şükela:  tümü | bugün
  • yanılgı - michael jackson çocuk tacizcisidir, sapıktır, sübyancıdır, el kadar çocukla fanteziler yapar vs.

    gerçek - nurtopu gibi yazar da olmuşuz, zaten pek uykumda yok. en büyük yanılgıdan başlayalım en iyisi.

    davayla ilgili iki üç şey yazacağım. sonra da mega didaktik bir iki paragraf döşeyim diyorum. amacım ikna edebilmek ama michael'ın suçsuz olduğuna değil, zira mahkeme zaten onu suçsuz buldu. amacım hala jackson'ın tacizci olduğuna inananlarınız varsa, onları kendilerinin ''salak'' olduğu yolunda ikna etmek.

    michael jackson, gavin arvizo'ya, onun kız ve erkek kardeşine cinsel tacizde bulunmak, çocukları zorla alıkoymak, onlara alkol vermek, çocukları ve annelerini tehdit etmek gibi bir yığın iddiadan 13 haziran 2005'te aklandı.

    ( gavin arvizo kasım 89 doğumlu bir çocuk. 2000 yılında kanser teşhisi konuldu ona ve jamie masadanın katkılarıyla michael jackson'la tanıştı. jackson onun tedavi ücretlerini ödedi ve neverland'e davet etti. mj evde yokken bile gidebiliyordu artık gavin, ayrıca onunla istediği zaman telefonla konuşabiliyordu. sonraları michael'a dava açtılar ailecek. dava sırasında da bir takım davranış bozuklukları olduğunu kabul etse de, bana göre annesinin hırsı yüzünden hayatı kararmış zavallı bir çocuk. sonradan çoktan pişman olmuştur diye düşünüyorum. ama 13 yaşındaki birisini hele de kendi oğlunuzsa etkilemek, istediğiniz gibi yönlendirmek ne kolay...)

    aslında her şey martin bashir'in yaptığı living with michael jackson röportajıyla başladı. burada gavin, jackson'ın elini tutuyor başını omzuna koyuyor görünüyor. gavin michael'a gerçekten çok yakındı. röportajda ifade ettiklerine göre michael'la aynı odada yatıyorlardı. sapık dedektörleriniz çalışmadan bu olaya bir açıklık getireyim. efendim olayın bir defa mı daha fazla mı olduğunu bilmiyorum ama şöyle gelişmiş. gavin bir gece michael'ın yatak odasına dalmış ve ''mayki burada yatabilir miyim?'' demiş. michael'da ''tabii'' deyip onu kendi yatağına yatırmış, kendi ise yerde uyku tulumunda yatmış, yani aynı yatakta yatma olayı da yok. tabii bu görüntüler daha sonra yayınlanınca gavin arkadaşları arasında dalga malzemesi oldu. sonra da ''vay efendim ben o bölümün yayınlanacağını bilmiyordum da cart da curt da'' falan dedi. annesi de bashir'e oğlunu çekmesi için izin verdiğini hatırlamadığını, röportaj yayınlanıncaya kadar bundan haberi bile olmadığını, haberi olsa hiç izin vermeyeceğini iddia etti.

    o röportajda(ya da belgesel her ne haltsa) michael daha önce çocuklarla(içlerinde macaulay culkin falan da var, dava esnasında bunların neredeyse hepsi mj nin yanına saf tuttu) aynı yatağı paylaştığını, ama kötü bir niyet kesinlikle taşımadığını, uygunsuz hiç bir davranışta bulunmadığını söyledi. ''benim başıma sanki çocuklar karındeşen jack'le birlikte mi kalıyor'' diyerek benim ''helal lan bastır michael'' diye tezahuratta bulunmama sebebiyet vermiştir. tamamen sevgisini vermek amacıyla yapmış olduğunu söylediği belgeselde bashir'in arada ''iyi de mayki, sence bu normal bir şey mi, yani 44 yaşındaki bir adamın el kadar çocukla yatması?'' diye sorması üzerine ''sen sanki hiç çocuklarınla birlikte yatmadın mı? bu çocuklarında sevgiye ihtiyacı var. onlar bundan çok mutlu oluyor. ben onlara uygunsuz hiç bir davranışta bulunmadım. eğer iyi olduğunu bildiğim biri benim çocuklarımla kalırsa ben bundan niçin endişeleneyim ki? örneğin benim kankam var, barry gibb. paris ve prince(michael'ın çocukları) onunla birlikte kalınca hiç endişelenmiyorum, gözüm arkada kalmıyor.'' dedi.

    neyse işte. sonra jackson'ı suçladılar zorla alıkoymak, tehdit etmek, baskı yapmak, zorla içki içirmek, uygunsuz hareket yapmak, komplolarla kötü emellere alet etmek vs. sonradan çocuk tacizi ile suçlandı ama buraya dikkat ''sonradan'' yani belgesel tüm dünyada yayınlandıktan sonra. allahım akıl var mantık var, michael taciz edecek olsa niye belgeselden sonra tüm herkesin gözünün üstünde olduğu zaman etsin?

    zaten belgeselden hemen sonra michael cevap niteliğinde bir video çekmeye kalkıştı arvizo ailesiyle. ama bu videoyu çeken kişiyle bir takım parasal sorunlar oluştuğu için yayınlanmadı. sonradan polis aramasıyla ortaya çıkarıldı. gavin ve annesi michael'a övgüler düzüyor. vay efendim o hiç terbiyesiz davranmazmışta, onu aileden biri hatta bir baba gibi görüyorlarmışta falan filan. sonradan bunların hepsi yalanlanıyor tabii, o zaman baskı altındaydık, jackson bizi tehdit etti gak guk diye(hatta çocuk ''alay edilirdim taciz edildim desem, ondan yalan söyledim'' dedi). sonra aileyle bir kaç röportaj daha yapılıyor. nisan 2003'e doğru da aile tamamen neverland'den ayrılıyor. küçük gavin ilk başta çok kızsa da bu işe, herhalde sonradan annesinin ''oğlum hayvan gibi para koparacaz, şöhret olcaz'' falan demesiyle ikna ediliyor.

    yalnız şimdi diyeceklerim çok ilginç. kadın michael'a taciz suçlamalarını ilk kez bir avukata daha doğrusu bir savcıya söylüyor. yani kendi çocuğu taciz ediliyor ama hanfendi polis yerine avukata gidiyor. sonradan avukata gitme nedenim başka falan dese de asıl bombayı şimdi patlatıyorum. kadının gittiği savcı 1993 yılında michael'a yöneltilen suçlamalarda görev alan adam. o olayda delil yetersizliğinden dolayı kriminal dava açılamamış, tazminat davası açılmıştı. jackson'da ''alın ulan size bi dünya para, gözüm görmesin hiçbirinizi'' demişti ve aile davayı geri çekmişti(sapık dedektörleriniz çalışıyor gibi, öncelikle şunu söyleyeyim. dünyaca ünlü bir şarkıcıysanız davalarla falan uğraşamazsınız, yani ''amanın elalem ne der, dava açılsında aklanayım bari'' diyemezsiniz. doğal olarak bu onun suçlu olduğunu asla göstermez bu biiir. ikincisi de tam emin olamasam da o parayı aileye mj'nin değil de onun sigorta şirketinin verdiği yönünde kanıtlar var ama gizlilik anlaşmasından ötürü bu net olarak söylenmiyor). gavin'in annesinin aynı adamla konuşma sebebi aynı parayı ben de alabilir miyim diye düşünmesi, ve bu bir tahmin değil, alenen ortada.

    ( bu kadının depresyonda olduğunu kendi doktoru da itiraf etti. uzmanlar kadının saplantı içinde debelendiği ihtimalinin üzerinde durulması gerektiğini söyledi. sonradan soyadı jackson olan biriyle evlendiği için dava boyunca hep janet jackson diye anıldı, şaka gibi. oldukça garip bir kadın. jüri tarafından söylediklerine hep şüpheyle bakıldı. gerçi jüri herkese şüpheyle bakacak ama bu kadın farklı, akıldan çatlak gibi bir şey. dava esnasında parmağını kemirirmiş, sürekli panik halinde davranırmış, kendi avukatına bile cevap vermezmiş sık sık. bir çok defa zor anlarda kaldığı olmuş, sözlerinde binbir çelişki var. hatta bazıları için savunmasını yapıyor: ''şu anda bile tehdit altındayım.'' (ahahaha bunu mahkemede söylüyor) daha önce de bir çok yere dava açmış ve aynı gariplikleri onlarda da sergilemiş. zaten çevresindeki bir çok kişi kadının psikolojik olarak dengeli biri olmadığını söylüyor. bunun kocası da bir tip. birçok ünlüden para sızdırıyor sonrada daha fazlası için yalvarıyormuş. bunun en ünlü örneği george lopez. binlerce dolar almış ondan yardım için kullancam diye ama tamamen kişisel eşya almış. evet bu davada taraflıyım ama bunları objektif olarak yazıyorum. şurada da bir kaç şey gevelemişler: http://news.bbc.co.uk/…ertainment/music/4584531.stm )

    neyse işte, 2003'ün ortalarında soruşturma resmen açıldı sanıyorum. daha sonra da yaklaşık 70 (yazıyla yetmiş) kişilik bir orduyla neverland araması yapıldı(neverland 1993 yılındaki davada da arandı ve bu olayda da bir kaç kez arama yapıldı. tabii ki hiç bir şey bulunamadı). ilk başta bu durum ''daha yok muydu'' diye eleştirilse de, medya spot ışıklarını michael davasının üzerine dikmeye başlamıştı artık. (belgesel gibi yazıyorum ben de be, hey yavrum hey)

    tabii bu arada bir dünya olay yaşandı. mj ilk kez elleri kelepçeli görüldü, sonra serbest bırakıldı, avukatını değiştirdi, amerika'dan ayrıldı bir süre, bazı sağlık sorunları yaşadı, fanları her yerde onun suçsuz olduğunu haykırmak için gösteriler düzenledi falan filan. michael 60 minutes adlı program için kendisiyle röportaj yapılmasını kabul etti, ve bu röportajda polisin kendisine çok kötü davrandığını söyledi. santa barbara polis departmanı bu iddiaları reddetti ve sonra bu da çok olay oldu. iki taraf da kendi iddialarını kanıtlamaya çalıştılar. sanıyorum sonradan iddiaların hepsi reddedildi.

    davayla uzaktan yakından ilgili olan herkes tanıklık etmek için çağrıldı, ve jüri seçimleri yapıldı. ama dava sürecindeki her ayrıntı medya tarafından takip edildiği ve en ufak bir gelişmenin hemen anında dünyanın diğer ucundaki insanlar tarafından öğrenilmesi bunu diğer duruşmalardan farklı kılıyordu. öyle ki tarafsız jüri bulmak da hiç kolay olmadı. 2005'in başlarında dava başladı. şimdi, dava esnasında birçok gelişme yaşandı. ama burada oturup hepsini yazacak kadar manyak değilim. isteyen cnn'den, bbc'den, wikipedia'den bakabilir. ufak tefek bir kaç gelişmeyi aktarayım izninizle:

    - > en çok konuşulan şeylerden biri çocukların kendilerine michael tarafından zorla porno dergilerin gösterildiği iddialarıydı. hatta bir dergide gavin ve michael'ın parmak izleri bulunmuş. bu bayağı yaygara koparsa da sonradan parmak izlerinin farklı sayfalarda olduğu ortaya çıktı. buna ilişkin savunma ise şöyle: öncelikle şunu söylüyüm bu dergiler çocuk pornosu değil ve hepsi yasal. varsa cebinizde bir kaç dolar ve amerikadaysanız bunlara ulaşmak hiç sorun değil. neyse, gavin michael evde olmadığı zamanlarda da istediği gibi neverland'de geziyor, her yeri karıştırıyordu. çocuk bu dergilere mj'nin haberi yokken bakmış. hatta mj savunmasında, bir kaç kere onu böyle yakaladığını ve hemen dergileri onun elinden aldığını söylemişti. hatta gavin'in erkek kardeşi bir ifadesinde michael'ın kendisiyle porno dergilere baktığını söyledi. sonra o dergiyi de bulup çıkardılar ki bir de ne görülsün. aile neverland'den ayrıldıktan yaklaşık 5 ay sonra filan basılmış dergi. sonra iddia makamının pek güvendiği bu kanıtta(!) eridi gitti.

    - > çocuklar onu çırılçıplak gördüklerini söylediler ama erkek kardeşi ve gavin mj'nin vücudunu birbirlerinden farklı tanıttılar(mj'nin çıplak fotoları çekilip karşılaştırıldı) ki bu tanıtmalarda michael'ın vücudundan farklıydı. ayrıca kardeşi o anda mj'nin penisi ereksiyon halindeydi derken diğeri sadece banyodan çıkıp yatak odasına gittiğini, öyle bir şey olmadığını söyledi.

    - > örneğin 1993 yılında da neverland aratılmıştı. birçok çıplak çocuk resmi bulunmuş, bunların kanıt olacağı zannedilmişti. sonradan anlaşıldı ki bunların hepsi hayranlarının michael'a gönderdiği çocuk fotoğraflarıydı. mj çocukları seviyor diye (bu noktada sapık dedektörleriniz çalışırsa onların içine ediyim) hayranları küçük kardeşlerinin fotolarını falan yolluyor neverland'e. zaten çocuk dediysem 15 yaşındaki değil 2-3 yaşındaki çocukların çıplak resmi( büyük ihtimalle bir çoğunuzun albümünde bulunan). bu davada da böyle fotoğraflar bulundu. iddia makamı savcısı(bu savcı 93'teki davaya da bakıyordu. michael'a gıcık mıdır nedir) bunları kanıt yerine koymasa da (1993'ten ağzı yandı adamın) medya alladı pulladı bunu da verdi. hani burada diyeceğim nokta, bunları tabloid gazetelerden okumanın ne büyük bir yanlışlık olacağı. çünkü hep sansasyon yaratacak haberler seçiliyor. hangisi daha etkileyici: ''jackson'ın evinde bulunan resimler kanıt teşkil etmiyor'' veya, ''şok! michael'ın evinde yığınla çıplak çocuk fotosu bulundu. jackson'ın davayı kazanması çok zor. bir zamanların megastarına şimdi hapis yolu mu görünüyor yoksa?!!!'' (bkz: oeh)

    - > yine zorla alkol verildiğine dair bir yığın şey söylendi. uçakta içki içirdiği iddiaları iddia olmaktan öteye gidemedi. neverland'de ise bazı şarap şişelerinde çocuğun parmak izleri bulununca olay oldu. halbuki sonradan oradaki çocukların şarap deposuna daldığı, misafirler için ayrılan içkilerden izinsiz içtikleri, hatta neverland çalışanları tarafından bir kaç kez hafif sarhoş bulundukları tespit edildi. ayrıca oradaki tüm çalışanlar michael'ın kendilerine çocukları alkolden uzak tutmaları yolunda sıkı sıkıya tembih ettiğini söylediler. sonradan ''işte herkesten habersiz kendi veriyor da çocuğu taciz ediyor.'' gibi şeyler sunulsa da bu iddiaların da hepsi reddedildi.

    - > bir de zorla tutulma geyiği var ki, hepten komedi... neverland'deki bütün çalışanlar ifadelerinde asla zorla tutulma diye bir şey olmadığını defalarca dile getirdiler. hiçbir zaman aileden bu yönde bir şikayet almadıklarını da söylediler. hatta belgesel yayınlandıktan sonraki bir süre mj'nin adamları tarafından zorla bir yerde tutulduğunu iddia etmişti aile. ama bu sırada anne michael'ın kredi kartından binlerce dolar alışveriş yapmış ve tümü kişisel eşyalar. ayrıca çevrede bulunanlar da ailenin istediği gibi girip çıktığını söylüyorlar. zaten neverland'e giriş onlar için serbestti. hatta mj'nin avukatı kadına ''madem zorla tutuldunuz orada neden hiç polise gitmediniz'' diye sorunca aldığı yanıt kem küm oldu.

    daha bir yığın şey... hepsini yazacak değilim. ama mahkeme kararından da anlaşılacağı gibi michael hepsinden suçsuz bulundu. çocukları küfür etmeye zorlamış, gavin'in şortunun içine elini sokup mastürbasyon yapmış( hatta gavin'in cinsel organından tutarak onun boşalmasına neden olmuş), sürekli tehdit etmiş falan filan... bunların hepsi dava sürecinde üzerinde oldukça durulan konular. reddedilmelerinin sebebi de bizdeki bazı salak yazarların yazdığı gibi kanıt yetersizliği falan değil. iddialar çelişkili, kanıt yetersiz değil kanıt yok, jürinin iddia makamına güvenini tamamen kaybetmesi, mj'nin aleyhinde çağrılan tanıkların bile michael'ın avukatının çapraz sorgulamasıyla onun lehine ifade vermesi ve daha bir yığın şey yüzünden oldu bunlar. davayı takip eden bir insan sonucun açıklandığı gün zaten sonuçtan emin olur. örneğin, eğer neverland'de çocuğun dna örneklerine rastlanılsaydı bu iyi bir kanıt olurdu. ama bir çok arama yapıldı böyle bir şey bulunamadı.

    şimdiiiii. yığınla laf dedim ama en önemli yeri burası. şimdi kaçınız bu davanın ayrıntılarını biliyor, ya da kaç kişi mj hakkında adam gibi bilgi sahibi. hah işte, sorguladığım yer burası. hiç bir bilginiz yok, sadece gazetelerden okuduğunuz kadarıyla ünlü bir şarkıcıya çocukları taciz ettiği yönünde bir dava açıldığını biliyorsunuz. tek bilginiz bu. ama siz gelip burada bu konu hakkında ahkam kesebiliyorsunuz. sözlüğün konsept limitleri cart curt diyen yaratıklar için söylüyorum ki, bunu yazma hakkınıza saldırmıyorum, sadece samimi olarak birisini nasıl bu kadar kolay karaladığınızı yüzünüze vuruyorum. daha dava bitmemişken bir yığın laf, hepsi desteksiz saçma. ulan dava bitmiş, adam tüm suçlardan aklanmış, halen aynı. bu seferde ''ateş olmayan yerden duman çıkmaz, kesin vardır bişi'' tarzı laflar. hatta bir kaç gazete ''parası sayesinde kurtuldu'' gibi buram buram cahillik kokan manşet atmaktan hiç imtina etmediler. bir köşe yazarı ''michael normal bir insan olsa mahkum olurdu'' yazabildi. abicim zaten bu adamı ufacık tanıyan biri böyle bir suçlamanın ne kadar salakça olduğunu görür. ama hiçbirinize gidin bunun hayatını araştırın yahut davayı tüm ayrıntılarıyla öğrenin demiyorum. suçsuz olduğu mahkeme kararıyla belli birine ne hakla iftira edebiliyorsunuz, bunu öğrenmek istiyorum. üstüne espiri yapmak bile iğrenç. ulan bunu iddia makamı söylese ''o yıldız olduğundan aklandı, değilse zor'' diye, hadi bir şey denmez. ama siz neye dayanarak böyle bir şey dile getirebiliyorsunuz? dava esnasında mj'i yerden yere vuranlar, dava sonuçlandıktan sonra bu sefer oklarını amerikan adaletine yöneltti. ''orada zaten paran varsa kurtuluyon hacı, ben bunu biliiir bunu söylerim'' gibi aptallıklar içinde boğuldular. hani çok mu güzel oluyor eve michael jackson girmesi başlığına girip ''çocuk ikram edilir'' diye yazmak? ekşi sözlük'e en çok yöneltilen eleştiri de bu zaten. çok fazla desteksiz sallama yapılması. binlerce kişi tarafından takip edildiği için önemseniyor tabii ki bu. ama nasıl olsa özgürüz, hiç bilgimiz olmadığı konularda atıp tutabiliriz, nasılsa sözlüğümüzün konsept limitleri var. hemen gidip michael jackson başlığına ''geçen beraber porno izlemek için eve çağırdığım fakat evde çocuklu olanından olmadığı için bir çay içip giden şarkıcı'' diye yazayım. oh ne güzel! özgürüm, oleeey!

    espiri yapmak uğruna bir insanı kıracak bir laf ediyorsanız, o insan gerçekten bunu hak eden biri mi diye küçük bir araştırma yapın önce. sadece biyolojik olarak insan olmak bazen insan olmaya yetmeyebiliyor.
  • yanılgı - michael jackson rengini değiştirmiştir. o zenci olduğundan utanıyordur. hiç insan özünden utanır mı bakıyım?

    gerçek - jackson hakkında en büyük yanılgılardan biri de budur herhalde. michael jackson rengini falan değiştirmemiştir. zira bildiğim kadarıyla dünyada ameliyatla rengini değiştirebilen bir insan olmadığı gibi, bunu başarmak için yeterli teknoloji de yoktur(deri rengini geçici olarak açtırabilirsiniz ama mj gibi olamazsınız). ama elimize o muhteşem haberciliğiyle ünlü hürriyet gazetesini aldığımızda, arka sayfasında ''michael jackson binlerce ameliyat geçirip sonunda rengini değiştirmeyi başardı. bu olay tıptaki uzmanlar tarafından da hayretle karşılandı. küçüklükten beri zenci olmaktan utandığını bildiğimiz jackson'ı, yirmi yıl önceki haliyle karşılaştırdığımızda aynı adam olduğunu anlamak gerçekten imkansız.'' yazan cümleleri okuduktan sonra, sadece beş dakikalık bir araştırma sonucu bile haberin baştan aşağı yanlış olduğunu öğrenebilecekken ''iyi de banane'' diyoruz. güzel sanane ama kafana sürekli bu asparagaslar kakıldığı için artık bilinç altına yerleşiyor ve haberi doğru zannetmeye başlıyorsun. bu şekilde kulaktan dolma bilgiler yayıla yayıla artık birçok insan bunu kesin gerçek olarak addediyor. sonra da bu yargıları değiştirmek çok zor oluyor.

    michael jackson'ın ten renginin değişme sebebi vitiligo hastalığıdır. deriye rengini veren melanosit hücrelerin yıkımı ile pigment kaybı olur. deri gitgide beyazlaşmaya başlar. ''ulan akıl var mantık var. hadi adam kendini beyazlattı, niye aceyle yıkanmış gibi bembeyaz?'' dediğimizde karşı tarafın cevabı hazırdır : ''abi adam aç gözlüymüş, beyazlaştıkça beyazlaşayım istemiş. sonunda da estetik ameliyatları da yolunda gitmediğinden böyle olmuş. allah'ın takdiri abi, eden bulur dünyası.''

    eğer google'a ya da youtube'a ''michael jackson vitiligo'' ya da ''michael jackson disease'' yazıp biraz gezinirseniz, jackson'ın tüm vitiligo hastalarında olduğu gibi vücudunun bölge bölge beyazlaştığını görürsünüz. ilk thriller dönemlerinde beyazlayan yerleri makyajla kapatmaya çalışmış, sonra vücudu iyice beyazlaşmaya başlayınca da siyah yerleri kapatmaya çalışmış. ama bazı fotoğraflarında terleyince makyajının aktığı ve lekelerin açık bir şekilde görüldüğü belli oluyor. güneşli günlerde dışarı çıktığında şemsiyeyle dolaşma sebebi de bu. çünkü vitiligo hastalıklı deriye güneş ışınları zarar veriyor.

    sanıyorum kendisi bunu ilk defa 1993 yılında oprah winfrey'le olan röportajında dillendirmişti. kanımca bu bir hataydı, daha önce bunun söylenmesi lazımdı. ama başarısına gölge düşmesinden veya hastalıklı olarak etiketlenme korkusundan olabilir. fakat dedikodular büyüdükçe büyüdü. ''estetik ameliyatlarla değişti'' diyenlerin sesi sürekli baskın çıktı. haber ve spekülasyon peşinde koşan medyanın dünyanın en ünlü insanıyla ilgili bu tür şeyleri allayıp pullayıp satmasıyla ''michael oksijen çadırında uyuduğu için beyazlıyormuş'' gibi cümleler, artık herkesin ''nasıl oluyor lan bu iş'' diye sorgulamaksızın inanmasıyla birleşince ortaya devasa bir yalan çıktı. daha hala bile bir çok yayın kuruluşu michael'ın bilimadamlarının bulduğu bir formülle beyazladığını yazabiliyor.

    hala bildiğinizi okumayın, masum bir insan hakkında ipe sapa gelmez şeylere inanmayın. istenilen şey internette 5 dakikalık bir araştırma o kadar. işinizi kolaylaştırayım biraz:

    http://en.wikipedia.org/…earance_of_michael_jackson
    http://www.mjfanclub.net/history/vitiligo.html
    http://www.chelationtherapyonline.com/…tomy/p52.htm
    http://www.youtube.com/watch?v=k5tqlam8hbc
    http://www.youtube.com/…ekxxivi&mode=related&search =
    http://www.youtube.com/…ome: vitiligo&search=search
    http://www.leggendemetropolitane.net/…de.asp?id=152 (bu sitede vitiligo hastası bir kadın var. yazı önemli değil fotoğraflara bakın. 2. fotoğrafta kadının yüzünün nasıl parça parça beyazladığını ve 3. fotoğrafta da ailesiyle çektirdiği fotoğrafı görebilirsiniz. evet, onun yüzü eskiden de ailesi gibi siyahtı ama son halini görüyorsunuz.)
  • gece gece viski bana dokunuyor, hemen başka bir yanılgıya uçacağım.

    yanılgı - michael jackson yüzlerce estetik ameliyat geçirmiştir. yüzünü şekilden şekile sokmuştur. en sonunda maymuna benzemiştir.

    gerçek - 2003'te martin bashir'le yaptığı living with michael jackson belgeselinde sadece 2 defa burnundan ameliyat olduğunu söylüyor. bunun nefes almasını kolaylaştırdığını belirtiyor. martin bashir ona, babasının zamanında burnuyla dalga geçtiği için mi ameliyat olduğunu(ki gerçekten mj babasından çok çekmiştir. ona koca burunlu gibi lakaplar takmasını geçtim, şiddet uyguladığı da çok sıktır. michael bunu bazı röportajlarda dile getirse de, utanıp konuyu değiştirmek ister çoğu zaman), eğer böyleyse onu anlayabileceğini, dürüst olmasını, kaç tane ameliyat geçirdiğini söylemesini, geçmişteki fotoğraflarla şimdiki görüntüsü arasında bir yığın fark olduğunu söylüyor. jackson'ın buna cevabı ''insanlar değişir, o zamanlar çocuktum, büyüyordum ve değişiyordum, her insan değişir, neden ben göze batıyorum.'' oluyor. sadece 2 defa burnundan ameliyat geçirdiğini, hollywood'da herkesin bir dünya ameliyat olduğunu ama bunun kendisi için geçerli olmamasına rağmen sürekli kendisine yüklenildiğini söylüyor. bashir inanmıyor tabii ama konu kapanıyor. jackson'un kaç tane ameliyat olduğuyla ilgili olarak sanıyorum elimizdeki tek kanıt bu. inanmak istemeyebilirsiniz zira doğru da olmayabilir, ama bu isteksizliğinizin nasıl şartlandırmayla oluştuğunu göstermeye çalışacağım elimden geldiğince.

    michael jackson'ın dünyanın en fazla fotoğrafı çekilen insan olduğunu biliyor muydunuz? evet, dışarı bir yere çıkıyor ve dev bir basın ordusu peşinde. dünyanın belki de en ünlü insanı, abd'nin gelmiş geçmiş en iyi sanatçılarından, yanlış bilmiyorsam the beatles'dan sonra en çok satan sanatçı. her yaptığıyla gündemde olan ulusarası bir isim o. afrika'nın en ücra köşesindeki çocuklara ismini sorun, size moonwalk yaparlar. tüm bu nedenlerden dolayı, michael bir basın toplantısı mı yapıyor, şov mu yapıyor, kamera karşısına mı geçmiş; dünya kadar gazeteci her saniye fotoğrafını çekmekle meşguller. 10 dakika içinde bile bir çok açıdan binlerce fotoğraf elde ediliyor. eğer estetik, maymuna benzeme muhabbeti hiç çıkmasaydı ortaya, rastgele bir fotoğrafı gazeteye konurdu. ama şimdi o fotoğraflardan en çirkini özenle seçiliyor, zaten ellerinin altında internet var, o fotoğrafa çok benzeyen bir de maymun yanına konuluyor. ne oldu: ''michael jackson estetik manyağı, bir orangutandan farkı kalmadı, aradaki 7 farkı bulun.'' türü başlıklar... ulan siz çıksanız da her açıdan binlerce foto çekseler, sanki sizin şempanzeye benzeyen resminiz çıkmayacak mı? aynı şey başka sanatçılar için yapılmaz, çünkü michael'ın adı çıkmıştır bir kere. kendisi belki brad pitt kadar yakışıklı olmayabilir. ama maymuna benziyor demeyi biraz öküzlük olarak görüyorum. işte en basitinden bir örnek daha: bush. kendisini televizyondan izliyoruz, çok yakışıklı olmasa da berbat bir yüzü de yok. ama forward maillerden her gün bush ve bazı maymunların fotoğrafları yan yana konulup karşılaştırılıyor. bush'un kötü imajı da kafamızda birleşti mi ''ahahah bu adam tam maymun ya'' diyiveriyoruz.

    michael jackson'ın kaç tane estetik ameliyat geçirdiğini bilmiyorum( gazetelerde gezen ''ben michael jackson'ın doktoruyum, evet onu yüzlerce kez ameliyat ettim.'' ya da ''michael hede tarihte x ameliyatı, hödö tarihte y ameliyatı, hüdü tarihte z ameliyatı oldu.'' laflarına itinayla inanmayınız, bu tür haberler asla kanıtlara dayanmadığı gibi, tabloid sektörün üzerinde yükseldiği anıtlardır). elimizdeki tek kanıt bahsettiğim belgesel(belki daha önce de bir röportajında dile getirmiştir, bilemiyorum). neredeyse bütün sanatçıların estetik ameliyatı olduğunu düşünürsek, 2 kere bıçak altına yatması ve bunu da sağlığı için yapması abartılacak bir şey değil. hadi onu bırakın, sağlığı için yapmasa bile, belki de burnunun şeklinden hoşlanmıyordu ve biraz küçültmek istedi; belki de benim tatlı jackson'ım kendisini çirkin görüyordu, babasından yediği hakaretler onda iz bırakmıştı da onun için böyle bir şeye kalkıştı, ne var bunda! ha yakışmış yakışmamış tartışması ayrı bir konudur, ''adam ameliyat masasından kalkmıyor'' gibi iftiralar atmak ayrı bir konudur. tekrar tekrar söylüyorum, neresinden, kaç defa, ne sebeble ameliyat olduğuna dair hiçkimse gibi ben de bir şey bilmiyorum. ama en azından benim bildiğim bir şey varsa, bu da, michael'ın kaç tane estetik ameliyat geçirdiğini bulmak için 9 yaşındaki fotoğrafıyla 49 yaşındaki fotoğrafını karşılaştırıp bakmanın iyi bir yöntem olmadığı. zira hangi insanla çocukluk fotoğraflarını yan yana koyup baktığınız zaman aynı yüz çıkıyor karşınızda? adam şu anda 50'sine merdiven dayadı. yaşlanıyor, tabii ki giderek yüzü çok değişecek. sanıyorum yaşlanmaya karşı botox da denemişti bir süre. ama özellikle renginin giderek açılması, saç stilininin çok değişmesi, yaşının ilerlemesiyle ve kilo değişikliğiyle(bu yüze de yansır; yer yer incelmeler, çökmeler olur.) ortaya çıkan farklılıklar, o zamanki imaja uygun olarak yapılan makyaj gibi nedenlerle, fotoğraflar sanki bize inanılmaz farklıymış gibi görünüyor. bu farkı da hemen estetiğe bağlayabiliyoruz. michael jackson hayranları onun bir dünya fotoğrafını ve videosunu gördüğü için asla çok fazla değiştiğini düşünmezler. onun mimiklerini, gülüşünü her zaman koruduğunu ve değişiminin tamamen büyümeden kaynakladığını bilirler(örneğin burnunda şu an bir ameliyat izi var ve burun biraz daha kalkık, tam bilememekle birlikte çenesinde de bir tane ameliyat geçirmiş olabilir. ama bu, bir insanın yüzünü baştan aşağı değiştirdiği anlamına gelmediği gibi, 'estetik faciası' olarak da lanse edilemez). bir anne, sürekli yanyana yaşadığı çocuğunun değişmesinin farkına varabilir mi? ama onu çocuk ya da gençken görüp, sonra aileden ayrılıp mısır'a yerleşen amcası 30 sene sonra geldiğinde ''amma değişmişsin lan sen, estetik mi yaptırdın.'' demesi gibi; insanlarda fotoğraf karşılaştırarak hemen bir çıkarıma varmaya kalkışıyor. dikkat edin hiç estetik olmadı demiyorum, ama medyanın da gazıyla çok fazla abartılıyor diyorum.

    bir de spesifik bir takım yanılgılar var bu konuyla ilgili:

    - > burnu düşüyor, düştükçe geri takıyor.

    bir insanın burnu düşebilir mi, hadi düştü diyelim, sanki kol saati misali geri yerine takılabilir mi? ilginç sorular bunlar... şimdiye kadar hiç bir burun düşme vakasına denk gelmedim, ne gerçek hayatta gördüm, ne internette okudum. hani olmuştur belki, cahilliğimizi hemen belli etmeyelim. ama bildiğim bir şey varsa michael jackson'ın şimdiye kadar hiç burnunun düşmediği ve düşmediği için de doğal olarak geri yerine takılmadığıdır. bazıları ise ''düşen burnunu çöpe atmış, protez burun yaptırmış'' gibi abuklamalar içine bile girdiler. michael jackson'ın burnu has kendi burnudur. internette küçük bir araştırma yaptım acaba burnu nerde düşmüş diye, allah sizi inandırsın, en az 15 yer falan gördüm. tabii bu, olayın dedikodu olduğunu ispatlamaz ama o olasılığı manyak yükseltir. belki michael'ın burnu sürekli, her allah'ın günü, her allah'ın yerinde düşüyordur. işin garip yanı şimdiye kadar canlı yayında hiç düşmemiş olması. öyle ya, elimizde sağlam kanıt olurdu bir video olsa, ama yok maalesef. jackson'ın kendisi de bunu reddettiğine göre bu dedikodunun nereden çıktığını, ilk kimin yumurtladığını gerçekten merak ediyorum.

    http://www.snopes.com/music/artists/jackson2.asp

    http://www.celebritypuke.com/…michael_jackson56.jpg ( bakın belki bu fotoğraf da gerçektir, sadece burun değil, göz, kulak, ağız ne varsa hepsi takmadır. hepsi düşüyordur, sonra michael alıp geri takıyordur. ne güzel değil mi, pek güzel )

    - > yüzünü o kadar kötü hale getirdi ki artık konuşurken acı çekiyor.

    adam 2001 yılında madison square garden'ı inletti. onu bırak invincible albümü çıktı. bir insan nasıl acı çekerek şarkı söylemeye kalkar. mazoşist mi bu? 2003'te ''living with mj'' röportajı yapıldı. japonya'da konuşma yaptı, londra'lara gitti, world music awards 2006'da şarkı söyledi canlı olarak. yani bunun kadar büyük bir yalan yoktur herhalde.

    - > estetik ameliyatlardan dolayı derisi çok inceldiği için güneş gözlüğü takıyor, şemsiyesiz çıkmıyor.

    yüzünde birkaç ameliyat geçirmiştir altı üstü. derisinin inceldiği falan yoktur. şemsiye takmasının sebebi vitiligo hastalığından dolayıdır. bu hastalıkta derinin kalınlığı azalır mı bilmemekle beraber, bunun bir tehlike arzetmeyecek kadar küçük olduğu ve şemsiyeyle güneş gözlüğün bununla hiçbir alakaları bulunmadığına eminim efendim.

    - > dr. werner mang ititraf etti. bir dünya estetik yaptırmış, bir kadına dönüşmek istiyor, erkekliğinden utanıyor.

    http://webarsiv.hurriyet.com.tr/…4/08/24/511060.asp özü buradan gelen bir yanılgı bu. şimdi de şu link'e bakın: http://www.contactmusic.com/…denies working on nose

    dr. stephen hoefflin michael'ın doktorluğunu yapmıştı çok uzun yıllar önce. yazıda da okuyacağınız gibi mang'le hiç çalışmadığını, ondan hiçbir zaman danışmanlık talep etmediğini, onun bahsettiği gibi michael'a uzun yıllar boyunca estetik yaptırmadığını söylüyor. ayrıca jackson'ı bir daha ameliyat olmaması yolunda uyardığını, sonra olup olmadığını ise birinci el bir kaynaktan(burada bahsettiği sağlam kaynak, tabloid basını değil) öğrenemediğini söylemiş. kişisel tahminim, hoefflin'den bu yana michael'ın estetik ameliyat olmadığı yönünde. yani sanıldığı gibi 90'lar ve 2000'li yıllarda bıçak altına yatmadı.
  • yanılgı - michael jackson çocuğunu camdan aşağı sarkıtmıştır. onu neredeyse öldürecekti. iyice kafayı sıyırdı.

    gerçek - yine sık yapılan bir yanılgı. olayın aslı ise şöyle: michael jackson almanya'da bir evde çocuğuyla birlikte. dışarıda devasa bir basın ordumuz var her zamanki gibi. ve sürekli bir baskı, uğultu, bağrışmalar, ''maykııııııllll'' diye hayranların bağırması falan filan... galiba tüm bunlardan michael bir anlık bir gaza geliyor ve çocuğunu dışarıdaki insanlara gösteriyor. parmaklıkların önüne geçiriyor ve insanlar mj'nin o cocuğunu ilk defa görüyorlar bu sayede. orada bulunan bir insan için çok normal, hatta mj kendisi ve çocuğunu gösterdiği için heyecanlı bir olay, asla delilik değil. açın youtube'dan izleyin. sadece 3 saniye. evet yanlış duymadınız 3 saniyecik. sonra da hemen içeri alıyor zaten çocuğu. ama çeşitli açılardan o kadar fazla görüntü alındı ki; bu 3 saniye, televizyonda sanki yarım saatmiş gibi gösterildi. sanki michael yarım saat boyunca çocuğu aşağı sarkıtmış, vay efendim sallayıp durmuş, öldürüyormuş çocuğunu, bir yığın salak saçma laf. o 3 saniyede bile çocuğu ne kadar sıkı tuttuğunu görebilirsiniz, ki sanıyorum hemen ertesi gün de açıklama yapıyor, hata yaptım, böyle bir şey yapmamalıydım diye, herkesten de özür diliyor. bir röportajda da buna değiniyor, "çocuğumu görmek istediler, gösterdim, bunu anlamıyorum" diye üzüntüsünü dile getiriyor. yaptığı, hata dahi olsa da(aslında bana kalırsa hata bile yok ama yine de medyanın bunu pompalayacağını tahmin etmeliydi, ne de olsa çok göz önünde ve her hareketi büyütülüp, türlü türlü anlaşılıyor. daha düşünerek hareket edebilirdi.) asla kötü niyetli bir davranış değil. bir de diyorlar ki akli dengesini kaybetti. ulan kimbilir kaç tane baba çocuğunu 1 metre havaya atıp geri tutmuştur, inanın 100 kat daha tehlikeli bir davranış. michael jackson'ı birazcık tanıyan biri bu iddianın ne kadar absürd olduğunu anlar. her şeyden önce adamın kendi çocuğu ya, babanız sizi ne kadar çok seviyorsa o da çocuğunu o kadar seviyor. ama yooook, iyi manşet olur bundan: ''michael kafayı sıyırdı, az daha katil oluyordu.'' kim gerçeği söyler ki... ben de ertuğrul özkök olsam ben de atarım böyle manşet; maksat spekülasyon, maksat sansasyon, maksat okuyucu çekmek, maksat ibnelik...
  • yanılgı - parmaklarını kemiriyormuş, akıl hastası o... ya da belki parmaklarından da estetik olmuştur. o parmak bantlarını takmasının sebebi bu...

    gerçek - pek dikkate alınacak bir şey olmadığı açık ama yine de bu örneği verdim çünkü, bir insan hakkında ortaya atılan iddiaların kafada genel bir imaj oluşturduğunu ve diğer iddialarında bu imaj çerçevesinde değerlendirildiğini biliyorum. bu nedenle yarın bir gün ben çıkıp, ''estetik ameliyatlardan kafasının sıcak tutulması lazımmış, ondan dolayı sürekli fötr şapka takıyor, o fötr şapkanın içinde elektronik bir aygıt var ısıtmak için. şimdi şapka takmıyor, onun yerine peruk takıyor. hep sıcak tutmak için.'' diye bir iddia dile getirsem, ya da ben değil hürriyet gazetesinin arka sayfası dile getirse, hiç kimsenin aklına ''estetik ameliyat- kafanın sıcak tutulması- fötr şapka'' neden-sonuç ilişkisini sorgulamak gelmez. çünkü kafada bir michael jackson portresi yarattık, ve bu da o portreye uyuyor. o zaman hemen inanılıveriliyor.

    michael jackson parmaklarını falan kemirmemiştir. o bantlar sadece michael'ın imajını tamamlayan aksesuarlardır. tıpkı fötr şapka gibi, tıpkı rugan ayakkabılar gibi, tıpkı beyaz çoraplar gibi, tıpkı billie jean eldiveni gibi... takılmasında başka bir amaç yok.
  • yanılgı - michael jackson müslüman oldu, çarşafa falan girdi, camii bilem yaptıracak.

    gerçek - michael'ın kendini amerika'da rahatta hissedememesi sebebiyle, bahrain'e yerleştikten sonra, hele hele çarşaflı fotoğrafları da yayınlandığı için giderek taraftar toplayan bir yanılgı bu da. michael'ın sözcüsü raymone bain bu haberleri yalanlamaktan bıktı ama insanlar ''michael imana geldi.'' demekten bıkmadı. michael jackson müslüman falan değildir. orada çarşafa girmesinin sebebi, tanınmamak içindi(ya da başka bir sebep, bu kimi ilgilendirir). ayrıca kendisini bahrain'de rahat hissediyor adam, orada kalıyor(şu an değil tabii). bu kadar... yani cumalara falan gidiyor değil. bir kardeşi mülüman oldu, sanıyorum kendisine de bu yönde bir teklif yapmış. ama şu anda michael müslüman değildir. ha ileride olur, sözcüsü açıklar, beraber teravihe gideriz orası ayrı. ama şu anda böyle bir şey yok. bundan dolayı, bu haber de asparagaslar köşemizde kendine bir yer beğeniyor.
  • yanılgı - michael jackson bir zamanlar harika bir şarkıcıydı ama bitti artık, zaten invincible da tam bir fiyaskoydu. kral öldü bitti artık.

    gerçek - michael jackson hala king of pop... bu yanılgının sebebi, michael'ın 80'ler ve 90'larda bütün dünyayı inleten muhteşem bir megastar olmasına rağmen, o muhteşemliğinin şu an geçerli olmayışı. şimdi ismini duyduğumuz zaman aklımıza müziği, dansları, video klipleri, konserleri falan gelmiyorsa, bu yukarıdaki belirttiğim yanılgılardan ileri gelir. değilse o hala mükemmel bir sanatçıdır. daha 4-5 sene önce 60 milyonlarda gezen thriller albümü şu an 104 milyonu aştı ve guinness'in bir daha kırılamayacak rekorlar listesinde kendine yer beğendi. bu yeni albümleri için de geçerlidir. invincible albümü 10 milyondan fazla satmıştır. fiyasko olarak görülmesini anlayamıyorum. belki de daha önceki albümlerinin en az 20- 30 milyon satmasından ileri geliyor olabilir. ama şu anda hangi sanatçının albümü 10 milyona ulaşır allasen. bütün amerikan müzik adamları, o yılın en iyi albümü olarak onu gösterdiler. o sene sony'nin başındaki tommy mottola'nın ibnelikleri yüzünden sony, albüm promosyonunu durdurdu. albümden sadece you rock my world'e klip çekildi ve tv'lerde oynatıldı. sırf bu şarkı bile(klipte de marlon brando oynamıştı. hey gidi bee) ne kadar süre gündemde kaldı. bir de cry isimli şarkıya klip çekildi ama mj yoktu içinde. whatever happens ve butterflies şarkıları ise amerikan radyolarında uzun süre en çok istenenler arasında yer aldı. sadece bu kadar... üstelik o albümde 2000 watts, unbreakable, the lost children, speechless (bu şarkıya çok yazık oldu ya)gibi muhteşem şarkılar vardı. dünyanın her tarafında michael jackson hayranları sony aleyhine gösteriler yaptı, hatta bunların bir kaçına michael bile katılmıştır. eğer invincible'ın reklamına gereken ağırlık verilseydi, bakalım o zaman da fiyasko olarak nitelenebiliyor muydu? albümü hiç dinlemeyip medyaya göre yorum yapan insanlar bile çıkıp ''ya albüm tam bir fiyasko yaa, kral'a yakışmadı.'' gibi laflar ediyorlar. gel de sinir olma...

    bu senenin sonlarına doğru yeni albümü çıkıyor. ne sony'nin salaklıkları, ne taciz davaları hiçbir şey yok. adamın kafası rahat. eğer siz ''kral öldü'' diye bu albüme sırt çevirirseniz çok şey kaybedersiniz ekleyeyim. büyük ihtimalle yine satış rekorları kıracak, hitleri listeleri alt üst edecek. artık 50'sine yaklaşmış olmasından mütevellit belki dans etmeyecek ya da dünya turu düzenlemeyecek ama en azından müzisyen yönünü bütün dünyaya bir kez daha hatırlatacaktır eminim.
  • yanılgı - michael jackson bir ucubedir.

    gerçek - aslında yoruma açık olduğu için yanılgı gözüyle bakmak yanlış olabilir. ama söylemek istediğim bir kaç şey var.

    michael jackson çok zeki bir insan değil, çok yakışıklı da değil. ama çok aptal ya da çok çirkin de değil. sizin benim gibi biri o, ama biraz daha çocuk ruhlu. belki de yaratıcılığını ve sanatçılığını da oradan almıştır bilemiyorum. onun işi sanat ve işinde de çok başarılı. zira bu kadar başarılı olmasa bu kadar ünlü olamaz, bu kadar bilinemezdi değil mi? hiç kimse, yüzüne estetik ameliyat yaptırdı, çocuğunu aşağı sarkıttı ya da siyahken beyaz oldu diye bu kadar ünlü olamaz. şimdi, kısmen kendi hatasıyla, kısmen de zamanında oluşan ufak kartoplarını tabloid basının çığ haline getirmesi sonucu kafamızda öyle bir michael jackson imajı oluştu ki, onun gerçek kimliğini, mesleğini unutup neler konuşmaya başladık. ne yazık ki bu konuşulanlar da doğru değil, anlattım yukarıda. bu bizim kafamızdaki imaj o kadar berbat bir hale geldi ki, artık buna istediğimizi ekleyebiliyoruz. canımızın istediği gibi o imajla dalga geçiyoruz, ucube diyoruz, android diyoruz, akli dengesi yitirmiş acınacak zavallı diyoruz. hatta amerika'da bir anket yaptılar ve mj bush'u bile geride bırakarak ''en salak amerikalı'' seçildi. o insanlara sorsan niye mj diye, söyleyecekleri şey şu yukarıda saydığım yanılgılar olacak, belki bir iki şey daha eklerler.

    michael jackson acınacak halde falan değil. şu anda dünya çapında milyonlarca hayrana sahip. ''o eskidendi'' falan değil hala öyle. yüzü de kötü değil. örneğin ben hiç çirkin bulmam, belki de onu çok iyi tanıdığım içindir, çok tatlı ve sempatik bulurum. hala suratına baktığımda thriller klibindeki adamı görürüm. gülümseyişi çok sıcak gelir ve bence o gülümseyiş hayatı boyunca değişmemiştir. nesi acınacak halde onu da bir türlü anlayamadım. dünyanın en çok satan, en çok tanınan, en fazla hayranı olan insanlardan biri o. sanıldığı gibi parası bitiyor, batıyor falan da değil. sırf borçlarını ödeyemediğinden dolayı ''neverland''ı satıyor haberleri de sadece söylenti. ha olur ya belki bir gün satar, ama bunun sebebi parası bittiğinden olmayacak inanın. kendisine ait bir müzik şirketi de var ve bir çok şarkıcının(bunların arasında ''the beatles'' da var) şarkılarının telif hakkı kendisinde(şu yazdığım entry'nin bile telif hakkı kendisinde, koçum bee). ne salak sıfatını hak ettiğini düşünüyorum ne ucube sıfatını. ama insanlar öyle şartlandırılmış ki, yukarıdaki yanılgılara yazdıklarımı kabul etseler bile, genel olarak mj'nin imajı kafalarda değişmeyecek. bu çocuk ruhlu mükemmel sanatçıyı masum olduğu konulardan teker teker itham etmeye devam edilecek. sonra da ona hiç hak etmediği şekilde ucube, salak, acınacak yaratık, insan olduğundan şüphelenmeye başladığım android gibi türlü türlü yakıştırmalar getireceğiz.

    bir insanın müziğinden, danslarından, tipinden, aurasından cartından curtundan hoşlanmayabilirsiniz. ulan en basit tabiriyle bir gerekçe bile göstermeden sevmeyebilirsiniz. bunu da açık açık dile getirme hakkınız var. ama hala devekuşu misali kafanızı kuma gömüp bir bir açıklamaya çalıştığım yanılgıları yapmayın. bu yanılgılardan yola çıkıp ona türlü türlü etiketler yapıştırmayın. bu insan onların hiçbirini hak etmiyor çünkü tanıyorum kendisini, biliyorum. en azından hürriyet gazetesinin arka sayfasından daha iyi tanıyorum. eğer sizinde ilginizi çekerse, açın youtube'dan röportajlarını izleyin, hayatı ve çocuklarıyla ilgili belgeselleri izleyin. karşınızdakinin bir insan olduğunu görün, suratı size daha tahammül edilebilir gelsin, hafif sempati duymaya başlayın. 1993'teki superbowl performansında, ya da başka bir konserde heal the world şarkısını dinleyin ve görüntüleri izleyin. ''bu mu çocuklara taciz etmiş be'' deyin ve şu içi boş nefretinizi çöpe atın.

    ama yok , ''beni ilgilendirmiyor gardaş'' diyorsanız, o zaman hala salak saçma bilgilerinizle arkasından atıp tutmayın, ''ucube'' lafını da başkası için kullanın, hatta mümkünse hiç kullanmayın.
  • (bkz: hakkında bu kadar çok endişelenince öldü sandım)

    edit: moonwalk yapmış, yapmaya çalışmış, en azından denemiş olan her çocuk, müzikle güçlü bağlar kurarak büyüdü... farkında olsalar da olmasalar da, kabul etseler de etmeseler de...
    şaka gerçek oldu, üzgünüm...
  • yanılgı- bugüne kadar michael jackson'la ilgili bildiğimiz ne kadar kötü şey varsa, hepsi onu sömürmeye çalışan çıkarcı insanlar, kana ve skandala susamış pararazziler, acımasız medya ve kontrolden çıkmış internet yüzündendir. gerçekte michael, sütten çıkmış ak kaşığın ta kendisidir.

    gerçek- ortada hakikaten bir çocuk tacizcisi, bir günahkar, renginden bile nefret eden sapık ruhlu bir adam yoksa eğer, ki bana göre de michael'ın ruhu bu kadar karanlık değil, kocaman bir trajedi, şöhretin acımasız ve korkunç bedeli var;
    dünyanın acımasızlıklarına, hele başarılı ve ünlü oldukça, para kazandıkça üzerinen çullanan kötülüğe karşı koymayı başaramamış, ciddi kişilik bozuklukları olan, naif, fazlasıyla çocuk ruhlu ve kovalandıkça kaçan, kaçtıkça da hata yapan biri var.