şükela:  tümü | bugün
  • heinrich von kleist'ın novellası. meb klasikleri'nde bulunur. michael kohlhaas, bölük pörçük alaman diyarlarında derebeylik rejimlerinin türlü türlü bürokratik teferruatına ve şahsi kaprislerine dayanamadığından "nerde lan hukuk" diye feryad eder, isyan eder.
  • the jack bull isimli western filmi bu kitaptan esinlenerek çekilmiştir.
  • soz konusu oykunun icinde martin luther’in de belirgin bir rolu vardir. ibret-i alem bu adalet oykusunun “protestan ahlakinin” da dolayli bir
    anlatimi oldugunu dusunuyorum, henuz arastirmadim. son derece ustaca dilimize kazandilirilmistir.
  • heinrich von kleist'ın aynı adlı romanının kahramanı. at üreticisi olan michael kohlhaas, bir oyuna gelerek, satmak üzere kente götürdüğü atlarından olur. bunun üzerine, yönetime başkaldırarak, küçük ordusuyla etrafı yakıp yıkar. yakalanarak idama mahkum edilir. son arzusu hakkının geri verilmesidir. kaybettiği atların bedeli ödenir ve asılır.
  • cümlelerin yarım sayfa, paragrafların 6-7 sayfa sürdüğü kitap. tercüman çeviriyi yapana kadar ruhunu teslim etmiş olmalıdır.
  • kafka'nın, "ne zaman aklıma gelse gözyaşlarıma hakim olamıyorum" dediği, feodal dönemdeki bir haksızlığa karşı mücadelenin anlatıldığı, soluk soluğa okunabilecek heyecanlı bir anlatıma sahip novella.
  • ece ayhan'ın son derece sevdiği kitaptır. acaba kohlhaas nasıl yazılır" diye sorar arada işittiği!
  • adaleti arayan bir kahramanın anlatılmaya çalışıldığı, olayın bütün taraflarına kendince adil bir son biçmiş, okurken mahkeme salonundaymış hissi uyandıran (bkz: heinrich von kleist) kitabı.
  • başrolünü (yani michael kohlhaas'ı), bu sezon hannibal lecter rolünde harikalar yarattığına tanık olduğumuz aktör mads mikkelsen'in oynadığı, aynı isimli 2013 yapımlı filmdir.
  • tipik fransız sineması zihniyetinin kurbanı olan film, doğru düzgün bir hikâye anlatmak yerine (bütçen düşükse böyle bir konu anlatmaya niye girişiyorsun amk) yine yeniden yapay diyaloglara, bakışmalara ve manasız, bitmek bilmez planlara (nasılsa seyirci yorumlar tabii) maruz kaldığınız film. mads mikkelsen'in oscarlık performansı da olmasa (o son sahne var ya o son sahne) elde var sıfır. 1500'lerde geçen bir filmde, ne sikime uygun bir renk filtresi ya da dekor kullanmazsın ki, müsamere gibiydi resmen.