şükela:  tümü | bugün
  • beklendiği gibi adaylığını açiklayandir. istanbul belediye başkanlığını hakkı ile yapana her kapı açılır misali bu adam bir new york efsanesi. bernie sanders için üzgünüm çok severim ama şansı kalmadı. trump derseniz bence dönemini bile tamamlayamaz azledilecek.
    tanım : the next president.
  • bernie sanders karşısında hiç şansı olmayan bilyoner
  • “milyarderlerin cebindeki parayı alıp halka dağıtalım” misali saçma sapan, gerçeklikten uzak, kısa vadeli çözümler (aslında çözüm bile değil) üreten, basit ekonomi bilgisinden dahi müzdarip demokrat adaylarının trump karşısında şansı yoktu.

    o kadar ağır saçmaladılar ki trump neredeyse ikinci seçimi garantilemişti. fanatizmden dolayı finans/iktisat dinamiklerinin ve mevcut statükonun mutlu bir sona izin vermeyeceği hamleler vadediyorlardı. (niyetleri iyi ancak çözüm çok yavan.) koskoca abd için gülünç planlar bunlar... ki ben özel sermayenin esas olduğunu düşünen ancak sosyalist politikaların ve görece yüksek vergilerin mecburiyet olduğunu düşünen bir birey olarak mevzubahis söylemleri gülünç ve gerçek dışı bulmuştum.

    tüm bu nedenlerle o arkadaşların yerine michael bloomberg’i görecek olmak güzel. zira hayalperest bir başkan yerine mantıklı bir insanı istemek her dünya vatandaşının hakkı, zira abd’nin her hamlesi dünyadaki herkesi etkiliyor.

    bloomberg ise bırakın servetini, eski ny belediye başkanı olmasıyla bile diğer adayları siler süpürür. (ve adamın adına ekonomi dergisi/kanalı var, bulduğumda seve seve okurum.) diğer adaylar karşısında ağırlığı tartışılmaz.

    en son trump ile başabaş kalacaklarını sanıyorum. sonrası göçmen politikası hakkındaki söylemlerine bağlı...

    not: başkan olursa trump gibi fed’e faizleri indir baskısı yaparsa sevinirim, zira orada düşen faiz biz emerging market’lerin de kurunu dolaylı yollardan düşürüyor, yabancı yatırımları artırıyor... (bkz: rte’nin merkez bankalarını taciz etme akımının öncüsü olması)
  • sahip olduğu medya grupları türkiye’yi pek sevmez. bu sebeple seçilmesi halinde tr-abd ilişkilerinin çok daha sertleşebileceği öngörülebilir.
  • washington'da kartlar yeniden dağıtılıyor.
  • kendisi clinton kafasında bir insandır. demokratların adayı olması, yeterince parlatılırsa işe yarayabilir, yoksa önseçimleri kazanması zor.

    trump'a karşıysa, aslı varken taklidiyle niye uğraşalım muhabbeti yapılacaktır. nancy pelosi ve diğer demokratlar şu anda warren, sanders gibilerin öncülüğünden inanılmaz rahatsızlar.

    türkiye içinse abd'deki merkezi bürokrasinin planları bu gibi adamlarla değişmez. seçilmesi kötü olacaktır. 12 senelik başarısız tr dış politikası yüzünden, türkiye'nin yeni bir tanıtıma ihtiyacı var. bu 17 senedir değişmeyen politikacılarla olmaz.

    türkiye'yi iran'a benzetmeye çalışan kafalar var amerika'da. demokrasi olarak çok iyi değiliz ama varlığı sorgulanmaz bir molla heyetimiz de yok. bu konudaki uyarıyı mcconnell denen paragöz herif yaptı, türkiye bu şekilde ele alınamaz seçimler var diye.

    bu adam yarın öbür gün sahiplerinden başka talimat alır, en büyük tr düşmanı olur. demokratlar zaten obama dönemi siyaset takipçisi. obama fena kazık attı türkiye'ye.
  • yeni amerikan baskan adayi ve milyarder.

    trump daha eglenceli ve samimi. azilde, masada devrilmezse, secimi yine alacak.
  • abd başkan adayı
  • (bkz: #97547513)

    şimdi halihazırda smokinli'yle de paylaştığım nobel ödüllü paul krugman'ın güzel bir yazısı çıktı nyt'de bu hafta. https://www.nytimes.com/…pinion/europe-economy.html

    krugman burada özetle der ki, amerika'da progresifler bizi avrupa'ya döndürecek diye asılsız bir korku var. halbuki 80'lerden beri dünya çok değişti, avrupa eski avrupa değil, bir çok majör problemlerinin yanında bir çok sorunla da çok iyi başa çıktılar. progresif ekonomik anlayış gerçeklikten kopuk değil, bilakis centristler gerçeklikten kopuk. bence bunun yanına bir de stiglitz'in şu son yazısını koymak lazım, https://www.project-syndicate.org/…stiglitz-2019-11 .

    sonuç olarak dünya çapında alt right'ın yükselişine yol açan bir çok sebebin içinde, orta sınıfın refahını kaybetmesi de önemli ekonomik sebeplerden biri. buna daha soldan bakarsanız, prekarizasyon vb. terimler devreye giriyor. amerika'da progresiflerin önerdiği ekonomi politikaları çok uçuk ve fantastik politikalar değiller, bilakis zenginler ve halkın geri kalanı arasındaki toplumsal sözleşmenin renegotiate edilmesi kaçınılmaz bir takvimde ilerliyor. neoliberalizm, vaad ettiği refahı geniş kitlelere getiremedi, sermayenin ölçüsüz ve kullanışsız biçimde çok sınırlı bir alanda toplanmasına neden oldu. bu başlı başına merkez bankalarını bile etkileyen bir problem haline geldi, yatırıma ve harcamaya dönüşmeyen varlık yüzünden her gelişmiş ekonomi bir çeşit quantitative easing döngüsüne sıkıştı. evrensel temel gelir vb. teoriler artık marjinal olmaktan çıktı, günlük tartışma konusu haline geldi.

    bütün bunlar yüzünden, asıl eski teraneyi döndüre döndüre satmanın artık bir yolu kalmadı ve zaten merkez ya da progresif nasıl etiketlenirse etiketlensin tüm adaylar bu minvalde, buna benzer bir şeyleri kaçınılmaz olarak söylüyorlar. biden amerikan orta sınıfını yeniden dirilteceğim diyor, bunun corporation'larla bir paylaşım kavgası olmadan gerçekleşmesinin mümkün olmadığını görmezden geliyor, bu da dürüst olmadığını gösteriyor. benzer bir şeyi de bloomberg şirketlerin parası çok vergi indirimine gerek yok derken söylüyor, ama asıl progresifliğini bunlarla sınırlı tutan bakış açıları kapsamlı çözüm üretmekten uzak.

    şimdi bana sorarsanız, dünyada alt ve orta sınıfa refah getirebilmiş bir ekonomi politikası görmedim duymadım. bana alt ve orta sınıfın görece refaha kavuştuğu dönemler ancak devrimsel gelişmelerle eş zamanlıymış gibi geliyor. misal, avrupa'da sosyalizm tehdidi yükselirken işçilere verilmek zorunda kalınan tavizler, ya da dünya çapında bir teknoloji devriminin yaşandığı bundan 60-70 yıl öncesi gibi. ben progresif ya da merkezci iktidarların son tahlilde çok fark edeceğine inanmıyorum. ha ne olur, biraz daha progresif bir iktidar seçilirse, amerikalılar 21. yy.'da hastaneye gidemedikleri için sapır sapır ölen bir ülke olmaktan kurtulabilir, averaj sağ kalımlarını biraz arttırabilirler. inşallah da arttırırlar, bu nedir yani, tr'de sağlık açısından amerika'dan daha insancıl şartlarda yaşanıyor. yazık günah, dünyanın en zengin ülkelerinden birinin halkı bangladeş standartlarında yaşıyor.