şükela:  tümü | bugün soru sor
  • saç kaynağında gelinen son teknoloji. ben buna mucizenin teknoloji hali diyorum. fakat bunu saçınıza uygulayan kişinin marifeti de önemli.
    varın gelin size bununla ilgili uzun araştırma sürecimi, tereddütlerimi ve sonucunda şu an için 2 günlük olan tecrübemi anlatayım.*

    saçlarım ince telli. neredeyse “bebek saçı” diye nitelendirilecek kadar ince. ince telli saçta gür gözükme gibi bir durum hayaldir. çünkü saç gür olsa bile bunu ancak saçlarınızı köpürte köpürte yıkadıktan 1, 1 buçuk saat kadar hissedersiniz. ötesi ya elektriklenme ya sönme ve kaçınılmaz son, yağlanma.
    bu yüzden o reklamlarda, filmlerde gördüğümüz, kitaplarda, beyitlerde tasvir edilen upuzun, hare hare parlayıp uçuşan saçlar benim de hayalim oldu. fakat biraz büyüyüp bilinçlendikten sonra bunun mümkün olmadığını kabullendim ve yoluma devam ettim. hayatım boyunca doğallıktan yana olmak beni kendime hep daha iyi hissettirdi. yapay gözüken şeylerden biri de birçok kişide canlı ve kötü örneklerini gördüğüm saç kaynağıydı. bu kadar yapay gözükecekse kullanmanın ne manası vardı? kaynaktan kastım, birçoğumuzun bildiği boncuk kaynak. belki kalın ve sık telli saçları olanlar için neyse de, ince telli bir saçta o boncuk kaynaklar akıl kârı değil.

    hiçbir zaman kaynak yaptırmayı düşünmüyor ve allah’tan, var ise, beni cennetine aldığı vakit dileyeceğim tek şey baş döndüren dolgun saçlardı. gel zaman git zaman geçen yaz çarşıda pazarda gezerken özel bir günüm için saçımın rengine yakın örgü taç almak için bir mağazaya girdim. bu micro kaynak denilen mereti orada öğrendim. mağaza, peruk, saçtan tokalar, taçlar, postiş, çıt çıt, at kuyruğu, boncuk kaynak vb. ürünler satıyordu. işin ehlidirler, piyasa müvekkilidirler, diye düşünüp saçıma olabilecek alternatifleri soruverdim. mağaza sahibi saçlarımın etrafında döndü döndü döndü, bızıkladı, “bu saça kaynak olmaz ki ya boncuklar fersah fersah gözükür, kayar düşer de zaten,” dedi. :( zaten ümidim yoktu, diye çıtayı yükseltmemişken aldığım taçla beraber kasaya gittim. kasada mağaza sahibi bana, o sihirli sözcükleri söyledi, “fakat, mikro kaynakları araştırabilirsiniz, biz satmıyoruz çünkü uygulama yapan merkezler özel hazırlattırıyorlar.” o an için işime gelmemişti bu durum. kaynak mı kaynak sonuçta. o da aynı bokun lacivertidir, para tuzağıdır, dedim ve kırdım dizimi oturdum aşağı.

    fakat ben otursam ne olur. google arama motoru rahat durur mu? birkaç zaman sonra merakımdan araştırmaya başladım. internette gördüğüm fotoğraflara, izlediğim videolara ciddi anlamda inanamıyor çoğunun montaj hilesi olduğunu düşünüyordum. araştırdıkça içime daha çok oturuyordu. hiç değilse küçük bir hevesimi geçici de olsa alabilirdim. şeytan git gide dürttü. şeytan da demeyelim açıkçası aleni bir hevesti zaten benimki. :(

    sonunda bu mikro saç kaynağı denilen mereti yaptırmayı kafama koymuştum. ancak ne olursa olsun güvenemiyordum. ince telli saça deva olduğuna ikna olmam için canlı canlı görmem lazımdı. aylarca araştırdım. istanbul’da arayıp sormadığım merkez kalmadı. adım resmen azılı saç kaynak psikopatına çıkacaktı. en büyük derdim ve kıvranmam ise süslü laflarla oyunlarla korkunç bir sonuç almak ve karşılığında da iyi bir ödeneği çöpe atmaktı.
    gel zaman git zaman, beni bu işe ikna eden yer ise, eskişehir’de sadece öylesine alelade saç kırıklarımı aldırmak için girdiğim bir kuaför oldu. saçlarım kesilirken gözlerim arka panoda asılı saçlara ilişti. görevliye sordum, “onlar boncuk mu?”
    boncuk değil bilakis mikro kaynak olduğunu söyledi. işim bittikten sonra beni bilgilendirmesini ve detay vermesini istedim. kaynakları göstermesini istedim. gayet güzel detaylandırma ve bilgi verdiler fakat beni en çok şu cevapları ikna etmişti. “ince telli saçta bu kadar yoğunlukta takılan saç potluk yapmaz mı? bizim gibi saçları olanlar istinai durumlardır sanırım.”
    ve eleman şunu söyledi. o problemsiz ve yoğun olarak görülen saçlar artık eskide kaldı. birçok kadının saçı doğuştan kalın veya normal telli saça sahip olsa da zamanla yaptırılan işlemlerden ötürü kedi kuyruğu kadar ve incecik saçlarla kalıyorlar-mış. dediği mantığa uygundu. dükkanlarında bu işlemi uyguladıkları birçok kişinin saçları ya yanmış, seyrelmiş ya da incelmiş kişiler imiş. üstelik son yıllarda erkekler bile bu saç kaynağını dolgunluk vermesi adına tercih eder olmuş!
    “ulan,” dedim, “ben bu oyunu bozarım.”
    kuaförle anlaştım. işlerimin aksaması, telaşeler, koşturmaca, derken bu hafta için sözleştik ve bana bu vaatleri veren kuaför dükkanına gittim.
    fakat bu süreçte de psikopat gibi kuaförün instagram sayfasındaki tüm micro kaynak işlemlerini hatmettim. allah için biri kalkıp dese ki, mitoloji kalk gel şu kaynak işine biz de girelim, gözüm kapalı yapmaya başlardım.

    büyük tedirginliklerle oturduğum koltuktan, çocukluktan bu yana içimde kalan hevesimin gerçekleştiğini görerek sevinçle kalktım. sonuca inanamadım. kendi saçımdaki takılan saçların hissiyatı dışında dışarıdan söylemesem fark edilecek gibi değildi. ince telli saçlarım artık sönük ve donuk değil baş döndüren dolgun saçlar olmuştu!
    2 gündür aynada şekilden şekile soktum saçlarımı. ördüm, bozdum, topladım, taradım. müthiş bir mutluluk! tarifi imkansız.
    tek büyük sıkıntısı, yıkadığınızda artık başınıza ağır gelecek olması. ben bir ara kafamın beni geriye çekip ağırlıktan düşüreceğini sanmıştım. şimdi şimdi saçların ağırlığına da alıştım sayılır. :)

    imkanınız varsa iyi bir araştırmayla yaptırmanızı tavsiye ediyorum.
    ben bu araştırma sürecinde şunları sordum soruşturdum sizin de aklınıza ilişsin:

    ince telli veya yıpranmış, seyrelmiş saçlarım var. bu kaynaklar saçlarımda belli oluyor mu?
    kullanılan saçlar gerçek mi sentetik mi?
    kullanım açısından zorlukları nelerdir?
    işlemi yaptırdıktan sonra aldığım saçları tekrar kullanabilme imkanım var mı?
    saç tipime göre saç seçiliyor mu? -ki en önemlisi de budur. saçınız incedir ve size kalın telli bir saçın takılması durumunda olacakları tahmin ediyorsunuzdur. benim saçlarıma uygun düşebilecek ince telli saçlar seçildi yine-
    ve birçok merkezi aradıktan sonra muhakkak ücret karşılaştırması da yapın. ben bunu araştırırken fahiş fiyat verene de denk geldim piyasanın çok altında “ucuz” fiyat vereni de gördüm. fahiş fiyat verenlerin açıklamaları gerçek saçların yanı sıra, ki bunu açıklaması elzem zaten, yok “bizim uygulamamız daha iyi en güzel biz uyguluyoruz”dan öteye geçmiyor, fakat piyasanın altında fiyat söyleyenler de sentetik saç karıştırdıklarını belirtiyorlar. belirtmeyen de zaten yalan söylüyordur.
    bunlara dikkat etmeniz yeterlidir.

    aylar sonra edit: arkadaşlar merak edip birçok yazar arkadaşımı üstteki yazdıklarımı tekrar tekrar soruyorlar. sorulan soruların cevabı zaten yazıda mevcut. uzun diye okumaya üşeniyorsanız zaten vereceğim cevap da bir o kadar uzunlukta olacak. tüm ayrıntılı deneyimlerimi belirttim burada.

    son gözlemimi de aktaracak olursam, 3 ay rahat kullandım kaynakları. bu süreçte bakım ve fönünü de eksik etmedim. çıkarttığımda saçlarımda bir kırılma ya da zarar söz konusu değildi. çok memnun kaldım ve yaz bitiminde tekrar taktıracağım.

    not: kuaför ismi paylaşmıyorum. amacım reklam yapmak değil.