şükela:  tümü | bugün
  • "there are two types of sacrifices: correct ones and mine" diyerek fedalarını açıklamış insan. oyunlarının çoğunun analizlerinde de fedalarının hatalı olduğu görülmüş fakat soğukkanlı olamayan rakipleri doğru hamleleri bulamayıp yenilmişlerdir

    baştaki sözü türkçeye kimileri tarafından "önce fedayı yap, sonra düşünürsün" olarak çevrilir
  • the magician diye bilinir hatta kendisi icin baska bir grandmaster "o taslari elleri ile degil, sihirli degnegi ile hareket ettiriyor" demistir. satranc tarihinin bobby fischer ile birlikte en agresif oyununu oynayan oyuncusudur. beraberligin yetecegi durumlarda bile kazanmak icin oynamistir.
  • "önce feda et, sonra düşün" sözünün sahibi. oyun karakterinin aksine çok sakin yaradılışlı olduğu söylenir. arkadaşı vasiukov istanbula geldiğinde onun hakkında "hiç tanımadığı bir insan onu gecenin yarısı uykusundan uyandırıp satranç oynamayı teklif etse, hiç itiraz etmeden sabaha kadar oynayacak karakterdeydi" demiştir.
  • dünya satranç şampiyonu botvinnik'in riga'yı ziyaret ettiği sıralarda bir gün evinin kapısı çalınır. kapıyı botvinnik’in eşi açar. koltuğunun altına satranç takımı sıkıştırmış 12 yaşında bir çocuk, dünya şampiyonuyla maç yapmak istediğini söyler. ama cevap acımasızdır: “botvinnik uyuyor!”

    bu olaydan tam 12 yıl sonra botvinnik dünya şampiyonluğu unvanını 24 yaşındaki bir satranç oyuncusuna karşı kaybeder. botvinnik’i devirerek aynı zamanda ‘dünyanın en genç satranç şampiyonu’ unvanını da kazanan riga’lı yeni şampiyonun adı mikhail tal’dir. yani yıllar önce botvinnik’in evinin kapısından, koltuğunun altındaki satranç takımıyla kibarca kovulan küçük mikhail..

    edit: böyle hikayeleri çok seviyoruz, ne var ki bu olayın yaşanmadığını bir süre önce öğrendim, aradan 16 yıl geçtikten sonra da kendimi tekzip ediyorum. tal’in o zamanki en genç dünya şampiyonu olduğu doğru, botvinnik’i unvan maçında 24 yaşındayken yendiği doğru, botvinnik’in riga’ya tatile geldiği doğru, tal’in onunla maç yapmak istediği doğru, ancak botvinnik’in kapısından kovulduğu yanlış. zira tal’in ebeveynleri “öğlenin bu sıcağında ne işin var dışarda, elalemin çocukları hep uykuda, dünya şampiyonunu büyüyünce yenersin, hem ödevlerini yaptın mı sen velet” diyerek tal’e engel oluyor. gazetecilerin bir uydurması bu olay. yani gerçek değil, ama iyi uydurulmuş... beni aydınlatan deforme adlı yazara teşekkür ederim.
  • mikhail tal'ın sovyet şampiyonalarından birinde büyük usta vasiukov ile oynadığı oyun “the hippopotamus game” olarak bilinir. oyunun bir safhasında atını feda etmek durumundadır, bir çok mümkün varyasyon vardır, ancak bunların sonuçlarını düşündükçe, atı feda ettiği zaman hiçbir şey elde edemeyeceğini de görür. ne yaparsa yapsın, rakibi, karşılık olarak iyi bir hamle yapacaktır. aklı dağılır ve bambaşka düşünceler içinde iken, aniden çocuk şiirleri yazan korney ivanovich chukovsky’nin, “the telephone” adlı absürd şiirinden, bir hipopotamın bataklıktan kurtarılmasının ne zor olduğu ile ilgili bir dörtlük, ilham gibi gelir aklına:

    yuck. just my luck/to get stuck/hauling a hippo/out of the muck!"

    etimolojik olarak da “nehir atı” anlamına gelen hipopotamla ilgili bu dörtlük, onu bambaşka yerlere sürüklemiştir. aynı zamanda bir mühendis de olan mikhail tal, artık tüm konsantrasyonunu buraya vermiştir: bir hipopotam, bataklıktan nasıl kurtarılır? aklına gelen çözümler arasında krikolar, manivelalar, helikopter ve hatta ip merdiven dahi vardır. uzun uzun düşündükten sonra, bu kurtarma operasyonu ile ilgili yenilgiyi kabul eder ve “boğulacak, çare yok” diye düşünür. aklına düşen “bataklıktaki at”ı feda ederken, aynı zamanda, satranç tahtasındaki atı da feda eder. kazanan tal olur. ertesi gün gazetelerde kendisinin, 40 dakika düşünüp hesap yaparak, atı feda edip son derece başarılı bir hamle yaptığını eğlenerek okuyacaktır.
  • (bkz: tal)
  • satrançta atak oyunun 2 dehasından biridir. diğeri için (bkz: alexander alekhine)
  • satrançta daha rakibini tanımadan taş feda edip sonra da boyun eğenlerin kendini karıştırdığı kişidir tal.
    futbolda nasıl tanrının eli gibi bir kavram varsa onun yaptığı fedalar da tanrının fedası gibi bir kavramla açıklanabilir ancak.
    bir de kendisinin "önce feda et, sonra düşün" sözüne bakarak, dediğimi yap yaptığımı yapma lafını tal için tam tersi anlamda kullanmak gerekir. tal'ın dediğini yapmayın ama yaptığını (yapabiliyorsanız) yapın.
  • belki kasparov, cabaplanca ve botvinnik gibi tüm zamanların en iyi oyuncusu olarak gösterilmiyor, ama bu isimler de dahil olmak üzere, satrancı tal kadar büyüleyici oynayabilen kimse yok. tal'ın satranç oynamasını izlemek, maradona, veya messi'nin futbol, jordan'ın basket oynamasını izlemek gibi.

    bunun yanı sıra, satranç oynayan veya turnuvalara katılan bir oyuncunun, maçlarından önce izlememesi gereken satranç ustasıdır: insan gaza gelip, aklından "tal olucam ben" diye geçirerek gereksiz fedalar yapabiliyor, dolayısıyla da oyunu kaybediyor.
  • hakkında en fazla konuşulan, en efsaneleşmiş, en fantastik dünya satranç şampiyonudur. şampiyonluk tacını sadece 1 yıl taşımış olmasına rağmen, bütün dünya şampiyonlarından -kasparov dahil- daha fazla hayranı vardır.

    onu özel kılan şey; bugün de satranç için büyük bir sorun haline gelen teorik varyantların, sıkıcı-ruhsuz partilerin ve beraberlik oyunlarının hegemonyasını yıkmasıdır. müthiş hayal gücü, korkunç saldırı ve kombinezon yeteneği ile rakipleri için bir kabus olmuş olmasıdır. bu haliyle adolf anderssen'in liderliğindeki 1900'lü yılların başında zirve yapan romantik ekolün ruhu onunla geri dönmüştür. ve kuşkusuz, bütün genç satranççıların, heyecan arayanların bir anda idolü haline gelmiştir tal.

    partileri incelendiğinde yaptığı birçok kritik ve göz kamaştırıcı hamlenin aslında hatalı olduğu sonradan görülmüştür. fakat tal'in, bu hamlelerini oyun esnasında çürütmek için, sinirlerinizi hakim olmanız ve çok iyi hesap yapmanız gerekmektedir. fakat bunu tal'e karşı başarmak ineredeyse mkansızdır. çünkü o bu tür kombinezonlarını başlatan fedaları, genelde rakibini zeitnota soktuğunda ya da iyicene hırpaladığında yapardı. beklenmedik fedalar, umulmadık sıradışı konumsal hata gibi görünen manevralarla rakibinin sinirlerini adeta siker atardı. böyle bakınca, aslında tal'in psiklojiks atranç hususunda en az lasker kadar iyi olduğunu da görebiliriz.

    kısacası tal; bilgisayarların hegemonyası altında yoluna devam eden satrancın insan ruhudur. duyguların ve isyanın romantik şampiyonudur. o satrancın altın çocuğudur.