şükela:  tümü | bugün
  • muhtemelen yaşayacağı/yaşadığı durum 1996 senesinde babamın yaşadığı durum gibi olan/olacak olan pilot.

    sonrasında başka bir rahatsızlıktan vefat eden babam o yıl geçirdiği trafik kazasında başına ağır darbeler almış, uzun süre bitkisel hayatta kalmış ve tüm hafızasını yitirmişti. bir süre hastanede takip edildikten sonra schumi gibi o da eve getirildi. bu iyileştiği anlamına gelmiyor tabii, evden de takip edilebileceği anlamına geliyor. rahmetli babam kendine geldiğinde hiçbirimizi tanımıyor, konuşmayı bilmiyor, yürüyemiyor ve oturamıyordu. yeni doğmuş bir bebek gibi yeniden büyütmüştük onu. sonra yavaş yavaş hafızası kendine gelmeye başladı. önce çocukluğunu ve köyünü hatırladı. sonra küçük kardeşimi büyük abimin küçüklüğü sandı, sonra sonra sonra derken büyük ilerleme kaydetti vefatına kadar geçen 15 yılda. muhtemelen büyük oranda kendine geldiğinde de geçmişi ve bugünü arasındaki farkları da gördü ve sıkıntılı süreçler yaşadı. bizimle pek paylaşmadı bu sıkıntılarını ama yüzünden okunabiliyordu.
    hasılı kelam, schumi ve ailesini de böyle zor bir süreç bekliyor gibi. ağır ilaç tedavileri, zor ev içi hastalık halleri.

    allah herkesin hastasına sağlık yakınına sabır versin ne diyeyim..
  • burdan kendisine d.günü hediyesi yolladığım adam.
  • kendisi hakkında dalga geçmek için "rip" yazan orospu çocuklarının götüne büyük britanya girsin.
  • ak 47 mermisiyle headshot yiyen adamı evlendirip, schumacher'i ayağa kaldıramayan tıbbın, geldiği son noktayı zikeyim affedersin. kötülere harbiden bi şey olmuyor lan.
  • yoğun bakım ünitesine yapay yağmur yağdırılırsa bu virajı başarı ile dönecek olan adamdır.
    hadi be abi.
  • 2004 de tsunami felaketi için 10 milyon dolar bağış yapmıştı kendisi , bu haliyle çoğu ülkenin toplamından fazla bağış yapmıştı,

    şu aramızdaki "ölsün yeaa " filan diyen malaklar var ya, keşke siz geberip gitseniz o yaşasa, dünya için çok daha faydalı olur
  • ferrari'sini satan bilgedir.
  • " hic bir zaman kendi limitlerime ulasamadim. beni daha hizli olmaktan alikoyan hep aracin limitleri olmustur. kendi limitlerim degil."

    michael schumacher
  • "33 yaşındayım ve istanbul'u ilk defa ziyaret ettiğim için kendimden utandım."

    michael schumacher - 22 nisan 2002 istanbul
  • çocukluğum, ergenliğim seninle geçti. kahramandın, şampiyondun.

    95'de cine5'de izlemeye başladım. kim nedir, necidir bilmiyordum. 96'da takım değiştirmiş, kırmızı olmuştun. izledikçe hastası oldum kırmızının.

    97'de son yarışta jacques villeneuvee çarptığında sinirlendim sana. ne gereği vardı, ihtiyacımız mı vardı buna?

    98 belçika'da start sonrası o efsane virajda arabaların yarısı birbirine girdiğinde kırmızı'yı gördüm, elime başıma koydum inşallah sen değilsindir diye. sonra baktım ki sen dördüncü kalktığın start'ta pole'de olan hakkinen'in ensesine yapışmışsın bile.
    olaylı yarış devam ederken coulthard bilerek yavaşlayıp kendine çarptırmıştı. pit alanında üzerine yürüdün, pitte olsam ben de kavgaya girerdim be. haksızlığa, ibneliğe tahammül yoktu.

    iyiden iyiye hayranın, destekçin olmuş, tifosilik olaylarına girmiştim. autoshow gibi dandik otomobil dergileri bir sayfa formula-1 haberi verecek de, orada senin arabanın resmi olacak da, ben de onu kesip odamın duvarına yapıştırıcam. olsundu. bisiklete binip dükkan dükkan gezerdim otomobil dergisi almak için. f-1 racing mi vardı sanki o zaman.
    hafta sonu sabahları ntv'de olips motorspor, yedi gün spor az biraz haber, görüntü falan yayınlayacak da olaylardan haberimiz olacak.

    yarış günleri start'tan yarım saat önce tv karşına kurulurdum. görüntüler, haberler vs izlemek için. sanki derbi maçı öncesi. yarış başlardı, baktık araba kötü yağmur duasına çıkasımız gelirdi be rain master... kuru hava ve düz yolda yardırıp gitmek pilotluk değildi ki.

    avustralya ve japonya gibi saat farkı olan memleketlerdeki yarışları kaçırmamak için gecenin dördünde uyanıp televizyonu açtığımda "ne işin var oğlum bu saatte ayakta" diye anamdan azar işitmek bile engellemedi o yarışları izlememi. hoş, sezon açılışı avustralya'da da doğru dürüst kazanamazdık. sezon başında bizim arabamız bok gibi olurdu. illa avrupa'ya dönmemiz gerekirdi. sonra kapat kapatabilirsen puan farkını. eh be schumi...

    amına kodumun dersanesi hep öğleden sonra olurdu. lan niye sabah değil? niye kaçırmak zorundayım yarışları ki? eve geldiğimde kimse yarış izlemez, nereden alıcam ben haberleri? walkman radyosunu açıp gayri ihtiyari denk geldiğim bir kanaldaki spor haberlerinde "italya monza'yı michale schumacher kazandı"
    lafını duyunca oynamaya kalkıyordum az daha. kendi evimizde, mabedde yarış kazanmak ve bunu izleyememek :/ lanet gelsin dersanesine de, anadolu lisesi sınavına da. ama en güzeli kanada idi. hem ne güzel akşam yarışıydı, hem pist bize uygundu. favoriydik hep.

    99 silverstone'da dümdüz girdin o viraja. "oha lan dümdüz girer mi bu, amına kodumun arabası kesin bozuk" diye ayaklara kalktım. ayağın kırılmıştı. o sezon kayıp sezondu. eddie irvine kazansa ne, kazanmasa ne. ama yine de sevinirdik kazanınca. sezon sonu son iki yarış için döndüğünde irvine'a yardım edecektin. yıllar sonra ilk kez yapılan malezya'da duble yaptık, dönüşünde muhteşem olmuştu. sen ikinciydin ama irvine'ın şampiyonluk durumu olmasa sen bırakır mıydın hiç? o sene de hakkinen götürdü. umutlar seneyeydi.

    yeni millenium, 2000'li yılların başı... 96'da bir orta sıra takımı halinde olan ferrari; senin pilotluğun, jean todt ve ross brawn'ın taktik ve teknik dehaları sayesinde efsane takım olmak için 4 sene beklemek zorundaydı. ilk defa şampiyonluk gördüm 2000 yılında. evde bulunan kırmızı ferrari plaj havlusunu alıp bayrak gibi dalgalandırarak bir arkadaşla beraber bisikletle şampiyonluk turuna çıkmıştım amk. denizli'de "ne yapıyor bu mal" bakışlarını görmezden gelip.

    bundan sonrası bizimdi. tarih yazılıyordu, ben de izliyordum. bazen eskisi gibi mücadele etmeden kazandığında biraz değişik olmuyordu değil. alışmamıştık belki, o yüzden.
    sonra sen emekli oldun. formula - 1 bitti benim için. bir daha da doğru dürüst izlemedim.

    dedim ya seninle büyüdüm ben. bir hagi vardı, bir de sen. ne güzel de bir insandın. dünyanın bir yerinde felaket olur, schumacher bir sürü devletin yaptığından daha fala yardımı yollar. gösterişi sevmez. hakkinen'in eşi hanımefendi her yarış padok'da arzı-ı endam eder ama bizim corinna yengemiz hiç görünmezdi. evinin kadını, çocuklarının anasıydı en klasiğinden.

    kaza haberinin ciddi olduğunu bu sabah öğrendim. tüylerim diken diken oldu, geçmişi hatırladım. ofiste sikerim işini gücünü deyip yazdım da yazdım. 2013'ün amk, sana bir şey olmasın şampiyon. sen sondan gelip çok yarış kazandın, bunu da kazan. azrail'i de sollarsın be.

    pistin temiz tarafı, efsane şampiyon, rain master!