şükela:  tümü | bugün
  • defalarca bıkmadan izlediğim, son derece keyifli bir filmdir.

    film birbirinden eğlenceli karakterlerle dopdoludur.
    bu yüzdendir ki filmin asıl başarısı de niro'dan ziyade senaryosudur.

    jack (robert de niro) deri ceketini film boyunca sırtından çıkarmaz. bozuk saatini de kolundan.

    alonzo mosely esprisi altında geçen sahneler ne kadar leziz ise,
    jack'in eski karısı ve kızı ile buluşma sahnesi de bir o kadar etkileyicidir
  • filmdeki en ilginç nokta, o yıllarda her yerde sigara içiliyo olmasıdır. otobüste, polis karakolunda, hava alanında ve hatta uçakta. sigaranın "yasak" olduğu bir yer yoktur ve karakterler elinden sigarayı bırakmaz.
    ayrıca marvin ve mosely arasındaki diyaloglar yer yer kahkaha attırır...
  • kadri kıymeti gereğince bilinmeyen bir martin brest filmi. afişine bakıp, burun kıvıran ve bildik bir polisiye bekleyen izleyiciyi fena halde yanıltan, oyunculuklarıyla olsun (en iyi dönemindeki robert de niro, hayatının rolüyle charles grodin, sonra john ashton, dennis farina, ve tabi ki yaphet kotto), iç gıcıklayacı finaliyle olsun, macera-aksiyon-komedi türleri arasında gezinirken her bir türün dozajını kararında ayarlamasıyla olsun; nazarımda yeri apayrı olan bir eserdir. öyle güzel anlatır ki ana fikrini; parayla her şeyi satın alamazsın.
  • hayatını insan avıyla kazanan eski polis jack walsh (robert de niro ) için jonathan “the duke” mardukas’ı(charles grodin) bulup getirmek çok kolay gözüküyor. aslında öyle; hatta kolaydan daha kolay. çok ama çok kolay...
    l.a den new york’a. onları ölü isteyen mafyadan, onları ölümüne canlı isteyen fbi’a ve sonrasına... bütün bu unsurları suç merkezinin dışına atarak koyu kahve dibi yansıması artık bölgeleri her zamankinden iyi kullanan, doğuştan “cool” bir film var burada. yönetmen martin brest (beverly hılls cop) türü iyi özümsemekle kalmıyor bu özümsemenin dışa vurum aşaması john asthon’un “lanet herif yine sigaramı çaldı” veya yaphet kotto’yla karşılaşan meslek dışı bireylerin “burada herkesin adı mozli’mi” tarzı gevelemeleriyle kendi zirvesini baştan dekore ediyor.de niro her zamanki kadar iyi fakat grodin tam formunda, çok içten ve kesinlikle bir destek kuvvet olmanın çok ötesinde. gerçek hayatta eski bir polis olan dennis farina’nın eski l.a günlerinden danny elfman’ın ruh çıkarıcı müziğine kadar her şey, kurşun geçirmez yelek misali “standart uygulama”
  • televizyon karşısında yatarak izlenecek filmdir. kendinizi çocukluğunuzda, mesela bizim yazlıkta yemeğinizi bitirdikten sonra efelere gitmiş de onların mutfaktaki televizyonundan neriman babaannenin yaptığı tatlıları yerken film izliyormuşsunuz gibi hissettirir.
  • 1988 yılı yapımı güzel film;
    istenirse pek çok ders çıkarılabilir ama tenefüsteymişçesine * keyif almaya da bakılabilir
  • başrolünde robert deniro'nun bir kelle avcısını oynadığı roadmovie&komedi karışımı bir film.ustaca yazılmış diyalogları ve oyuncuların iyi performansları (özellikle alanso moslie rolündeki zenci amca) filmi defalarca izlenir kılıyor.her izlediğimde takılır,güler,rahatlarım.

    değeri bilinmez sanki...
  • sinema tarihinde muhtemelen en fazla "cadillac" bu filmde görünmektedir. filmde bol miktarda araba görünmektedir ve bu arabaların hemen hemen tamamı cadillactır.
  • nur topu gibi galatasarayli troll. and the midnight run goes to... donuz list.
  • robert de niro ve charles grodin'in başrollerinde harikalar yaratığı 88 yapımı yol komedisi.

    bakmayın yaptığım bu sığ tanımlamaya çünkü bu film benim kişisel listemin en üstlerinde yer alır.

    sanat sepet, dizi, tiyatro işleriyle içli dışlı bir adam olarak (yazar burada bu işlerden anladığını ima ediyor.) rahatlıkla söyleyebirim ki enfes bir filmdir.

    öyle tarkovski, bergman, ozu falan deyip burada entelektüel birikim falan kasmadan rahatlıkla söyleyebilirim ki bu filmin seyir duygusu, ot bok üstüne sohbet edip, anlamlı, anlamsız herşeye güldüğünüz, kendinizi inanılmaz şekilde rahat ve huzurlu hissetiğiniz güzel dostlarınızın yanında olmaya benziyor benim için.

    değeri pek bilinmemiş filmlerdendir. de niro hayranı biri olarak ilk üç de niro filminden biridir benim için. normalde sorsalar 'taxi driver, kızgın boğa, baba, sıkı dostlar'' falan der çoğunluk insanlar sevdikleri de niro filmleri için hem sinemasal değerleri, hem yönetmenleri, hem de yoğunluk ve derinlikleri bakımından. ama bu filmi görene kadar efenim o tavır.

    kısacası değeri bilinmemiş inanılmaz keyifli, eğlenceli, sürekleyici, tekrar tekrar izlenecek filmlerdendir ''geceyarısı avı''.

    hele ki ajan mosely'nin her olaydan sonra etrafa attığı bakışları efsanedir.