şükela:  tümü | bugün
  • 68. altın küre töreninde, michael douglas en iyi film ödülünü sunmak üzere sahneye çıkarken, ayakta yoğun bir biçimde alkışlandığını görünce şakayla karışık izleyenlere: "there's gotta be an easier way to get a standing ovation" (ayakta alkışlanmamın daha iyi bir yolu olmalı) dedi. yakın zamanda gırtlak kanserini yenen ünlü aktör bu sözleriyle belki de, "ayakta alkışlanmam için kanser mi olmam gerekiyordu?" diye bir bakıma serzenişte bulundu.
  • temel icgudu filmiyle kazindi türk seyircisinin zihnine.hollywood'un iyi sevisen ve iyi rol kesen oyuncularindandir.bakislarinda "sus sikerim" der bi ifade vardir.tiyatroda sahne alsa protokol bos kalirdi diye tahmin ediyorum
  • and justice erol'un da belirttiği gibi hakkında 28 entry olmasına şaşırdığım süper aktör. bu adamın sadece oynadığı filmleri yazmaya kalksan 1-2 sayfa tutması gerekirken hakkında bu kadar az şey yazılmış olmasını neye yormak lazım bilemiyorum.

    tıpkı and justice erolun belirttiği gibi iş kör ölür badem gözlü olur safhasına erişmeden hakkındaki düşüncelerimi paylaşmakta fayda var.

    the game filmi ile bende özel bir yeri vardır. filmde inanılmaz güçlü ancak bir o kadar da iç dünyasında kırılgan ve korkularla dolu bir karakteri mükemmel oynamıştır.

    karizmatik rollerin adamıdır. farklı bir havası vardır.

    anthony hopkins dede ise michael douglas babadır.
    sean connery karizmatik ise michael douglas elittir.
    al pacino agresif ise michael douglas diplomatiktir.
    robert de niro sıcak ise michael douglas samimidir.

    ve son olarak jack nicholson ne kadar beklenmedikse michael douglas o kadar salon beyefendisidir.
  • pat riley'in hayatı filme çekilirse (ki neden çekilsin bilemiyorum) bu adam oynamalı.
  • abhazya'lı bir ailenin evladı imiş.. ben de diyorum kan nerden çekiyor.

    *** spoiler ***

    dünyanın dört bir yanına dağılmış abhaz kökenliler içinde belki de en ünlüsü, ünlü aktör michael douglas ve yine ünlü oyuncu olan babası kirk douglas... douglas'ın abhazya'dan amerika'ya uzanan hikâyesi, filmlerini aratmıyor.
    rus çarlığı'na ait olan abhazya topraklarında yaşayan jacob danielovitch isimli genç, yakın bir arkadaşıyla rus çarı 2'nci nikolay'ı öldürmek için suikast planlıyor.
    ancak başarısız olan gençler, rus güvenlik güçlerinden kurtulmak için izmir'e kaçıyor.
    ardından da anadolu'nun farklı bölgelerinde çalışmaya başlıyor. gençlerden biri evlenerek çanakkale'ye yerleşiyor; 20'li yaşlardaki jacob ise 1912'de gemiyle abd'ye gidiyor. abd'de kendisi gibi rusya'dan göçen bryna isimli bir kadınla evlenen jacob, 1916'da baba oluyor.
    çocuğuna ise issur danielovitch demsky adını koyuyor.
    o çocuk, ilerleyen yıllarda sinemaya damgasını vuracak olan kirk douglas'dan başkası değil... babaoğul douglas'ların kafkaslar'daki hikâyesi işte böyle başlıyor.

    kaynak:
    sabah gazetesi 25.03.2010 tarihli haberi

    circassian street

    öneri sayfamizdir . göz atmak isteyenler için : http://www.facebook.com/brnesn?dkc

    ekleyen: cerkesler sokağı ( circassian street )

    *** spoiler ***
  • yaşadığı gırtlak kanserinin nedenini oral seks olarak açıklamış:

    michael douglas says oral sex caused his throat cancer
  • geçen hafta beyrut'un barlar sokağı denilen yerinde, daracık kaldırımda karşı karşıya geldiğim ve omuz atarak geçtiğim adamdır. dünya çok küçük diye düşünmüştür kesin maykıl.
  • zengin rolüne en çok yakıştırdığım oyuncu.

    bu adamın sahip olduğu kibirli duruş ve “para her kapıyı açar bakışı” başka hiçbir aktörde yok.
  • dünyanın en şanslı insanlarından. şu fotodaki yaşlı amcaya bakıp da, bu amcanın babasının hala hayatta ve aklı başı yerinde olduğunu düşününce başka bir şey düşünemiyor insan. bir insanın oğlunun bu yaşa kadar geldiğini görmesi ve aynı şekilde bu yaşa kadar gelen bir insanın baba acısı yaşamaması ne kadar güzel bir şey. nazara sebep vermeyelim de.
  • oyunculuğu, birlikte olduğu kadınlar ve kazandığı paralar filan bir yana da yakalandığı hastalıkla insanların ne kadar acımasız olduğunu bir kez daha ortaya koydu. biz ölümcül bir hasta gördüğümüzde ne yaparız "çok solgun görünüyorsun", "vah vah ne hale gelmişsin", "pek yakında da ölürsün artık" mı deriz yoksa öyle düşünsek dahi seni çok iyi gördüm eminim yakında üstesinden gelirsin mi deriz? gazetelerde, son günlerde, hakkında çıkan "neydi, ne oldu", "eridi gitti" haberleri umarım bir tek bana fazla acımasız gelmiyordur. adamcağız ölmedi henüz ama moral olarak tükenmiştir haberleri okudukça.