şükela:  tümü | bugün
  • klasik belgesellerdeki gibi pek bir halt ogrenilmiyor "narrative" olmadigindan, onun yerine gorsel olarak harika bir suru kisa cekimin, pek bir plan program olmadan ardi ardina montajlanmasi denilebilir bunun icin. gercekten de cekimler tek baslarina akil almaz derecede guzeller, ama sahnelerin birbirine baglanmasina ve caktirmadan mini-senaryolar yapilmasina ya ugrasmamislar ya da mumkun olmamis. gerci sikilmaya basladiginizda da film bitmis oluyor.

    ote yandan izlerken hic de "herseyin en guzeli dogada" tadinda ulvi duygularla dolmadi icim. aksine bir sevindim bir sevindim su illet yasamdan kurtuldugumuza. ne bu boyle kardesim, surekli kosusturmaca, abuk bir toprak parcasini tasimak icin kicini yirtmalar, bir damla yagmur suyunda bogulmalar, sumuklu sumuklu sevismeler, ayni orumcek agina iki kez ustuste takilmalar... cekilecek dert degil bunlar, yatip kalkip 5 saniyede bir olum korkusu yasamadiginiza sukredelim.

    akilda kalanlar arasinda sumuklu boceklerin sahnesinden cokca bahsedilmis ama benim favorim, herkesin onundekini izledigi tirtil treninin cember haline gelmesi. tam bir "dogal" gerizekalilik ornegiydi ama cemberin nasil bozuldugunu da gormek isterdim. orumcegin cekirgeyi iki saniyede sarip sarmalayip, nevresimlerin yanina kaldirmasi da iyiydi hostu da, o bocekten alacagi enerji, mumyalama isleminde kullandigi kadar agi tekrar uretmek icin yeterli olmayacak gibi bir his var icimde. resmen hunharca ag ormenin karsiligiydi gordugumuz. yeni dogan arinin deneme bir ki diyerek durdugu yerde kanatlarini calistirmasi da iyiydi ama ucmayi ogrendigini goremedik. (iste mini senaryo derken buna benzer birseyler kastediyorum, mesela o ari ucsa sonra bir kusa yem olsa, kus daga kacsa, dag yansa bitse kul olsa)

    aslinda bosverin tirtil trenini, en mukemmel sahne hala ne oldugunu tam anlayamadigim bir tanesi. orumcegin teki bir av yakalamis ve suyun altina inmis. fakat bu orumcegin kicinda yanar donerli bir alet edevat var, onu suyun ustune cikarip sanirim icine hava dolduruyor ve suyun hemen altinda otlarin arasina bu hava kabarcigini salarak hapsediyor. bunu birkac defa yapinca icine giriyor ve agzina su kacmadan avini orada yiyebiliyor. herif resmen kendine mutfak yapiyor yani suyun icinde. en azindan ben buna inanmak istiyorum, bozmayin keyfimi.

    bu arada filmin basrol oyuncularindan olan suyun yuzey gerilimi iyi is cikarmis. ne kadar damla varsa boncuk boncuk, ne kadar bortu bocek varsa hepsi carsaf gibi gerilmis suyun ustunde yuruyup duruyorlar. bunu gosteren yakin planlar cok iyi olmus. filmin diger basrol oyuncusu ve asil kotu adami, karinca dusmani kusa ise dikkat, simdiden gelecek vaadeden bir yildiz.
  • bokböceği oskar almalıydı dedirten film.
  • sinema tarihinin en başarılı erotik sahnesi bu filmdedir:"salyangozların düeti"
  • uc uc böceginin ciftle$me sahnesinde annemin "teknik ayni" yorumu ile gülmekten kendimi kaybetmeme sebep olmu$ sakin film.
  • adı micro olsa da macro çekilmiş olan film.
  • uğurböceklerinin doggy style çiftleştiğini, sümüklüböceklerin ön sevişmelerindeki sehveti ve bunlar gibi nice gizemli ayrıntıyı, nefes nefese izleyebileceğiniz, macera, gerilim, erotik, romantik, komedi temalarının hepisiciğini içinde barındıran film.

    ayrıca sümüklü böceklerin sevişmesindeki şehveti gördükten sonra alpay erdem in salyangoz a aşık olup, onunla sevişerek onu öldüren adamı anlattığı hikayesine (bkz: hasta ruh ismail) bunun ilham verdiğini düşündüm umarsızca.

    stv nin bir an önce filmi güzide ekibiyle dublajlayıp islam alemine kazandırmasını temenni ediyorum.
    (bkz: stv belgeselleri)
  • 1)en kucuk duzeydeki evren
    2)super bocek pornosu.hayatimda saatlerce bocek izleyecegime inanmazim ama insani resmen dunyadan soyutlayip olaylara dalip gitmesine sebep olan bir film.
    3)ote guzellikteki iki salyangozun sevistigi sahnesiyle insanda derin izler birakan film.
  • salyangoz denen hayvani daha da sevdiren film
  • bocekler alemini super yansitmis olan bir fransiz belgeseli...belgesel bir karincanin kafasina bir yagmur damlasinin agir cekimle dusmesini gostererek baslar..karinca resmen $u tavri sergiler: ilk once yagmur damlasi kafasina dusunce boynunu hafiften asagi dogru eger,sonra kafasini bi saga sonra sola hafiften sallar,sonra yukari bakar,,,"nooluyoruz yaaaaa" kim atti lan kafama su? " dercesine.....super ayrinti sergilemeyi basarmis bir belgeseldir...heryerde anlatirim,,,hermafrodit olan sumukluboceklerin kirk yilin basi bulusabildikleri anda ciftlesmeye baslamalari,ve agir cekimde bu ciftlesmeyi bize bir opera esliginde aktarmis olmalari da buyuleyiciydi diyebilirim....
  • keşke her böceğin adını ilgili sahnelerde veya bir başka menüde görebilseydik dediğim film. kimini tahmin ediyoruz, kimini sağda solda görüyoruz; ama kimini hiç bilmiyoruz.