard dawkinsin kor saatci kavraminin saatcisi de bu papaz amcamizin o zamanlar tanriya atfettigi tasarimci rolunden gelmektedir.

    bu aralar populer olan ornek ise bakteri kamciciklaridir*. o nedir yahu derseniz: bunlar bakterilerin pervanesi gibi dusunulebilir. protein yapili ve bir tur molekuler motor (yani tek tek molekullerden olusan hareket saglayan bir mekanizma) vasitasi ile donen ve bu sekilde bakterilerin hareketini saglayan tel gibi yapilar. behe diyor ki, bu bakteri kamciciklari o kadar karmasiktir ki, hayatta evrimlesmis olamazlar. yine hakikatten bu molekuler motora bakinca goruluyor ki parcalarin hepsi gerekli calismasi icin. ee bulduk mu simdi ik sistemi? pek sayilmaz. zira ortaya cikiyor ki yine bazi hinzir biyologlar bu bakteri flagellumunun nasil evrimlesebilecegi konusunda teoriler ileri surmusler, ve yine ellerinde bunlari destekleyen kanitlar da var (asagidaki linklere bakiniz).

    bu iki ornek genel durumu ozetliyor: yaratiliscilar ya da akilli tasarimcilar ortaya ik (ya da baska isimler altinda) sistemler atarlar, bunun evrim teorisini curuttugunu ileri surerler, ancak zaman icinde yeni veriler ve teoriler toplanir bu ik meretlerin nasil evrimlestigini aciklar, boylece basa donulmus olur. o yuzden 3. maddenin dogrulugunu kanitlayacak bir verimiz olmadigini soylememiz gerekiyor. hal boyle iken, 5. madde de, yani akilli tasarim teorisinin evrim teorisinden daha cok kanita sahip oldugu da dogru olmaktan cikiyor, zira akilli tasarim icin eldeki kanit sayisi sifir. evrim teorisi tarafinda ise 150 senelik deney, gozlem, bulgu ve teorik calismalarin sonuclari olan veriler ve bunlar isiginda olusturulmus, surekli yenilenen ve gozden gecirilen bir bilgi yapisi var.

    varin siz verin kararinizi behe amca mi dogru evrimsel biyologlar mi?

    bazi linkler:

    tetrapodlarin evrimi icin:
    http://www.pbs.org/…an-june06/fossil-fish_4-10.html

    gozun evrimi konusunda suralara bakabilirsiniz:
    http://www.pbs.org/…tion/library/01/1/l_011_01.html
    http://www.embl.org/…s/press/2004/press28oct04.html

    bakteri flagellumu konusunda oldukca teknik bir makale icin de:
    http://www.talkdesign.org/faqs/flagellum.html
  • lehigh universitesi biyoloji bilimleri departmanindaki kisisel web sitesinde soyle bir aciklama yer alir:

    ----------
    official disclaimer

    my ideas about irreducible complexity and intelligent design are entirely my own. they certainly are not in any sense endorsed by either lehigh university in general or the department of biological sciences in particular. in fact, most of my colleagues in the department strongly disagree with them.
    ----------

    ayrica bolumun sayfasinda bu konuyla ilgili bir yazi yayinlanmasi geregi de duyulmus belli ki:

    ----------
    department position on evolution and "intelligent design"

    the faculty in the department of biological sciences is committed to the highest standards of scientific integrity and academic function. this commitment carries with it unwavering support for academic freedom and the free exchange of ideas. it also demands the utmost respect for the scientific method, integrity in the conduct of research, and recognition that the validity of any scientific model comes only as a result of rational hypothesis testing, sound experimentation, and findings that can be replicated by others.

    the department faculty, then, are unequivocal in their support of evolutionary theory, which has its roots in the seminal work of charles darwin and has been supported by findings accumulated over 140 years. the sole dissenter from this position, prof. michael behe, is a well-known proponent of "intelligent design." while we respect prof. behe's right to express his views, they are his alone and are in no way endorsed by the department. it is our collective position that intelligent design has no basis in science, has not been tested experimentally, and should not be regarded as scientific.
    ----------
  • bu ilginç zatın "the edge of evolution" adıyla çıkan ve özetle mevcut mutasyon hızının doğal seçilimle evrimi mümkün kılamayacak kadar yavaş olduğunu, süreci hızlandırıp evrimi ve tüm bu çeşitliliği sağlayanın da, evet doğru bildiniz, yaratıcının ta kendisi olduğunu ileri sürdüğü son kitabı da beklenildiği üzere darwin'in rottweiler'i richard dawkins tarafından itin (farklı bir itin) g.tüne sokulmakta gecikmemiştir. evrimin matematiksel modellemeleri üzerinde çalışan genetikçilere kalp krizi geçirtme potansiyeli taşıyan kitabın eleştirisi için:

    http://richarddawkins.net/…est-book,richard-dawkins

    daha geniş bir eleştirisi: http://scienceblogs.com/…dful_new_book_a_revi_1.php
  • (bkz: #14865569)
  • --- alıntı ---

    evrim karşıtlığı ile bilinen michael behe, evrim'in gerçekliğini kabul etti!

    uzun yıllardır doğal seçilim'e ve evrim kuramı'na karşıtlığıyla bilinen ve "indirgenemez karmaşıklık" safsatasını ileri süren lehigh üniversitesi'nden biyokimyager prof. dr. michael behe, 2010 yılında yayınladığı "deneysel evrim, fonksiyon kaybettirici mutasyonlar ve adaptif evrim'in ilk kuralı" başlıklı makalesiyle evrim'in gerçekliğini kabul ettiğini ilan etmiş oldu ve 2006'dan beri sürdürdüğü suskunluğunu sonunda bilimsellikle bozdu. kendisini tebrik ediyoruz.

    makale şu bağlantıdan okunabilir:

    http://www.lehigh.edu/bio/pdf/behe/qrb_paper.pdf

    bu arada makale çok ilginç bilgilere yer veriyor:

    - behe, son 40 yılda yapılan evrim deneylerini ele alıyor. bunlar içerisinde lenski deneyi de var.

    - behe, lenski deneyi'nin evrim'i açık şekilde ortaya koyan ve pek çok soruya cevap veren çok önemli bilimsel bir keşif olarak nitelendiriyor.

    - behe, evrim yoluyla türlerin değişebileceğini, yeni özellikler kazanıp kaybedebileceklerini ve var olan bir özelliğin, bir diğer iş yapmaya başlayabileceğini ortaya koyuyor.

    - behe bu değişimlerin arkasında moleküler evrimin yer aldığını gösteriyor.

    - behe'nin darwin'i yeni yeni sindirdiği anlaşılıyor. darwin'in doğada gördüğü "adaptif evrim"i, ya da "doğal seçilim"'i, moleküler düzeye indirip kendi deyimiyle "adaptif evrim'in ilk kuralı" olarak tanımlıyor.

    - makalesinin sonuç kısmı şu sözlerle başlıyor: "adaptif evrim, türlerin yeni özellikler kazanmasına, özellikler kaybetmesine ya da özelliklerin modifikasyonuna sebep olabilir."

    - makalesi şu sözlerle bitiyor: "evrim'in sayısız yönü bulunuyor ve burada anlattıklarım da dikkate değer bir tanesidir."

    sanıyoruz ki her şey oldukça açık. tekrardan kendisini tebrik ediyoruz.

    kaynak: evrim ağacı
    http://www.facebook.com/treeofevolution

    --- alıntı ---
  • türkçe internet sitelerinde uzun zamandır behe’nin evrim konusundaki fikirlerinin değiştiği, “çark ettiği” ile alakalı haberler dolaşıyor. bu yalan haberin ne sebeple uydurulduğunu, ve inançsızların neden böylesine hoşuna gittiğini anlamak için önce behe’yi tanıyalım.

    michael j behe lehigh üniversitesinde biyokimya profesörü, ve amerika’da bir çok bilim adamını bünyesinde bulunduran keşif enstitüsü (discovery institute)’nün bilim ve kültür merkezinin kıdemli üyelerindendir. yazdığı darwinin kara kutusu isimli eser, darwin tarafından ortaya konulan tesadüfçü-evrim görüşünün biyokimya düzeyinde açıklayamadığı olayları inceleyerek, bu teorinin günümüz biliminde yetersiz kaldığı iddiasında bulunmuştur. denilebilir ki “indirgenemez karmaşıklık” kavramını ilk ortaya koyan bu kitap, tesadüfçü evrime karşı bugüne kadar en etkili olmuş bilimsel eserdir. behe, bunun yanında “the edge of evolution, science and evidence for design in the universe” gibi eserlerinde tasarım fikrinin, evreni rastgeleliğe göre daha iyi açıkladığını savunmuştur.

    http://www.lehigh.edu/~inbios/faculty/behe.html

    bilimadamının 2010 yılında yayınladığı “deneysel evrim, işlev kaybettiren mutasyonlar ve ‘adaptif evrimin birinci kuralı’” isimli makalesi, isminde evrimden bahsettiği için bir takım sabırsız inançsızları çok heyecanlandırmış olacak ki, türkiye’den başka hiç bir ülkede nedense olmayan bir “behe çark etti, artık evrimi kabul ediyor” söylentisi interneti kapladı. öyle ki yazarın türkçe vikipedi sayfasına dahi evrimi artık kabul ettiğiyle ilgili saldırgan üsluplu bir içerik eklendi. heyecanlı ateistler cehaletlerinden mi yoksa “ne de olsa makaleyi kimse okumaz, zaten ingilizce” düşüncesiyle mi bu utanmazlığı yaptılar bilmiyoruz ama, şimdi sözü edilen makale hakkında onları üzecek kısa bir inceleme yapacağız.

    behe söz konusu makalenin özetinin (abstract) son kısmında şöyle söylemektedir :
    “şu ana kadar örneklerde en sık görülen değişimlerin önceden varolan bir fonksiyonun kaybına veya modifikasyonuna sebep olduğunu gösterdim, ve bu tür mutasyonların neden göze çarptığını/ünlendiğini inceledim.”

    bu metin ingilizce bilen herhangi birisiyle aşağıdaki linkten teyid edilebilir, ve makalenin sadece özet kısmı okunarak bile bu makalede rastgele mutasyonların biyokimyasal boyutta çok büyük ihtimalle zararlı olduğunun incelendiği anlaşılabilir :

    http://www.lehigh.edu/bio/pdf/behe/qrb_paper.pdf

    michael j behe’in makale çıktıktan sonraki 2 yıl boyunca ve hâlen de üyesi olduğu keşif enstitüsünün sık sorulan sorular kısmında şu soru ve yanıtı görürüz :

    akıllı tasarım hakkında sorular :

    soru 2 : akıllı tasarım teorisi evrimle uyumlu mudur?

    bu, evrim kelimesiyle ne söylendiğine bağlıdır. eğer evrimle zaman içerisindeki değişim, ve hatta yaşayan türlerin ortak atası kastediliyorsa, evrim teorisi ile akıllı tasarım teorisi arasında bir uyumsuzluk yoktur. fakat, bugünki baskın evrim teorisi olan neo-darwinizm, ve evrimin doğal seçilim ve rastgele mutasyonlar tarafından yönetilen, canlıların türünü devam ettirmesi dahil hiç bir amacı olmayan, öngörülemez ve amaçsız bir süreç olduğunu iddia eder. akıllı tasarım, evrim teorisinin bu yorumuna karşı çıkmaktadır.

    kaynak : http://www.discovery.org/csc/topquestions.php

    behe’nin üyesi olduğu ve bünyesinde çalıştığı kurumun evrim ve tasarım hakkındaki düşüncesi açıktır. ülkemiz ateistlerinin rasyonel deliller öne sürmekten böylesine uzak kalıp, belge manipülasyonlarıyla haklı görünmeye çalışmaları, kendilerini utandıracak bizlerin ise inancını kuvvetlendirecek bir gelişme. allah hiç birimizi savunmak için yalan söylemek zorunda kalacağımız komik bir fikre inandırmasın.
  • kendisi entelektüel dürüstlükten yoksun bir şarlatandır.
  • ne mal olduğu aşağıda okunabilir:

    http://rationalwiki.org/wiki/michael_behe
  • evrim teorisi hakkındaki fikirleri değişmediyse evrim "kesinlikle" yoktur, bakın kesinlikle yazıyorum dikkat edin. *

    (bkz: akıl fikir)
  • kendisinin evrimsel biyoloji ile ilgili bir yayını yoktur. evrimle ilgili yazdığı "kitaplar" bilimsel yayınlar değil, hakem değerlendirmesi sürecinden geçmemiş, en fazla "şahsi fikirlerini" içereceği iddia edilebilen, bilimsel açıdan hiçbir değeri olmayan ürünlerdir. kendisinin yorum yaptığı alanlarda (immünoloji ve evrimsel biyoloji) herhangi bir eğitimi, ünvanı ya da bilimsel çalışması yoktur.

    ortaya sürdüğü iddialar, bilimin en temel şartı olan yanlışlanabilirlik ilkesini ihlal eden, bu nedenle de hiçbir bilimsel değer ve anlam taşımayan savlardır.

    kendisi immünoloji alanında "evrimin immünolojiyi açıklayamadığını" iddia etmiş, kendisine kanıt olarak 58 hakemli makale, 9 konu üzerine hakemli değerlendirmeden geçmiş bilimsel kitap, bir çok da ders kitabı bölümü sunulduğunda, konu üzerinde eğitimi ve uzmanlığı olmamasına rağmen, bu kaynakların "yeterli olmadığını" (buna dikkat edilmesi gerekir, michael behe'nin kullandığı terim, objektif olarak kanıtlaması beklenebilecek olan bir iddia olan 'yanlış olma' değil, gayet subjektif ve şahsi kanaatten ileri gelen, dolayısıyla kanıtlanması ya da yanlışlanması mümkün olmayan 'yeterli olmama' terimidir.) söylemiştir.

    kendisinin tenure sahibi bir profesör olduğu lehigh üniversitesi biyoloji bölümü, kendisinin fikirlerine kurum olarak katılmadıklarını ve reddettiklerini belirtmiştir.

    kendisinin bilimsel çalışmaları (1996'dan beri kendi iddia ettiğinin aksine 56 değil sadece 17 tanedir) arasında en çok gündeme geldiği ve iddialı olduğu akıllı tasarım ve evrimsel biyoloji ile uzaktan yakından alakalı sadece 1 yayın vardır, ve bu yayında akıllı tasarım ile ilgili hiçbir referans ve ifade yoktur.

    kendisinin geri kalan çalışmaları, bilimsellik iddiasında bulunmasına rağmen, bilimsel hiçbir süreçten geçmemiş iddialardan oluşmaktadır. michael behe, kendi bilimsel geçmişini ifade ederken, din ve politika konulu muhafazakar dergilerde yazdığı makaleleri, internette yayınladığı blog yazılarını, ve popüler medya kitapları olarak yayınladığı, hiçbir bilimsel değerlendirme sürecinden geçmemiş kitapları sanki bilimsel geçmişi ve ürünlerinin parçası gibi göstermekte, bu sayede kendi verimliliğini şişirmektedir.

    bu, entelektüel ve bilimsel olarak "ahlaksız bir tavırdır".

    kendisi hakkında evrimcilerin adam karalama ile itham edildiğini görmek beni çok üzdü. zira michael behe, bilimsel ve entelektüel alanda kendi ahlaksızlığını kitzmiller vs. dover area school district davasında çapraz sorguda açık biçimde kabul etmek zorunda bırakılmış bir adamdır. bu adamı karalamaya ihtiyaç yoktur. ahlaksız, dürüstlükten yoksun, evlat edindiği bazı çevrelerde popüler ama yanlış fikir üzerinden çıkar elde etmek için gözünü kırpmadan yalan söyleyen bir adam olduğu, kendi ağzından sözlerle kanıtlanmış bir kişidir.

    sevdalılarının, kendisini eleştirenlere bok atmadan önce, ne mal bir adamı mürşit edindiklerini bilmeleri önemlidir.