şükela:  tümü | bugün soru sor
  • önceleri "işim olmaz aile işiyle ben namuslu olcam kay'e keyicem" dese de ceneye yumrugu yiyince akli basina gelmistir...
  • "pişman değilsem günah çıkarmanın ne anlamı var ?" diyerek binlerce fersah derinliklere dalmamı sağlayan sorgulayan adam...
  • the godfather gelmiş geçmiş en film, michael corleone ise bu filmin baş kahramanıdır. sinema tarihi böyle bir karakteri kolay kolay bulamayacaktır. ancak kendisi sevilecek bir karakter olmadığı gibi sinema tarihinin en kötü adamları sıralamasında birinci sırayı kimseye bırakmayacaktır.

    michael corleone tamamen mafya ailesi içinde ve o gücü görerek, bilerek yetişmiş ve her ne kadar asker olmak istemişse de (ki asker olmak istemesi de yine bu karakterinin güce tapması ile ilgilidir) eninde sonunda kaçınılmaz sonun içinde kendisine yer bulmuştur. michael'in aile içinde diğer kardeşleri ile de farklı olduğu herkesin bildiği bir noktadır ancak michael'in babası ile de birçok farklı yönü bulunmaktadır.
    ilk olarak abisi sonny'nin herkes sinirli tarafını bilse de onun bir o kadar da duygusal yönü vardır. bundan dolayı kız kardeşinin dayak yediğini öğrendiğinde kardeşinin kocasını dövmeye koşarak ve kimseye haber vermeden gider. bu sonny'nin kardeşine verdiği değeri ve en büyük zaafı olan sinirini göstermektedir. aynı durum da michael olduğunda ise kız kardeşini sevdiği için değil ailesine karşı böyle bir hareket yapılmasının menfaatlerine zarar vereceğinden dolayı tepki verir ve bu tepki sonny'nin ki gibi dayak değil öldürtmek olurdu. michael duyguları alınmış bir adamdır. onun için dünya da her şeyden önce kendisi gelir. bu tür insanlar çevrelerine biz beraberiz, ben hep sizin yanınızdayım diye söylese de asla böyle bir durum olmamaktadır. bunu michael'in yakın çevresine baktığınızda ve bu karakterlerin kitapta anlatılan hikayelerini okuduğunuzda, aslında michael'in kalbi temiz ve bağlanma duygusu yüksek olan bu insanlara kendisi için küçük fakat onlar için büyük iyilikler yaparak, ömür boyu bunları kendisine bağladığını ve bir daha hiçbir şey vermese dahi onları artık michael'e borçlu olduklarını kabul ettirdiği görülecektir.
    michael babası ile de farklıdır. babasının duygusal yönü de yardım taleplerini geri çevirmemesi ve yardım ettiği kişilere sadece bana borçlandınız demesidir. michael ise yardım etmeden önce garanti bir menfaati olup olmadığına bakar çünkü o kendisinden yardım isteyen insanlardan, büyük ve kesin menfaati olmadığı sürece yardım etmeyecektir. michael en ufak sıkıntıda tom hagen'ı dahi tehdit etmekten geri kalmamıştır.

    ayrıca michael için aile de çok önemli değildir. burada aile onun gücünün kaynağıdır. tüm çevresi onu don corleone'nin oğlu olarak kabul etmiştir. gücün sonsuzluğu ve küçük aile reislerinin himaye altında kalması için aile kavramına önem vermektedir. yoksa michael için kendisinden başka hiçbir şeyin önemi yoktur. buna kızı, karısı ve oğlu da dahildir. onun için oğlu sadece koltuğu devredeceği kişidir ancak oğlun da bu ışığı görmeyince onu da tek kalemde silecek biridir. keza karısının öldürülmesi onu üzecek bir durum değildir. o ailesine nasıl zarar verildiği konusunda rahatsız olur. zaten damat carlo'yu öldürürken kullanmış olduğu " sakın bana masum olduğunu söyleme çünkü bu benim zekama hakarettir" sözü de bunu destekler.

    yine bu karakter film dünyasından çıkıp tüm insanlık için örnek alınan biri olmuştur. fakat bunu dünyada gerçekten örnek alacak-alabilecek kişi sayısı çok azdır. zira onun gibi olabilmek için öncelikle tüm duygu ve hislerinizi aldırmanız, tüm zaaflarınızdan arınmış ve en önemlisi üstün bir zekaya sahip olmanız gerekecektir. bunun haricinde insan öldürmeyi bu kadar basite indirmek ve menfaati için herkesle düşman olabilmek ve yine menfaati için herkesle dost olabilmek ve bu dostlarını gerekirse aynı gün silebilmek ve tüm bunlardan zerre pişmanlık duymadığı gibi normal olarak görmek pek az insanın yapabileceği şeylerdir.

    michael corleone tüm dünya üzerinde eşi bulunamayacak nitelikte kötülüklerle donatılmış, insanların teknoloji ile dahi üretemeyecekleri kadar güçlü bir robottur.
  • baba 3 filminde "dusmanlarindan nefret etme sakin, yargilarini etkiler." cumlesi sarf eden kisi.
  • üçüncü filmde diyabet yüzünden krize girerken ''fredo!'' diye bağırması iç burkar.
  • hayal kırıklığı ve tüm didinmelere rağmen başarısızlığa uğramanın olabilecek en mükemmel tasvirlerinden biridir.

    --- spoiler ---

    yıllardır, bahçede torunuyla oynarken vefat eden babasının aksine, yine bahçesinde, ancak yapayalnız öldüğü o sahne gözümün önünden gitmez.

    --- spoiler ---
  • "hayatım boyunca toplum içinde yükselmek ve her şeyin yasal ve dürüst olduğu daha üst bir noktaya erişmek için uğraştım. ama ben yükseldikçe eriştiğim yerler daha kötü çıktı. hangi cehennemde son bulacak? asırlardır burada birbirlerini öldürüyorlar. para için, gurur için, aile için."
  • son filmde "herkes babamı severdi. oysa benden korkuyorlar. kardeşimi, annemin öz oğlunu bile öldürttüm" mealinde şeyler söyleyip, kendinden ne kadar tiksindiğini anlatmış aşmış karakter..

    birinci ve ikinci filmlerde soğuk bir ifade ile herşeyi yerine yoluna koyan michael gözümüzün önüne geliyor ve bir edebiyat/film karakterinin bu kadar gerçekçi değişimlere uğramış olması nedeniyle puzzo'nun elini sıkmak geliyor içinizden..
  • vito corleone ile farkı, vito nun düzenle barışık olması ve bu barışıklıkla oranın adamı gibi durabilmesiydi. o, o düzeni seviyodu. zira o olayın adamıydı vito. reyizdi. bu reyiz hayat tarzının adamıydı. michael ise o olayın adamı değildi, okumuştu, askerdi. bi şekilde sırıtıyordu. yahut sırıtması gerekiyordu. fakat ayak uydurmayı seçti. başka şansı olmadığını düşünerek. insanlar onu sevdi ama daha çok ondan korktu. vitoya duyulan saygı daha çok sevgiden iken, michael e duyulan saygı daha çok korkudandı.

    bi de o sicilyalı hatuna yazık olmuştu. harbi yazık lan. canım benim.
  • ünü sinema dışına taşan karakterlerdendir. çevresindeki kişilerle dahi çok fazla yakın olmaz. genelde ilişkileri iş ilişkileri şeklindedir. guti hernandez ile ilgili bir röportaj okumuştum beşiktaş'taki zamanlarında. gazetede 'michael corleone gibi yakınındakilerle dahi mesafelidir' gibisinden bir ibare vardı. fernandes için de michael corleone gibi deniyor. bu tip çok yakınındakilerle dahi her zaman mesafeli olan, az konuşan, çok iş yapan insanlar için 'michael corleone gibi' deyişi kullanılıyor genelde. michael corleone için en uygun ifade 'saman altından su yürüten' olur aslında.

    ilk filmin sonlarında babası öldüğünde tüm düşmanlarını temizletmişti sessiz sedasız. bunu yaparken de düşmanlarının hiçbirine renk vermemişti. eniştesini de abisini de sinsi planlarla öldürtmüştü. kız kardeşinin düğününde 'ben ailem gibi değilim' dese de aslında tam bir mafya babası özelliklerine sahipti. soğukkanlı, sabırlı ve acımasız. babasıyla yaptıkları konuşmasında babası kendisi için milletvekili, başkan gibi hayallerinin olduğunu söylese de kendisi ikinci filmle birlikte ülkenin bir numaralı suçlusu olmuştu.

    ülkenin en büyük mafya örgütünün başında olmasına rağmen bir türlü mat edilememişti. mahkemeler, polisler, hakimler, milletvekilleri, suikastlar hiçbiri michael'ı alt edememişti. insanı öldürmeyen şey güçlendirir misali michael kendisine kurulan tüm komplolardan kurtulduktan sonra tıpkı ilk filmde olduğu gibi düşmanlarını temizlemişti. yahudi iş adamı ülke ülke kaçmıştı kendisinden. pentangeli fbı gözetiminde kalmıştı. abisi, kız kardeşi, karısı da kaçmıştı. gazabından herkes korkmuştu. yanında sadece tom hagen kalmıştı ki onunla ilişkileri de iyi değildi.

    güçlendikçe hırçınlaşan, hırçınlaştıkça da yalnızlaşan bir adamdır o. citizen kane'den beri işlenen 'güçlü ve yalnız adam' portresinin sinemadaki en iyi temsilcisidir. mahkeme salonuna girişte pentangeli'ye attığı bakışla da, abisinin infazını verdiği işaretle de ve abisinin kendisine ihanetini öğrendiği sahnede gösterdiği tepkiyle de unutulmazlardandır. o ailesini ayakta tutmak için mücadele verirken, kendi ailesini evliliğini ayakta tutamayan birisidir.