şükela:  tümü | bugün
  • önce herşey alınan ıvır zıvırları park yerine kadar alışveriş arabasıyla çıkarmakla başlar..sonra madem buraya kadar çıkardım neden yolun karşısındaki minibüs durağına kadar da götürmeyim sorusu ister istemez gelir akla, güvenlik görevlisi kontrol edilir, etraftaki duyarlı vatandaşçıklar kolaçan edilir, ortalık sakinse alışveriş arabası durağa götürülür ve minibüs beklenir. minibüs gelince yüzsüzlüğün boyutu şoför amcaya "abi arabayı da alır mısın minibüse?" diye sormaya kadar vardırılır ve şoför amca "getir getir" der demez araba kucaklanıp minibüse atılır ve suç mahali derhal terk edilir.
  • metrocity migros'ta oldukça rahat yapılabilen eylem. kimse dönüp bakmayacak, napıyosunuz kardeşim? diye sormayacaktır lakin 5 kişi arabaya çıkıp etiler'e kadar trafikte çılgın ataraktan gitmek, arabayla duygusal bağ kurup evin önüne motor kilidiyle bağlamak, sahiplenmek falan aşırı tepkilerle karşılaşmanıza yol açabilir.

    muhtemel tepkilere karşı edit: araba ertesi gün en yakın migros'a teslim edilmiştir*
  • hirsizliktir.
  • carrefourun 1 ytl -depozit- karsiliginda verdigi sepetler ile cozum buldugu masum suc.
  • oldukça gereksiz bir eylem.
  • belediyeye ait bankı çalmak kadar marjinal bir eylemdir.

    (bkz: öğrenci evi)
  • kitap fuarı başlamadan evvel organize bir suç olarak gerçekleştirmek istediğim eylemdir.
    fuara gidersiniz şunu alayım, bunu da alayım derken eliniz kolunuz dolar, taşıyamaz olursunuz. daha gezmek istediğiniz onlarca stand varken taşıma kapasitenizi doldurduğunuzdan dolaşmayı bırakırsınız.
    oysa en azından fuar süresince misal 1 ytl karşılığı alışveriş arabası kiralasalar, alınan kitaplar içine
    konsa elde kahve bardakları ile keyifli keyifli gezilse yeni kitaplar keşfedilse, imza kuyruklarında huzurla beklense, yazarlarla rahat rahat sohbet edilebilse...hem organize suçlara da mahal verilmese..
  • taksiye binecek para bulamayinca, e evde yakin sayilirsa oh ne ala ne ala; biraz tingirdiyor,arada kontrolu zorlasiyor, az da cevreden ilgi topluyor ama sonradan apartman girisinde dekoratif amaclar ile muhafaza edilmesi "deger be!" dedirtmiyor degil.
  • atasehir civarinda, bazi kendini bilmez kokos teyzelerin yapmakta beis gormedikleri bir tür hirsizliktir. alirlar arabalari, posetlerini evlerine kadar gotururler, alisveris arabasini da binanin onunde terkederler. binanin onu kisa surede bir alisveris arabasi mezarligina donusur sonra. bu sebepledir ki, disari cikarken dikkatli olmak, bu sefil calinti zamazingolara takilip dusmemek gereklidir. sanki usaklari var onlari arkalarindan toplayacak. madem getirdin, geri de gotur.
  • lise zamanında yaptık bu eylemi. o zamanlar jackass çok popüler değildi, biz de çok zorlayıcı olmayan jackass skeçlerini okulda yapmayı planlıyorduk. jackass the movie de yeni sinemalara gelmişti. biz de mahalleden (aynı zaman da aynı okuldan) 4 arkadaş dahiyane planlar kurduk. plan, migrostan alışveriş arabasını kaçırmak ve okuldan sonra bu arabayla birlikte videolar çekmek akabinde yeni bir fenomen başlatmak..

    bu dört arkadaştan birinin ailesi genelde aylık alışveriş yapar, sonra bir ay boyunca migros'a uğramazlardı. yine böyle bir aylık alışveriş zamanında ben de alışveriş ritüeline katıldım. uzun bir alışveriş eyleminden sonra poşetleri arabaya elle taşıyamayacağımız için otoparka kadar bu alışveriş arabasıyla taşıyalım dedik. görevliler de poşetlerin fazlalalığını görünce kabul etti. plandan zerre haberi olmayan arkadaşın annesi de tesadüf olsa gerek arabasını otoparkın en ucuna, yani girişten en uzağa park etmişti. alışveriş arabasını, arabanın yanına kadar götürdükten sonra poşetleri bagaja yüklemeye başladık. arkadaş o esnada annesine yürüyerek yürüyerek döneceğimizi, poşetler için kardeşinin yardım edeceğini söyledi. böylece arkadaşın annesi arabaya binip gitti. biz de alışveriş arabasıyla başbaşa kaldık.

    birimiz arkayı gözetlerken diğerimiz ses çıkarmadan arabayı çıkışa doğru sürüyordu. son anlara doğru artan gerilim, bizim artan bir ivmeli hareketle karşı siteye girmemizle son buldu. o son anlardaki gerilimi hala hatırlarım (gerçi tüm olayı hatırlıyorum ya, neyse). biz arabaya kavuştuk, araba bize kavuştu. o gün arabayı bizim apartmanın bodrumunda sakladık. ertesi gün diğer iki arkadaş da bize katılıp okul çıkışı okula götürmüş ve sırayla arabanın içine binip oradan oraya savrulmuştuk. okulun yokuşunda* jeneriklik sahnelere imza atmıştık.

    sonra ne mi oldu? yokuştan inişlerden birinde arkadaş takla atıp kolunu kanatınca diğerlerimiz tırstı ve alışveriş arabasını bizim apartmanın bodrumuna geri koyduk. çektiğimiz videolar da zamanla o format senin bu format benim diyerek bilgisayarlarımızdan kayboldu. bu olayın üzerinden 6 sene geçti ve alışveriş arabası hala orada durmaktadır.. şimdi bakıyorum birimiz bir şirkette çalışmaya başladı bile, diğerimiz kendini sanata adadı. ben mezuniyet için kastırıyorum artık. diğer dördüncü elemandan haber yok, en son adana'da olduğuna dair haberler aldık.