şükela:  tümü | bugün
  • japon asilli fizikçi. kara delikler ve evrenin genislemesinin ivme kazanmasi, paralel evrenlerin varligi üzerine arastirmalari bulunan bir adam. efendim., evrenimizin sonu gelmekteymis, evren hesaplamalardan hizli genislemekteymis. öte yandan paralel evrenler de bize göz kirpiyormus. onlarin varligini tipki h.g. wells'in görünmez adami gibi dördüncü boyuttaki gölgelerini seçmek mümkünmüs. zaten paralel evrenler siyamli ikizler gibi simetrik olarak evrende (bizimki degil tabii, daha kapsamli bir evren) yer alirmis. tipki alice'in aynanin ardina geçince buldugu dünya gibi. o yüzden hayatta kalmak, tüm kültürel birikimimizi korumak istiyorsak, gelismeli, daha çok gelismeli ve tüm enerjimizi uzay ve yildizlarin kesfine odaklamaliymisiz. üstelik, enerji tüketimlerine göre uygarliklari siniflayacak olursak (ilk asama dogayi, son asama yildizlari ve evrim sürecini kontrol etmeyi hedefliyor) daha 1 bile degilmisiz. üstelik bizi tarih öncesine döndürmeyi amaçlayan ahmaklar varmis (çevreciler). yani 1 degilken -1 olmamizi isteyenler varmis ve kaku bu yüzden geceleri uyuyamiyormus. çünkü önümüzdeki 100 yil içinde 1. tip uygarliga geçmemiz gerekiyormus. altyapi da kurulmus, internetle gezegen içi iletisim agi olusmus, ingilizce gezegen içi bir dil olmus ve globalizasyonla dinamik bir ekonomik yapi saglanmis. simdi yapilmasi gereken, daha hayat dolu paralel evrenlere göç etmemizi saglayacak (bu paralel evrenlerin hayat dolu oldugunu nasil bildigini açiklamiyor) bilimsel gelismeleri hizla ve her ne pahasina olursa olsun (joker) gerçeklestirmekmis.

    ayrica bu felsefe, insani tanriya daha çok yaklastirdigi için felsefe-bilim kopuklugunu da ortadan kaldirmakta degil miymis?

    komik olan insanin kültürel birikiminin evrenin son bulmasindan dolayi yokolusundan endise duymakta olan birinin, kendi kisisel tarihinde bunu yok etmeye bu kadar tesne olusu.
  • fizikçi olmayanlara fiziği açıklama üstadı.
  • fiziği itibariyle japon, kimyası itibariyle amerikan değerli bir bilim insanı.

    parçası olduğumuz evrenin tek ve biricik olmadığını, evrenlerin birbirine koridorlar ile bağlandığını söyler. sonu gelen bir evrenin bir bebek evren doğurduğunu ekleyerek durumu sabun köpükleri gibi imgeler, sonuç olarak "universe" yerine "multiverse" kavramını koyar. bunu yaparak iki şeyi başarır;

    1) ingilizce "universe" kelimesinin "mevcut olan herşeyi içeren" olan anlamını ortadan kaldırır, "universe" artık herşey değil daha büyük birşeyin parçasıdır.
    2) amerika'da gittiği kilisede öğrendiği genesis (birden yaradılış) kavramı ile japon ebeveynlerinden öğrendiği nirvana (sonsuzdan beri var olma) kavramlarını bu teori ile birleştirir, (evrenlerin evren doğurmasını sonsuzdan beri birden yaradılışlar olarak tanımlayarak) japon-amerikan / hıristiyan - budist kültürler buluşmasını gerçekleştirir.

    tükettiği oksijeni hakeden bir insan evladıdır.
  • kendisi bilumum belgesel kanalının kadrolu fizikçisidir. ortamda ne kadar fizik ve astronomi programı varsa mutlak bir bölümünde çıkar. akıcı, anlaşılır ve duru bir dil kullanıp en içinden çıkılmaz problemleri, teorileri ve denklemleri biz sıradan zihinlere sahip insanların anlayabileceği hale getirebilmesi en önemli özelliklerinden biridir.

    bir programda paralel evrenlerden bahseder, ötekinde einstein ve genel görelilik teorisini anlatır, bir başkasında her şeyi içeren teoriden (theory of everything) bahseder, öbüründe uzay zaman sürekliliğini anlatır, yeri gelir quantum fiziğinden bahseder, newton programına çıkıp newton fiziği anlatır, daha da hızını alamayıp rollercoasterlar ile ilgili programa çıkıp raylı sistemlerin dayandığı fizik kurallarından bahseder, star trek belgeselinde dizideki teknolojilerin teknik açıklamasını yapar, hawking'in teorilerini inceleyen programa çıkıp big bang teorisinden bahseder, karadelikleri anlatır, uzay yolculuklarını inceleyen programa çıkar teorik olarak kullanılabilecek teknikleri veya da eğer bir gün dünya dışı yaratıklar gelirse onların nasıl bir teknolojiye sahip olacaklarını vs anlatır...

    yeter ki ortada (teorik) fizik ve astronomiyi ilgilendiren bir konu olsun. michio abimizin bir katkısı olmadan o programlar çekilemez, bir nevi fizik belgeseli kamberidir kendisi, onsuz fizik/astronomi belgeseli olmaz, olamaz. belgesel dünyasının yıldızıdır.
  • bir ozelligi de henuz 16 yasindayken evinin garajinda parcacik hizlandirici insa etmis olmasidir.
  • sadece kuramsal fizik ve astronomi değil içinde teknoloji ve bilimin bulunduğu herşeyle haşır neşir olan güleç bi amcamızdır. biyoteknolojinin geleceğine dair yazdığı doyurucu, bir o kadar da uzun makalesi için;

    http://www.physicspost.com/…icles.php?articleid=197
  • hayatını zamanı mekanı analiz etmeye adamış, adamım kişi. eninde sonunda bulacak zaman makinasını, kafasına koymuş adam.
  • daha çocukken evinin garajında yaptığı aşkın bir deney sayesinde harvard üniversitesine kabul edilen fizikçi. uzaylıların tip 1,2 ve 3 olarak evrende dağıldığını, bu tiplerin gelişmişlik seviyesine göre arttığını, bizimse henüz tip 0 olduğumuzu söyler. "dünyadaki bütün kaynaklara ve fiziksel olaylara tam olarak hakim hale geldiğimizde tip 1 oluyoruz, sonra güneş sistemine açılıp güneşin enerjisini tüketene kadar geçen sürede tip 2 oluyoruz, güneş bitip samanyolundaki diğer yıldızlara dadandığımızda ise tip 3 oluyoruz. 2 ve 3 nolu tipler bizim gibi henüz gelişmemiş tipleri pek iplemedeikleri için, tip 0 ve 1 ler de henüz gerekli teknolojiye sahip olmadıkları için bizimle iletişim kurmuyorlar" şeklinde ilginç tezleri vardır.